Yazar: Dr Fatih

  • Kimyasal Maruziyet Testleri

    Kişisel kimyasal maruziyet ölçümlerinde, çalışanların zararlı kimyasallara ne kadar maruz kaldığını belirlemek için çeşitli parametreler ölçülür. İşyerlerinde kullanılan kimyasalların türüne ve çalışanların maruziyet yollarına bağlı olarak farklı kimyasal maddeler ve bileşenler ölçülebilir.

    Kişisel kimyasal maruziyet ölçümlerinde ölçülebilecek bazı temel parametreler:

    1. Gazlar ve Buharlar

    • Organik Solventler: Benzen, toluen, ksilen gibi organik solventler.
    • İnorganik Gazlar: Karbon monoksit, sülfür dioksit, amonyak, klor gibi gazlar.
    • Buharlar: Formaldehit, metanol, aseton buharları.

    2. Partiküller ve Aerosoller

    • Tozlar: Metal tozları (örneğin kurşun, kadmiyum), mineral tozlar (örneğin silika).
    • Lifler: Asbest, cam elyafı.
    • Dumanlar: Kaynak dumanları, metal buharları.

    3. Metaller

    • Ağır Metaller: Kurşun, cıva, kadmiyum, krom, nikel.
    • Diğer Metaller: Alüminyum, demir, bakır.

    4. Biyolojik Ajanlar

    • Mikroorganizmalar: Bakteri, virüs, mantar sporları.
    • Biyoaerosoller: Bitki ve hayvan kökenli parçacıklar.

    5. Asidik ve Bazik Bileşenler

    • Asitler: Sülfürik asit, nitrik asit, hidroklorik asit buharları.
    • Bazlar: Sodyum hidroksit, potasyum hidroksit buharları.

    6. Uçucu Organik Bileşikler (VOC’ler)

    • Alkanlar, Alkenler ve Aromatikler: Benzen, etilbenzen, toluen, ksilen.
    • Halojenli Bileşikler: Trikloroetilen, perkloroetilen.

    7. Pestisitler ve Tarım Kimyasalları

    • Organofosfatlar: Paration, malation.
    • Karbamatlar: Karbaril.

    8. Diğer Önemli Kimyasallar

    • Ftalatlar: DEHP, DBP.
    • Poliklorlu Bifeniller (PCB’ler): Çeşitli PCB türleri.

    Ölçüm Teknikleri ve Cihazları

    • Gaz ve Buhar Dedektörleri: Çalışanların nefes alma bölgesine yerleştirilen kişisel gaz dedektörleri.
    • Hava Örnekleme Pompaları ve Filtreler: Çalışanın üzerinde taşınan ve havadaki partikülleri toplayan cihazlar.
    • Aktif ve Pasif Örnekleyiciler: Gaz ve buharların toplandığı örnekleme tüpleri veya difüzyon örnekleyicileri.
    • Biyolojik İzleme: Kan, idrar veya nefes analizleri ile kimyasal maruziyetin biyolojik göstergelerinin ölçülmesi.

    Mevzuat ve Standartlar

    Türkiye’de kişisel kimyasal maruziyet ölçümleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bu kanuna bağlı yönetmeliklerde belirtilen standartlar ve prosedürler doğrultusunda yapılmalıdır. Ölçümlerde dikkate alınacak bazı temel yönetmelikler şunlardır:

    • Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik
    • Çalışanların Sağlık ve Güvenliği İçin İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analiz Laboratuvarları Hakkında Yönetmelik
    • Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği

    Örnek Durumlar ve Maruziyet Kontrolü

    • Endüstriyel Boya İşlemleri: Organik solvent buharları, ağır metal tozları.
    • Tarım İlaçlaması: Pestisit buharları ve aerosolleri.
    • Metal İşleme ve Kaynak: Metal buharları ve dumanları.
    • Laboratuvar Çalışmaları: Çeşitli kimyasallar ve reaktifler.

    Mesleki Maruziyet Testleri Çalışılacak Örnekler

    Fenol, Hippürik Asit, Mandelik Asit vb. meslek hastalıkları testleri için çalışanların vardiyalarının sonunda idrar örneği almak gerekmektedir. Referans ve toksik düzeyler vardiya sonu alınmış idrar örnekleri için verilmiştir. Temiz, saydam, sızdırma yapmayan, döner kapaklı, polietilen idrar kaplarına en az 20 mL idrar örneği alınması gerekmektedir. İdrar örnekleri soğuk zincirde laboratuvara ulaştırılmalıdır.

    Meslek hastalıkları testleri için alınmış idrar örnekleri (mandelik asit, hippürik asit, t,t mukonik asit, fenol, orto-para krezol, metil hippürik asit, fenil glioksilik asit vb. testler) aksi talep edilmedikçe 2 ay süreyle derin dondurucuda muhafaza edilirler. Bu süre zarfında ilave test/tekrar test çalışması talep edilebilir.

    Maruziyet testlerinin biyolojik izleminde idrar kreatinin değerleri 30-300 mg/dl sınırları içinde olmalıdır.<30 ve > 300 mg/dl ise yeniden idrar numunesi alınarak test tekrarlanmalıdır.

    MESLEKİ MARUZİYET TAKİBİNDE KULLANILAN TESTLER :

    kimyasal maruziyet testleri

    • Fenil glioksilik asit : Stiren maruziyetinde kullanılır.
    • Fenol : Benzen (benzol), fenoller, naftoller ve bunların türevlerinin vücuttaki toksik etkilerinin belirlenmesi için idrarda fenol ölçümü yapılır.
    • Hippürik asit : Toluen ve ksilen (ksilol) maruziyetinde kullanılır.
    • Kolinesteraz : Organofosfat zehirlenmelerinde kullanılır
    • Mandelik asit : Stiren maruziyetinde kullanılır.
    • Metil hippürik asit : Ksilen (ksilol) maruziyetinde kullanılır.
    • O-kresol : Kresol ve fenol maruziyetinde kullanılır
    • P-kresol : Kresol ve fenol maruziyetinde kullanılır
    • Trans-mukonik asit : Benzen maruziyetinde kullanılır.
    • Hidroksipiren : Polisiklik Aromatik Hidrokarbonların (PAH) maruziyetinde kullanılır.
    • 2,5 Hekzandion : N-Hekzan maruziyetinde kullanılır.

    FENİLGLİOKSİLİK ASİT

    Örnek türü : Spot İdrar.
    Örnek kabı : Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 20 mL.
    Çalışma yöntemi: HPLC

    Eşik değer: Fenil Glioksilik Asit Biyolojik Maruziyet İndeksi (BMİ) 100 mg/L.
    Kaynak: Deutsche Geselschaft für Arbeitsmedizin und Umweltmedizin e.V. (bkz. http://www-dgaum.med.uni-rostock.de/leitlinien)
    Stiren maruziyeti için; İdrarda (mandelic acid + phenylglyoxylic acid) değerleri toplamı için B.M.I : 400 mg/g kreatinin
    Bu biyolojik maruziyet indeksleri (B.M.İ.) vardiya sonunda alınan idrar örnekleri için verilmiştir. Kaynak: ACGIH-American Conference of Govermental and Industrial Hygienists
    Ret kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, dökülmüş, kapağı açılmış örneklerde çalışılmaz.
    Stabilite: İdrar örneği Oda ısısında 1 gün, 2-8°C’de 7 gün, ≤-20°C’de 2 ay süreyle saklanabilir.
    Kullanımı: Stiren plastik sentezi için kullanılan önemli bir monomerdir. Vücutta konjuge olmadan %85 Mandelik Asit ve %15 Fenil Glioksilik Asit olarak idrara çıkar. Stiren hızlı metabolizasyon nedeniyle kanda tespit edilemez. Alınan miktarın %95’i 24 saat içinde vücuttan atılır. İdrardaki metabolit konsantrasyonları maruz kalınan Stiren miktarıyla orantılıdır. Stiren maruziyetini görmek için idrarda kantitatif Mandelik Asit ve Fenil Glioksilik Asit düzeylerine bakılır.
    Ek Bilgiler: Akut zehirlenmelerde başlıca belirtiler öfori ve halüsinasyondur. Kronik zehirlenmelerde merkezi ve periferik sinir sistemi, karaciğer ve böbrek hasarları meydana gelir. Karsinojenik etkisi henüz tespit edilmemiştir.

    FENOL

    Örnek türü: Spot İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 10 mL.
    Örnek alma zamanı: Benzen ve Fenol maruziyetlerinde 8 saat sonra idrar örneği alınması gereklidir (işyeri uygulamalarında vardiya sonrası idrar örneği alınmalıdır).
    Analiz yöntemi: HPLC
    Referans Aralığı: Normal (maruziyet olmayan kişilerde) 4.5-20.7 mg/g Kreatinin.
    Kaynak: CDC, NIOSH, Method 8305 (1994).
    Benzen Biyolojik Maruziyet İndeksi (BMİ): 50 mg/g kreatinin.
    Kaynak: Mayo Medical Laboratuvarları/Medtox Laboratuvarları Test Kataloğu.
    Phenol Maruziyet İndeksi (BMI) : 250 mg/g kreatinin
    Kaynak : ACGIH
    Ret kriteri: Bazı idrar örnekleri için stabilizatör olarak kullanılan hekzametilentetramin (ürotropin) katılmış örneklerde (sinyali tamamen yok ettiğinden) çalışılmaz.
    Stabilite: İdrar örneği oda sıcaklığında 3 gün, 2-8 °C’de 4 hafta, – 20 °C’de 2 aya kadar dayanıklıdır.
    Kullanımı: Benzen ve/veya Fenol maruziyetinin bir göstergesi olarak idrarda Fenol düzeyleri bakılmaktadır. Sadece Benzen ve/veya Fenol kullanılan endüstri çalışanları değil, trafik gazlarına maruz kalım ve tütün ürünlerinin inhale edilmesi yoluyla da Fenol maruziyeti olmaktadır.
    Sindirim kanalında bakterilerin etkisiyle Tirozin’den Fenol meydana gelir. Bu nedenle sağlıklı kişilerde de idrarda ve kanda Fenol bulunur.
    Hemodializdeki üremik hastaların kanında sağlıklı kişilerden daha fazla Fenol bulunur.
    Benzen maruziyetinin tespitinde ve doz izlenmesinde tek başına Fenol ölçümü yeterince spesifik değildir. Bu nedenle daha spesifik bir test olan t,t-mukonik asit ölçümü ile birlikte yapılmalıdır.
    Toksik Etkiler : Fenol bileşikleri ve homologlarının çoğu zehirli maddelerdir. Fenol kişide merkezi sinir sistemi depresyonu ve diğer toksik etkilere(buharı göze ve direk teması cilde koroziv etkisi nedeniyle yanıklar meydana gelir, bulantı, aşrı terleme) neden olur. Deri ile temasta o bölge propiletilen glikol veya izopropil alkol ile, olmadığı takdirde bol su ile yıkanmalıdır. Fazla miktarda Fenol alınması durumunda karaciğer sitokrom P 450 enzim sistemi harabiyeti olur ve sitokrom P 420’ye dönüşür. Böbrekler üzerine toksik etkisi, kalbe toksik etkisi (ritim bozukluğu, nöbet, koma), buharı solunduğunda akciğer ödemi yapıcı etkileri vardır.
    Ek Bilgiler: Basit fenoller maden kömürü katranından elde edilirse de bugün ucuz olarak benzenden sentez edilmektedir.
    Önemli bir endüstriyel atık olan fenolun dünyadaki ve ülkemizdeki kullanım alanlarından en önemlisi fenolik reçine üretimidir. Fenolik reçineler, kâğıt endüstrisi, kauçuk işletme endüstrisi ile yalıtım ve yüksek sürtünmeye dayanıklı malzeme üretiminde kullanılmaktadır. Fenol’den Bakalit ve Naylon elde edilir. Bunun dışında fenol, ilaç endüstrisinde (özellikle Aspirin), kozmetiklerde, güneş koruyucularda, saç boyalarında, cilt parlatıcılarında, böcek öldürücülerde, temizlik ürünlerinin imalatında kullanılmaktadır. Fenolün bütün türevleri mikrop öldürücüdür. Fenol ayrıca oral anestezik ve analjezik özelliği nedeniyle Farenjitlerde de kullanılır.
    Fenol içeren su klorlandığında zehirli poliklorlu fenoller oluşur.

    2,5-Heksandion :

    Örnek türü: Spot İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 10 mL.
    Analiz yöntemi: HPLC
    Eşik Değer:
    Ret kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, ağzı kapalı olarak ve soğuk zincirde laboratuara getirilmemiş idrar örnekleri çalışmaya uygun değildir.
    Stabilite: Oda ısısında 1 gün, 2-8°C’de 7 gün, -20°C’de 2 ay stabildir.
    Kullanımı: 2,5-Heksandion (2,5-Hexanedione) , n-heksanın ana metabolitidir ve n-heksan polinöropatisinin nedeni olarak kabul edilir. Bu nedenle, n-heksana maruz kalmanın biyolojik izlenmesi için 2,5-heksandion ölçmek faydalıdır.
    Ek Bilgi : n-Heksan (HEX), bitkisel yağların üretiminde, polietilen ve polipropilenlaminasyonda, plastiklerin ve kauçukların üretiminde bir seyreltici olarak polisaj ve polipropilenlaminasyonda organik çözücü olarak kullanılan, petrol ve isin önemli bir bileşenidir. lastik üretimi, ilaç sanayii ve kozmetik sektörünün yanı sıra, benzinin bileşiminde, kuru temizleme ürünlerinde, doku imalatında ve matbaalarda kullanılmaktadır

    HİDROKSİPİREN

    Örnek türü: Spot İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 20 mL.
    Analiz yöntemi : HPLC
    Eşik Değer : 1-Hydroxypyren : 0,5 ug/L,
    1-Hydroxypyren/kreatinin : 0,3 ug/g kreatinin.
    Ret kriteri : Saklama koşullarına uyulmamış idrar örnekleri çalışmaya uygun değildir.
    Stabilite : Oda ısısında ve 2-8°C’de 2 gün, -18°C’de 2 ay stabildir.
    Kullanımı : 1-Hydroxypyrene Polisiklik Aromatik Hidrokarbonların (PAH) maruziyetini belirlemek, ölçmek ve izlemek için kullanılan önemli bir biyomarkerdır. 1-Hydroxypyrene insan vücudunda pyrene’in enzimatik hidroksilasyonu sonucu oluşur.
    Ek Bilgiler : Poliklik aromatik hidrokarbonlar (PAH), çoklu aromatiklerden oluşan hidrokarbonlardır.Yanıcı yağlar, yakıt, tütün, odun gibi organik maddelerin eksik yanması sonucu oluşan ve yüzlerce kimyasal bileşiği içeren bir gruptur. 2-6 benzen halkasından oluşurlar. Bazıları potansiyel mutojen ve kanserojen özelliklere sahiptirler. Bunlardan en iyi bilinen ve araştırılan benzopyrene içerenlerdir. Bu nedenle bu maddelerin biyolojik olarak izlenmesi iş sağlığı ve güvenliği bakımından vazgeçilmezdir.
    PAH Kaynakları :
    1. Mesleki maruziyeti olmayan kişilerdeki kaynaklar motorlu araç emisyonları, odun ateşi dumanı, fosil yakıtlar ve tütündür. Barbekü gibi yüksek ısılarda pişirilen yiyeceklerle de PAH oluşabilir.Plastik malzemelerden de yiyeceklere PAH geçebilir.
    2. Mesleki maruziyet : Kok üretimi, soğuk gazlaştırma, gaz arıtma, katran ve asfalt işçileri, alüminyum üretimi, çatı ustası, baca temizleyicisi sektörlerinde mesleki maruziyet söz konusudur.
    PAH Metabolizması : PAH grupları vücuda deri, solunum yolu ve gastrointestinal yolla girerler. Başlıca karaciğerde metabolize olurlar. PAH ailesinden biri olan Pyren vücuda girdikten sonra 1-hydroxypyren’e metabolize olur. 1-Hidroksipiren karaciğerde glukuronide olarak idrarla atılır. 1-Hidroksipiren’in glukuronid formu biyolojik izleme için uygun bir parametredir. Pyrene her zaman PAH karışımlarında bulunur ve bu nedenle yüksekliği sadece Piren birikiminin bir göstergesi olmayıp aynı zamanda PAH’lara genel bir maruz kalma göstergesidir de. kimyasal maruziyet

    HİPPÜRİK ASİT :

    Örnek türü: Spot İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, döner kapaklı , tek kullanımlık idrar kabı.
    Örnek miktarı : 20 mL.
    Analiz yöntemi: HPLC
    Eşik Değer: 1.6 g/g Kreatinin Toluen maruziyetini gösterir. (Kaynak: [2003] UK Government Information Notes on the Diagnosis of Prescribed Diseases. Conditions due to chemical agent, www.mapperleyplains.co.uk/oprus/benzenes.htm.)
    Ret kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, ağzı kapalı olarak ve soğuk zincirde laboratuara getirilmemiş idrar örnekleri çalışmaya uygun değildir.
    Stabilite: Oda ısısında 1 gün, 2-8°C’de 7 gün, -20°C’de 2 ay stabildir.
    Kullanımı: İnsan idrarındaki Hippürik asitin kantitatif olarak tespit edilmesinde kullanılır. Hippürik asit toluenin idrardaki ana metabolitidir. Toluen karaciğerde önce benzoik aside sonra da hippürik aside metabolize olarak idrarla atılır. Yüksek derecede yağda çözünür bir madde olduğu için yağ dokusu ve sinir sisteminde yüksek konsantrasyonlarda bulunur.
    Toluen endüstride boya, kimyasal, farmasötik ve lastik üretiminde kullanılan, aromatik hidrokarbonlu bir solventtir. Toluen gazyağında, akrilik boyalarda, boya incelticilerinde ve yapıştırıcılarda bulunur. Kimya endüstrisinde çalışanlar toluene maruz kaldıklarından işyeri hekimliğinde meslek hastalıkları yönünden test edilirler. Ayrıca uçucu madde bağımlıları en sıklıkla yapıştırıcı ve inceltici soluduklarından ve bunların ana maddesi de toluen olduğundan uçucu madde bağımlılığının tanı ve takibinde Hippürik asit testi kullanılmaktadır. Bu amaçla örnek alınıyorsa gözetim zinciri prosedürleri uygulanmalıdır.

    KOLİNESTERAZ (Pseudocholinesterase)

    Örnek türü : Serum.
    Örnek kabı: Sarı kapaklı jelli tüp veya kırmızı kapaklı jelsiz tüp.
    Örnek miktarı: 5 mL
    Analiz yöntemi : Kinetik Fotometrik.
    Referans aralığı : Kadın : 3930-10800 U/L Erkek : 4620-11500 U/L
    Ret kriteri :
    Stabilite : 4-25°C’de 1 hafta , 2-8°C’de 2 hafta, < -20°C’de 6 ay stabildir.
    Kullanımı : Karaciğerde sentezlenen Kolinesteraz enziminin serumda bulunan formunu Pseudo-kolinesteraz, serum kolinesterazı ) ölçmek için kullanılır. Başlıca kullanım alanları : kimyasal maruziyet
    1.Rutinde en çok Organofosforlu insektisidlere (böcek öldürücülerde, tarım ilaçlarında bulunur ) maruziyetin izlenmesi amacıyla kullanılır : İnsektisitler ve Pestisidler (Organophosphate pesticides, Carbamate pesticides) Kolinesteraz enzimini inhibe ederler Karaciğer hastalığı ve anormal alel olmadığı sürece azalan veya düşük seviyeler, organofosforlu insektisidlere maruziyeti gösterir.
    2. Karaciğer hastalıkları : İleri evre sirozlu ve metastazlı karaciğer karsinomlu hastalarda serum enzim aktivitesi % 50 ila % 70 oranında azalma göstermektdir. Kronik hepatit, hafif siroz ve tıkayıcı sarılıkta ise genellikle normal aktivite görülür. kimyasal maruziyet
    3. Cerrahi girişim öncesi anestezi premedikasyonu : Atipik bir gen olan ve düşük psödokolinesteraz seviyelerine sahip hastaların belirlenmesi amacıyla kullanılır. Psödokolinesteraz eksikliği, genel anestezi sırasında kullanılan kolin esterleri olarak adlandırılan belirli kas gevşetici ilaçlara duyarlılığın artmasına neden olabilir. Süksinilkolin ve mivakuryum gibi bu hızlı etkili ilaçlar, solunum kasları da dahil olmak üzere iskelet kaslarını gevşetmek için kullanılır. Normalde, bu ilaçlar verildikten birkaç dakika sonra metabolize olur ve kaslar tekrar hareket edebilir. Psödokolinesteraz eksikliği olan hastalar ise bu ilaçlar verildikten sonra birkaç saat kendiliğinden hareket edemez veya nefes alamayabilirler. Bu hastalar, ilaçlar vücuttan temizlenene kadar solunum cihazlarıyla desteklenmelidir (mekanik havalandırma).
    Hepatitler, siroz, malnutrisyon, anemiler, akut enfeksiyonlar, Akut Miyokart İnfarktüsü, pulmoner embolizm, postoperatif dönem, kronik böbrek yetmezliği, gebeliğin son dönemleri ve serum albümin konsantrasyonunu düşüren durumlarda serum kolinesteraz düzeyi düşer.
    Yüksek Kolinesteraz seviyeleri : nefrotik sendrom veya karaciğer hasarının iyileşme döneminde görülebilir.

    Ek Bilgiler : Kolinesteraz enziminin iki formu vardır:
    1. Asetilkolinesteraz : Esas olarak eritrositlerin dış yüzeyinde bulunur. Ayrıca, Akciğerlerde, dalakta, sinir uçlarında ve beyindeki gri maddede de bulunur. Sinaps uçlarında salınan asetilkolin hidrolizinden sorumludur ve sinaps boyunca sinirsel impulsun iletilmesine aracılık etmektedir
    2. Kolinesteraz / Psödokolinesteraz : Esas olarak serumda bulunur .Karaciğer, pankreas, kalp ve beyaz cevherde de bulunur

    Hem serum Pseudokolinesteraz aktivitesi hem de kırmızı hücre Asetilkolinesteraz aktivitesi, insektisitler tarafından engellenir, düşürülür. Aralarındaki önemli fark İnsektisitlere maruziyetin süresi yönündedir :
    Preudokolinesteraz enziminin serumda yarılanma ömrü yaklaşık 8 gündür. Bu nedenle, Preudokolinesteraz Enzim ölçümü yakın zamandaki (Birkaç haftaya kadar olan ) insektisit maruziyetini gösterir.
    Eritrositlerdeki Asetilkolinesteraz enziminin (AChE) yarılanma ömrü ise 3 aydan fazladır (eritropoetik aktivite ile belirlenir). Buna göre eritrositlerdeki AsetilKolinesteraz Enzim ölçümü testi yaklaşık olarak son 3 aylık dönemdeki maruziyeti gösterir.

    MANDELİK ASİT ve FENİLGLİOKSİLİK ASİT:

    Örnek türü: İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, sıkı kapaklı, tercihen vakumlu idrar kabı.
    Örnek miktarı: 20 mL.
    Çalışma yöntemi: HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografi) .
    Eşik değer: Stiren maruziyeti için; İdrarda (mandelic acid + phenylglyoxylic acid) değerleri toplamı için B.M.I : 400 mg/g kreatinin .
    Bu biyolojik maruziyet indeksleri (B.M.İ.) vardiya sonunda alınan idrar örnekleri için verilmiştir. Kaynak: ACGIH-American Conference of Govermental and Industrial Hygienists
    Red kriteri: Dökülmüş, kapağı açılmış örneklerde çalışılmaz.
    Stabilite: İdrar örneği 2-8°C’de 7 gün, ≤-20°C’de 2 ay süreyle saklanabilir. Örneğin yapısını bozmamak için tekrarlanan dondurma ve çözme işlemlerinden kaçınmak gereklidir.
    Kullanımı: Stiren plastik sentezi için kullanılan önemli bir monomerdir. Vücutta konjuge olmadan %85 Mandelik Asit ve %15 Fenil Glioksilik Asit olarak idrara çıkar. Stiren hızlı metabolizasyon nedeniyle kanda tespit edilemez. Alınan miktarın %95’i 24 saat içinde vücuttan atılır. İdrardaki metabolit konsantrasyonları maruz kalınan Stiren miktarıyla orantılıdır. Stiren maruziyetini görmek için idrarda kantitatif Mandelik Asit ve Fenil Glioksilik Asit düzeylerine bakılır. kimyasal maruziyet

    Ek Bilgiler: Akut zehirlenmelerde başlıca belirtiler öfori ve halüsinasyondur. Kronik zehirlenmelerde merkezi ve periferik sinir sistemi, karaciğer ve böbrek hasarları meydana gelir. Karsinojenik etkisi henüz tespit edilmemiştir.

    METİL HİPPÜRİK ASİT:

    Örnek türü: İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, sıkı kapaklı idrar kabı.
    Örnek miktarı: 20 mL
    Çalışma yöntemi: HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografi).
    Eşik Değer: Biyolojik Maruziyet İndeksi 2000 mg/L Metil Hippürik Asit’tir.
    Kaynak: Deutsche Gesellschaft für Arbeitsmedizin und Umweltmedizin e.V. (German Society of Occupational and Environmental Medicine). http://www-dgaum.med.uni-rostock.de/leitlinien kimyasal maruziyet
    Red kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, ağzı kapalı olarak ve soğuk zincirde laboratuvara getirilmemiş idrar örnekleri çalışmaya uygun değildir.
    Stabilite: 2-8°C’de 7 gün, -20°C’de 2 ay stabildir.
    Kullanımı: Ksilen maruziyetinin bir göstergesi olarak insan idrarındaki Metil Hippürik Asit’in kantitatif olarak tespit edilmesinde kullanılır.
    Metil Hippürik Asit, Ksilen’in idrardaki ana metabolitidir. Ksilen karaciğerde önce Glisin sonra da orto-para ve meta-metil hippürik aside metabolize olarak idrarla atılır. Yüksek derecede yağda çözünür bir madde olduğu için yağ dokusu ve sinir sisteminde yüksek konsantrasyonlarda bulunur.
    Hızlı metabolizasyon nedeniyle kanda tespit etmek güçtür. Alınan miktarın %95’i 24 saat içinde vücuttan atılır.
    Endüstride çalışanlar Ksilen’e maruz kaldıklarından işyeri hekimliğinde meslek hastalıkları yönünden test edilirler.

    O- KREZOL ve P- KREZOL:

    Örnek türü: İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, sıkı kapaklı, tercihen vakumlu idrar kabı.
    Örnek miktarı: 20 mL.
    Çalışma yöntemi: HPLC.
    Eşik değer:
    O-Krezol (toluen metaboliti olarak) Biyolojik Tolerans Değeri (düzenli maruziyete rağmen kişinin sağlığını bozmayacak en üst seviye): 1,5 mg/L;
    O-Krezol Tolore Edilebilen Maruziyet Sınırı*: 0,8 mg/L.
    *Tolerable exposure limit for toluene subject to: Landesgesetzblatt für Wien, 16. Stück (2002).
    Red Kriteri: Oda sıcaklığında bekletilmiş, dökülmüş, kapağı açılmış örneklerde çalışılmaz.
    Stabilite: 2-8°C’de 4 hafta, -20°C’de 2 ay stabildir. kimyasal maruziyet
    Kullanımı: Krezoller ve fenol çeşitli yollardan kimyasal sentezler için kullanılan ana kimyasallardır. Krezoller kömür katranından, petrolden veya fenolün metilasyonu yoluyla sentetik olarak elde edilirler. Krezoller fenolik ve epoksit reçinelerin, böcek öldürücülerin, lastik ve plastik antioksidanlar ve boyaların üretiminde ara ürün şeklinde elde edilirler.
    Toluenin ana metaboliti Hippürik Asit’tir ancak %1 oranında tolüen, toluen epoksit ara yolundan metabolize olarak krezollere dönüşür. Bu krezoller fenol metabolitlerinin analoglarıdırlar ve glukronik asit ve inorganik sülfatlar ile konjuge olarak böbreklerden atılırlar.
    Toluen esas olarak solunum yoluyla ve deriden temasla alınır. Yüksek buharlaşma özelliği nedeniyle solunumla alınıp verilir.
    İşyeri dışında tütün kullanımı ile de toluene maruz kalınabilir: Filtresiz sigara dumanında 100-200 µg toluen, 80-160 µg fenol, 60-180 µg ikame fenoller olduğu bildirilmiştir: MAK-und BAT-Werte –Liste 2009, Deutsche Forschunggemeinschaft (DFG) (ed.), Wiley-VCH, Weinheim (2009).
    Ek bilgiler: Toluen maruziyeti akut veya kronik olabilir. En önemli etkisini merkezi sinir sisteminde gösterir. İlk etkiler rahatsızlık hissi (baş ağrısı, yorgunluk, dengesizlik) şeklindedir. Yüksek konsantrasyonlara maruz kalındığında beyin işlevleri bozulur, öfori, konfüzyon, koordinasyon ve görme bozuklukları hatta merkezi sinir sistemi depresyonu meydana gelir. Kronik toluen zehirlenmelerinde sıklıkla spesifik olmayan belirtiler görülür (yorgunluk, ataksi), bazı kişilerde ise konuşma, işitme, görme bozukluğu gibi ciddi belirtiler görülür. kimyasal maruziyet

    Trans,trans-MUKONİK ASİT:

    Örnek türü: İdrar.
    Örnek kabı: Katkısız, sızdırma yapmayan, sıkı kapaklı (tercihen vakumlu) idrar kabı.
    Örnek miktarı: 20 mL.
    Örnek alma zamanı: Vardiya sonunda ( ortalama 8 saat mesai sonrası) idrar örneği alınması gereklidir.
    Çalışma yöntemi: HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografi) .
    Referans Aralığı: Karsinojenik ajanlar için Biyolojik Tolerans Değeri ya da Maksimum İzin Verilebilir Konsantrasyon değerleri yoktur. Karsinojenler için The Comission for the Investigation of Health Hazards of Chemical Compounds in the Work Area of the Deutsche Foschungsgemainschaft (DFG German Research Foundation) EKA Değeri tanımlamıştır. t,t-Mukonik Asit için ilgili EKA değeri idrarda 2 mg/L t,t-Mukonik Asit’tir.
    Red kriteri: Doğal idrar, idrar kabına alınmalıdır. Asitleştirme yapılmamalıdır. Asitleştirilmiş idrar örneklerinde çalışma yapılmaz.kimyasal maruziyet

    Stabilite: İdrar örneği oda sıcaklığında 3 gün, 2-8 °C’de 2 hafta, – 20 °C’de 3 aya kadar dayanıklıdır.
    Kullanımı: Benzen endüstride yakıt katkı maddesi ve solvent olarak kimyasalların sentezinde başlangıç materyali olarak ve farmasötiklerin sentezinde kullanılmaktadır. kimyasal maruziyet
    Benzen maruziyetinin bir göstergesi olarak idrarda (fenolden başka) t,t-Mukonik Asit düzeyleri bakılmaktadır. Sadece Benzen endüstrisi çalışanları değil, trafik gazlarına maruz kalım (egzos dumanı, otomobil yakıt ikmal işlemleri ve endüstriyel emisyonlar) ve tütün ürünlerinin inhale edilmesi (özellikle filtresiz sigar vb. kullanımı) yoluyla da Benzen maruziyeti olmaktadır.
    Benzen esas olarak solunumla, daha az olarak deriden temas yoluyla ve sindirim kanalından emilir. Egzersiz yapılması durumunda daha fazla hava inhale edileceğinden daha fazla benzen maruziyeti meydana gelir.
    Benzen yüklenmesinin tespitinde ve doz izlenmesinde spesifik bir parametre olan idrarda t,t-Mukonik Asit ölçümü yapılmalıdır.
    Ek Bilgiler: Benzen karaciğerde sitokrom p 450 enzim sistemi ile benzen epoksit formuna dönüştükten sonra bir yolla Fenol, Katekol, Hidrokinona dönüşürken diğer yolla t,t-Mukonik Asit ve Fenil Merkaptürik Asit’e dönüşür.

    Sorbik asit (E200) ve tuzları (E202, E203) da metabolik yolla t,t-Mukonik Asit’e dönüşür. Ancak bu miktar önemsizdir.

    Toksik Etkileri: Toksik benzen akut ve kronik yolla (düşük dozda uzun süre) maruziyet ile insan sağlığına zarar verir. Akut benzen intoksikasyonu özellikle Merkezi Sinir Sistemi’ne zarar verir. Baş ağrısı, yorgunluk, dengesizlik ve kronik zehirlenmede baş dönmesi, konsantrasyon düşüklüğü gibi belirtiler verir. Artan dozlarda bir maruziyet olduğunda ise öfori, ataksi, görme bozukluğu ve hatta Merkezi Sinir Sistemi kollapsı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bundan başka benzenin hematopoetik sistem üzerine etkileri de vardır: Kan sayımında değişiklikler ve lösemi görülür. Ayrıca mutajenik aktivitesi olduğu gösterilmiştir. kimyasal maruziyet

  • işyeri Risk Değerlendirmesi

    Bu yazımda işyeri risk değerlendirmesi, önemi ve nasıl yapılması gerektiği hakkında genel bilgi vereceğim. Daha detaylı bilgilere zaman içinde yazı içinden vereceğim linkler ile ulaşabilirsiniz. işyeri Risk değerlendirmesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu‘na göre iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirilmiş olsun veya olmasın TÜM İŞYERLERİ için ZORUNLUDUR!

    İş sağlığı ve güvenliği, çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumayı amaçlayan bir disiplindir. İşyerlerinde gerçekleştirilen faaliyetler, çalışanların çeşitli risklere maruz kalmasına neden olabilir. Bu riskler, fiziksel, kimyasal, biyolojik veya psikososyal olabilir. İşyerinde karşılaşabilecek bu riskler sağlık sorunlarına, iş kazalarına ve meslek hastalıklarına yol açabilir. İşte bu nedenle, iş sağlığı ve güvenliği kanunu, işyerlerinde risk değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır.

    Risk değerlendirmesi, işyerlerindeki potansiyel riskleri belirlemek, değerlendirmek ve önlemek için kullanılan bir yöntemdir. İşverenlerin, çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak için risk değerlendirmesi yapmaları gerekmektedir. Bu değerlendirme süreci, işyerindeki potansiyel tehlikelerin tanımlanmasını, risklerin analiz edilmesini ve önleyici tedbirlerin alınmasını içerir.

    *** İşveren, kendine ait işyerindeki riskleri kendisi değerlendirerek kayıt altına alabilir veya bu risk değerlendirmesini yapması için yetkili bir kurumla anlaşabilir. İşveren, işyerinde iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirmiş ise bu ekibin de risk değerlendirmesi yapmasını isteyebilir.işyeri hekimlerinin risk değerlendirme görevleri

    İşyeri Risk Değerlendirmesi Önemi

    Risk değerlendirmesinin önemi birkaç açıdan ele alınabilir:

    İlk olarak, iş sağlığı ve güvenliği kanunu, işverenleri çalışanların sağlığını ve güvenliğini koruma yükümlülüğü altına sokmaktadır. Risk değerlendirmesi, bu yükümlülüğün yerine getirilmesinde önemli bir adımdır. İşverenler, potansiyel riskleri belirleyerek ve önleyici tedbirler alarak çalışanlarını korumalıdır. Bu şekilde, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine yardımcı olunur.

    İkinci olarak, risk değerlendirmesi, işyerinde verimliliği artırmaya yardımcı olabilir. Risklerin belirlenmesi ve analiz edilmesi, işyerindeki potansiyel sorunları önceden tespit etmeyi sağlar. Bu da iş süreçlerinin düzenlenmesi ve iyileştirilmesi için fırsatlar sunar. Örneğin, bir işyerinde yüksek düşme riski tespit edildiyse, güvenlik tedbirlerinin alınması ve çalışanlara eğitim verilmesiyle bu risk azaltılabilir. Sonuç olarak, iş kazalarının ve işle ilgili sorunların azalması, işyerinde daha sağlıklı ve güvenli bir ortamın oluşmasını sağlar ve dolayısıyla verimlilik artar.

    Üçüncü olarak, risk değerlendirmesi yasal zorunluluktur. Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği kanunları, işverenleri risk değerlendirmesi yapmaya ve önleyici tedbirler almayı taahhüt etmeye zorlar. Bu yasal gerekliliklere uymayan işverenler, yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir. Dolayısıyla, risk değerlendirmesi yapmak, işverenlerin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi açısından hayati öneme sahiptir.

    Fine Kinley Risk Analizi
    FINE KINLEY Tipi Risk Analizi

    Son olarak, işyerinde risk değerlendirmesi çalışanların güvenini ve motivasyonunu artırabilir. Çalışanlar, işyerinde güvende olduklarını hissetmek isterler. İşverenlerin risk değerlendirmesi yaparak çalışanları koruması, onlara güvence verir. Ayrıca, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilinçlenmeleri ve eğitim almaları da önemlidir. Bu, çalışanların risklere karşı daha hazırlıklı olmalarını sağlar ve motivasyonlarını artırır.

    Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği kanununa göre işyerlerindeki risk değerlendirmesi çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak, işyerindeki riskleri azaltmak, yasal gerekliliklere uymak ve verimliliği artırmak için gereklidir. İşverenlerin bu sürece önem vermesi ve gerekli tedbirleri alması, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesine katkıda bulunur. Ayrıca, çalışanların güvenini ve motivasyonunu artırarak daha sağlıklı bir iş ortamı oluşturulmasını sağlar.

    işyerinde Risk değerlendirmesi Nasıl Yapılır?

    İşyerinde risk değerlendirmesi yapmak için aşağıdaki adımları takip etmek önemlidir:

    1. İşyeri ve İş Süreçlerinin Tanımlanması: İşyerinin tüm alanlarını ve iş süreçlerini anlamak önemlidir. Hangi faaliyetlerin gerçekleştirildiği, kullanılan ekipman ve malzemeler, çalışma koşulları gibi detayları belirlemek gerekir.
    2. Tehlikelerin Tanımlanması: İşyerindeki potansiyel tehlikeleri belirlemek için bir tehlike envanteri oluşturulmalıdır. Fiziksel tehlikeler (düşme, darbe vb.), kimyasal tehlikeler (zehirli maddeler, gazlar vb.), biyolojik tehlikeler (enfeksiyon riski vb.) ve psikososyal tehlikeler (stres, iş yükü vb.) gibi tüm tehlikeler göz önünde bulundurulmalıdır.
    3. Riskin Değerlendirilmesi: Belirlenen tehlikelerin, çalışanlar üzerinde oluşturabileceği risklerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu adımda, tehlikenin olasılığı ve potansiyel etkisi değerlendirilir. Bunun için sayısal bir risk matrisi kullanılabilir. Tehlikenin olasılığı ve etkisi, yüksek, orta veya düşük olarak sınıflandırılabilir.
    4. Risk Seviyesinin Belirlenmesi: Tehlike ve risk değerlendirmesi sonucunda elde edilen bilgilerle risk seviyesi belirlenir. Yüksek riskli alanlar öncelikli olarak ele alınmalıdır.
    5. Önleyici Tedbirlerin Belirlenmesi: Risklerin azaltılması veya ortadan kaldırılması için önleyici tedbirler belirlenmelidir. Bu tedbirler, makinelerin bakımı, koruyucu ekipman kullanımı, eğitimlerin verilmesi, çalışma süreçlerinin düzenlenmesi gibi farklı yöntemler olabilir. Önleyici tedbirlerin etkili olması için, riski ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler tercih edilmelidir. Eğer risk tamamen ortadan kaldırılamıyorsa, riski azaltıcı tedbirler alınmalıdır.
    6. Önleyici Tedbirlerin Uygulanması: Belirlenen önleyici tedbirlerin işyerinde uygulanması ve hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu, ekipmanın temini, çalışanlara eğitim verilmesi, prosedürlerin oluşturulması gibi adımları içerir.
    7. Risk Değerlendirmesinin Gözden Geçirilmesi: Risk değerlendirmesi, periyodik olarak gözden geçirilmelidir. İşyerinde değişiklikler olduğunda veya yeni tehlikeler ortaya çıktığında güncellenmelidir. Ayrıca, uygulanan önleyici tedbirlerin etkinliği değerlendirilmeli ve gerekirse iyileştirmeler yapılmalıdır.

    risk analizi

    Risk Değerlendirme Takip ve Yenileme

    Risk değerlendirmesi, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimi, operasyon yöneticileri gibi işyerinde karar vericiler tarafından kurulmuş bir ekip tarafından yapılmalıdır. İşyeri yönetimi ve çalışanların da bu sürece dahil edilmesi önemlidir. Aynı zamanda, çalışanların risklere karşı eğitim almaları ve farkındalık geliştirmeleri sağlanmalıdır. Risk değerlendirmesinde tespit edilen sorunlar İş sağlığı güvenliği kurulu tarafından değerlendirilerek alınması gereken önlemler belirlenir ve çözüm sağlanana kadar takip edilir.

    Risk değerlendirmesi işyerinde çalışma şekli/düzeni değiştiğinde ve gerekli görüldüğünde belirli periyotlarda tekrarlanması gerekir. Süreç birbirini talip eden dinamik bir süreçtir. Tüm işyerleri tarafından yapılması zorunludur.

    işyerinde risk değerlendirmesi hakkında sorularınız için lütfen iletişim kurunuz.

  • Yeni İşe Girenler için İş Sağlığı Oryantasyonu

    İşyerlerinde yaptığımız en temel görevlerden biri de yeni işe başlayan çalışan adayların sahaya çıkmadan önce sağlık durumlarının tespit edilerek, yapacakları işe uygunluğunu tıbbi anlamda değerlendirmektir. Ben de bugün sizlerle Endüstriyel Toksikoloji Derneği tarafından düzenlenen IETOX 2021 3. Uluslararası Endüstriyel ve Çevresel Toksikoloji Kongresi’nde yapmış olduğum sunumu paylaşmak istiyorum.

    (daha&helliip;)
  • Laboratuar Sonuçlarının Geçerliliği

    Gerek muayenehaneler de gerekse işyerlerinde hastalığın tespiti veya çalışan durumunun tespiti nedeniyle istediğimiz tetkikler laboratuarlarda yapılmaktadır. Eğer bir kurum veya hastane tarzında bir sağlık hizmet sunucusunda değilse hasta veya çalışan istenen bu tetkikleri diledikleri laboratuarda yaptırabiliyor. Önümüze gelen herhangi bir laboratuar sonucuna güvenebilir miyiz? Doğru sayabilir miyiz? İstenilen tetkiklerin standartlara uygun bir laboratuarda yapıldığına nasıl kanaat getirebiliriz?

    Tıbbi Laboratuarlar

    Tıbbi laboratuvar, insanlarda, sağlığın değerlendirilmesi, hastalıkların önlenmesi, tanısı, takibi, tedavinin izlenmesi ve prognoz (hastalığın iyileşme süreci) öngörüsü amacı ile insana ait “biyolojik numunelerin” veya dolaylı olarak ilişkili olduğu numunelerin incelendiği, sonuçların raporlandığı, gerektiğinde yorumlandığı ve ileri incelemeler için önerileri de içeren hizmetlerin sunulduğu laboratuvarlardır. Tıbbi laboratuvarlar sağlık kurum veya kuruluşları bünyesinde veya müstakil olarak kurulabilir. Laboratuarlar, Tıbbi Laboratuar Yönetmeliği‘ne göre:

    1. Biyokimya Laboratuarı
    2. Mikrobiyoloji Laboratuarı
    3. Patoloji Laboratuarı
    1. Basit laboratuvar
    2. Kapsamlı laboratuar
    3. Eğitim laboratuarı
    1. Özel müstakil tıbbi laboratuvar
    2. Özel sağlık kuruluşu bünyesindeki tıbbi laboratuvar
    3.  Özel tıbbi laboratuvar

    olarak çeşitli gruplara ayrılmıştır.

    Biyokimya Laboratuar: Kandaki metabolitlerin değerlerini tespit için yapılan tetkikleri gerçekleştirir.

    Mikrobiyoloji Laboratuarı: Enfeksiyon hastalıkları ve hijyen açısından öngörülen tetkiklerin gerçekletirildiği laboratuarlar.

    Patoloji Laboratuarı: Patolojik örneklerin incelemesinin yapıldığı laboratuarlardır.

    Basit Laboratuar

    Ayakta teşhis ve tedavi yapılan (hasta bakılan) kurum veya kuruluş ile birinci basamak (Aile Sağlığı Merkezleri gibi) sağlık hizmeti veren halk sağlığı laboratuvarları, laboratuvar uzmanı olmadan sadece kendi hastalarına yönelik şu testleri yapabilen tıbbi laboratuvarlardır:

    1. Şerit veya tablet halinde reajenler ile otomatize olmayan idrar analizi
    2. Dışkıda gizli kan
    3. Kan glukozu (spesifik olarak ev kullanımı için onaylanmış glukoz izleme cihazlarıyla)
    4. Hemoglobin (otomatik olmayan tekniklerle veya doğrudan sonuç veren basit cihazlarla)
    5. Eritrosit sedimantasyon hızı (otomatize olmayan)
    6. Mikrohematokrit (otomatize olmayan)
    7. Gebelik testi (şerit veya kart test ile otomatize olmayan idrarda HCG)
    8. Tam kan sayımı
    9. Kanama zamanı tayini
    10. Periferik yayma
    11. Lökosit formül
    12. Kan grubu tayini
    13. Gaita mikroskopisi (amip, parazit incelemesi hariç)

    Muayenehanede yapılabilecek testler: Basit hizmet laboratuvarında yapılan testler ile hekimin yalnızca muayene ettiği hastaya yönelik tanıyı güçlendirmek amacıyla yapmış olduğu mikroskobik testlerdir.

    Yönetmelik

    Basit laboratuvarda yapılan testlerin sonuçlarından, testi isteyen hekim sorumludur. Bu testlerin varsa kalite kontrolü ve kalibrasyon sonuçları Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kayıt altına alınır ve saklanır.

    Kapsamlı hizmet laboratuvarı; her bir anadal için en az bir tıbbi laboratuvar uzmanı ile bir birim sorumlusunun bulunduğu ve uzmanlık alanı ile ilgili laboratuvar testlerini uygulayabilen tıbbi laboratuvardır.

    Eğitim hizmet laboratuvarı; her bir anadal için en az iki tıbbi laboratuvar uzmanı ve bir tıbbi laboratuvar birim sorumlusunun bulunduğu, tıbbi laboratuvar uzmanlık alanında eğitim veren, üniversite ile eğitim ve araştırma hastanelerinde kurulabilen tıbbi laboratuvardır.

    Diğer Laboratuar Çeşitleri:

    Gözetimli Hizmet Laboratuarı: Kamu sahipliğindeki kurum/kuruluşlarda, ruhsatlı tıbbi laboratuvarlarına bağlı aynı uzmanlık dalındaki birim sorumlusunun sorumluluğunda olmak kaydıyla, Bakanlıkça gözetimli hizmet laboratuvarı kurulmasına izin verilebilir. Gözetimli hizmet laboratuvarlarında Bakanlıkça belirlenen testler çalışılır.

    Test bazında referans yetkili laboratuvar; referans olunan testin doğrulamasını yapan, gerektiğinde yeni yöntemlerin geçerli kılınmasını sağlayan, Bakanlık tarafından oluşturulan tıbbi laboratuvar ağı içinde yer alan ve Ulusal Referans Hizmet Laboratuvarına karşı sorumlu olan tıbbi laboratuvardır. Test bazında referans yetkili laboratuvar olabilme ölçütleri ve görevleri Bakanlıkça belirlenir. Test bazında referans yetkili laboratuvar olmak isteyen tıbbi laboratuvar, referans olmak istediği uzmanlık dalında ruhsatlı olmalıdır. Bakanlıkça, başvurusu uygun görülen laboratuvarlara, test bazında referans yetkili laboratuvar yetki belgesi verilir.

    Ulusal Referans Hizmet Laboratuvarı; referans olduğu tanı testi ile ilgili olarak kalite kontrol, laboratuvarlar arası karşılaştırma testleri, eğitim, denetim ve danışmanlık yapan ve tıbbi laboratuvar ağı içinde yer alan diğer tıbbi laboratuvarların verilerini değerlendiren, ulusal düzeyde strateji oluşturan, uluslararası ağlarla işbirliğinde bulunan ve uluslararası düzeyde ülkeyi temsil eden tıbbi laboratuvardır.

    Bunların dışında gerekli hallerde yapısı ve görevleri Bakanlık tarafından belirlenen ulusal tıbbi laboratuvar ağları oluşturulabilir.

    Laboratuar Sonuçları

    İlgili yönetmeliğin 12nci Maddesine, laboratuarların Bakanlığın belirlediği Kalite Standartlarına uygun şekilde hizmet vermesi gerektiği belirtilse de ne bu standartlarda ne de ilgili yönetmelikte hastaya laboratuar sonuç evraklarının ne şekilde teslim edileceğine dair bir izahta bulunulmamıştır. Laboratuarlarda yapılan tetkikler neticesinde hazırlanan raporlar ve kayıtlar en az otuz yıl, elektronik kayıtlar yedekleme ile birlikte süresiz, numuneler ve lamlar bozulmayacak şekilde uygun şartlarda sonuç raporlanıncaya kadar muhafaza edileceği bildirilmiştir.

    Laboratuar sonuçlarının hastalara hangi formatta ve ne şekilde teslim edilmesi gerektiği; hekimin, hasta tarafından sunulan her matbuu kağıdı resmi bir sonuç belgesi olarak kabul edip etmemesini gerektirecek kriterlerle ilgili resmi bir yazı bulamadım.

    İşyeri hekimliği görevim nedeniyle, gerek işe giriş muayenelerinde çalışan adaylarının getirdiği tetkikler için olsun, gerekse periyodik olarak anlaştığımız firmalar tarafından yapılıp bir A4 kağıdı ile karşımıza gelen tetkikler için olsun, bu işin aslını CİMER’e sordum.

    CİMER BAŞVURUSU

    Başvuru Sayısı: 2100376780 Başvuru Zamanı: 22/01/2021 09:38:48

    SORU: İşyeri hekimiyim. İşe giriş muayenelerinde kan tahlillerinden ekg.ye kadar bir çok tetkik istiyorum. Ama bazı tetkikler ne kaşe ne imza, sanki A4’e kafadan basılmış gibi gönderiliyor. Bu tetkik ve laboratuar sonuçlarının belirten sonuç evraklarında aranması gereken standartlar belirlenmiş midir? Diyelim ki X laboratuar firmasının, o tetkikleri yaptırmaya yetkili olduğunu ve yapılan tetkiklerin uygun şekilde yapıldığını beyanını nasıl anlarız? Aslında sorum, önümüze gelen her laboratuar sonucunu kabul etmemiz mi gerekir? Sonuçların kabul edilebilirliğini belirten kriterler hangi mevzuata dayanmaktadır?

    CEVAP: Saygıdeğer başvuru sahibi Bakanlığımız tarafından düzenlenen Tıbbi Laboratuvar Sonuç Raporu Standartlarına göre  mevcut raporlarda söz konusu laboratuvarın Bakanlığımız tarafından ruhsatlandırıldığına dair laboratuvar ruhsat numarası ve  ilgili laboratuvar uzmanı onayı bulunması zorunludur.

    Söz konusu bilgileri içermeyen rapor ile karşılaşılması durumunda ilgili İl Sağlık Müdürlüğüne bildirimde bulunulması gerekmekte olup uygun olmayan raporlara ilişkin iş ve işlemler Bakanlığımızca takip edilecektir. Sağlıklı günler dileriz.


    SAĞLIK BAKANLIĞI > TETKİK VE TEŞHİS HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI – 09/02/2021 11:37:07

    Bu cevaba istinaden istenen rapor tetkiklerinin sonuçlarının:

    • Bu formatta olması
    • Mutlaka Laboratuar Ruhsat Numarasının bulunması
    • Laboratuar Uzmanı tarafından onaylanmış olması gerekiyor.

    Dr. Fatih Hakan ÇAM – 28.09.2021

  • Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Tarihi

    İş sağlığı ve iş güvenliği alanına yönelik ilk düzenleme, 1865 tarihli Dilaver Paşa Nizamnamesi olmuştur. Bu nizamname, dönemin padişahının onayından geçmemekle birlikte Ereğli Kömür Havzası’nda uygulanmıştır. Yaklaşık 100’e yakın maddeden oluşan Nizamname, gündelik çalışma süresini 10 saat olarak belirlemiş; işçilere çalışma sürelerinin dışında dinlenme süreleri verilmesi, işçilere yatacak yer sağlanması, işçi ücretlerinin öncelikli olarak ödenmesi ve işe hazır beklemeyen işçilere çalıştırılmasalar dahi ücret ödenmesi gibi başlıkları düzenlemiştir. Aynı zamanda Nizamname, işçilerin önemsiz olarak adlandırılacak hastalıklarının madenlerde yer alacak doktorlar tarafından tedavi edilmesi, ağır hastalıklar meydana geldiğinde ise; işçilerin evlerine gönderilmesi gerektiğini de düzenlemiştir. Hastalık kavramı, iş sözleşmesinin sona ermesinin nedeni olarak değerlendirilirken, diğer taraftan iş kazalarından pek söz edilmemiş ve bunlar karşısında ne tip önlemler alınması gerekliliği üzerinde durulmamıştır. Dolayısıyla, Dilaver Paşa Nizamnamesi içerisinde, denetim düzeneği ortaya konulmadığı için, işçiler açısından olumlu görülebilecek birtakım düzenlemeler de gerektiği şekilde uygulanamamıştır.

    1869 tarihinde yürürlüğe giren Maadin Nizamnamesi ile birlikte, iş güvenliğine dair kurallara daha fazla yer verilmiş, madenlerde angarya çalıştırma sistemi tümüyle ortadan kaldırılmış, madenlerde
    yer alan mühendislere kazaların önlenmesi adına gerekli önlemleri alma ve bu amaca yönelik olarak ihtiyaç duyulan malzemeleri idareden talep etme hakkı verilmiş, kazaların mevcut idareye bildirilmesi, madenlerde doktor ve eczane bulundurulması, iş kazasına uğrayan işçilere ve ailelerine işveren tarafından tazminat ödenmesi, iş kazasında kusuru bulunan işverenin para cezası ile cezalandırılması gibi birtakım düzenlemeler yapılmıştır. Dolayısıyla Maadin Nizamnamesi ile birlikte iş sağlığı ve iş güvenliği alanında o günün koşullarına kıyasla oldukça önemli sayılabilecek düzenlemelerin yapıldığı söylenebilmektedir.

    Osmanlı Devleti’nin Batı tipi modernleşmesinin bir karşılığı olarak ortaya çıkan ve 1876 yılında tamamlanarak yürürlüğe giren ilk medeni kanun olan Mecelle’de, iş sağlığı ve iş güvenliği alanına yönelik olarak işçinin, işverenin kusuruyla zarara uğraması halinde işverene bu zararın tazmin yükümlülüğü getirilmiş; diğer taraftan, ücretlerin ayni olarak ödenmesi yasaklanmış, günlük çalışma süresinin gün doğumundan batımına kadar uzatılabileceği ve işçinin çalışmaya hazır halde bulunması durumunda ücrete hak kazanacağına dair hükümler düzenlenmiştir.

    Cumhuriyet Dönemi

    Türkiye’de sanayileşmeye dair temel atılımların, Cumhuriyet döneminde başlamış olmasıyla da bağlantılı olarak; iş sağlığı ve iş güvenliğine dair düzenlemelerin asıl bu dönemde yoğunlaştığını söyleyebilmek mümkündür.

    10.09.1921 tarihli ve 151 sayılı Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amalesinin Hukukuna Müteallik Kanun ile birlikte madenlerde 18 yaşından küçük olanların çalıştırılması yasaklanmış, gündelik çalışma süresi 8 saatle sınırlandırılmış, 8 saatten fazla çalışılması durumunda iki kat fazla ücret ödenmesi ve bu çalışmanın tarafların rızasıyla gerçekleştirilmesi hususları düzenlenmiştir.

    Bu kanuna göre; maden işleten işverenler, hastalanan ya da kazaya uğrayan işçileri tedavi ettirmek ve madenin etrafında hastane, eczane ve hekim bulundurmak zorundadırlar. İş kazasından kaynaklı olarak meydana gelen ölümlerde, ölenlerin vasileri işverene karşı tazminat davası açabilmekte aynı zamanda kazalara neden olan işverenler hakkında da cezai yaptırımlar talep edebilmektedir. Sağlık ve güvenlik koşullarını sağlamayan maden işletmelerinin ise; ruhsatname ve imtiyazları feshedilebilecektir.

    1923 tarihli İzmir İktisat Kongresi içerisinde işçilerin haklarının korunmasına yönelik birtakım kararlar alınmış, 1924 tarihli ve 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu, 1925 tarihli ve 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. 1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunuyla birlikte; ilgili kanunun onuncu babı; hizmet akdi madde 332’de iş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik hükümler yer almış ve bu maddede; işverenin, işçinin uğrayabileceği tehlikeler karşısında lüzumlu tedbirleri alması gerektiği, aksi takdirde işverenin uğranılan zararları tazmin edeceği hükme bağlanmıştır

    1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’yla birlikte; çalışma hayatı içerisinde yer alan kadın ve çocukların korunması, en az 50 işçi çalıştıran işyerleri içerisinde hekim bulundurma zorunluluğu, belirli büyüklüğe sahip işyerlerinde revir ya da hastane kurulması yükümlülüğüne yönelik hükümler bulunmaktadır. 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda madde 173-180 arasında iş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik ilgili hükümler yer almaktadır. Bu hükümler, 12 yaşından küçük çocukların, fabrika ve imalathanelerde çalıştırılmasının yasaklanması; 12 – 16 yaş arasındaki çocukların saat yirmiden sonra gece çalışmalarının yasaklanması; gece hizmetleriyle yer altında gerçekleştirilmesi gereken işlerde 24 saatlik süreçte 8 saatten fazla devamın yasaklanması; kahve, gazino vb. yerlerde 18 yaşından küçük çocukların istihdamının yasaklanması; hamile kadınların doğum sürecinden önceki 3 ay boyunca ağır hizmetlerde yer almasının yasaklanması ve doğum yapan kadınlara ilk 6 aylık süre zarfında mesai saatlerinde yarımşar saatlik emzirme izni verilmesidir.

    Günümüzdeki Düzenlemeler

    1936 tarihli ve 3008 sayılı İş Kanunu, Türkiye’de çalışma hayatını düzenlemek amacıyla meydana getirilen ilk iş kanunu olarak, iş sağlığı ve iş güvenliği alanında da düzenlemelerde bulunmuştur ve kanunun uygulanması için çok sayıda tüzük meydana getirilmiştir. 1945 tarihli ve 4763 sayılı Kanun
    ile birlikte Çalışma Bakanlığı kurulmuş, 1946 yılında ise; Çalışma Bakanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun çıkarılmıştır. 1945 yılında 4792 sayılı İşçi Sigortaları Kurumu ve 4772 sayılı İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu yürürlüğe girmiştir. Sonraki süreçte diğer sigorta kollarına yönelik düzenlemeler yapılarak, dağınık halde bulunan sosyal sigorta uygulamalarını tek bir çatı altına alabilmek amacıyla 1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu yürürlüğe girmiştir. (Bu kanun çalışma ilişkilerinin niteliğiyle bağlantılı olarak farklı sosyal güvenlik kanunlarına tabi olanları kapsayacak şekilde 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olarak şekillendirilmiş ve 2008 yılında kademeli olarak yürürlüğe girmiştir.)

    Yine 1964 tarihinde İş Sağlığı ve Güvenliği Müfettişliği Örgütü, daha sonrasında ise; İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (İSGÜM) kurulmuştur.

    1967 yılında çıkarılan 931 sayılı İş Yasası Anayasa Mahkemesi tarafından usul yönünden bozulmuş ve hiçbir değişiklik yapılmaksızın 1971 tarihli ve 1475 sayılı yeni bir İş Kanunu olarak yürürlüğe girmiştir. Yasanın iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili maddeleri 5. Bölümdeki madde 73 – 82 arasında yer almıştır.

    İş sağlığı ve iş güvenliği yönünden çağdaş yaklaşım meydana getiren 73. maddesi ile işveren, işçinin sağlık ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli olanı yapmak ve bu hususa ait şartları sağlamak ve gerekli araçları noksansız bulundurmakla yükümlü kılınmıştır. İşçilerinde bu konuya ilişkin usul ve şartlara uymak zorunda oldukları belirtilmiştir. Yine bu yasa kapsamında işyeri hekimi ve işyeri güvenlik elemanı istihdamı zorunluluğu getirilmiştir.

    Avrupa Birliği’ne uyum sürecinin de etkileriyle 2003 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu kabul edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’na dayalı olarak iş sağlığı ve iş güvenliği alanında pek çok yönetmelik çıkarılmıştır.

    Son olarak; 29 Haziran 2012 tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun çıkarılarak 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren uygulamaya konması ve akabinde yönetmeliklerinin çıkarılmasıyla ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı modern hükümlerle donatılmış bulunmaktadır. Ancak, uygulamada daha fazla mesafenin kat edilmesi gerekmektedir.

  • Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Profili

    Her yıl işle ilgili kaza ve hastalıklar sonucunda 3,2 milyondan fazla kişi hayatını kaybetmektedir. Ayrıca her yıl 160 milyon yeni meslek hastalığı vakası ile 300 milyon ölümcül olmayan iş kazası meydana gelmektedir. İşle ilgili hastalık ve ölümlerin yarattığı ekonomik yük ile verimlilik kaybı küresel GSYH’nin %4’ünü teşkil etmektedir. Bu nedenle, güvenli ve sağlıklı bir iş ortamının sağlanması ve teşvik edilmesi bir öncelik olmalıdır.

    2006 yılında onaylanan ILO’nun 187 numaralı İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçeve Sözleşmesi (orijinali), Türkiye için 16 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşmeyi müteakip 197 No’lu Tavsiye Kararı alınmıştır. Bu karara göre, üye devletler iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı temin etmeye yönelik ilerlemeleri özetleyen bir ulusal profil hazırlamalı ve düzenli olarak bu durumu güncellemelidirler.

    Bu direktifler doğrultusunda üç taraflı (tripartite) bir yaklaşım benimsenerek Ulusal İSG Profili hazırlanmıştır. Profil, hazırlanırken çalışma yaşamının paydaşları olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile diğer ilgili bakanlıklar; işçi ve işveren örgütleri ile diğer ilgili devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile iletişim halinde bulunmuşlardır.

    Ulusal İSG Profili

    • Profilde yer bulan kurumlar ve insan kaynakları; ülkedeki yasal dayanak ve politikaları, denetim ve uygulama mekanizmalarını ve iş sağlığı ve güvenliği altyapısını içermektedir.
    • Ülkenin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki çeşitli aktörlerinin faaliyetleri, aralarındaki iletişim ve işbirliği ile politika gözden geçirme mekanizmaları açıklanmıştır.
    • Sağlıkla ilgili ve demografik genel veriler; iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunumu; profesyonellere ve toplumun farklı kesimlerine yönelik iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ile iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin ana göstergelerin istatistikleri özetlenmiştir.

    Profilin ülkede daha güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamının geliştirilmesine yardımcı olacak öncü belge
    ve iş sağlığı ve güvenliği alanındaki tartışmalarda bir dayanak olarak işlev görmesi beklenmektedir.

    Bu profil, ILO Türkiye Ofisi tarafından yürütülen İSG Teknik Yardım Programı’nın bir parçası olarak ILO tarafından finanse edilmiştir. Bu çalışma ILO, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İSG Genel Müdürlüğü,
    sosyal taraflar ve diğer paydaşların işbirliğiyle Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü’nden Profesör
    Dr. Nazmi Bilir tarafından hazırlanmış ve üç taraflı katılımla tahkik edilmiştir.

  • Çalışma Öyküsü

    İşyeri hekimleri için meslek hastalıklarının sorgulanması, Çalışanın hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirirken sorgulanması gerekenler, meslek hastalıklarında dikkat edilmesi gereken noktalar, çalışma öyküsü nasıl alınır?

    Meslek Hastalığının tanısının konması için gerekli şartların sağlanması için iş ile hastalık arasında bağın değerlendirilmesi ve ortaya konması gerekir. Bunun için ilk yapılması gereken klinik değerlendirmedir. Klinik değerlendirme çalışma öyküsünün alınmasıyla başlar.

    Çalışanın Çalışma Öyküsü, Meslek Hastalığı Tanısında Çok Önemlidir!

    Çalışma Öyküsü Neleri İçermektedir?

    Bütün İşlerin Tanımlanması

    Hastanın bugüne kadar çalıştığı bütün işlerin öğrenilmesi gerekir. Çalıştığı işyerlerinde yaptığı asıl işler ve maruziyet miktarı öğrenilmelidir. Çalıştığı işyerlerinde ne tür koruyucu önlemler alındığı ve hangi kimyasallarla çalışıldığı araştırılmalıdır.

    Bu hikayeyi alırken aktif olarak çalıştığı yerle sınırlı kalmamak gerekir. Önceki çalıştığı yerler de aynı şekilde sorgulanarak hastalığın daha önceki yerlerden de kaynaklanmış olması ihtimali değerlendirilmelidir.

    Belirtilerin Zamanla İlişkisi

    Çalışmanın yapıldığı dönemlere ve çalışma temposuna bağlı olarak hastalık belirtilerindeki artış ve azalış takip edilmelidir. Hastanın şikâyetlerinin mesai saatlerine göre farklılık gösterip göstermediği takip edilmelidir.

    Bazı hastalıklar zaman içinde sinsice kendini gösterdikleri için dikkatli olunmalı. Burada hasta hekim iletişim becerisi çok önemlidir. Çalışan asıl maruziyet etkeninden çok karşısındakini öncelikli olarak hekim olarak gördüğünden sürekli şikayetlerinden bahsediyor olabilir.

    Benzer Belirtilerin Başka İşçilerde Gözlemlenmesi

    Hastada görülen belirtilerin, kendisiyle aynı ortamda çalışan işçilerde de görülmesi hastalık-meslek ilişkisinin kurulması açısından önemlidir. Çalışanlar arasında tanısı konmamış ama şikayet seviyesinde kalmış yakınmalarında hastalık olarak değerlendirilebilecğini atlamamak gerekir.

    İş dışı etkenlerin varlığı

    Kişinin çalıştığı iş dışında yaptığı diğer faaliyetleri meslek hastalığı üzerinde etkili olabilir. Bazı hobiler ve alkol, sigara alışkanlıklarının da çalışma ortamındaki maruziyetlerin kişi üzerindeki etkisinin daha fazla ortaya çıkmasına sebep olabilir.

    Bireysel özellikler ve çevresel faktörlerinde sağlık üzerine olumsuz etkileri değerlendirilerek tetkikler yönlendirilebilir.

    Kapsamlı bir hikaye hekimi bir daldan diğer dala sürüklese de amaç mevcut rahatsızlığa çalışanın işin niteliğinden veya yürütümünden kaynaklı neyin sebep olduğunu ortaya koymak olmalıdır. Her rahatsızlık meslek hastalığı olmaya da bilir. Çalışanı mağdur etmeden mevcut rahatsızlığın işten kaynaklandığını gösteren ip uçlarını yakalayarak tetkik ve tedavinin yönlendirilmesi gerekir.

    Dr. Fatih Hakan ÇAM

    Eklendiği Tarih: 28.02.2018
    Güncelleme Tarihi: 28.02.2018

  • Meslek Hastalığı

    Meslek hastalığı nedir? Hangi hastalıklar meslek hastalığıdır? Benim hastalığım bir meslek hastalığı mıdır? Meslek hastalığı olması için ne olması gerekir? Meslek hastalığı neleri kapsar?

    Bu yazı, meslek hastalığının ne olduğunu ve hangi hastalıkların bu kapsamda değerledirilmesi gerektiğini belirlemek için kaleme alınmıştır. Eğer bir meslek hastalığı şüpheniz varsa ve ne yapmanız gerektiğini öğrenmek istiyorsanız:

    Meslek Hastalığı tanı süreci yazımızı okuyunuz.

    Meslek Hastalığı nedir?

    Meslek hastalığı, İş Sağlığı ve Güvenliği (ISG) ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) mevzuatında ayrı ayrı tanımlanmıştır:

    6331 sayılı İSG Kanununda: “Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı” (Madde 3/L)

    5510 sayılı SGK Kanununda:

    “Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.”

    şeklinde tanımlanmış olup, tanım olarak SGK’nın tanımı daha kabul görmektedir. Çünkü bu tanım çerçevesinde değerlendirilecek olan bir meslek hastalığı ancak herhangi bir tazminatı hakketmektedir. Bu tanıma uymuyorsa herhangi bir engelllilik ve hak mahrumiyetine uğraması durumunda mağdur, SGK veya Devletten ne yazık ki bir şey talep edemez.

    SGK Kanunundaki tanım göre Meslek Hastalığı

    Çalışan yaptığı işten kaynaklanan herhangi bir sebeple hasta olursa bu meslek hastalığı dır.

    Meslek hastalığı geçici veya sürekli/kalıcı bir özür (maluliyet) durumu yaratabilir. Bu özür durumu bedensel olabileceği gibi çalışanın ruh sağlığını da bozmuş olabilir. Psikiyatrik hastalıklarda meslek hastalığı olabilir anlamına geliyor.

    Diğer taraftan bu tanımın en önemli ifadesi bu mağduriyete uğrayan kişinin herhangi bir hak talep edebilmesi için SİGORTALI olarak çalışıyor olması gerekiyor. Yani çalışanın işyeri/işveren tarafından primlerinin yatırılıyor olması gerekiyor. Eğer çalışan sigortalı değilse meslek hastalığı teşhisi alamaz ve hastalığı yüzünden çalışamadığı günler için SGK’dan herhangi bir geri ödeme de talep edemez.

    O yüzden çalışanlar olarak mutlaka çalıştığımız yerde SGK’ya kaydolarak çalışmamız gerekir. İşveren tarafından SGK’ya kayıt olduğumuz söylenmiş olsa bile maaşımızla beraber her ay SGK’ya primimizin bize söylendiği miktarda yatırıldığını da takip etmemiz gerekir. Bu takibi, SGK Müdürlüklerine şahsen başvurarak veya internette eDevlet uygulaması üzerinden takip edebilirsiniz.

    Türkiye’de Meslek Hastalıkları Sınıflandırması

    Türkiye’de meslek hastalıkları listesi “Sosyal Sigortalar Kanunu Sağlık İşlemleri Tüzüğü” ekinde yer almaktadır. Meslek hastalıkları listesi; hastalıklar ve belirtileri, yükümlülük süresi hastalık tehlikesi olan başlıca işler olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.

    İlgili mevzuatta meslek hastalıkları ile ilgili sınıflandırmalar etkene göre yapılan sınıflandırma ve organa göre yapılan sınıflandırmanın kombinasyonu olacak şekilde 5 ana grupta toplanmıştır.

    Sık Görülen Meslek Hastalıkları

    Bu bölümde meslek hastalıklarının hepsini değil, daha sıklıkla gördüklerimizi paylaşacağım. Sadece hastalık isimlerini verdiğim bu konuyu ilerde daha da detaylandırmayı düşünüyorum.

    Mesleki Kan Hastalıkları:

    Lösemi, malign lenfoma ve çoklu miyeloma mesleki kan hastalıklarına örnektir. Lenfoma, lenfatik sistemi etkileyen bir grup kanserin genel adıdır. İki büyük lenfoma tipi Hodgkin lenfoma ve non-Hodgkin lenfomadır. Hodgkin lenfomanın birçok formu yüksek oranda tedavi edilebilir.

    Mesleki Kanserler:

    Mesleki Dolaşım Sistemi Hastalıkları:

    Koroner arter hastalığı, iltihaplı hastalıklar, kalp ritim bozukluğu, miyokardiyopati, hipertansiyon, aterosklerotik değişimler, fonksiyonel dolaşım bozuklukları, varisler

    Mesleki Sindirim Sistemi Hastalıkları

    Mesleki Psikolojik Hastalıklar:

    Mesleki Psikolojik hastalıklar Türkiye Meslek Hastalıkları listesinde yer almamaktadır.

    İlk olarak Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2010 Güncel Meslek Hastalıkları Listesinde Zihinsel ve davranışsal bozukluklar olarak yer almıştır. Zihinsel ve Davranışsal Bozukluklar Mobbing (Psikolojik Taciz) kavramı üzerinden ele alınmıştır.

    Mesleki Kas-İskelet Sistemi Hastalıkları:

    Karpal tunel sendrom: Taşlama, zımparalama, cilalama, montaj, müzik aletleri çalma, cerrahi, paketleme, temizlik
    işleri, yer döşeme, tuğla kesim, çekiç kullanma, el yıkama veya ovma

    Lateral Epikondilit, tenisçi dirseği: Tenis, bovling, oynama, çekiç, tornavida kullanma, küçük parça montajı, et kesme,
    müzik aletleri çalma

    Boyun gerilmesi sendromu: Yük taşıma, montaj, paketleme

    Pronator teres sendromu: Lehimleme, cilalama, taşlama, parlatma, kumlama

    Radiyal tunel sendromu: El aletleri kullanımı

    Omuz tendiniti, rotator kılıf sendromu: Zımbalama, tavan montajı, tavan kaynağı, tavan boyama, oto tamiri, paketleme, depolama, inşaat, postacılık

    Tetikçi parmağı: El aletleri kullanırken elle yapılamayan işlerin sürekli işaret parmağıyla yapılması

    Guyon tuneli sendromu: Müzik aletleri çalma, marangozluk, tuğla örme, çekiç kullanma

    Beyaz parmak sendromu: Zincir testere, havalı çekiç, titreşimli aletler, kumlama, püskürtme; özellikle soğuk ortam

    Dirsek tendiniti: Zımbalama, montaj, kablolama, paketleme, pense kullanma

    DeQuervain Tenosinovit sendromu: Polisaj, parlatma, kumlama, taşlama, baskı işleri, cerrahi, vidalama, sıkma, testere, pense kullanma

    Bel ağrısı

    Mesleki Sinir Sistemi Hastalıkları

    Mesleki Üriner Sistemi Hastalıkları

    Mesleki Solunum Sistemi Hastalıkları

    • İnorganik tozların neden olduğu hastalıklar
      • Asbestosis (Asbestoz)
      • Silikosis (Slikoz)
      • Kömür Tozu Hastalığı
      • Siderosiz
    • Organik tozların neden olduğu hastalıklar
      • Bisinozis
    • Sık Görülen Diğer Mesleki Akciğer Hastalıkları
      • Akciğer Kanseri
      • Mesleki Astım
      • Ağır metal Hastalıkları
      • Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)

    Mesleki İşitme Kayıpları:

    Dış kulak ve orta kulakla ilgili hastalıklar genel olarak iletim tipi işitme kaybı yaparken, iç kulak, işitme siniri ve beyinle ilgili hastalıklar ve gürültü maruziyeti sensörinöral tip işitme kaybı yaparlar. Eğer işitme yollarının sadece bir yerinde değil birden fazla bölgesinde hastalık varsa mikst (karışık) tip işitme kaybı ortaya çıkar.

    Gürültü (80 dB üzeri) sonrası işitme kayıpları için yükümlülük süresi 6 aydır.

    Mesleki Cilt Hastalıkları

    Cilt hastalıklarının % 90’nı kontakt dermatitlerdir. Kontakt Dermatitlerin % 80’ i irritan kontak dermatit, % 20’si
    alerjik kontak dermatitlerdir. Deformasyonlar en sık “el”’de görülmektedir.

    Deri Kanserleri: Deri kanserleri için yükümlülük süresi 5 yıl, kanserleşmeyen deri hastalıkları için yükümlülük süresi 2 aydır.

    Dr. Fatih Hakan ÇAM

    Yazı Eklendi: 27.02.2018
    Güncelleme: 27.02.2018

  • Yeni İşyeri Hekimi olarak Başlayanlara Yol haritası

    İşyeri hekimi olarak çalışabilmek tıp fakültesi mezunu bir hekim olarak yetkilendirilmiş kurslardan eğitim almak ve ÖSYM’nin belirli tarihlerde yapmış olduğu İşyeri Hekimliği Sınavını geçmiş olmak gerekir. ÇSGB tarafından sertifikanızın İSG Katip üzerinden onaylanması ile artık işyeri hekimliği yapabilirsiniz.

    İşyeri hekimi, diğer hekim gruplarından farklı olarak biraz daha fazla mevzuat bilip takip etmeleri gerekir. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı olacağı için burada işyeri hekimliğine yeni başlayan meslektaşlarımız için Dr. Engin ÇAPAR tarafından paylaşılan temel bazı konularda bilgilendirme yapacağız.

    Katkı sağlamak isteyen arkadaşlarımız bizlere yorum ileterek veya bu sayfadan direk ulaşabilirler. Ayrıca işyeri hekimleri sosyal ağlarımıza katılabilirsiniz:

    Sözleşme İmzalama:

    İş yeri ya da osgb ile sözleşme imzalanması gerekmektedir, öncelikle birlikte çalışmaya yönelik olarak yazılı olacak şekilde iş sözleşmesi yapılacaktır, yine paralel olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezdinde İSG KATİP üzerinden sözleşme yapılması gerekmektedir ki sistem sizi görebilsin.

    OSGB ile sözleşme imzalandıktan sonra (osgb ile çalışacağınız saat kadar sözleşme imzalanır) osgb kendisinin anlaşma yaptığı iş yerlerine sizi dışa görevlendirme yapar ve bunu isg katip üzerinde gösterir, sizinde girip isg katip üzerinden bu dışa görevlendirmeyi onaylamanız gerekebilir.

    Her iki şekilde de isg katip üzerinden bu sözleşmelerin çıktıları alınmalı ve saklanmalıdır.Yine dışa görevlendirme yapıldığında işyeri ile yapılacak sözleşeme örneğini çıktı yaparak imzalayın, işveren yada vekiline imzalatın ve işyerinde isg dosyası içinde muhafaza ediniz.

     

    İlk kez gittiğiniz iş yerinde:

    • Çalışan listesini isteyin. (SGK numarasına bağlı çalışan listesi)
    • Lokasyonda daha önce iş yeri hekimi var ise sağlık dosyaları var mı bakın, işe giriş ve periyodik muayeneler tam olarak yapılmış mı kontrol edin, Eksik işe giriş var ise yapınız, eksik periyodik muayeneleri var ise aşağıdaki şekilde muayenelerini tamamlayın
      • Az tehlikeli iş yerlerinde 5 yılda 1
      • tehlikeli iş yerlerinde 3 yılda 1
      • Çok tehlikeli iş yerlerinde yılda 1
    • Eksik periyodik muayeneler var ise mevcut form üzerinden muayeneyi tamamlaMAyınız, yeni EK-2 İşe Giriş/Periyodik (İG/P) Muayene Formu doldurarak devam ediniz.
    • İlk kez devir almışsanız ve muayeneleri varsa dahi en sağlamı işyeri hekimi olarak en acil ve süresi yakın olandan başlayarak iş yerine gittikçe muayenelerini yenilemektir. Böylece çalışan işçilerin durumlarına, varsa problemlerine hakim olur,tanımış olursunuz.
    • İşyerinin tehlike sınıfına, iş koluna, işçinin yaptığı işin niteliğine göre gerekli olan testler yapılmış mı? Bunu dosyalarından kontrol edin.
    • İşyerinde özel politika gerektiren çalışan var mı bakın, Gebe,18 yaş altı genç işçi,kronik hastalıkları olan işçiler,daha önce iş kazası geçirmiş olanlar,meslek hastalığı teşhisi almış kişiler vs, bunları hastalıklarına ve durumlarına göre belli periyotlarla (aylık, 3 aylık, 6 aylık) kontrol edin ve her kontrolünüzü mutlaka kayıt altına alın ve dosyasında muhafaza edin.
    • işyerinde yaptığınız her işlemi protokol defterine kayıt ediniz.
    • ilk fırsatta iş yerini geziniz, çalışanların görevli oldukları istasyonlara bakınız,ortamı kendi gözlerinizle müşaade ediniz,ortamda var olan tehlike ve riskleri daha net tespit edebilirsiniz bu şekilde.
    • İşyerinde çalışan işçilere, mevzuatta işçilere verilmesi gereken eğitimlerden, işyeri hekimine düşen eğitimler verilmiş mi kontrol edin. Eğitim süreleri geçmiş ise aşağıdaki sürelere göre eğitim planlanır.
      • Çok tehlikeli işyerlerinde yılda bir
      • Tehlikeli iş yerlrinde iki yılda bir
      • Az tehlikeli iş yerlerinde üç yılda bir

    6331 sayılı kanun madde 7 ve Çalışanların eğitimlerini usul ve esasları hakkında yönetmelik ek -1 inde eğitim konuları yer almaktadır.
    Eğitimler yapılmadan önce ve yapıldıktan sonra olarak değerlendirme sınavları yapılır, liste halinde çalışanların öncesi ve sonrası aldıkları notlar kayıt altına alınır
    Ayrıca eğitime katılan personele ait eğitim katılım formu düzenlenir, bu forma eğitime katılan personelin adı soyadı imzası alınır.

    • Yıllık çalışma planı oluştur,buna göre periyodik muayeneler,eğitimler,tetkikler,risk analizi, ortam ölçümleri vs iş yerinde yapılması gereken işlemler ile ilgili olarak bunların zaman çizelgesini oluştur,çıktı al,işveren/ işveren temsilcisi/ iş güvenliği uzmanı ile imza altına al.. (Bunu çoğunlukla iş güvenliği uzmanı olan yerlerde isg uzmanı hazırlıyor,ama kontrol edelim.)
    • İşyerinde risk analizi yapılmış mı, yapılmış ise kontrol edelim, işyeri hekimliği açısından önerilerimiz var ise bunu belirtelim.
    • İşyerinde acil durum planı yapılmış mı? Acil durumlarda yapılacaklar,görevlendirmeler belirlenmiş mi? Kontrol edilmeli,öneriler var ise yapılmalıdır.
    • İş yerinde ilk yardım sertifikalı personel var mı?
      • Çok tehlikeli iş yerlerinde 10 kişi de 1
      • Tehlikeli iş yerlerinde 15 kişi de 1
      • Az tehlikeli iş yerlerinde 20 çalışanda 1 olacak şekilde ilk yardım sertifikalı personel olmalıdır.
        Bu personeller var ve sayıları uygun ise sertifika örneklerini alarak dosya da muhafaza edelim.
    • Öneri tespit defteri olup olmadığını mutlaka kontrol edelim,özellikle öneri tespit defteri bağlı olunan ÇSGB Müdürlüğü ya da noterden onaylanmış olmalıdır.
    • İş yerinde ortam ölçümleri yapılmış mı kontrol ediniz, fiziksel (termal konfor, gürültü, titreşim), kimyasal (solventler), biyolojik riskler gibi işin özelliğine göre yapılacak ortam ölçümleri isg uzmanı ile birlikte planlanmalıdır, yapılmamış ise yaptırılması istenmelidir.

    SORU, ÖNERİ VE ELEŞTİRİLERİNİZİ GÖNDERİ ALTINA YAZINIZ LÜTFEN.

    Dr. Engin ÇAPAR
    İşyeri Hekimi
    Eklenme Tarihi: 11/02/2018
    Güncelleme Tarihi: 11/02/2018

  • Plaza Çalışanları İçin Tehlike

    Plaza ve kapalı ofis ortamlarında çalışanlar, hareketin ve D vitamininin kemik sağlığı ve kas gücünü doğrudan etkilediğini ve yoğun iş yaşamı ile birlikte hareketsizlikten dolayı yeterince rahatlayamayan ve stres yükünü dağıtamayan bir kesimdir.

    Çağımızın en önemli sorunlarından biri de stres ve stresle mücadeledeki yetersizliklerdir. Yoğun iş yaşamı ile birlikte insanların kendilerine ayırdıkları zamanın giderek azalması, beraberinde yeterince rahatlayamayan ve stres yükünü dağıtamayan bir insan grubunun oluşmasına neden olmuştur.

    Plaza ve kapalı ofis ortamlarında hareketsiz çalışmak, karanlık saatlerde işe gidip gelerek güneş görememek kas-iskelet ağrılarını ve D vitamini eksikliğini artırıyor.

    Eklem Ağrıları için:

    Ofiste çalışanların öncelikle ergonomik kurallara dikkat etmeleri şart. Oturma pozisyonu, bilgisayar başındaki boyun, omuz ve kol pozisyonu oldukça önemli. Aynı pozisyonda 30 dakikadan fazla kalınmamalı. Sık sık ayağa kalkılmalı ve ofis içi küçük bir turla hareket edilmeli. Ofiste yapılabilecek basit hareketlerden oluşan minik egzersiz programları çok yardımcı olabilir. Ofiste kullanılan masa, sandalye ve bilgisayar ekipmanları ergonomik olmalı.

    D vitamini eksikliği için:

    Yapılan araştırmalar gösteriyor ki D vitamini eksikliği zihinsel performansı olumsuz etkiliyor ve günlük strese neden oluyor. Kapalı ortamlar güneş alımını da engellediği için çalışanların D vitamini eksikliği artıyor. Eğer beslenme ve güneşlenme yoluyla yeterli D vitamini alınamıyorsa D vitamini takviye yoluyla sağlanabilir. Özellikle yetişkinler için günde 1000 IU vitamin D3 takviyesi bu şikayetleri zamanla azaltabilir.

    D vitamini eksikliğini hissedenler mutlaka doktorlarına danışarak bu takviyeleri uygun dozlarda alabilir. Örneğin D vitamini beklenen değerin altındaysa günlük idame dozdan önce daha yoğun olarak tedavi amaçlı depo doz kullanılır ve daha sonra rutin takviyeye devam edilir.

    Stres için:

    Plaza ve ofis çalışanlarının kapalı ortam ve sürekli baskı altında çalışmadan kaynaklı oluşan stres problemleriyle baş edebilmesi için kişisel ve kurumsal olarak bir takım tedbirler almak gerekir. Çalışanın kendi başına stres ile mücadele edebilmesi için verdiğimiz eğitimlerimize katılın. Veya akupunktur ve biyoenerji uygulamalarımızı deneyebilirsiniz. Yoğun iş temposundan kendinize de vakit ayırın.

    Dr. Fatih Hakan ÇAM