Blog

  • Acil Müdahale Seti

    İşyerlerinde sağlık ve güvenlik dendiğinde akla ilk gelen unsurlardan biri, acil durumlara hazırlıklı olmaktır. Kalp krizi, anafilaktik şok, ciddi travmalar ya da solunum sıkıntıları gibi ani gelişen sağlık sorunlarına karşı zamanla yarışılır. Bu noktada, işyeri hekimlerinin ve sağlık birimlerinin en büyük destekçisi hiç şüphesiz “Acil Müdahale Seti”dir.

    Bu yazımızda, Türkiye’deki ilgili mevzuatlar doğrultusunda hazırlanmış Acil Müdahale Setinde Bulunması Zorunlu İlaç, Malzeme ve Cihaz Listesi üzerinde duracağız. Belge, işyeri sağlık birimlerinin olmazsa olmazı olan bu setin içeriğini detaylı bir şekilde ortaya koymakta ve doğru uygulamalar için yol göstermektedir.

    Mevzuat Temeli: 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

    İşyerlerinde acil müdahale hazırlıklarının temelinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yer alır. Kanunun 11. maddesi, işverenlerin olası acil durumlara karşı hazırlıklı olması gerektiğini açıkça belirtir. Ayrıca “İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik” gereği işveren; acil durumların belirlenmesi, önlenmesi, acil durum planlarının hazırlanması ve gerekli ekipmanların sağlanmasından sorumludur.

    İşte bu noktada, acil müdahale seti devreye girer. Özellikle 50 ve daha fazla çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde, bu setin eksiksiz bulunması hayati önem taşır.

    Acil Müdahale Setinde Neler Var?

    Belgeye göre acil müdahale setinde ilaçlar, tıbbi malzemeler ve cihazlar olmak üzere üç ana başlık altında toplanmış gereçler yer almakta. Her bir kalem için minimum ve maksimum stok seviyeleri belirtilmiştir. Bu, hem gereksiz yığılmayı hem de eksikliği önlemeye yönelik akıllıca bir uygulamadır.

    1. Hayat Kurtaran İlaçlar

    Sette yer alan ilaçlardan bazıları:

    • Adrenalin ve Atropin: Kalp durması ve şok durumlarında vazgeçilmez.
    • Cordarone, Beloc, Dobutrex: Aritmi ve kardiyak aciller için.
    • Ventolin, Diazem, Dormicum: Solunum yolu acilleri ve krizlerde kullanılır.
    • Sodyum Bikarbonat, Kalsiyum, Heparin, Dextroz: Metabolik ve damar içi dengesizliklerde.

    Ayrıca steroid, analjezik ve antiemetik ilaçlar da setin içinde yer alır. Özellikle endüstriyel ortamlarda karşılaşılabilecek kimyasal maruziyetler ve alerjik reaksiyonlara karşı Avil ve Prednol gibi ilaçlar önemlidir.

    2. Cihazlar ve Tıbbi Ekipmanlar

    Cihazlar arasında en kritik olanı kuşkusuz Defibrilatör. Hayat kurtarıcı bu cihazın her katta erişilebilir olması gerektiği özellikle vurgulanmıştır. Ayrıca:

    • Aspiratör cihazı, Nebulizatör, Oksijen tüpü
    • Ambu, Laringoskop, Endotrakeal tüpler
    • Airway seti, Aspirasyon sondaları, Oksijen maskeleri

    Tüm bu ekipmanlar, solunumu durmuş ya da zayıflamış bir hastaya müdahalede kullanılır.

    3. Sarf Malzemeler

    İğne ucu, enjektör, serum seti, turnike, eldiven, flaster, sargı bezi gibi temel sarf malzemeleri acil müdahalede süreci kolaylaştırır. Ayrıca idrar sondaları, kan alma tüpleri, pamuk, bisturi gibi detaylar da unutulmamıştır.

    İşyeri Hekimlerinin Sorumluluğu: Hazırlık, Takip ve Güncelleme

    Setin hazırlanmasından ve sürekliliğinden doğrudan birim sorumluları ve dolaylı olarak işyeri hekimleri sorumludur. Belgede belirtildiği üzere:

    • İlaç ve malzemelerin miktar ve son kullanma tarihleri haftalık olarak (her Pazartesi) kontrol edilmelidir.
    • Miadı dolmak üzere olan ilaçlar, öncelikli kullanım için etiketlenmeli veya ayrı kutulara alınmalıdır.
    • Tüm malzemeler belirlenen minimum ve maksimum seviyelerde muhafaza edilmelidir.

    Ayrıca narkotik ilaçlar kullanılacaksa, bunlar kilitli bir dolapta güvenli şekilde saklanmalı ve kayıt altına alınmalıdır.

    [box type=”warning” align=”” class=”” width=””]Pratik Bir Uyarı: Kategorilere Göre Düzenleme Önerisi Uygulamada pratiklik sağlamak için, ilaç ve malzemelerin kullanım amaçlarına göre bölümlendirilmesi önerilir:

    • Kardiyovasküler aciller için olanlar
    • Solunum yolu acilleri için ekipman ve ilaçlar
    • Şok ve alerjik reaksiyonlar için setler
    • Temel yaşam desteği ekipmanları

    Bu şekilde sınıflandırma, özellikle panik anlarında doğru müdahaleyi hızlandıracaktır.[/box]

    Hazır Olmak, Hayat Kurtarır

    Sevgili işyeri hekimleri, acil müdahale seti sizin sahadaki ilk yardım çantanız değil; bir kriz anında saniyelerle yarıştığınızda elinizdeki en güçlü silahtır. Doğru içerik, eksiksiz stok ve düzenli kontrollerle siz, işyerindeki en kritik güvence unsurlarından birisiniz. Unutmayın, önceden yapılan her hazırlık, acil bir durumda hayatla ölüm arasındaki fark olabilir.

    Bu nedenle acil müdahale setinizin her daim hazır, güncel ve erişilebilir olduğundan emin olun. Çünkü siz hazır olduğunuzda, işyeriniz de güvende olur.

    [box type=”download” align=”” class=”” width=””]

    ACİL MÜDAHALE SETİNDE BULUNMASI ZORUNLU İLAÇ, MALZEME VE CİHAZ LİSTESİ

    acil müdahale

    İNDİR[/box]

  • Çocuk ve Genç İşçi İş Sağlığı ve Güvenliği

    İş hayatına atılan çocuk ve genç işçi sağlığı ve güvenliği, hem ulusal hem de uluslararası mevzuatlarla koruma altına alınmıştır. Türkiye’de bu konu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Çalıştırma Yaşı ve Çocuk İşçilerin Çalıştırılma Usulleri Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmektedir. Bu düzenlemeler, çocuk ve genç işçilerin yaşlarına ve fiziksel gelişimlerine uygun işlerde çalışmalarını sağlamak ve onları iş kazaları ile meslek hastalıklarından korumak amacıyla hazırlanmıştır.

    Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Koşulları

    Çocuk İşçi (14 yaşını doldurmuş, 15 yaşını doldurmamış kişiler): Hafif işlerde çalıştırılabilirler. Eğitimlerini aksatmayacak şekilde çalışma saatleri düzenlenmelidir.

    Genç İşçi (15 yaşını doldurmuş, 18 yaşını doldurmamış kişiler): Fiziksel ve zihinsel gelişimlerine uygun işlerde çalışabilirler, ancak ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaları yasaktır. [tie_list type=”plus”]

    Çocuk ve Genç İşçi Çalışma Süreleri ve Koşulları

    • Çocuk işçiler günde en fazla 7 saat, haftada en fazla 35 saat çalıştırılabilir.
    • Genç işçiler için bu süreler günde 8 saat, haftada 40 saat olarak belirlenmiştir.
    • Gece çalışmaları ve fazla mesai çocuk ve genç işçiler için yasaktır. [/tie_list] [tie_list type=”checklist”]

    Çocuk ve Genç İşçileri Korumaya Yönelik Önlemler

    • Çalışma ortamı güvenli hale getirilmeli, riskli işlerden uzak tutulmalıdır.
    • İşyerinde ergonomik ve psikososyal riskler değerlendirilerek uygun çalışma koşulları sağlanmalıdır.
    • İşverenler, genç işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermeli ve onların işyerindeki haklarını bilmelerini sağlamalıdır. [/tie_list]

    Çocuk ve genç işçilerin günlük çalışma süreleri nasıl uygulanır?
    Çocuk ve genç işçilerin günlük çalışma süreleri, yirmidört saatlik zaman diliminde, kesintisiz ondört saat dinlenme süresi dikkate alınarak uygulanır.

    Okula devam eden çocukların eğitim döneminde ve okulun kapalı olduğu dönemlerdeki çalışma süreleri nasıl uygulanır?
    Okula devam eden çocukların eğitim dönemindeki çalışma süreleri, eğitim saatleri dışında olmak üzere, en fazla günde iki saat ve haftada on saat olabilir.

    Çocuk ve Genç İşçilerde İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları

    Çocuk ve genç işçi iş kazalarına ve meslek hastalıklarına karşı daha duyarlı oldukları unutulmamalıdır. Bu nedenle, çocuk işçilerin çalışabileceği sektörler belirlenmiş ve tehlikeli işlerde çalıştırılmaları yasaklanmıştır. İşverenler, bu kurallara uymakla yükümlüdür ve ihlaller halinde idari para cezalarıyla karşılaşabilirler.

    [toggle title=”Çocuk işçilerin çalıştırılabilecekleri hafif işler nelerdir?” state=”close”]

    Düşme ve yaralanma tehlikesi olabilecek şekilde çalışmayı gerektirecek olanlar hariç meyve, sebze, çiçek toplama işleri,

    Kümes hayvanları besiciliğinde yardımcı işler ve ipek böcekçiliği işleri,

    Esnaf ve sanatkarların yanında satış işleri,

    Büro hizmetlerine yardımcı işler,

    Gazete, dergi ya da yazılı matbuatın dağıtımı ve satımı işleri (yük taşıma ve istifleme hariç),

    Fırın, pastane, manav, büfe ve içkisiz lokantalarda komi ve satış elemanı olarak yapılan işler,

    Satış eşyalarına etiket yapıştırma ve elle paketleme işleri,

    Kütüphane, fuar, panayır ve sergi yerlerinde yardımcı işler (yük taşıma ve istifleme hariç),

    Spor tesislerinde yardımcı işler,

    Çiçek satışı, düzenlenmesi işleri.

    [/toggle][toggle title=”Genç işçilerin çalıştırılabilecekleri işler nelerdir?” state=”close”]

    Meyve ve sebze konserveciliği, sirke, turşu, salça, reçel, marmelat, meyve ve sebze suları imalatı işleri,

    Meyve ve sebze kurutmacılığı ve işlenmesi işleri,

    Helva, bulama, ağda, pekmez imalatı işleri,

    Kasaplarda yardımcı işler,

    Çay işlemesi işleri,

    Çeşitli kuru yemişlerin hazırlanması işleri,

    Küçükbaş hayvan besiciliğinde yardımcı işler,

    Süpürge ve fırça imalatı işleri,

    Elle yapılan ağaç oymacılığı, kemik, boynuz, kehribar, lüle taşı, Erzurum taşı ve diğer maddelerden süs eşyası, düğme, tarak, resim, ayna, çerçeve, cam ve emsali eşya imalatı işleri,

    Toptan ve perakende satış mağaza ve dükkanlarında satış, etiketleme ve paketleme işleri,

    Büro işyerlerinde büro işleri ve yardımcı işler,

    İlaçlama ve gübreleme hariç çiçek yetiştirme işleri,

    İçkili yerler ve aşçılık hizmetleri hariç olmak üzere hizmet sektöründeki işler,

    Diğer giyim eşyası, baston ve şemsiye imalatı işleri,

    Yiyecek maddelerinin imalatı ve çeşitli muamelelere tabi tutulması işleri,

    Yorgancılık, çadır, çuval, yelken ve benzeri eşyaların imalatı ve dokuma yapmaksızın diğer hazır eşya imalatı işleri,

    Sandık, kutu, fıçı ve benzeri ambalaj malzemeleri, mantar, saz ve kamıştan sepet ve benzeri eşya imalatı işleri,

    Çanak, çömlek, çini, fayans, porselen ve seramik imaline ait işler (fırın işleri ve silis ve quarts tozu saçan işler hariç),

    El ilanı dağıtımı işleri,

    Cam, şişe, optik ve benzeri malzeme imalathanelerinde üretime ilişkin işler (fırın işleri ve silis ve quarts tozu saçan işler, ısıl işlem, renklendirme ve kimyasal işler hariç),

    Bitkisel ve hayvansal yağların üretimi ve bunlardan yapılan maddelerin imaline ilişkin işler (karbon sülfür gibi parlayıcı veya tahriş edici çözücülerle yapılan prine veya benzeri yağlı maddelerin ekstrasyon yoluyla yağ üretimi işlerinde ekstrasyon kademeleri hariç),

    Pamuk, keten, yün, ipek ve benzerleriyle bunların döküntülerinin hallaç, tarak ve kolalama tezgahlarından ve boyama ile ilgili işlemlerden bölme ile ayrılmış ve fenni iklim ve aspirasyon tesisatı olan iplikhane ve dokuma hazırlama işleri,

    Balıkhane işleri,

    Şeker fabrikalarında üretime hazırlamaya yardımcı işler,

    Araçsız olarak 10 kg’dan fazla yük kaldırılmasını gerektirmeyen torbalama, fıçılama, istifleme ve benzeri işler,

    Su bazlı tutkal, jelatin ve kola imali işleri,

    Sandal, kayık ve emsali küçük deniz araçlarının imalatı ve tamiratı işleri (boya ve vernik işleri hariç).

    [/toggle][toggle title=”16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin çalıştırılabilecekleri işler nelerdir?” state=”close”]

    Toprağın pişirilmesi suretiyle imal olunan kiremit, tuğla, ateş tuğlası işleri ile boru, pota, künk ve benzeri inşaat ve mimari malzeme işleri.

    Kurutma ve yapıştırma işleri, kontrplak, kontratabla, yonga ağaçtan mamul suni tahta ve PVC yüzey kaplamalı suni tahta imali işleri ile emprenye işleri.

    Parafinden eşya imali işleri.

    Kuş ve hayvan tüyü kıllarının temizlenmesi,
    didiklemesi, ayrılması ve bunlara benzer işler.

     

    Plastik maddelerin şekillendirilmesi ve plastik eşya imali işleri. (PVC’nin imali ve PVC’den mamül eşyaların yapımı hariç)

    Mensucattan hazır eşya imali işleri (Perde, ev tekstili, otomobil ürünleri ve benzerleri).

    Kağıt ve odun hamuru üretimi işleri.

    Selüloz üretimi işleri.

    Kağıt ve kağıt ürünlerinden yapılan her türlü eşya ve malzemenin imali işleri.

    Zahire depolarındaki işler ile un ve çeltik fabrikalarındaki işler.

    Her türlü mürekkep ve mürekkep ihtiva eden malzeme imali işleri.

    [/toggle][toggle title=”Çocuk ve genç işçilerin çalıştırılamayacakları işler nelerdir?” state=”close”]

    Çocuk işçiler, genç işçiler ile 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçiler yukarıda ilgili bölümlerde tanımlanan işler dışında çalıştırılamazlar. Ayrıca yaş sınırlamalarına göre izin verilen işlerden olsa dahi, aşağıda belirtilen işlerde 18 yaşını doldurmayan işçilerin çalıştırılmaları yasaktır.

    Hazırlama, tamamlama ve temizleme işleri.

    Alkol, sigara ve bağımlılığa yol açan maddelerin üretimi ve toptan satış işleri.

    Parlayıcı, patlayıcı, zararlı ve tehlikeli maddelerin toptan ve perakende satış işleri ile bu gibi maddelerin imali, işlenmesi, depolanması işleri ve bu maddelere maruz kalma ihtimali bulunan her türlü işler.

    Gürültü ve/veya vibrasyonun yüksek olduğu ortamlarda yapılan işler.

    Aşırı sıcak ve soğuk ortamda çalışma gerektiren işler.

    Sağlığa zararlı ve meslek hastalığına yol açan maddeler ile yapılan işler.

    Radyoaktif maddelere ve zararlı ışınlara maruz kalınması ihtimali olan işler.

    Fazla dikkat isteyen ve aralıksız ayakta durmayı gerektiren işlerde,

    Parça başı ve prim sistemi ile ücret ödenen işler.

    Eğitim amaçlı işler hariç iş bitiminde evine veya ailesinin yanına dönmesine imkan sağlamayan işler.

    İşyeri hekimi raporu ile fiziki ve psikolojik yeterliliklerinin üzerinde olan işler.

    Eğitim, deney eksikliği, güvenlik konusunda dikkat eksikliği getirme ihtimali olan işler.

    Para taşıma ve tahsilat işler.

    4857 sayılı İş Kanununun 69 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen gece dönemine rastlayan sürelerde yapılan işler.[/toggle]

     

  • Kimyasal Maruziyetin Önlenmesi

    Kimyasal maruziyetin önlenmesi için neler yapılmalıdır? Ne zaman kimyasal maruziyet önlemleri alınmalıdır? Hangi işyerleri kimyasal maruziyet önlemi almalıdır?

    Kimyasal üretim, dolum, aktarım yapılan işlerde kişisel maruziyet, çalışanların işyerlerinde zararlı kimyasallara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalmaları söz konusudur. Kimyasallarla maruziyet, soluma, deri teması veya yutma yoluyla olabilir ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Türkiye’de bu konuda düzenlemeler, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bu kanuna bağlı yönetmelikler doğrultusunda yapılmaktadır.

    [tie_list type=”checklist”]

    Kimyasal Maruziyetin Önlenmesi için alınması gereken önlemler

    Risk Değerlendirmesi:

    • İşyerinde kullanılan kimyasalların türü, miktarı ve maruziyet yolları belirlenmeli.
    • Kimyasal risk değerlendirmesi yapılarak potansiyel tehlikeler ve maruziyet seviyeleri saptanmalı.

    İş Güvenliği:

    • Havalandırma sistemleri kurulmalı ve etkin bir şekilde çalıştırılmalı.
    • Kimyasal maddelerin güvenli bir şekilde depolanması sağlanmalı.
    • Tehlikeli maddelerin kullanımını minimize edecek süreç değişiklikleri yapılmalı.

    Kişisel Koruyucu Donanım (KKD):

    • Solunum koruyucuları, gözlükler, eldivenler ve koruyucu giysiler gibi uygun KKD’ler temin edilmeli ve kullanılmalı.
    • KKD’lerin doğru kullanımı ve bakımı konusunda çalışanlar eğitilmeli.[/tie_list]

      [tie_list type=”plus”]

    Maruziyetin İzlenmesi ve Kontrolü

    Periyodik Sağlık Kontrolleri:

    • Çalışanların sağlık durumları düzenli olarak kontrol edilmeli.
    • Kimyasal maruziyetin sağlık üzerindeki etkilerini belirlemek için biyolojik izleme yapılmalı.

    Çevresel İzleme:

    • İşyerinde kimyasal maddelerin seviyeleri düzenli olarak ölçülmeli.
    • Ölçüm sonuçları iş sağlığı ve güvenliği standartlarına uygun olmalı.

    Eğitim ve Bilgilendirme:

    • Çalışanlara kimyasal maddelerin tehlikeleri ve maruziyetin önlenmesi hakkında düzenli eğitimler verilmeli.
    • Acil durum prosedürleri ve ilk yardım bilgileri çalışanlara aktarılmalı.

    Mevzuat

    Türkiye’de kimyasal maruziyetle ilgili yasal düzenlemeler, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında yer alan yönetmeliklerde detaylandırılmıştır. Bunlardan bazıları: [/tie_list]

    [tie_list type=”lightbulb”] Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik:

    • Kimyasal maddelerle çalışmalarda alınacak sağlık ve güvenlik önlemleri belirlenmiştir.
    • Kimyasal risk değerlendirmesi ve kontrol önlemleri hakkında ayrıntılı hükümler içermektedir.

    Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik:

    • Kimyasal maruziyetin yanı sıra diğer fiziksel risklere de değinmektedir.

    İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik:

    • Kimyasal kazalar ve acil durumlar için alınması gereken önlemler ve acil durum planları hakkında bilgiler içermektedir.

    Kimyasal işlerde kişisel maruziyeti önlemek için işverenler, çalışanların güvenliğini sağlamak adına gerekli tüm önlemleri almalı ve düzenli olarak denetim yapmalıdır. Bu süreçte işyeri hekimlerinin rolü, çalışanların sağlık durumunu izlemek ve maruziyetin olumsuz etkilerini en aza indirmek için gerekli sağlık kontrollerini gerçekleştirmektir. [tie_list type=”checklist”]

    Kimyasal Maruziyet Ölçüm Süreci

    1. Hazırlık ve Planlama:
      • Risk Değerlendirmesi: Ölçüm yapılacak kimyasal maddeler ve maruziyetin olabileceği iş süreçleri belirlenir.
      • Ölçüm Planı: Hangi kimyasalların, hangi noktalarda ve hangi sıklıkla ölçüleceği belirlenir. Ayrıca, kullanılacak ölçüm cihazları ve yöntemleri de planlanır.
    2. Ölçüm Yöntemleri:
      • Kişisel Örnekleme: Çalışanın üzerinde taşınan kişisel örnekleyiciler kullanılarak yapılan ölçümlerdir. Bu cihazlar, çalışanların maruziyetini gerçek zamanlı olarak kaydeder.
      • Bölgesel Örnekleme: İşyerinin belirli bölgelerinde yerleştirilen sabit örnekleyicilerle yapılan ölçümlerdir. Bu yöntem, işyerindeki genel kimyasal konsantrasyonları belirler.
      • Anlık (Spot) Ölçümler: Anlık ölçüm cihazları ile kısa süreli maruziyet seviyeleri belirlenir. Bu yöntem, ani kimyasal salınımlarını tespit etmek için kullanılır.
    3. Ölçüm Cihazları:
      • Gaz ve Buhar Dedektörleri: Gazların ve buharların konsantrasyonlarını ölçen taşınabilir veya sabit cihazlar.
      • Hava Örnekleme Pompaları ve Filtreler: Havadaki partikülleri toplamak için kullanılır ve laboratuvar analizine gönderilir.
      • Biyolojik İzleme Cihazları: Kimyasalların vücuda girip girmediğini ve hangi seviyede olduğunu tespit etmek için biyolojik örnekler (kan, idrar, vb.) alınır.
    4. Numune Alma ve Analiz:
      • Numune Alma: Belirlenen yöntem ve cihazlarla hava numuneleri alınır. Numune alma sırasında ortam koşulları ve çalışma süreçleri de kaydedilir.
      • Laboratuvar Analizi: Toplanan numuneler akredite laboratuvarlarda analiz edilir. Kimyasal maddelerin türü ve konsantrasyonu belirlenir.
    5. Sonuçların Değerlendirilmesi:
      • Standartlarla Karşılaştırma: Ölçüm sonuçları, ulusal ve uluslararası maruziyet limit değerleriyle (TWA, STEL, vb.) karşılaştırılır.
      • Risk Analizi: Sonuçlara göre maruziyet riskleri değerlendirilir ve gerekiyorsa ek önlemler planlanır.[/tie_list]

        [tie_list type=”plus”]

    Yasal Gereklilikler

    Türkiye’de kimyasal maruziyet ölçümleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında yer alan yönetmeliklere göre yapılmalıdır. Özellikle aşağıdaki yönetmelikler bu konuda önemli hükümler içermektedir:

    1. Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik:
      • Kimyasal maddelerle ilgili risk değerlendirmesi ve ölçüm prosedürleri belirlenmiştir.
      • Kimyasal maruziyet limit değerleri ve bu değerlere uyum için alınacak önlemler açıklanmıştır.
    2. Çalışanların Sağlık ve Güvenliği İçin İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analiz Laboratuvarları Hakkında Yönetmelik:
      • İşyerinde yapılacak ölçüm, test ve analizlerin standartları ve bu hizmeti verecek laboratuvarların yetkilendirilmesi ile ilgili kurallar yer almaktadır.[/tie_list]

        [tie_list type=”starlist”]

    Uygulama Önerileri

    • Periyodik Ölçümler: Kimyasal maruziyet ölçümleri düzenli aralıklarla yapılmalı ve sonuçlar sürekli izlenmelidir.
    • Eğitim ve Bilgilendirme: Çalışanlar, kimyasal maruziyetin tehlikeleri ve ölçüm sonuçları hakkında bilgilendirilmelidir.
    • İyileştirme Faaliyetleri: Ölçüm sonuçlarına göre gerekli mühendislik kontrolleri ve kişisel koruyucu donanım kullanımı gibi önlemler alınmalıdır.[/tie_list]

      Kimyasal maruziyet ölçümü, çalışanların sağlığını korumak ve işyerindeki kimyasal riskleri yönetmek için hayati öneme sahiptir. Bu süreçte doğru ve güvenilir ölçüm yöntemlerinin kullanılması, sonuçların doğru değerlendirilmesi ve uygun önlemlerin alınması büyük önem taşır.

  • İşyeri Hekimleri Reçete Yazabilir mi?

    İşyeri Hekimleri reçete yazmak için doğru kişi mi? İşyeri hekimleri reçete yazmalı mı? İşyeri hekimi reçete yazmak zorunda mı?

    Reçete Nedir?

    Reçete, hekimin imzasını taşıyan ve hekime hukuksal sorumluluk yükleyen resmi bir belgedir! Reçetenin resmiliği, hastanın Sosyal güvenlik Kurumundan güvence taşımasıyla ilişkili değildir! Reçetenin resmi bir belge olması hekimliğin aynı zamanda bir kamu görevi olmasıyla ilgilidir. Sosyal güvencesi olmayan hastaya da reçete yazılabilir. Bu reçete de resmidir ancak hasta bunu eczaneden almak istediğinde cebinden öder.

    [box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]Reçete, hekimin imzasını taşıyan ve hekimin profesyonelliğinin, seçkinliğinin, uyguladığı sanatın bir yansıması olan ve alelade bir kağıt parçasına indirgenmeyecek değerde ve önemde, hukuksal anlamda geçerliliği olan resmi bir belgedir![/box]

    Reçete yazmanın kendisi teknik bir iştir. İlaç seçimi zahmetli ve bilimsel bir iştir. Çünkü reçeteye yazılacak ilaç seçilirken “[tie_tooltip text=”Etkin, güvenli, uygun, ucuz ilacın tedavide kullanılması” gravity=”n”]rasyonel (akılcı) tedavi[/tie_tooltip]” amaçlanır. Neticede ilaç seçimi “Kanıta Dayalı Tıp” ilkelerine göre yapılır. Kanıta dayalı tıp yaklaşımında Neden? ya da Neden değil? sorularına bilimsel yanıtlar aranır. Otomatize bir seçim yoktur. Hastayla ve hastalıkla ilgili bütün koşullar dikkate alınarak tedavi planlanır.

    Kimler Reçete Yazabilir?

    Türkiye’deki yasal düzenlemelere göre, reçete yazma yetkisine sahip olanlar hekimler, diş hekimleri ve veteriner hekimlerdir. Yetki her zaman beraberinde bir sorumluluğu da getirir/yükler. Reçeteyle ilgili olarak yaşanabilecek sorunlar hekimin “ihmal” ve “kusuru” olarak değerlendirilir.

    Reçete, ceza hukuku manasında bir evrak niteliğindedir. Dolayısıyla hekim dışında bir kimse tarafından hazırlanması halinde evrakta sahtekarlık oluşur.

    Hekimin Reçete Yazma Yükümlülüğü

    Reçete yazarken, ilacın etkileri ve yan etkileri göz önünde tutulmalıdır. Hekim reçete düzenlerken özel bir özen yükümlülüğü altındadır. Hekim literatürde aksi yönde tereddütle belirtilmemişse, ilaç üreticisinin verilerine ve açıklamalarına güvenebilir. Hekimin, ilacın kullanma talimatını göz önünde bulundurması gereklidir. Reçeteye yazılan ilaçlarla ilgili aydınlatma yükümlülüğü yine hekime aittir.

    Hekim hatalı, eksik veya yanlış anlaşılabilecek bir reçete düzenlediği, muhtemel karşı endikasyonları göz önünde bulundurmadığı veya kullanılmasına müsaade edilen en fazla dozun aşılmasına işaret etmediği takdirde taksirle hareke etmiş olacağı kabul edilmektedir.

    İşyeri Hekimi Reçete Yazabilir mi?

    İşyeri Hekimleri, hekim olarak reçete yazma yetkisine sahiptir. Ancak görevleri konusunda buna değinilmemiştir.

    İşyeri Hekimi ve diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki ve Sorumluluklarına dair Yönetmeliğin 9ncu Maddesinde işyeri hekimlerinin işyerinde “ayaktan teşhis ve tedavi” hizmeti sunacağına dair bir ibare bulunmamaktadır! İşyeri hekimlerinin görevi çalışanların sağlığını gözetmek ve işverene işin yürütümü esnasında danışmanlık hizmeti vermek olarak anlaşılmaktadır.

    “Çalışanın sağlık gözetimi” ifadesi çalışanın işe girerken işe uygunluğunun değerlendirmesi ve işin yürütümü esnasında koruyucu sağlık hizmetinin verilmesi olarak anlaşılmaktadır. Bu süreçlerde çalışanların karşılaştığı bazı sağlık sorunları olacaktır. [tie_list type=”heart”]

    • Akut sağlık sorunlarında acil tıbbi müdahaleyi gerektiren durumların işveren tarafından imkan sağlandıysa (işyerinde tıbbi müdahaleyi sağlayacak bir tıbbi birim kurulduysa ve burada müdahale için gerekli malzemeler sağlandıysa) hasta en yakın sağlık kurumuna nakil olana kadar ilk müdahalenin yapılması,
    • Acil tıbbi müdahaleyi gerektiren bir durum olmadığında en yakın sağlık kurumuna sevkinin sağlanması,
    • Kronik rahatsızlıklar içinse mevcut uzman hekim ve ilgili sağlık kuruluşlarındaki takiplerinin izlenmesi olarak değerlendirilir. [/tie_list]

    İlgili maddede işyeri hekimi, çalışanları işe girerken ve en geç mevzuatın belirlediği süreler içinde periyodik olarak muayene etmekle görevlendirmiştir. Bu muayeneler esnasında çalışanlarda bazı sağlık sorunları tespit edilebilir. Bu sorunların işyerinde, ilgili uzman hekimin görüşü almadan bir aile hekimi gibi tedavi planı oluşturmak, bazı olumsuz durumlara sebebiyet vereceği unutulmamalıdır. Hekim her ne kadar sanatının icrasında uzman ve kabiliyetli olsa da işyeri gibi kapalı bir ortamda hele ki hastalıkla ilgili uzman bir hekimden ikincil bir görüş almadan çalışanın tedavi sorumluluğunu üzerine alması günümüz Türkiye’sinde doğru kabul görmeyebilir.

    [box type=”shadow” align=”” class=”” width=””]İşyeri hekimlerinin tabi olduğu 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile İşyeri Hekimi ve diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki ve Sorumluluklarına dair Yönetmeliği dahil bu kanuna bağlı yönetmeliklerin hiç birinde “İşyeri Hekiminin çalışanlara tedavi uygulayabileceği / Reçete yazabileceği” BELİRTİLMEMİŞTİR! [/box]

    Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu yayınladığı Sağlık Uygulamaları Tebliği‘ne göre işyeri hekiminin yazdığı reçeteleri karşılamaktadır! Bu işyeri hekiminin reçete yazması gerektiği anlamına gelmemekle beraber Kurum’un işyeri hekimlerinin de reçete yazmasına müsaade ettiğini gösteriyor.

    Ancak burada da şöyle çelişkili bir durum var: 6331 sayılı İSG Kanunu, Sağlık gözetimi ile ilgili 15nci maddesi 4ncü fıkrası “sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanacağı”nı belirtmektedir. Yani, iş sağlığı uygulamaları kapsamında yapılan işe giriş ve periyodik muayeneler, sağlığı koruyucu ve geliştirici faaliyetler, rehberlik hizmetleri ve (demek ki yapılıyorsa) ayaktan teşhis ve tedavi hizmeti gibi sağlık gözetim işlerinden kaynaklı masraflar (buna reçeteler de dahil oluyor) işveren tarafından ödenmesi gerekirken, Kurum tarafından bir ödeme durumu doğuyor. [tie_list type=”lightbulb”]

    İşyeri Hekiminin Reçete Yazarken Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

    • Reçete yazmak zorunda değilsiniz, mevzuatta böyle bir görev tanımı yok. Ancak iş sözleşmenizde böyle bir hizmet vermeyi kabul ettiyseniz işyeri hekimliğine ek olarak hekimlik sıfatınızı kullanarak reçete yazabilirsiniz.
    • Sadece İSG Katip üzerinden atanmış olduğunuz işyerindeki çalışanlara reçete yazabilirsiniz.
    • İşverene reçete yazamazsınız. (Bağkur’lu)
    • Emeklilere reçete yazamazsınız. (Yazarsınız ama eczaneden ücretli alır ilaçlarını)
    • İSG Katip üzerinden atanmış olduğunuz işyerinde çalışan ancak atanmış olduğunuz işyeri NACE koduna tabi olmayan hiç kimseye aynı işi bile yapıyor olsa, taşeron da olsa reçete yazamazsınız.
    • İzinli, raporlu, görevli, uzaktan çalışan… vb. görmediğiniz hiç kimseye reçete yazmayın![/tie_list]

    Sık Sorulan Sorular

    İş yeri hekiminin yazdığı reçete eczaneden alınabilir mi?

    Evet. İşyeri hekimi tarafından reçete edilmesi halinde ilaçlar sözleşmeli eczanelerden temin edilir.

    İşyeri hekiminin yazdığı reçete kaç gün geçerli? 

    Reçetelerin geçerlilik süresi, yazıldığı tarihten itibaren genellikle 3 iş günü olarak kabul edilir.

    Raporlu ilaçlar işyeri hekimi tarafından yazılabilir mi?

    Raporlu ilaçlar eskisi gibi SGK tarafından karşılanmıyor. Ancak yapılan yeni düzenleme ile ilgili şöyle bir haber var:

    [toggle title=”Bazı raporlu ilaçları aile hekimleri yazabilecek” state=”close”]Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, raporlu kronik Hepatit B ve D, diyabet ve kardiyoloji ilaçlarının artık aile hekimlerince yazılabileceğini duyurdu. Bakan Işıkhan raporlu ilaç kullanan hastalar için yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerini söyledi.

    2 milyon raporlu ilaç kullanan vatandaşın bu düzenlemeden faydalanabileceğini vurgulayan Işıkhan, “Bildiğiniz üzere vatandaşlarımız, raporlu ilaçlarının bir kısmını reçete ettirebilmek için hastanelere gitmek ve ilgili doktordan yazdırmak durumundalar. Hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak, raporlu hastalarımızın işini kolaylaştırmak için aile hekimlerinin reçete edebildiği ilaçların sayısını artıran yeni bir düzenleme yapıyoruz” dedi. “Yaklaşık 2 milyon vatandaşımızın faydalanabilecek”

    Bu kapsamda aile hekimlerinin reçete edebildiği ilaçlara yeni düzenleme ile eklenen ilaçların hangi hastalıkların tedavisinde kullanıldığını ifade eden Işıkhan, sözlerine şöyle devam etti: “Yaklaşık 2 milyon vatandaşımızın faydalanabileceği; kronik Hepatit B ve D tedavisinde, Diyabet tedavisinde; kardiyoloji alanında kullanılan ilaçların, ilgili sağlık raporlu hastalarımızca Hastanelerde sıra beklemeden, aile hekimlerine giderek yazdırabilmelerinin önünü açıyoruz. Ayrıca mevcut durumda hekimler tarafından en fazla 3 aylık ilaç reçete edilebiliyorken yeni düzenlemeyle raporu düzenleyen hekim tarafından 1 yıla kadar reçete edilebilecek ve hastalarımız tekrar hekime başvurmaya gerek kalmadan ilaçlarını bu süre zarfında 3er aylık dozda sözleşmeli eczanelerden temin edebilecekler.”

    Kaynak: TRT Haber / 17.05.2024 12:51 [/toggle]

    İşyeri hekimleri reçete yazabilir. Yetkileri vardır ancak görevleri değildir! Yazıp yazmama takdiri işyeri hekiminin kendisindedir!

  • Kimyasal Maruziyet Testleri

    Kişisel kimyasal maruziyet ölçümlerinde, çalışanların zararlı kimyasallara ne kadar maruz kaldığını belirlemek için çeşitli parametreler ölçülür. İşyerlerinde kullanılan kimyasalların türüne ve çalışanların maruziyet yollarına bağlı olarak farklı kimyasal maddeler ve bileşenler ölçülebilir.

    Kişisel kimyasal maruziyet ölçümlerinde ölçülebilecek bazı temel parametreler:

    1. Gazlar ve Buharlar

    • Organik Solventler: Benzen, toluen, ksilen gibi organik solventler.
    • İnorganik Gazlar: Karbon monoksit, sülfür dioksit, amonyak, klor gibi gazlar.
    • Buharlar: Formaldehit, metanol, aseton buharları.

    2. Partiküller ve Aerosoller

    • Tozlar: Metal tozları (örneğin kurşun, kadmiyum), mineral tozlar (örneğin silika).
    • Lifler: Asbest, cam elyafı.
    • Dumanlar: Kaynak dumanları, metal buharları.

    3. Metaller

    • Ağır Metaller: Kurşun, cıva, kadmiyum, krom, nikel.
    • Diğer Metaller: Alüminyum, demir, bakır.

    4. Biyolojik Ajanlar

    • Mikroorganizmalar: Bakteri, virüs, mantar sporları.
    • Biyoaerosoller: Bitki ve hayvan kökenli parçacıklar.

    5. Asidik ve Bazik Bileşenler

    • Asitler: Sülfürik asit, nitrik asit, hidroklorik asit buharları.
    • Bazlar: Sodyum hidroksit, potasyum hidroksit buharları.

    6. Uçucu Organik Bileşikler (VOC’ler)

    • Alkanlar, Alkenler ve Aromatikler: Benzen, etilbenzen, toluen, ksilen.
    • Halojenli Bileşikler: Trikloroetilen, perkloroetilen.

    7. Pestisitler ve Tarım Kimyasalları

    • Organofosfatlar: Paration, malation.
    • Karbamatlar: Karbaril.

    8. Diğer Önemli Kimyasallar

    • Ftalatlar: DEHP, DBP.
    • Poliklorlu Bifeniller (PCB’ler): Çeşitli PCB türleri.

    Ölçüm Teknikleri ve Cihazları

    • Gaz ve Buhar Dedektörleri: Çalışanların nefes alma bölgesine yerleştirilen kişisel gaz dedektörleri.
    • Hava Örnekleme Pompaları ve Filtreler: Çalışanın üzerinde taşınan ve havadaki partikülleri toplayan cihazlar.
    • Aktif ve Pasif Örnekleyiciler: Gaz ve buharların toplandığı örnekleme tüpleri veya difüzyon örnekleyicileri.
    • Biyolojik İzleme: Kan, idrar veya nefes analizleri ile kimyasal maruziyetin biyolojik göstergelerinin ölçülmesi.

    Mevzuat ve Standartlar

    Türkiye’de kişisel kimyasal maruziyet ölçümleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bu kanuna bağlı yönetmeliklerde belirtilen standartlar ve prosedürler doğrultusunda yapılmalıdır. Ölçümlerde dikkate alınacak bazı temel yönetmelikler şunlardır:

    • Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik
    • Çalışanların Sağlık ve Güvenliği İçin İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analiz Laboratuvarları Hakkında Yönetmelik
    • Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği

    Örnek Durumlar ve Maruziyet Kontrolü

    • Endüstriyel Boya İşlemleri: Organik solvent buharları, ağır metal tozları.
    • Tarım İlaçlaması: Pestisit buharları ve aerosolleri.
    • Metal İşleme ve Kaynak: Metal buharları ve dumanları.
    • Laboratuvar Çalışmaları: Çeşitli kimyasallar ve reaktifler.

    Mesleki Maruziyet Testleri Çalışılacak Örnekler

    Fenol, Hippürik Asit, Mandelik Asit vb. meslek hastalıkları testleri için çalışanların vardiyalarının sonunda idrar örneği almak gerekmektedir. Referans ve toksik düzeyler vardiya sonu alınmış idrar örnekleri için verilmiştir. Temiz, saydam, sızdırma yapmayan, döner kapaklı, polietilen idrar kaplarına en az 20 mL idrar örneği alınması gerekmektedir. İdrar örnekleri soğuk zincirde laboratuvara ulaştırılmalıdır.

    Meslek hastalıkları testleri için alınmış idrar örnekleri (mandelik asit, hippürik asit, t,t mukonik asit, fenol, orto-para krezol, metil hippürik asit, fenil glioksilik asit vb. testler) aksi talep edilmedikçe 2 ay süreyle derin dondurucuda muhafaza edilirler. Bu süre zarfında ilave test/tekrar test çalışması talep edilebilir.

    Maruziyet testlerinin biyolojik izleminde idrar kreatinin değerleri 30-300 mg/dl sınırları içinde olmalıdır.<30 ve > 300 mg/dl ise yeniden idrar numunesi alınarak test tekrarlanmalıdır.

    MESLEKİ MARUZİYET TAKİBİNDE KULLANILAN TESTLER :

    kimyasal maruziyet testleri

    • Fenil glioksilik asit : Stiren maruziyetinde kullanılır.
    • Fenol : Benzen (benzol), fenoller, naftoller ve bunların türevlerinin vücuttaki toksik etkilerinin belirlenmesi için idrarda fenol ölçümü yapılır.
    • Hippürik asit : Toluen ve ksilen (ksilol) maruziyetinde kullanılır.
    • Kolinesteraz : Organofosfat zehirlenmelerinde kullanılır
    • Mandelik asit : Stiren maruziyetinde kullanılır.
    • Metil hippürik asit : Ksilen (ksilol) maruziyetinde kullanılır.
    • O-kresol : Kresol ve fenol maruziyetinde kullanılır
    • P-kresol : Kresol ve fenol maruziyetinde kullanılır
    • Trans-mukonik asit : Benzen maruziyetinde kullanılır.
    • Hidroksipiren : Polisiklik Aromatik Hidrokarbonların (PAH) maruziyetinde kullanılır.
    • 2,5 Hekzandion : N-Hekzan maruziyetinde kullanılır.

    FENİLGLİOKSİLİK ASİT

    Örnek türü : Spot İdrar.
    Örnek kabı : Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 20 mL.
    Çalışma yöntemi: HPLC

    Eşik değer: Fenil Glioksilik Asit Biyolojik Maruziyet İndeksi (BMİ) 100 mg/L.
    Kaynak: Deutsche Geselschaft für Arbeitsmedizin und Umweltmedizin e.V. (bkz. http://www-dgaum.med.uni-rostock.de/leitlinien)
    Stiren maruziyeti için; İdrarda (mandelic acid + phenylglyoxylic acid) değerleri toplamı için B.M.I : 400 mg/g kreatinin
    Bu biyolojik maruziyet indeksleri (B.M.İ.) vardiya sonunda alınan idrar örnekleri için verilmiştir. Kaynak: ACGIH-American Conference of Govermental and Industrial Hygienists
    Ret kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, dökülmüş, kapağı açılmış örneklerde çalışılmaz.
    Stabilite: İdrar örneği Oda ısısında 1 gün, 2-8°C’de 7 gün, ≤-20°C’de 2 ay süreyle saklanabilir.
    Kullanımı: Stiren plastik sentezi için kullanılan önemli bir monomerdir. Vücutta konjuge olmadan %85 Mandelik Asit ve %15 Fenil Glioksilik Asit olarak idrara çıkar. Stiren hızlı metabolizasyon nedeniyle kanda tespit edilemez. Alınan miktarın %95’i 24 saat içinde vücuttan atılır. İdrardaki metabolit konsantrasyonları maruz kalınan Stiren miktarıyla orantılıdır. Stiren maruziyetini görmek için idrarda kantitatif Mandelik Asit ve Fenil Glioksilik Asit düzeylerine bakılır.
    Ek Bilgiler: Akut zehirlenmelerde başlıca belirtiler öfori ve halüsinasyondur. Kronik zehirlenmelerde merkezi ve periferik sinir sistemi, karaciğer ve böbrek hasarları meydana gelir. Karsinojenik etkisi henüz tespit edilmemiştir.

    FENOL

    Örnek türü: Spot İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 10 mL.
    Örnek alma zamanı: Benzen ve Fenol maruziyetlerinde 8 saat sonra idrar örneği alınması gereklidir (işyeri uygulamalarında vardiya sonrası idrar örneği alınmalıdır).
    Analiz yöntemi: HPLC
    Referans Aralığı: Normal (maruziyet olmayan kişilerde) 4.5-20.7 mg/g Kreatinin.
    Kaynak: CDC, NIOSH, Method 8305 (1994).
    Benzen Biyolojik Maruziyet İndeksi (BMİ): 50 mg/g kreatinin.
    Kaynak: Mayo Medical Laboratuvarları/Medtox Laboratuvarları Test Kataloğu.
    Phenol Maruziyet İndeksi (BMI) : 250 mg/g kreatinin
    Kaynak : ACGIH
    Ret kriteri: Bazı idrar örnekleri için stabilizatör olarak kullanılan hekzametilentetramin (ürotropin) katılmış örneklerde (sinyali tamamen yok ettiğinden) çalışılmaz.
    Stabilite: İdrar örneği oda sıcaklığında 3 gün, 2-8 °C’de 4 hafta, – 20 °C’de 2 aya kadar dayanıklıdır.
    Kullanımı: Benzen ve/veya Fenol maruziyetinin bir göstergesi olarak idrarda Fenol düzeyleri bakılmaktadır. Sadece Benzen ve/veya Fenol kullanılan endüstri çalışanları değil, trafik gazlarına maruz kalım ve tütün ürünlerinin inhale edilmesi yoluyla da Fenol maruziyeti olmaktadır.
    Sindirim kanalında bakterilerin etkisiyle Tirozin’den Fenol meydana gelir. Bu nedenle sağlıklı kişilerde de idrarda ve kanda Fenol bulunur.
    Hemodializdeki üremik hastaların kanında sağlıklı kişilerden daha fazla Fenol bulunur.
    Benzen maruziyetinin tespitinde ve doz izlenmesinde tek başına Fenol ölçümü yeterince spesifik değildir. Bu nedenle daha spesifik bir test olan t,t-mukonik asit ölçümü ile birlikte yapılmalıdır.
    Toksik Etkiler : Fenol bileşikleri ve homologlarının çoğu zehirli maddelerdir. Fenol kişide merkezi sinir sistemi depresyonu ve diğer toksik etkilere(buharı göze ve direk teması cilde koroziv etkisi nedeniyle yanıklar meydana gelir, bulantı, aşrı terleme) neden olur. Deri ile temasta o bölge propiletilen glikol veya izopropil alkol ile, olmadığı takdirde bol su ile yıkanmalıdır. Fazla miktarda Fenol alınması durumunda karaciğer sitokrom P 450 enzim sistemi harabiyeti olur ve sitokrom P 420’ye dönüşür. Böbrekler üzerine toksik etkisi, kalbe toksik etkisi (ritim bozukluğu, nöbet, koma), buharı solunduğunda akciğer ödemi yapıcı etkileri vardır.
    Ek Bilgiler: Basit fenoller maden kömürü katranından elde edilirse de bugün ucuz olarak benzenden sentez edilmektedir.
    Önemli bir endüstriyel atık olan fenolun dünyadaki ve ülkemizdeki kullanım alanlarından en önemlisi fenolik reçine üretimidir. Fenolik reçineler, kâğıt endüstrisi, kauçuk işletme endüstrisi ile yalıtım ve yüksek sürtünmeye dayanıklı malzeme üretiminde kullanılmaktadır. Fenol’den Bakalit ve Naylon elde edilir. Bunun dışında fenol, ilaç endüstrisinde (özellikle Aspirin), kozmetiklerde, güneş koruyucularda, saç boyalarında, cilt parlatıcılarında, böcek öldürücülerde, temizlik ürünlerinin imalatında kullanılmaktadır. Fenolün bütün türevleri mikrop öldürücüdür. Fenol ayrıca oral anestezik ve analjezik özelliği nedeniyle Farenjitlerde de kullanılır.
    Fenol içeren su klorlandığında zehirli poliklorlu fenoller oluşur.

    2,5-Heksandion :

    Örnek türü: Spot İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 10 mL.
    Analiz yöntemi: HPLC
    Eşik Değer:
    Ret kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, ağzı kapalı olarak ve soğuk zincirde laboratuara getirilmemiş idrar örnekleri çalışmaya uygun değildir.
    Stabilite: Oda ısısında 1 gün, 2-8°C’de 7 gün, -20°C’de 2 ay stabildir.
    Kullanımı: 2,5-Heksandion (2,5-Hexanedione) , n-heksanın ana metabolitidir ve n-heksan polinöropatisinin nedeni olarak kabul edilir. Bu nedenle, n-heksana maruz kalmanın biyolojik izlenmesi için 2,5-heksandion ölçmek faydalıdır.
    Ek Bilgi : n-Heksan (HEX), bitkisel yağların üretiminde, polietilen ve polipropilenlaminasyonda, plastiklerin ve kauçukların üretiminde bir seyreltici olarak polisaj ve polipropilenlaminasyonda organik çözücü olarak kullanılan, petrol ve isin önemli bir bileşenidir. lastik üretimi, ilaç sanayii ve kozmetik sektörünün yanı sıra, benzinin bileşiminde, kuru temizleme ürünlerinde, doku imalatında ve matbaalarda kullanılmaktadır

    HİDROKSİPİREN

    Örnek türü: Spot İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 20 mL.
    Analiz yöntemi : HPLC
    Eşik Değer : 1-Hydroxypyren : 0,5 ug/L,
    1-Hydroxypyren/kreatinin : 0,3 ug/g kreatinin.
    Ret kriteri : Saklama koşullarına uyulmamış idrar örnekleri çalışmaya uygun değildir.
    Stabilite : Oda ısısında ve 2-8°C’de 2 gün, -18°C’de 2 ay stabildir.
    Kullanımı : 1-Hydroxypyrene Polisiklik Aromatik Hidrokarbonların (PAH) maruziyetini belirlemek, ölçmek ve izlemek için kullanılan önemli bir biyomarkerdır. 1-Hydroxypyrene insan vücudunda pyrene’in enzimatik hidroksilasyonu sonucu oluşur.
    Ek Bilgiler : Poliklik aromatik hidrokarbonlar (PAH), çoklu aromatiklerden oluşan hidrokarbonlardır.Yanıcı yağlar, yakıt, tütün, odun gibi organik maddelerin eksik yanması sonucu oluşan ve yüzlerce kimyasal bileşiği içeren bir gruptur. 2-6 benzen halkasından oluşurlar. Bazıları potansiyel mutojen ve kanserojen özelliklere sahiptirler. Bunlardan en iyi bilinen ve araştırılan benzopyrene içerenlerdir. Bu nedenle bu maddelerin biyolojik olarak izlenmesi iş sağlığı ve güvenliği bakımından vazgeçilmezdir.
    PAH Kaynakları :
    1. Mesleki maruziyeti olmayan kişilerdeki kaynaklar motorlu araç emisyonları, odun ateşi dumanı, fosil yakıtlar ve tütündür. Barbekü gibi yüksek ısılarda pişirilen yiyeceklerle de PAH oluşabilir.Plastik malzemelerden de yiyeceklere PAH geçebilir.
    2. Mesleki maruziyet : Kok üretimi, soğuk gazlaştırma, gaz arıtma, katran ve asfalt işçileri, alüminyum üretimi, çatı ustası, baca temizleyicisi sektörlerinde mesleki maruziyet söz konusudur.
    PAH Metabolizması : PAH grupları vücuda deri, solunum yolu ve gastrointestinal yolla girerler. Başlıca karaciğerde metabolize olurlar. PAH ailesinden biri olan Pyren vücuda girdikten sonra 1-hydroxypyren’e metabolize olur. 1-Hidroksipiren karaciğerde glukuronide olarak idrarla atılır. 1-Hidroksipiren’in glukuronid formu biyolojik izleme için uygun bir parametredir. Pyrene her zaman PAH karışımlarında bulunur ve bu nedenle yüksekliği sadece Piren birikiminin bir göstergesi olmayıp aynı zamanda PAH’lara genel bir maruz kalma göstergesidir de. kimyasal maruziyet

    HİPPÜRİK ASİT :

    Örnek türü: Spot İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 20 mL.
    Analiz yöntemi: HPLC
    Eşik Değer: 1.6 g/g Kreatinin Toluen maruziyetini gösterir. (Kaynak: [2003] UK Government Information Notes on the Diagnosis of Prescribed Diseases. Conditions due to chemical agent, www.mapperleyplains.co.uk/oprus/benzenes.htm.)
    Ret kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, ağzı kapalı olarak ve soğuk zincirde laboratuara getirilmemiş idrar örnekleri çalışmaya uygun değildir.
    Stabilite: Oda ısısında 1 gün, 2-8°C’de 7 gün, -20°C’de 2 ay stabildir.
    Kullanımı: İnsan idrarındaki Hippürik asitin kantitatif olarak tespit edilmesinde kullanılır. Hippürik asit toluenin idrardaki ana metabolitidir. Toluen karaciğerde önce benzoik aside sonra da hippürik aside metabolize olarak idrarla atılır. Yüksek derecede yağda çözünür bir madde olduğu için yağ dokusu ve sinir sisteminde yüksek konsantrasyonlarda bulunur.
    Toluen endüstride boya, kimyasal, farmasötik ve lastik üretiminde kullanılan, aromatik hidrokarbonlu bir solventtir. Toluen gazyağında, akrilik boyalarda, boya incelticilerinde ve yapıştırıcılarda bulunur. Kimya endüstrisinde çalışanlar toluene maruz kaldıklarından işyeri hekimliğinde meslek hastalıkları yönünden test edilirler. Ayrıca uçucu madde bağımlıları en sıklıkla yapıştırıcı ve inceltici soluduklarından ve bunların ana maddesi de toluen olduğundan uçucu madde bağımlılığının tanı ve takibinde Hippürik asit testi kullanılmaktadır. Bu amaçla örnek alınıyorsa gözetim zinciri prosedürleri uygulanmalıdır.

    KOLİNESTERAZ (Pseudocholinesterase)

    Örnek türü : Serum.
    Örnek kabı: Sarı kapaklı jelli tüp veya kırmızı kapaklı jelsiz tüp.
    Örnek miktarı: 5 mL
    Analiz yöntemi : Kinetik Fotometrik.
    Referans aralığı : Kadın : 3930-10800 U/L Erkek : 4620-11500 U/L
    Ret kriteri :
    Stabilite : 4-25°C’de 1 hafta , 2-8°C’de 2 hafta, < -20°C’de 6 ay stabildir.
    Kullanımı : Karaciğerde sentezlenen Kolinesteraz enziminin serumda bulunan formunu Pseudo-kolinesteraz, serum kolinesterazı ) ölçmek için kullanılır. Başlıca kullanım alanları : kimyasal maruziyet
    1.Rutinde en çok Organofosforlu insektisidlere (böcek öldürücülerde, tarım ilaçlarında bulunur ) maruziyetin izlenmesi amacıyla kullanılır : İnsektisitler ve Pestisidler (Organophosphate pesticides, Carbamate pesticides) Kolinesteraz enzimini inhibe ederler Karaciğer hastalığı ve anormal alel olmadığı sürece azalan veya düşük seviyeler, organofosforlu insektisidlere maruziyeti gösterir.
    2. Karaciğer hastalıkları : İleri evre sirozlu ve metastazlı karaciğer karsinomlu hastalarda serum enzim aktivitesi % 50 ila % 70 oranında azalma göstermektdir. Kronik hepatit, hafif siroz ve tıkayıcı sarılıkta ise genellikle normal aktivite görülür. kimyasal maruziyet
    3. Cerrahi girişim öncesi anestezi premedikasyonu : Atipik bir gen olan ve düşük psödokolinesteraz seviyelerine sahip hastaların belirlenmesi amacıyla kullanılır. Psödokolinesteraz eksikliği, genel anestezi sırasında kullanılan kolin esterleri olarak adlandırılan belirli kas gevşetici ilaçlara duyarlılığın artmasına neden olabilir. Süksinilkolin ve mivakuryum gibi bu hızlı etkili ilaçlar, solunum kasları da dahil olmak üzere iskelet kaslarını gevşetmek için kullanılır. Normalde, bu ilaçlar verildikten birkaç dakika sonra metabolize olur ve kaslar tekrar hareket edebilir. Psödokolinesteraz eksikliği olan hastalar ise bu ilaçlar verildikten sonra birkaç saat kendiliğinden hareket edemez veya nefes alamayabilirler. Bu hastalar, ilaçlar vücuttan temizlenene kadar solunum cihazlarıyla desteklenmelidir (mekanik havalandırma).
    Hepatitler, siroz, malnutrisyon, anemiler, akut enfeksiyonlar, Akut Miyokart İnfarktüsü, pulmoner embolizm, postoperatif dönem, kronik böbrek yetmezliği, gebeliğin son dönemleri ve serum albümin konsantrasyonunu düşüren durumlarda serum kolinesteraz düzeyi düşer.
    Yüksek Kolinesteraz seviyeleri : nefrotik sendrom veya karaciğer hasarının iyileşme döneminde görülebilir.

    Ek Bilgiler : Kolinesteraz enziminin iki formu vardır:
    1. Asetilkolinesteraz : Esas olarak eritrositlerin dış yüzeyinde bulunur. Ayrıca, Akciğerlerde, dalakta, sinir uçlarında ve beyindeki gri maddede de bulunur. Sinaps uçlarında salınan asetilkolin hidrolizinden sorumludur ve sinaps boyunca sinirsel impulsun iletilmesine aracılık etmektedir
    2. Kolinesteraz / Psödokolinesteraz : Esas olarak serumda bulunur .Karaciğer, pankreas, kalp ve beyaz cevherde de bulunur

    Hem serum Pseudokolinesteraz aktivitesi hem de kırmızı hücre Asetilkolinesteraz aktivitesi, insektisitler tarafından engellenir, düşürülür. Aralarındaki önemli fark İnsektisitlere maruziyetin süresi yönündedir :
    Preudokolinesteraz enziminin serumda yarılanma ömrü yaklaşık 8 gündür. Bu nedenle, Preudokolinesteraz Enzim ölçümü yakın zamandaki (Birkaç haftaya kadar olan ) insektisit maruziyetini gösterir.
    Eritrositlerdeki Asetilkolinesteraz enziminin (AChE) yarılanma ömrü ise 3 aydan fazladır (eritropoetik aktivite ile belirlenir). Buna göre eritrositlerdeki AsetilKolinesteraz Enzim ölçümü testi yaklaşık olarak son 3 aylık dönemdeki maruziyeti gösterir.

    MANDELİK ASİT ve FENİLGLİOKSİLİK ASİT:

    Örnek türü: İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, sıkı kapaklı, tercihen vakumlu idrar kabı.
    Örnek miktarı: 20 mL.
    Çalışma yöntemi: HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografi) .
    Eşik değer: Stiren maruziyeti için; İdrarda (mandelic acid + phenylglyoxylic acid) değerleri toplamı için B.M.I : 400 mg/g kreatinin .
    Bu biyolojik maruziyet indeksleri (B.M.İ.) vardiya sonunda alınan idrar örnekleri için verilmiştir. Kaynak: ACGIH-American Conference of Govermental and Industrial Hygienists
    Red kriteri: Dökülmüş, kapağı açılmış örneklerde çalışılmaz.
    Stabilite: İdrar örneği 2-8°C’de 7 gün, ≤-20°C’de 2 ay süreyle saklanabilir. Örneğin yapısını bozmamak için tekrarlanan dondurma ve çözme işlemlerinden kaçınmak gereklidir.
    Kullanımı: Stiren plastik sentezi için kullanılan önemli bir monomerdir. Vücutta konjuge olmadan %85 Mandelik Asit ve %15 Fenil Glioksilik Asit olarak idrara çıkar. Stiren hızlı metabolizasyon nedeniyle kanda tespit edilemez. Alınan miktarın %95’i 24 saat içinde vücuttan atılır. İdrardaki metabolit konsantrasyonları maruz kalınan Stiren miktarıyla orantılıdır. Stiren maruziyetini görmek için idrarda kantitatif Mandelik Asit ve Fenil Glioksilik Asit düzeylerine bakılır. kimyasal maruziyet

    Ek Bilgiler: Akut zehirlenmelerde başlıca belirtiler öfori ve halüsinasyondur. Kronik zehirlenmelerde merkezi ve periferik sinir sistemi, karaciğer ve böbrek hasarları meydana gelir. Karsinojenik etkisi henüz tespit edilmemiştir.

    METİL HİPPÜRİK ASİT:

    Örnek türü: İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, sıkı kapaklı idrar kabı.
    Örnek miktarı: 20 mL
    Çalışma yöntemi: HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografi).
    Eşik Değer: Biyolojik Maruziyet İndeksi 2000 mg/L Metil Hippürik Asit’tir.
    Kaynak: Deutsche Gesellschaft für Arbeitsmedizin und Umweltmedizin e.V. (German Society of Occupational and Environmental Medicine). http://www-dgaum.med.uni-rostock.de/leitlinien kimyasal maruziyet
    Red kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, ağzı kapalı olarak ve soğuk zincirde laboratuvara getirilmemiş idrar örnekleri çalışmaya uygun değildir.
    Stabilite: 2-8°C’de 7 gün, -20°C’de 2 ay stabildir.
    Kullanımı: Ksilen maruziyetinin bir göstergesi olarak insan idrarındaki Metil Hippürik Asit’in kantitatif olarak tespit edilmesinde kullanılır.
    Metil Hippürik Asit, Ksilen’in idrardaki ana metabolitidir. Ksilen karaciğerde önce Glisin sonra da orto-para ve meta-metil hippürik aside metabolize olarak idrarla atılır. Yüksek derecede yağda çözünür bir madde olduğu için yağ dokusu ve sinir sisteminde yüksek konsantrasyonlarda bulunur.
    Hızlı metabolizasyon nedeniyle kanda tespit etmek güçtür. Alınan miktarın %95’i 24 saat içinde vücuttan atılır.
    Endüstride çalışanlar Ksilen’e maruz kaldıklarından işyeri hekimliğinde meslek hastalıkları yönünden test edilirler.

    O- KREZOL ve P- KREZOL:

    Örnek türü: İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, sıkı kapaklı, tercihen vakumlu idrar kabı.
    Örnek miktarı: 20 mL.
    Çalışma yöntemi: HPLC.
    Eşik değer:
    O-Krezol (toluen metaboliti olarak) Biyolojik Tolerans Değeri (düzenli maruziyete rağmen kişinin sağlığını bozmayacak en üst seviye): 1,5 mg/L;
    O-Krezol Tolore Edilebilen Maruziyet Sınırı*: 0,8 mg/L.
    *Tolerable exposure limit for toluene subject to: Landesgesetzblatt für Wien, 16. Stück (2002).
    Red Kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, dökülmüş, kapağı açılmış örneklerde çalışılmaz.
    Stabilite: 2-8°C’de 4 hafta, -20°C’de 2 ay stabildir. kimyasal maruziyet
    Kullanımı: Krezoller ve fenol çeşitli yollardan kimyasal sentezler için kullanılan ana kimyasallardır. Krezoller kömür katranından, petrolden veya fenolün metilasyonu yoluyla sentetik olarak elde edilirler. Krezoller fenolik ve epoksit reçinelerin, böcek öldürücülerin, lastik ve plastik antioksidanlar ve boyaların üretiminde ara ürün şeklinde elde edilirler.
    Toluenin ana metaboliti Hippürik Asit’tir ancak %1 oranında tolüen, toluen epoksit ara yolundan metabolize olarak krezollere dönüşür. Bu krezoller fenol metabolitlerinin analoglarıdırlar ve glukronik asit ve inorganik sülfatlar ile konjuge olarak böbreklerden atılırlar.
    Toluen esas olarak solunum yoluyla ve deriden temasla alınır. Yüksek buharlaşma özelliği nedeniyle solunumla alınıp verilir.
    İşyeri dışında tütün kullanımı ile de toluene maruz kalınabilir: Filtresiz sigara dumanında 100-200 µg toluen, 80-160 µg fenol, 60-180 µg ikame fenoller olduğu bildirilmiştir: MAK-und BAT-Werte –Liste 2009, Deutsche Forschunggemeinschaft (DFG) (ed.), Wiley-VCH, Weinheim (2009).
    Ek bilgiler: Toluen maruziyeti akut veya kronik olabilir. En önemli etkisini merkezi sinir sisteminde gösterir. İlk etkiler rahatsızlık hissi (baş ağrısı, yorgunluk, dengesizlik) şeklindedir. Yüksek konsantrasyonlara maruz kalındığında beyin işlevleri bozulur, öfori, konfüzyon, koordinasyon ve görme bozuklukları hatta merkezi sinir sistemi depresyonu meydana gelir. Kronik toluen zehirlenmelerinde sıklıkla spesifik olmayan belirtiler görülür (yorgunluk, ataksi), bazı kişilerde ise konuşma, işitme, görme bozukluğu gibi ciddi belirtiler görülür. kimyasal maruziyet

    Trans,trans-MUKONİK ASİT:

    Örnek türü: İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, sıkı kapaklı (tercihen vakumlu) idrar kabı.
    Örnek miktarı: 20 mL.
    Örnek alma zamanı: Vardiya sonunda ( ortalama 8 saat mesai sonrası) idrar örneği alınması gereklidir.
    Çalışma yöntemi: HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografi) .
    Referans Aralığı: Karsinojenik ajanlar için Biyolojik Tolerans Değeri ya da Maksimum İzin Verilebilir Konsantrasyon değerleri yoktur. Karsinojenler için The Comission for the Investigation of Health Hazards of Chemical Compounds in the Work Area of the Deutsche Foschungsgemainschaft (DFG German Research Foundation) EKA Değeri tanımlamıştır. t,t-Mukonik Asit için ilgili EKA değeri idrarda 2 mg/L t,t-Mukonik Asit’tir.
    Red kriteri: Doğal idrar, idrar kabına alınmalıdır. Asitleştirme yapılmamalıdır. Asitleştirilmiş idrar örneklerinde çalışma yapılmaz.kimyasal maruziyet

    Stabilite: İdrar örneği oda sıcaklığında 3 gün, 2-8 °C’de 2 hafta, – 20 °C’de 3 aya kadar dayanıklıdır.
    Kullanımı: Benzen endüstride yakıt katkı maddesi ve solvent olarak kimyasalların sentezinde başlangıç materyali olarak ve farmasötiklerin sentezinde kullanılmaktadır. kimyasal maruziyet
    Benzen maruziyetinin bir göstergesi olarak idrarda (fenolden başka) t,t-Mukonik Asit düzeyleri bakılmaktadır. Sadece Benzen endüstrisi çalışanları değil, trafik gazlarına maruz kalım (egzos dumanı, otomobil yakıt ikmal işlemleri ve endüstriyel emisyonlar) ve tütün ürünlerinin inhale edilmesi (özellikle filtresiz sigar vb. kullanımı) yoluyla da Benzen maruziyeti olmaktadır.
    Benzen esas olarak solunumla, daha az olarak deriden temas yoluyla ve sindirim kanalından emilir. Egzersiz yapılması durumunda daha fazla hava inhale edileceğinden daha fazla benzen maruziyeti meydana gelir.
    Benzen yüklenmesinin tespitinde ve doz izlenmesinde spesifik bir parametre olan idrarda t,t-Mukonik Asit ölçümü yapılmalıdır.
    Ek Bilgiler: Benzen karaciğerde sitokrom p 450 enzim sistemi ile benzen epoksit formuna dönüştükten sonra bir yolla Fenol, Katekol, Hidrokinona dönüşürken diğer yolla t,t-Mukonik Asit ve Fenil Merkaptürik Asit’e dönüşür.

    Sorbik asit (E200) ve tuzları (E202, E203) da metabolik yolla t,t-Mukonik Asit’e dönüşür. Ancak bu miktar önemsizdir.

    Toksik Etkileri: Toksik benzen akut ve kronik yolla (düşük dozda uzun süre) maruziyet ile insan sağlığına zarar verir. Akut benzen intoksikasyonu özellikle Merkezi Sinir Sistemi’ne zarar verir. Baş ağrısı, yorgunluk, dengesizlik ve kronik zehirlenmede baş dönmesi, konsantrasyon düşüklüğü gibi belirtiler verir. Artan dozlarda bir maruziyet olduğunda ise öfori, ataksi, görme bozukluğu ve hatta Merkezi Sinir Sistemi kollapsı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bundan başka benzenin hematopoetik sistem üzerine etkileri de vardır: Kan sayımında değişiklikler ve lösemi görülür. Ayrıca mutajenik aktivitesi olduğu gösterilmiştir. kimyasal maruziyet

  • İşyeri Hekimi Sevk Formu

    İşyeri hekimliğinde sevk formu, bir işyeri hekiminin bir çalışanı daha ileri tetkik veya tedavi için başka bir sağlık kuruluşuna sevk ettiğinde kullanılan resmi bir belgedir. Bu form, işyerinde çalışanların sağlık durumlarını izlemek ve gerektiğinde tedavi edilmesini sağlamak amacıyla kullanılır. [tie_list type=”plus”]

    [box type=”success” align=”” class=”” width=””]Bu yazı güncellenmiştir. Yazı sonunda 11 çeşit sevk formu, psikiyatri sevk formu, sevk/istirahat formu ve sevk takip formu eklenmiştir. [/box]

    Sevk formu genellikle şu bilgileri içerir:

    • Çalışanın Bilgileri:
      • Adı ve soyadı
      • T.C. kimlik numarası
      • Doğum tarihi
      • İletişim bilgileri
    • İşyeri Bilgileri:
      • İşyerinin adı
      • Adresi
      • İletişim bilgileri
    • Sevk Nedeni:
      • Şikayetler ve belirtiler
      • Ön tanı veya mevcut tanı
      • Yapılan muayene ve tetkik sonuçları
    • Sevk Edilen Sağlık Kuruluşunun Bilgileri:
      • Kuruluşun adı
      • Adresi
      • İletişim bilgileri
    • İşyeri Hekiminin Bilgileri:
      • Adı ve soyadı
      • Unvanı
      • İmzası ve kaşesi
      • Tarih

    Bu form, iş sağlığı ve güvenliği çerçevesinde önemli bir belgedir ve doğru bir şekilde doldurulması hem işyerinin hem de çalışanın yasal hakları ve yükümlülükleri açısından önemlidir. İşyerinde sağlığın korunması ve iş kazalarının önlenmesi için işyeri hekiminin düzenli olarak çalışanları muayene etmesi ve gerekli durumlarda sevk yapması gerekmektedir.[/tie_list]

    İşyeri Hekimliğinde Sevk Formu Nedir?

    İşyeri hekimliğinde sevk formu, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında işyeri hekimleri tarafından kullanılan, çalışanların sağlık durumlarını izlemek ve gerektiğinde daha ileri tetkik veya tedavi için başka bir sağlık kuruluşuna yönlendirmek amacıyla düzenlenen resmi bir belgedir. Bu form, çalışanların sağlığını korumak ve iş kazalarını önlemek için önemli bir araçtır.

    Sevk Formunun Amacı ve Önemi

    Sevk formunun amacı, işyerinde çalışanların sağlık sorunlarının erken teşhis edilmesi ve gerekli tedavilerin yapılmasını sağlamaktır. Bu form, işyeri hekimi tarafından yapılan muayene ve değerlendirme sonucunda düzenlenir ve çalışanların daha ileri bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi görmesini sağlar. Sevk formu, hem çalışanların sağlıklarının korunması hem de işverenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından büyük öneme sahiptir.

    Sevk Formunun Düzenlenmesi ve Kullanımı

    Sevk formu, işyeri hekiminin düzenli olarak yaptığı muayeneler sonucunda gerektiğinde doldurulur. İşyeri hekimi, çalışanın sağlık durumu ile ilgili yaptığı değerlendirmeleri ve gerekli gördüğü tetkik veya tedavi gereksinimlerini bu formda belirtir. Çalışan, bu form ile birlikte sevk edilen sağlık kuruluşuna başvurarak gerekli sağlık hizmetini alır.

    Sevk formunun düzenlenmesi ve doğru bir şekilde doldurulması, iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği kapsamında yasal bir zorunluluktur. İşyeri hekimleri, bu formu doldururken dikkatli ve detaylı olmalı, tüm gerekli bilgileri eksiksiz olarak yazmalıdır. Bu, hem çalışanın sağlığının korunması hem de işverenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından kritiktir.

    İşyeri Hekiminin Sorumlulukları

    İşyeri hekimi, çalışanların sağlık durumlarını izlemek, işyerinde sağlık risklerini belirlemek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşyeri hekiminin başlıca sorumlulukları şunlardır: [tie_list type=”checklist”]

    • Düzenli sağlık muayeneleri yapmak.
    • İşyerindeki sağlık ve güvenlik koşullarını değerlendirmek.
    • Çalışanların sağlık sorunlarını tespit etmek ve gerekli sevk işlemlerini gerçekleştirmek.
    • İşyerinde sağlık ve güvenlik eğitimleri vermek.
    • Sağlık kayıtlarını tutmak ve güncel tutmak.[/tie_list]

    İşyeri hekimliğinde sevk form, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında hayati bir rol oynar. Bu form, çalışanların sağlık sorunlarının erken teşhis edilmesi ve gerekli tedavi süreçlerinin başlatılması için önemli bir araçtır. İşyeri hekimleri, bu formu düzenlerken dikkatli ve özenli olmalı, tüm bilgileri eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurmalıdır. Bu, hem çalışanların sağlıklarının korunması hem de işverenin yasal yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için gereklidir.

    Örnek Sevk Formları

    [one_third][tie_list type=”thumbup”]

    [/tie_list][/one_third][one_third][tie_list type=”thumbup”]

    [/tie_list][/one_third][one_third_last][tie_list type=”thumbup”]

    [/tie_list][/one_third_last]

  • işyeri Risk Değerlendirmesi

    Bu yazımda işyeri risk değerlendirmesi, önemi ve nasıl yapılması gerektiği hakkında genel bilgi vereceğim. Daha detaylı bilgilere zaman içinde yazı içinden vereceğim linkler ile ulaşabilirsiniz. işyeri Risk değerlendirmesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu‘na göre iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirilmiş olsun veya olmasın TÜM İŞYERLERİ için ZORUNLUDUR!

    İş sağlığı ve güvenliği, çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumayı amaçlayan bir disiplindir. İşyerlerinde gerçekleştirilen faaliyetler, çalışanların çeşitli risklere maruz kalmasına neden olabilir. Bu riskler, fiziksel, kimyasal, biyolojik veya psikososyal olabilir. İşyerinde karşılaşabilecek bu riskler sağlık sorunlarına, iş kazalarına ve meslek hastalıklarına yol açabilir. İşte bu nedenle, iş sağlığı ve güvenliği kanunu, işyerlerinde risk değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır.

    Risk değerlendirmesi, işyerlerindeki potansiyel riskleri belirlemek, değerlendirmek ve önlemek için kullanılan bir yöntemdir. İşverenlerin, çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak için risk değerlendirmesi yapmaları gerekmektedir. Bu değerlendirme süreci, işyerindeki potansiyel tehlikelerin tanımlanmasını, risklerin analiz edilmesini ve önleyici tedbirlerin alınmasını içerir.

    *** İşveren, kendine ait işyerindeki riskleri kendisi değerlendirerek kayıt altına alabilir veya bu risk değerlendirmesini yapması için yetkili bir kurumla anlaşabilir. İşveren, işyerinde iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmiş ise bu ekibin de risk değerlendirmesi yapmasını isteyebilir.işyeri hekimlerinin risk değerlendirme görevleri

    İşyeri Risk Değerlendirmesi Önemi

    Risk değerlendirmesinin önemi birkaç açıdan ele alınabilir:

    İlk olarak, iş sağlığı ve güvenliği kanunu, işverenleri çalışanların sağlığını ve güvenliğini koruma yükümlülüğü altına sokmaktadır. Risk değerlendirmesi, bu yükümlülüğün yerine getirilmesinde önemli bir adımdır. İşverenler, potansiyel riskleri belirleyerek ve önleyici tedbirler alarak çalışanlarını korumalıdır. Bu şekilde, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine yardımcı olunur.

    İkinci olarak, risk değerlendirmesi, işyerinde verimliliği artırmaya yardımcı olabilir. Risklerin belirlenmesi ve analiz edilmesi, işyerindeki potansiyel sorunları önceden tespit etmeyi sağlar. Bu da iş süreçlerinin düzenlenmesi ve iyileştirilmesi için fırsatlar sunar. Örneğin, bir işyerinde yüksek düşme riski tespit edildiyse, güvenlik tedbirlerinin alınması ve çalışanlara eğitim verilmesiyle bu risk azaltılabilir. Sonuç olarak, iş kazalarının ve işle ilgili sorunların azalması, işyerinde daha sağlıklı ve güvenli bir ortamın oluşmasını sağlar ve dolayısıyla verimlilik artar.

    Üçüncü olarak, risk değerlendirmesi yasal zorunluluktur. Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği kanunları, işverenleri risk değerlendirmesi yapmaya ve önleyici tedbirler almayı taahhüt etmeye zorlar. Bu yasal gerekliliklere uymayan işverenler, yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Dolayısıyla, risk değerlendirmesi yapmak, işverenlerin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından hayati öneme sahiptir.

    Fine Kinley Risk Analizi
    FINE KINLEY Tipi Risk Analizi

    Son olarak, işyerinde risk değerlendirmesi çalışanların güvenini ve motivasyonunu artırabilir. Çalışanlar, işyerinde güvende olduklarını hissetmek isterler. İşverenlerin risk değerlendirmesi yaparak çalışanları koruması, onlara güvence verir. Ayrıca, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilinçlenmeleri ve eğitim almaları da önemlidir. Bu, çalışanların risklere karşı daha hazırlıklı olmalarını sağlar ve motivasyonlarını artırır.

    Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği kanununa göre işyerlerindeki risk değerlendirmesi çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak, işyerindeki riskleri azaltmak, yasal gerekliliklere uymak ve verimliliği artırmak için gereklidir. İşverenlerin bu sürece önem vermesi ve gerekli tedbirleri alması, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesine katkıda bulunur. Ayrıca, çalışanların güvenini ve motivasyonunu artırarak daha sağlıklı bir iş ortamı oluşturulmasını sağlar.

    işyerinde Risk değerlendirmesi Nasıl Yapılır?

    İşyerinde risk değerlendirmesi yapmak için aşağıdaki adımları takip etmek önemlidir:

    1. İşyeri ve İş Süreçlerinin Tanımlanması: İşyerinin tüm alanlarını ve iş süreçlerini anlamak önemlidir. Hangi faaliyetlerin gerçekleştirildiği, kullanılan ekipman ve malzemeler, çalışma koşulları gibi detayları belirlemek gerekir.
    2. Tehlikelerin Tanımlanması: İşyerindeki potansiyel tehlikeleri belirlemek için bir tehlike envanteri oluşturulmalıdır. Fiziksel tehlikeler (düşme, darbe vb.), kimyasal tehlikeler (zehirli maddeler, gazlar vb.), biyolojik tehlikeler (enfeksiyon riski vb.) ve psikososyal tehlikeler (stres, iş yükü vb.) gibi tüm tehlikeler göz önünde bulundurulmalıdır.
    3. Riskin Değerlendirilmesi: Belirlenen tehlikelerin, çalışanlar üzerinde oluşturabileceği risklerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu adımda, tehlikenin olasılığı ve potansiyel etkisi değerlendirilir. Bunun için sayısal bir risk matrisi kullanılabilir. Tehlikenin olasılığı ve etkisi, yüksek, orta veya düşük olarak sınıflandırılabilir.
    4. Risk Seviyesinin Belirlenmesi: Tehlike ve risk değerlendirmesi sonucunda elde edilen bilgilerle risk seviyesi belirlenir. Yüksek riskli alanlar öncelikli olarak ele alınmalıdır.
    5. Önleyici Tedbirlerin Belirlenmesi: Risklerin azaltılması veya ortadan kaldırılması için önleyici tedbirler belirlenmelidir. Bu tedbirler, makinelerin bakımı, koruyucu ekipman kullanımı, eğitimlerin verilmesi, çalışma süreçlerinin düzenlenmesi gibi farklı yöntemler olabilir. Önleyici tedbirlerin etkili olması için, riski ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler tercih edilmelidir. Eğer risk tamamen ortadan kaldırılamıyorsa, riski azaltıcı tedbirler alınmalıdır.
    6. Önleyici Tedbirlerin Uygulanması: Belirlenen önleyici tedbirlerin işyerinde uygulanması ve hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu, ekipmanın temini, çalışanlara eğitim verilmesi, prosedürlerin oluşturulması gibi adımları içerir.
    7. Risk Değerlendirmesinin Gözden Geçirilmesi: Risk değerlendirmesi, periyodik olarak gözden geçirilmelidir. İşyerinde değişiklikler olduğunda veya yeni tehlikeler ortaya çıktığında güncellenmelidir. Ayrıca, uygulanan önleyici tedbirlerin etkinliği değerlendirilmeli ve gerekirse iyileştirmeler yapılmalıdır.

    risk analizi

    Risk Değerlendirme Takip ve Yenileme

    Risk değerlendirmesi, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimi, operasyon yöneticileri gibi işyerinde karar vericiler tarafından kurulmuş bir ekip tarafından yapılmalıdır. İşyeri yönetimi ve çalışanların da bu sürece dahil edilmesi önemlidir. Aynı zamanda, çalışanların risklere karşı eğitim almaları ve farkındalık geliştirmeleri sağlanmalıdır. Risk değerlendirmesinde tespit edilen sorunlar İş sağlığı güvenliği kurulu tarafından değerlendirilerek alınması gereken önlemler belirlenir ve çözüm sağlanana kadar takip edilir.

    Risk değerlendirmesi işyerinde çalışma şekli/düzeni değiştiğinde ve gerekli görüldüğünde belirli periyotlarda tekrarlanması gerekir. Süreç birbirini talip eden dinamik bir süreçtir. Tüm işyerleri tarafından yapılması zorunludur.

    işyerinde risk değerlendirmesi hakkında sorularınız için lütfen iletişim kurunuz.

  • Yeni İşe Girenler için İş Sağlığı Oryantasyonu

    İşyerlerinde yaptığımız en temel görevlerden biri de yeni işe başlayan çalışan adayların sahaya çıkmadan önce sağlık durumlarının tespit edilerek, yapacakları işe uygunluğunu tıbbi anlamda değerlendirmektir. Ben de bugün sizlerle Endüstriyel Toksikoloji Derneği tarafından düzenlenen IETOX 2021 3. Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi’nde yapmış olduğum sunumu paylaşmak istiyorum.

    (daha&helliip;)
  • Laboratuar Sonuçlarının Geçerliliği

    Gerek muayenehaneler de gerekse işyerlerinde hastalığın tespiti veya çalışan durumunun tespiti nedeniyle istediğimiz tetkikler laboratuarlarda yapılmaktadır. Eğer bir kurum veya hastane tarzında bir sağlık hizmet sunucusunda değilse hasta veya çalışan istenen bu tetkikleri diledikleri laboratuarda yaptırabiliyor. Önümüze gelen herhangi bir laboratuar sonucuna güvenebilir miyiz? Doğru sayabilir miyiz? İstenilen tetkiklerin standartlara uygun bir laboratuarda yapıldığına nasıl kanaat getirebiliriz?

    Tıbbi Laboratuarlar

    Tıbbi laboratuvar, insanlarda, sağlığın değerlendirilmesi, hastalıkların önlenmesi, tanısı, takibi, tedavinin izlenmesi ve prognoz (hastalığın iyileşme süreci) öngörüsü amacı ile insana ait “biyolojik numunelerin” veya dolaylı olarak ilişkili olduğu numunelerin incelendiği, sonuçların raporlandığı, gerektiğinde yorumlandığı ve ileri incelemeler için önerileri de içeren hizmetlerin sunulduğu laboratuvarlardır. Tıbbi laboratuvarlar sağlık kurum veya kuruluşları bünyesinde veya müstakil olarak kurulabilir. Laboratuarlar, Tıbbi Laboratuar Yönetmeliği‘ne göre:

    1. Biyokimya Laboratuarı
    2. Mikrobiyoloji Laboratuarı
    3. Patoloji Laboratuarı
    1. Basit laboratuvar
    2. Kapsamlı laboratuar
    3. Eğitim laboratuarı
    1. Özel müstakil tıbbi laboratuvar
    2. Özel sağlık kuruluşu bünyesindeki tıbbi laboratuvar
    3.  Özel tıbbi laboratuvar

    olarak çeşitli gruplara ayrılmıştır.

    Biyokimya Laboratuar: Kandaki metabolitlerin değerlerini tespit için yapılan tetkikleri gerçekleştirir.

    Mikrobiyoloji Laboratuarı: Enfeksiyon hastalıkları ve hijyen açısından öngörülen tetkiklerin gerçekletirildiği laboratuarlar.

    Patoloji Laboratuarı: Patolojik örneklerin incelemesinin yapıldığı laboratuarlardır.

    Basit Laboratuar

    Ayakta teşhis ve tedavi yapılan (hasta bakılan) kurum veya kuruluş ile birinci basamak (Aile Sağlığı Merkezleri gibi) sağlık hizmeti veren halk sağlığı laboratuvarları, laboratuvar uzmanı olmadan sadece kendi hastalarına yönelik şu testleri yapabilen tıbbi laboratuvarlardır:

    1. Şerit veya tablet halinde reajenler ile otomatize olmayan idrar analizi
    2. Dışkıda gizli kan
    3. Kan glukozu (spesifik olarak ev kullanımı için onaylanmış glukoz izleme cihazlarıyla)
    4. Hemoglobin (otomatik olmayan tekniklerle veya doğrudan sonuç veren basit cihazlarla)
    5. Eritrosit sedimantasyon hızı (otomatize olmayan)
    6. Mikrohematokrit (otomatize olmayan)
    7. Gebelik testi (şerit veya kart test ile otomatize olmayan idrarda HCG)
    8. Tam kan sayımı
    9. Kanama zamanı tayini
    10. Periferik yayma
    11. Lökosit formül
    12. Kan grubu tayini
    13. Gaita mikroskopisi (amip, parazit incelemesi hariç)

    Muayenehanede yapılabilecek testler: Basit hizmet laboratuvarında yapılan testler ile hekimin yalnızca muayene ettiği hastaya yönelik tanıyı güçlendirmek amacıyla yapmış olduğu mikroskobik testlerdir.

    Yönetmelik

    Basit laboratuvarda yapılan testlerin sonuçlarından, testi isteyen hekim sorumludur. Bu testlerin varsa kalite kontrolü ve kalibrasyon sonuçları Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kayıt altına alınır ve saklanır.

    Kapsamlı hizmet laboratuvarı; her bir anadal için en az bir tıbbi laboratuvar uzmanı ile bir birim sorumlusunun bulunduğu ve uzmanlık alanı ile ilgili laboratuvar testlerini uygulayabilen tıbbi laboratuvardır.

    Eğitim hizmet laboratuvarı; her bir anadal için en az iki tıbbi laboratuvar uzmanı ve bir tıbbi laboratuvar birim sorumlusunun bulunduğu, tıbbi laboratuvar uzmanlık alanında eğitim veren, üniversite ile eğitim ve araştırma hastanelerinde kurulabilen tıbbi laboratuvardır.

    Diğer Laboratuar Çeşitleri:

    Gözetimli Hizmet Laboratuarı: Kamu sahipliğindeki kurum/kuruluşlarda, ruhsatlı tıbbi laboratuvarlarına bağlı aynı uzmanlık dalındaki birim sorumlusunun sorumluluğunda olmak kaydıyla, Bakanlıkça gözetimli hizmet laboratuvarı kurulmasına izin verilebilir. Gözetimli hizmet laboratuvarlarında Bakanlıkça belirlenen testler çalışılır.

    Test bazında referans yetkili laboratuvar; referans olunan testin doğrulamasını yapan, gerektiğinde yeni yöntemlerin geçerli kılınmasını sağlayan, Bakanlık tarafından oluşturulan tıbbi laboratuvar ağı içinde yer alan ve Ulusal Referans Hizmet Laboratuvarına karşı sorumlu olan tıbbi laboratuvardır. Test bazında referans yetkili laboratuvar olabilme ölçütleri ve görevleri Bakanlıkça belirlenir. Test bazında referans yetkili laboratuvar olmak isteyen tıbbi laboratuvar, referans olmak istediği uzmanlık dalında ruhsatlı olmalıdır. Bakanlıkça, başvurusu uygun görülen laboratuvarlara, test bazında referans yetkili laboratuvar yetki belgesi verilir.

    Ulusal Referans Hizmet Laboratuvarı; referans olduğu tanı testi ile ilgili olarak kalite kontrol, laboratuvarlar arası karşılaştırma testleri, eğitim, denetim ve danışmanlık yapan ve tıbbi laboratuvar ağı içinde yer alan diğer tıbbi laboratuvarların verilerini değerlendiren, ulusal düzeyde strateji oluşturan, uluslararası ağlarla işbirliğinde bulunan ve uluslararası düzeyde ülkeyi temsil eden tıbbi laboratuvardır.

    Bunların dışında gerekli hallerde yapısı ve görevleri Bakanlık tarafından belirlenen ulusal tıbbi laboratuvar ağları oluşturulabilir.

    Laboratuar Sonuçları

    İlgili yönetmeliğin 12nci Maddesine, laboratuarların Bakanlığın belirlediği Kalite Standartlarına uygun şekilde hizmet vermesi gerektiği belirtilse de ne bu standartlarda ne de ilgili yönetmelikte hastaya laboratuar sonuç evraklarının ne şekilde teslim edileceğine dair bir izahta bulunulmamıştır. Laboratuarlarda yapılan tetkikler neticesinde hazırlanan raporlar ve kayıtlar en az otuz yıl, elektronik kayıtlar yedekleme ile birlikte süresiz, numuneler ve lamlar bozulmayacak şekilde uygun şartlarda sonuç raporlanıncaya kadar muhafaza edileceği bildirilmiştir.

    Laboratuar sonuçlarının hastalara hangi formatta ve ne şekilde teslim edilmesi gerektiği; hekimin, hasta tarafından sunulan her matbuu kağıdı resmi bir sonuç belgesi olarak kabul edip etmemesini gerektirecek kriterlerle ilgili resmi bir yazı bulamadım.

    İşyeri hekimliği görevim nedeniyle, gerek işe giriş muayenelerinde çalışan adaylarının getirdiği tetkikler için olsun, gerekse periyodik olarak anlaştığımız firmalar tarafından yapılıp bir A4 kağıdı ile karşımıza gelen tetkikler için olsun, bu işin aslını CİMER’e sordum.

    CİMER BAŞVURUSU

    Başvuru Sayısı: 2100376780 Başvuru Zamanı: 22/01/2021 09:38:48

    SORU: İşyeri hekimiyim. İşe giriş muayenelerinde kan tahlillerinden ekg.ye kadar bir çok tetkik istiyorum. Ama bazı tetkikler ne kaşe ne imza, sanki A4’e kafadan basılmış gibi gönderiliyor. Bu tetkik ve laboratuar sonuçlarının belirten sonuç evraklarında aranması gereken standartlar belirlenmiş midir? Diyelim ki X laboratuar firmasının, o tetkikleri yaptırmaya yetkili olduğunu ve yapılan tetkiklerin uygun şekilde yapıldığını beyanını nasıl anlarız? Aslında sorum, önümüze gelen her laboratuar sonucunu kabul etmemiz mi gerekir? Sonuçların kabul edilebilirliğini belirten kriterler hangi mevzuata dayanmaktadır?

    CEVAP: Saygıdeğer başvuru sahibi Bakanlığımız tarafından düzenlenen Tıbbi Laboratuvar Sonuç Raporu Standartlarına göre  mevcut raporlarda söz konusu laboratuvarın Bakanlığımız tarafından ruhsatlandırıldığına dair laboratuvar ruhsat numarası ve  ilgili laboratuvar uzmanı onayı bulunması zorunludur.

    Söz konusu bilgileri içermeyen rapor ile karşılaşılması durumunda ilgili İl Sağlık Müdürlüğüne bildirimde bulunulması gerekmekte olup uygun olmayan raporlara ilişkin iş ve işlemler Bakanlığımızca takip edilecektir. Sağlıklı günler dileriz.


    SAĞLIK BAKANLIĞI > TETKİK VE TEŞHİS HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI – 09/02/2021 11:37:07

    Bu cevaba istinaden istenen rapor tetkiklerinin sonuçlarının:

    • Bu formatta olması
    • Mutlaka Laboratuar Ruhsat Numarasının bulunması
    • Laboratuar Uzmanı tarafından onaylanmış olması gerekiyor.

    Dr. Fatih Hakan ÇAM – 28.09.2021

  • İşyerinde “Beden Dili”nin Önemi

    Kendinizi karşınızdakilere anlatmanın birden fazla yolu vardır. Sadece sözlü olarak anlatmak yetmez, beden dili de sizin hakkınızda ipuçları verir.

    Beden dili, sözlü iletişimi daha etkili hale getirmek amacıyla bedenimizi de kullanmaktır. Zaman zaman sizi tanımayan insanlarla bir araya gelebilir beden dilinizin etkisi devreye girebilir, kendinizi kabul ettirmek durumunda kalabilirsiniz. Ya da çalışan biriyseniz kariyeriniz çerçevesinde iş performansınız kadar başka faktörlerde devreye girebilir. Beden diliniz, işyerinizde kariyeriniz önünde engel oluşturabilir, yanlış anlamalara meydan verebilir.

    Bilinen bir gerçektir ki, beden dilini etkili kullanan insanlar karşısındakilerde olumlu izlenim bırakır, yanlış kullananlar ise iletişim sorunu yaşayabilir. Çünkü yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır ki, beyin düşünceden bile hızlı şekilde saniyenin beşte birinde sözlü olmayan ifadeleri işler. Bunu göz önüne alarak, işyerinde veya sosyal çevrenizde karşınızdakileri daha iyi anlamak ya da kendinizi karşı tarafa yanlış tanıtmamak için beden diliyle yapılan bu hatalara düşmeyin.

    Koltuğa kaykılmak, arkaya yaslanmak

    İşyerinde çalışma sırasında koltuğa kaykılarak oturmak hoş karşılanan bir davranış değildir. Yöneticileriniz veya diğer çalışanlar işinizi önemsemediğinizi veya çok rahat davrandığınızı düşünebilir.

    Sohbeti ya da karşınızdaki insanı önemsediğinizi göstermek istiyorsanız, onun karşısında arkanıza doğru yaslanıp bacaklarınızı öne uzatacak şekilde gerilmeyin. Dik durun ve öne doğru gelin.

    Dik durun

    Ayakta duruyorsanız düz ve dik bir şekilde olun. Ayaklarınızı omuz genişliğinde tutun. Bu kendinizden emin olduğunuz, güvendiğiniz ve dikkatli olduğunuz mesajı verir.

    Düşük ya da çökük gözüken omuzlar mutsuzluğun simgesi olarak görülür. Klinik depresyonda olan insanlar omuzlarını normal insanlardan daha fazla düşürürler. Mutluluk ve güven sunmak istiyorsanız dimdik durun.

    dik duruş beden dili

    Gözleri devirme (yuvarlama)

    Biriyle konuşurken sıkılsanız da söylenenleri onaylamasanız da gözlerinizi kesinlikle yuvarlamayın.

    Kollarınızı, ayaklarınızı çarpık tutmayın

    Konuşma sırasında kollarınızı bağlayabilir, ayaklarınızı çarpık tutmanız bir sorun yaratmayabilir. Ancak sözsüz davranışlar çevrenizdeki kişilere negatif sinyaller verebilir. Mesela, savunma amaçlı, inatçı veya uzak olduğunuzu düşünebilirler.

    Elleri kavuşturmayın, arkada birleştirmeyin, cebe sokmayın

    İnsanlar stresli olduğu zaman ellerini birleştirir. Kendinize olan güveninizi korumak istiyorsanız bunu yapmayın. Elleri birleştirmek ya da cebe sokmak ta, çoğumuzun bilinçsizce aldığı doğal bir pozisyondur, ancak bir şeyleri gizlediğimizin işareti olarak görülebilmektedir.

    Ancak konuşma yaparken ellerinizi de gizlemeyin. Ellerinizi kullanın. Avucunuzun açık ve yukarı bakacak şekilde olması güvenilir olduğunuz izlenimi verecektir.

    Telefon kullanımını azaltın

    İşyerinde telefonu mümkün olduğunca sık kullanmamak iyidir. Özellikle toplantı sırasında, kullanmak karşınızdakilere saygısızlıktır. İş arkadaşlarınızın yanındayken telefonu kullanmanız gerekiyorsa izin isteyin. Zorunlu kalmadıkça dikkatinizi başka yönlere kaydırmayın.

    Kişisel alanları istila

    Profesyonel bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilerle ne kadar iyi arkadaş olursanız olun aranızdaki mesafeyi koruyun. Aksi halde rahatsızlık yaratabilir, hatta tehdit olarak algılanabilir. Uzmanlara göre her zaman 3 ile 8 adım uzakta durun.

    Bakışlarınızla onaylama

    Bakışlarınızla onaylama her zaman olumlu bir etki yapar, diğer insanlarla daha derin görüşmeler yapmanıza olanak tanır. Bu da uzun vadede size güven duyulmasına neden olur.

    Göz teması kurmamak

    Konuştuğunuz kişiyle göz teması kurmamak karşıdaki kişi için olumlu bir izlenim vermez. İş yerindeki insanlarla daha iyi görüşme yapma şansınızı artırmak isterseniz, siz veya konuştuğunuz zaman gözlerine bakın, çünkü ikiniz arasında daha derin bir bağlantı oluşur. Göz teması kurmamak dürüst olmadığınız şekilde algılanabilir.

    Ancak, karşınızdakinin gözlerine çok uzun süre gözlere bakmak da genel olarak saldırganlığın göstergesidir. Birini rahat hissettirmek ve sizin dürüst olduğunuza inandırmak için gözlere bakma süresini bir seferde bir ya da iki saniyeyle kısıtlayın ancak sürekli bunu yapın.

    Zayıf bir el sıkışması

    Tokalaşma sırasında kaşınızdakinin kolunu size doğru çekmeyin. Dik, iyi bir duruşla göz teması kurup karşınızdakini fazla sıkmayacak ama güçlü bir tokalaşma yapın.

    Odaya gizli girmek

    Bir odaya veya toplantıya girerken merhaba deyin ve gülümseyin. Odaya geç girseniz bile bu adımı atlamayın!

    Parmak uçlarınızla birisine dokunmak

    Uygun durumlarda birisine hafifçe dokunmak, bağ oluşturmaya başlamanın etkili bir yoludur. Ancak bütün elinizi kullanın. Parmak uçlarınızla dokunmak bunun tam tersi olarak algılanır.

    Sürekli saate bakmayın, sıkılmış durmayın

    Sık sık saate bakmayın, bir kağıt üzerine karalamalar yapmayın. Bunlar karşınızdakilerin gözünde sıkıldığınızı gösterebilir. Saati izlemek sabırsızlık anlamına gelir ve saygısız sayılabilir.

    Elinizin cinsel organ üzerinde durması

    Kaçınılması gereken bir başka duruş, ellerinizi cinsel organların üzerinde olmasıdır. İşyerinde, sadece savunmacı ve rahatsız görünür.

    Sinirli hareketler yapmak

    Parmaklarınızı kırmak, saçlarınızla oynamak, tırnak ve dudaklarınızı ısırmak sinirli hareketlere örnektir. Bunlar size karşı güveni azaltıp, becerileriniz ve iletişiminiz konusunda endişe yaratabilir.

    Gülümsemeyi unutmayın

    Gülümseyin ve rahat hareket edin. Gülmek, güveni iletmenin en kolay yollarından biridir.

    Sohbette arkanızı dönmeyin, katılın

    Vücudunuz yapılan sohbete dönmezse, kaba görünürsünüz. Omuzlarınızı ve gövdenizi gruba doğru çevirin.

    Sürekli kafa sallamak

    Konuşulanlara kafa allamak, iletişiminiz önemli bir parçasıdır ve karşınızdakinin konuştuklarını anladığınızı ve ona katıldığınızı gösterir. Fakat bunu sürekli yapmak, zayıf görünmenize neden olabilir ayrıca kayıtsızlık işareti olarak da yorumlanabilir.

    Kıpırdanmak

    İnsanlar sıkıldıkları ya da rahatsız oldukları zaman kıpırdanırlar, yani eğer bacaklarınızı sallıyorsanız ya da sürekli saçınızla oynuyorsanız böyle bir mesaj verirsiniz. O yüzden yapmayın.

    Kaynak: mynet

    Eklenme Tarihi: 30.03.2018

    İlgili: Beden dili ve önemi, beden dili ile iletişim kurmak, ofiste bedendili, beden dili nin iş hayatında önemi, ofis sağlığı