Meslek Hastalığı, (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda belirtildiği üzere):
“Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir.”
Sigortalı çalışanın (sigortalı olma şartı vardır!) yapmakta olduğu işle ilgili (işin yükü, işi yapma süreci ve işlemleri, çalıştığı ortam şartları, kullandığı malzemeler ve çıkan ürünlerden etkilenme durumu gibi…) maruz kaldığı ve/veya uğradığı GEÇİCİ veya SÜREKLİ hastalık durumlarını MESLEK HASTALIĞI olarak tanımlarız. Hastalık bedene zarar verdiği gibi ruhsal özürlülük hali de oluşturabilir. O yüzden işyeri hekimi hastalığı değerlendirirken sadece bedenle sınırlı kalmamalı, çalışanın ruhsal değerlendirmesini de ihmal etmemelidir!
Meslek hastalığı diyebilmemiz için çalışanın öncelikle;
- Yetkili sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurul raporu ve bu raporun dayanağı olan tetkik belge ve sonuçlarının incelenmesi
- Ve/veya (SGK tarafından gerekli görüldüğü takdirde, şart değil) işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları (işyeri teftişi) ile gerekli diğer belgelerin incelenmesi
Sonrasında SGK Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmiş olması gerekir.
İşten Ayrıldıktan Sonra Oluşan Meslek Hastalıkları
Meslek hastalığı, işten ayrıldıktan sonra da meydana gelmiş olabilir. İşten ayrıldıktan sonra meslek hastalığı tespit edilmişse ve bu hastalığın sigortalı olarak çalıştığı daha önceki işinden kaynaklandığı düşünülüyorsa, 5510 sayılı kanundan doğan haklarından yararlanabilir.
Bu haklardan yararlanabilmesi için eski çalışanın, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için belirlenen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Bu durumdaki kişiler, gerekli belgelerle SGK’ya müracaat edebilirler.
Herhangi bir meslek hastalığının (klinik ve laboratuvar bulgularıyla) belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık SGK’nın veya eski çalışanın başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.
Hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, SGK tarafından çıkarılan şu yönetmelikte düzenlenmiştir. Bu yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Meslek Hastalığı Soruşturması
İşyerlerinde Meslek Hastalığı Teftişi hakkında daha detaylı bilgi için bu yazıma bir göz atın.
Meslek hastalığı ile ilgili bildirimler üzerine gerekli soruşturmalar, SGK’nun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya ÇSGB İş Müfettişleri vasıtasıyla yaptırılabilir. Askeri işyerleri için denetimler MSB bağlı Askeri İş Teftiş Başkanlığı Müfettişlerince yapılır. Bu soruşturmalarda gerekli belgelerle işyeri ortamı değerlendirilerek yapılan işle hastalığın oluşumu arasındaki ilinti değerlendirilir.
Meslek Hastalığı Bildirimi
Meslek Hastalığı Billdiriminin ne şekilde yapılacağı ile ilgili yazımıza bir göz atın.
Meslek Hastalığı öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile SGK’ya bildirilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen ya da yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işveren veya sigortalıya, bu durum için yapılmış bulunan masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri SGK tarafından rücû edilir.
Ülkemizde Meslek Hastalıkları
Ülkeler arasında değişmekle birlikte, yılda her bin çalışandan 4-12’sinin meslek hastalığına yakalanma ihtimali olduğu bilinmektedir.
Bu varsayıma göre; ülkemizde 2012 yılı verilerine göre beklenen meslek hastalığı vaka sayısı 50-150 bin arasında iken tespit edilen vaka sayısı 395’tir. Dolayısıyla ülkemizde meslek hastalığı istatistiklerinin bu denli yetersiz olmasında tıbbi, yasal ve sosyal nedenler öne çıkmaktadır.
2010-2012 yılları arasındaki durumu değerlendirmek amacıyla meslek hastalıklarının en çok görüldüğü sekiz sektöre ait dağılım ele alınmış ve şöyle bir tablo karşımıza çıkmıştır:

İşyeri Hekimine Öneriler
Çalışana yapılacak olan öneri işyerinin durumu ve tıbbi muayenelerin sonuçlarıyla tutarlı olmalıdır.
Çalışanlar biyolojik izlem sonuçları, genel sıhhi önlemler ve kişisel koruyucu donanımlar hakkında bilgilendirilmelidir.
Mesleki tıbbi değerlendirme sonucunda meslek hastalığı veya işle ilgili hastalıklardan şüphelenilmesi halinde, tıbbi gizliliği gözetirken, işvereni de bilgilendirmeli ve gerekli önerilerde bulunulmalıdır. Ayrıca çalışan bu tür durumlarda teşhis için en kısa zamanda ilgili hastane ve kurumlara sevk edilmelidir.
Vaka Değerlendirmesi ancak işyerinin durumu ve kişinin maruziyeti bilindiğinde ve işyerinde yapılmış bir risk değerlendirmesi bulunması durumunda mümkündür. İşyerinde yapılan risk değerlendirmesinde hangi teknik, organizasyonel ve bireysel önlemlerin uygulandığı vaka değerlendirme çalışmasında göz önüne alınmalıdır.
İşyerinde meydana gelen meslek hastalıklarının nedenleri araştırılmalı ve tekrarlarının önlenmesi için gerekli sağlık değerlendirilmesi yapılarak işveren bilgilendirilmelidir.
Sonuç olarak:
Meslek hastalıkları her ne kadar sadece tıp dalları ile ilgili görünse de; aslında mühendislik ve sosyal bilimlerin de ilgi alanına girmektedir. Meslek hastalıklarının önüne geçilmesi için iş güvenliği uzmanının, işyeri hekiminin ve çalışanların ortak çalışmaları gerekmektedir.
İşte tam bu noktada işveren devreye girerek işyerindeki bu üç temel dinamiğin iletişimini sağlamalı ve gerekli önlemleri almalıdır.
Bir yanıt yazın