Yazar: Dr Fatih

  • Yoğun iş temposunda sağlığınızı unutmayın

    Günümüzün en az üçte birini geçirdiğimiz iş yerlerinde ne kadar dikkat ediyorsunuz? Sabahın köründe bir poğaça veya sadece çay ile açtığınız dükkanı(?) kapattığınız saatte kendinizi mutlu hissedecek misiniz? Ne oldu? İş yetişmeyecek diye strese mi girdiniz!

    Her gün, her hafta, her ay yaşanan daha fazla çalışma stresi sizi sağlığınızdan etmesin. işte size naçizane bir kaç tavsiye, sakın kulak arkası etmeyin ve bu yazıyı okumak için bir kaç dakika ayırın:

    Güzel bir uyku sonrası kahvaltı şart!

    Biliyorum, bugün yine uykunuzu tam alamadan kalktınız ve kahvaltı için fazla vakit ayıramadınız. Ya da her zaman bu böyle olmuyor! Peki neden uyuyamadığınızı yada uykunuzu tam alamadığınızı hiç düşündünüz mü? Uykusuz kalmak sizi fark etmeseniz de yıpratır. Hatta gün içindeki veriminizi oldukça düşürüyor. Dün gece geç yatmış olabilirsiniz ama bu gece mutlaka akşam 21’den sonra bir an önce yatağa girmelisiniz. Bu size erken gelebilir ancak buna vücudunuzun ihtiyacı var. Yeterli ve kaliteli bir uyku sizi işinizde daha başarılı kılacağını unutmayın.

    Ne demiştik? Kahvaltı!

    Her zaman söylendiği gibi, evet, günün en önemli öğünü… Sadece bir çay veya kahve ile geçiştirilmeyecek kadar önemli. Dengeli beslenme sizi hem forma sokacak, hem de fizyolojik etkilerinden dolayı performansınızı arttıracaktır. Poğaça veya tost sağlınız açısından sandığınızdan daha zararlı.

    Sabahları hızlı kahvaltı yapmak adına tüketilen poğaça, kek, börek tarzında yağ içeriği gıdalar yerine evde hazırlanmış peynirli bir sandiviç gibi protein karbonhidrat karışımı besinler daha sağlıklı bir tercih olacaktır.

    Çalışma Ortamı / Ergonomi

    [toggles class=”yourcustomclass”]
    [toggle title=”Ofiste:” class=”in”]

    Her sabah masa ve sandalyeniz sizi özlemle karşılayıp kucak açsa da gün içinde ikisine de fazla yüz vermeyin. :)) Sürekli oturmak (her ne kadar ergonominiz sağlanmış olsa da) dolaşım sisteminiz ve kas iskelet sisteminiz üzerinde olumsuz etkileri olacaktır. Saatlerce ekran karşısında oturanlar için listeye göz sağlığını da ekleyebiliriz.

    Kalkın, hareket edin. Her bir saat için 10 dakika ofis içinde bir tur atın veya şöyle bir hava almaya çıkın. Çünkü ofis/büro gibi kapalı ortamlar sizin için gerekli oksijeni sağlayamıyor olabilir. Havanın güzel olduğu günlerde mola verilince en iyisi kendinizi dışarı atın ve güneşi görün…

    Yine ofis/büro tipi kapalı ortamlarda görülmeyen tozlar için burun nefes almaya dikkat edin. Genzinizi temizlemek için sürekli bir şeyler içebilirsiniz. Böylece ağız solunum yoluna konan toz ve mite’lar boğazınızdan akar gider. [/toggle]
    [toggle title=”Öğretmenler:”]

    Sürekli ayakta ve bağırarak ders anlatmak sizi yoruyor. Sene içinde kaç defa faranjit veya ses kısıklığı için doktora gittiniz? Ya bacaklar? Varis ve kas ağrısı sizi çileden çıkarıyor mu?

    Öncelikle sizin ve öğrencileriniz için günlük olarak sınıfın zemininin uygun şekilde temizlenmesi (süpürülüp paspas çekilmesi) ve en azından ders aralarında havalandırılıyor olması önemli… Tüm öğrenciler dışarı çıkarılarak dershanenin 5-10 dakika havalandırılmasına özen gösterin.

    Elinizde mutlaka bir pet şişe olmalı. Ağzınızı ve dilinizi nemli tutarsanız kuruluğu önler ve ses telleriniz için nispeten bir elastikiyet kazandırırsınız. Sürekli yudum yudum su içmeniz ağız ve genzinize biriken toz ve mite’ların hava yoluna kaçıp ÜSYE (üst solunum yolu enfeksiyonu) olmanıza engel olacaktır.

    Eğer bacaklarınızda ağrı veya damar genişlemesi bulunuyorsa sıkı tayt veya en güzeli varis çorabı giymeniz uygun olur. Ders anlatmadığınız zamanlarda oturarak dinlenmeniz ve uygunsa bacaklarınızı uzatarak oturmanız iyi olacaktır.[/toggle]
    [toggle title=”Bedenen Çalışanlar:”]

    En fazla kas iskelet sistemi rahatsızlıklarına yakalanan gruptur. Nedeni ergonomi eğitimi almadan işe yüklenmek ve işi bir an önce bitirmek için olması gerekenden daha ağır kaldırmak veya daha fazla yük kaldırıp indirmek. Aslında belirli bir iş planı ve yapılacak işe özgü kişisel koruyucu donanımlar kullanılarak bu tür rahatsızlıklar en aza indirilebilir.

    Ama gelin görün ki, hem işveren/amir tarafından işe ve işçiye özen gösterilmemesi hem de işçinin işini yaparken yeterli duyarlılığı  göstermemesinden kaynaklı sorunlar artarak devam ediyor. Bu noktada iş sağlığı ve güvenliği bir yaptırım olarak devreye giriyor ve olması gerekenler adım adım yapılmaya çalışıyor.[/toggle]
    [toggle title=”Polis ve Asker:”]Mükemmeliyetçi bir anlayışla işleyen sistem içinde emir altında çalışmanın elbette bir çok zorlukları vardır. Bedenen olduğu kadar manen de yıpranan güvenlik güçleri mensupları özellikle stresle başa çıkma ve post travmatik stres bozuklukları yönünden dikkatle izlenmelidirler.[/toggle]
    [/toggles]

    Çalışırken Ne İçsek?

    Gün boyu çay ve kahve tüketimi sizi daha fazla strese sokar. Kahve ve çay içindeki damar büzücü maddeler bu içecekler olması gerektiğinden fazla tüketilirse çarpıntı ve baş ağrısı yapar. Aslında kendinizi bu kadar huzursuz hissetmenizin nedeni de yine aynı maddeler (kafein, taurin) olabilir!

    Öğle yemeğine çıkalım mı?

    Öğle yemeğini dışarıda yiyenler için kalorisi, doymuş yağ, tuz içeriği yüksek fast food tarzı gıdalar yerine tercihlerini ızgara, haşlama veya fırınlanmış tarzda et yemekleri veya et içeren bir salatadan yana (ızgara tavuklu veya ton balıklı gibi) yapmaları daha uygun olacaktır. Dışarıda salata; sebze veya kuru bakliyat tüketemeyenler mutlaka akşam yemeğinde evde bu besinleri tercih ederek posa alımını arttırmalıdırlar. Yemekle birlikte tam buğday, tam tahıl, çavdar gibi ekmekleri tercih etmek alınan posa miktarını arttıracaktır.Kemik ve eklem sağlığı için kalsiyum içeren süt, yoğurt, peynir gibi gıdalar öğünde veya ara öğünde mutlaka tüketilmelidir.

    Ve Akşam…

    İş bitip de kendinizi eve atınca hemen koyvermeyin! Akşam yemeği sonrası şöyle 20 dakikalık bir yürüyüş size çok iyi gelecektir.

    Gece saat 20:00’den sonra hiç bir şey yemeyin!

    Ciddiyim… Akşam yemeğini mutlaka bu saatten önce yemiş olun ve yürüyüşünüzü yapın. Bu saatten sonra yiyeceğiniz veya atıştıracağınız her şey kilo hanenize yazar…

    Çay ve kahve tüketmenizi de önermiyorum!

    Daha iyi bir uyku için Yat Saatinizi ayarlayın! Bu da sabah saat 6:00’da kalkması gereken ve günde en az 7 saat uyuması gereken bir erişkin için en geç 23:00’dır. Dolayısıyla saat 20:00’dan sonra içilecek çay ve kahveler uykunuzun daha geç gelmesine neden olacak, erken (saatinde) yatmış olsanız bile uykuya dalmakta zorluk çekmenize neden olacaktır.

    Siyah çay ve kahve yerine diğer bitki çaylarından içmeniz daha uygun olacaktır. 20:00’den sonra mideniz kazındığında bir elma veya muz gibi bir meyve veya yoğurt tüketebilirsiniz.

    Aslında…

    Hayat tamamen bir sistemden kurulu… İnsan bu sisteme kendini bir şekilde adapte etmektedir. Bu adaptasyon bazen farkında olmadan bize zarar verecek kadar ileri hasarlar oluşturur. Bunun için farkındalığımızı güçlendirmeliyiz. Bu sadece sizin kendiniz için değil, sizi seven aileniz için de önemli! İş ortamındaki stres ve sıkıntıları onlara yansıtmadan onlara vakit ayırmanız, eşiniz ve çocuğunuzla ilgilenmeniz sizi daha mutlu kılacaktır.

    Sizin mutlu olmanız demek; kendinizi iyi hissetmeniz, ağrınızın sızınızın olmaması, endişe duymuyor olmanız, yastığa başınızı koyduğunuzda huzur içinde uykuya dalıyor olabilmeniz demektir.

    Eğer mutlu değilseniz görüşelim, beni takip edin, belki size faydalı olacak bir kaç önerim olacaktır…

    Saygılarımla,

    Dr. Fatih Hakan ÇAM
    (son güncelleme: 24.08.2015)

  • Yüksek rekabet, stresli iş ortamları bağırsakları bozuyor

    Modernleştikçe hastalıklarımız da artıyor. Eski yaşam koşullarını unutma, gıdalardaki değişim, iş koşullarının yarattığı stres bir çok hastalığa da davetiye çıkarıyor. Bu hastalıkların başında kolit geliyor.

    Kolokteral Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, kolitin kişilik yapısıyla çok ilgili olduğunu belirtiyor, “Rekabetin çok yüksek olduğu, stresli iş ortamlarında çalışan insanlarda ve duyarlı, duygusal kişilerde kolit daha sık görülür” diyor…

    ülseratif-kolitin-belirtileriProf. Dr. Oktar Asoğlu, kolitin ne olduğunu şöyle açıklıyor, “Kalın bağırsaktaki bütün enfeksiyonlara kolit denir. Çeşitli türleri vardır. En sık görüleni spastik kolittir.

    En bilineni ve tedavi edilmesi gereken ise ülseratif kolittir. Kişinin kendi bağışıklık sistemi kalın bağırsağını düşman kabul ederek onu yok etmeye çalışır. Sonuçta da bağırsağın içinde yaralar açılır.”

    Gelişmişlik düzeyiyle artan hastalıklara dikkat çeken, “Toplum geliştikçe bağırsaklar bozuluyor” diyen Prof. Asoğlu, kolit belirtilerini şöyle sıralıyor, ” Bu hastalıkta kalın bağırsağın su emme fonksiyonu bozulur. Emilemeyen su atılır yani kişide ishal atakları olur. Ülseratif kolitte, yaraların kanamasına bağlı olarak dışkı kanlı çıkabilir. Toplumun yüzde beşinde, altısında görülen spastik kolitte ise kramp şeklinde karın ağrıları, iştahsızlık, halsizlik, kabızlık ve gaz şikayeti gibi belirtiler ortaya çıkar. Aslında sınav, proje dönemleri gibi zamanlarda hepimiz spastik kolit oluyoruz ve sonrasında atlatıyoruz” diyor.

    Kolitin gerçekleşme nedenlerini de sıralayan Prof. Oktar Asoğlu, günümüz yaşam koşullarının kolite zemin hazırladığını anlatıyor, “Genetik yatkınlık, stres, üzüntü, yaşam tarzı, bazı yiyecek ve içecekler, virüs ve bakteriler gibi pek çok nedeni var. Özellikle toplumlar geliştikçe bağırsaklar bozuluyor. Trafik stresinden yediğiniz yiyeceklere kadar her şey kolitin görülme sıklığını artırıyor.”

    Kolitin kişilik özellikleriyle de ilgisi olduğunu belirten Asoğlu, “Duyarlı ve duygusal kişilerde kolit daha sık görülür. Çalıştığınız işle de alakalı. Rekabetin çok yüksek olduğu, stresli iş ortamlarında çalışan kişiler kolite daha sık yakalanır” diyor.

    STRESTEN UZAK DURMAK ÖNEMLİ

    karin-mkleKolit teşhisi konulan kişilere önerilerde bulunan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, “Hastalara stresten uzaklaşmasını öneriyoruz. Ayrıca hastalığın alevlenme dönemlerinde sebze yemekleri ve salatalar gibi yüksek lifli yiyeceklerden, nohut gibi gaz yapacak baklagillerden uzak durmalılar. Laktoz toleransı olanlar laktozsuz sütleri içmeli. Protein ağırlıklı et, tavuk ve haşlanmış patates, lapa pilav yemeliler. Omega 3’ten yana zengin somon balığı yaraların iyileşmesini hızlandırır. Ayrıca bol bol su içilmeli.”

    Kolit tedavisi konusunda bilgiler de veren Prof. Asoğlu, “Hastalığın alevlenme dönemlerinde bağışıklık sistemini baskılamak için steroid tedavisi uygulanır. Bu dönem sonlandığında düşük dozlarda bağışıklık düşürücü ilaçlarla tedaviye devam edilir. Alevlenme dönemleri sıklaşan, ilaca yanıt vermeyen hastalarda da son tercih olarak cerrahi işlem düşünülür” diyor.

    Günümüzde laparoskopik yöntemle yapılan kolit ameliyatlarının son derece konforlu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oktar Asoğlu, robotik cerrahi ile iyileşme sürecinin hızlandığını, ameliyatta ve sonrasında görülebilecek riskli durumların çok azaldığını belirtiyor.

  • Sağlıklı bir ofis hayatı için öneriler

    [checklist]ofis-sagligi

    • Bir ortam ne kadar aydınlık olursa kendimizi o kadar dinç hissederiz. Bunun için, çalışılan ortamın aydınlık ve temiz olmasına dikkat edilmeli.
    • Bol oksijen almaya gayret gösterilmeli, zira bol oksijen, metabolizmayı hızlandırır.
    • İş yoğunluğuna dalıp su içmeyi unutanlardan olunmamalı. Su içmek zor geliyorsa, cam bir sürahi edinip, içerisine taze nane, kabuk tarçın ve limon dilimleri koyarak aroması değiştirilebilir.
    • Çok çay-kahve içenler şeker kullanmamalı ve kahveye krema koymamalı. Kahve beyazlatıcısı denilen bu ürünler, glikoz şurubundan elde edilir. Kola ve gazlı meşrubatlar da dikkatli tüketilmelidir.
    • Çay-kahveden alınan sıvı, su yerine geçmez, hatta vücuttan su kaybını artırır.
    • Genelde iş yaşamında yaşanılan bir sıkıntı da, öğle yemeklerinin çok yağlı olması ve doyurucu olmamasıdır. Öğle yemeğini evden getirmek tercih edilebilir.
    • Öğlen yemekleri dışarıda yeniyorsa, et ve salata seçeneklerinin olduğu yerlere gitmeye önem verilmeli.
    • Sabah kahvaltısı asla atlanmamalı. Poğaça ve meyve suyundan oluşan bir kahvaltı, besleyici değildir. Az yağlı peynir veya yumurta, mevsim sebzeleri, çavdar, tam buğday ekmeğinden oluşan proteinli bir kahvaltı yapılması tercih edilmelidir. Evde hazırlanamıyorsa, yenecek bir tostu, yağsız ve kepekli ekmekle hazırlanmış şekilde yenmeli.
    • Gerektiğinde hayır denebilmeli. Ofiste birçok çalışanın masasında abur cuburlar mevcuttur. Eğer kişi aç değilse, yememe prensibini edinmeli ve ikramlara kibarca hayır demeli.
    • İşlenmemiş ve paket olmayan gıdaları seçmeye özen gösterilmeli. Yemek aralarında atıştırmak için; taze ve kuru meyveler, tuzsuz kuruyemişler, süt, ayran bulundurulabilir.
    • Ofiste, sağlıklı beslenmek isteyen birkaç arkadaş bulunursa motivasyon artar.
    • Ofis içinde kısa yürüyüşler yapmak ve asansör yerine merdiveni kullanmak tercih edilebilir.

    [/checklist]