Kategori: Rehber

  • Sektöre Göre Artan Meslek Hastalığı Riskleri

    Çalışma hayatında her sektör, barındırdığı özgün maruziyetler nedeniyle farklı meslek hastalığı risklerini beraberinde getirir. İşyeri hekimi açısından kritik olan nokta; genel risk bilgisini, işin özeline indirgemek ve buna uygun sağlık gözetimi planını oluşturmaktır.

    Çünkü sahada çoğu zaman hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, erken uyarı bulgularını yakalayabildiğimiz ölçüde koruyucu hekimlik anlam kazanır.

    Bu yazıda; sektörel kanser riskleri başta olmak üzere, işin doğasına bağlı artan meslek hastalığı olasılıklarını klinik ve mevzuatsal bakışla birlikte ele alacağız.

    Neden Sektörel Risk Analizi Şart?

    6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve bağlı yönetmelikler işyeri hekimine açık bir sorumluluk yükler:

    • Çalışanların sağlık gözetimini yapmak
    • İşe giriş ve periyodik muayeneleri işe özgü risklere göre planlamak
    • Meslek hastalığı şüphesinde erken tanı sürecini başlatmak
    • Gerekli hallerde ileri tetkik ve sevk mekanizmasını işletmek

    Yani standart muayene yaklaşımı yeterli değildir.
    Risk odaklı, sektöre özgü sağlık gözetimi esastır.

    Sektörlere Göre Öne Çıkan Kanser Riskleri

    Aşağıdaki eşleşmeler; literatür, uluslararası ajans verileri (IARC vb.) ve saha gözlemleri ile uyumlu genel risk kümelerini yansıtır. Gönderdiğin tabloda yer alan örnekler de bu çerçevede oldukça isabetlidir.

    Kauçuk ve Boya Sektörü → Mesane Kanseri

    Başlıca Maruziyetlerkauçuk

    • Aromatik aminler
    • Anilin boyalar
    • Organik çözücüler

    Klinik Uyanı İşaretleri

    • Ağrısız hematüri
    • Sık idrara çıkma
    • Mesane irritasyon bulguları

    Hekim Notu: Uzun latent dönem nedeniyle emekli çalışanlar dahi sorgulanmalıdır.

    Metal Kaplama & Metalurji → Akciğer ve Burun Boşluğu Kanserleri

    Başlıca Maruziyetlermetal döküm

    • Krom VI bileşikleri
    • Nikel
    • Asit buharları

    Erken Bulgular

    • Kronik rinit
    • Burun kanaması
    • Koku alma kaybı
    • Persistan öksürük

    Ahşap Endüstrisi → Burun Boşluğu Kanserleri

    Risk Etkeni: Sert ağaç tozları

    Önemli Nokta:
    Mobilya, parke ve kontrplak üretiminde risk belirgin artar.

    Takipte Dikkat

    • Nazal tıkanıklık
    • Tek taraflı akıntı
    • Epistaksis

    Plastik, Petro-Kimya ve Kimyasal Ara Ürün Üretimi

    İlişkili Kanserlerpetrokimya

    • Karaciğer
    • Akciğer
    • Lösemi
    • Cilt

    Şüpheli Maruziyetler

    • Vinil klorür
    • Benzen
    • Stiren
    • PAH bileşikleri

    Hekim İçin Kritik Nokta:
    Benzen maruziyetinde tam kan sayımı takibi hayati önemdedir.

    İnşaat ve Yapı Malzemeleri → Akciğer, Cilt, Mesane

    Başlıca Risklerinsaat isg

    • Asbest
    • Silika
    • Çimento
    • Katran türevleri

    İzlemde Olmazsa Olmaz

    • PA akciğer grafisi
    • Solunum fonksiyon testi
    • Dermatolojik muayene

    Tekstil Sektörü → Akciğer ve Plevra Hastalıkları

    Hastalık Spektrumu

    • Bisinozis
    • Mezotelyoma (asbestli eski tesislerde)
    • Akciğer kanseri

    Semptom Alarmı

    • Pazartesi nefes darlığı
    • Göğüs sıkışması

    Cam, Kağıt, Havacılık ve Taş İşçiliği

    Öne Çıkan Riskler

    • Silika
    • Metal dumanı
    • Lifli tozlar

    Sonuç Hastalıklar

    • Akciğer kanseri
    • KOAH
    • Pnömokonyozlar

    Çözücüler & Kuru Temizleme → Çoklu Kanser Riski

    Maruziyetler

    • Perkloroetilen
    • Trikloroetilen
    • Benzen türevleri

    İlişkili Kanserler

    • Akciğer
    • Lenfoma
    • Özofagus

    Sağlık Gözetiminde İşyeri Hekiminin Stratejik Rolü

    Sahada fark yaratan yaklaşım şu 4 basamakta özetlenebilir:

    1. Risk Odaklı Anamnez

    • Sadece mevcut iş değil
    • Önceki iş kolları da sorgulanmalı

    2. Hedefe Yönelik Muayene

    • Solunum sistemi
    • Dermatolojik muayene
    • KBB değerlendirmesi
    • Genel sistemik Muayene

    3. Uygun Tetkik Planı

    • PA Akciğer grafisi
    • SFT
    • Hemogram
    • İdrar sitolojisi (riskli gruplarda)

    4. Erken Sevk Mekanizması

    Meslek hastalığı şüphesinde yetkili hastanelere yönlendirme geciktirilmemelidir.

    Mevzuatsal Dayanak

    Süreç aşağıdaki düzenlemelerle doğrudan ilişkilidir:

    Bu çerçevede sağlık gözetimi:

    ➡️ İşe girişte
    ➡️ Periyodik muayenelerde
    ➡️ İş değişikliğinde
    ➡️ Maruziyet artışında

    yeniden planlanmalıdır.

    5️⃣ Sahadan Pratik Uyarılar

    • “Toz var ama maske takıyorlar” yaklaşımı yanıltıcıdır.
    • KKD kullanımı ≠ maruziyet yokluğu
    • Eski çalışanlar latent hastalık açısından izlenmelidir.
    • Alt işveren çalışanları mutlaka kapsama alınmalıdır.

    Her sektör kendi hastalığını üretir.
    İşyeri hekiminin farkı ise o hastalığı yıllar öncesinden sezebilmesidir.

    Riskleri bilmek, doğru soruyu sormayı sağlar.
    Doğru soru ise erken tanının kapısını açar.

    Koruyucu hekimliğin en güçlü olduğu alanlardan biri de tam olarak burasıdır.

    Bilgilendirme Notu:

    Bu içerik, işyeri hekimlerine yönelik genel farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve bildirim süreçleri, SGK tarafından yetkilendirilmiş meslek hastalıkları hastanelerince yürütülür.

    Daha fazla saha odaklı içerik için: Instagram → @issagligi

  • WC Kontrolü ve Hijyen Denetimi

    İşyeri hekimliği pratiğinde bazı konular vardır ki, çok basit gibi görünür ama işin özünde hem çalışan sağlığını hem işyerinin kurumsal güvenliğini doğrudan etkiler. WC ve el yıkama alanlarının hijyeni de tam olarak böyle bir konudur. Çoğu zaman işyeri sahasında “temizlik zaten yapılıyor” diye düşünülür. Fakat günlük pratikte yaşanan gerçek şudur: Temizlik yapılması ile hijyenin sürdürülebilir şekilde korunması aynı şey değildir.

    WC, lavabo ve el yıkama alanları gün içinde yüzlerce kez kullanılır. Üstelik bu alanlar sadece “görünen kir” açısından değil, bulaşıcı hastalıkların yayılımı açısından da kritik bir noktadır. El hijyeninin zayıf olduğu bir işyerinde, üst solunum yolu enfeksiyonları daha kolay yayılır. Gastrointestinal enfeksiyonlar daha sık görülür. Çalışan devamsızlığı artar. İş gücü kaybı yükselir. Küçük gibi görünen bu zincirin sonunda ise hem işverenin maliyeti artar, hem çalışan memnuniyeti düşer, hem de denetimlerde karşılaşılabilecek riskler büyür.

    Bu yüzden ben WC hijyenini yalnızca “temizlik” başlığıyla değil, işyeri hekimliği açısından “sağlık yönetimi sistemi” olarak ele almayı doğru buluyorum. Çünkü iyi yönetilen bir WC hijyen sistemi, sadece temizlik görevlisinin değil; işyeri hekiminin sahaya hâkimiyetini ve işyerinin iş sağlığı kültürünü gösteren önemli bir göstergedir.

    WC kontrol formu ne sağlar? Neden puanlama mantığı değerlidir?

    Paylaştığınız WC Denetim Raporu, işyeri sahasında çok işe yarayan bir yapıda hazırlanmış. Formun en güçlü tarafı şudur: Konuyu “genel bir temizlik kontrolü” gibi ele almak yerine, her başlığı ayrı ayrı değerlendirerek hem puanlamaya hem de aksiyon planına uygun bir sistem kuruyor.

    Form üzerinde tarih alanı yer alıyor. Ardından her bir kriter için standart puan, verilen puan, sorumlu kişi, öngörülen aksiyon tarihi ve tamamlanma tarihi gibi alanlar bulunuyor. Bu yaklaşım, işyeri hekimliği için çok kıymetlidir. Çünkü denetimlerde veya iç tetkiklerde sadece “sorun var mı yok mu” değil, “sorun tespit edilince sistem nasıl aksiyon aldı” sorusu da önem kazanır.

    Bu form sayesinde uygunsuzluklar sadece tespit edilmez, aynı zamanda takip edilebilir hale gelir. Bir başka ifadeyle, form sahada “görüp geçmek” yerine “görmek, kayıt altına almak ve çözmek” kültürü oluşturur. İşte bu kültür, işyeri hekimliğinin kalitesini yükseltir.

    Denetim alanları nasıl ele alınmalı? Sahadaki en doğru yaklaşım

    Formda denetim alanları dört ana grupta toplanmış şekilde görünüyor. Kapılar, el yıkama alanları, WC alanı ve temizlik görevlisi başlığı altında oldukça kapsamlı bir değerlendirme yapılmış.

    Bu yapı işyeri hekimi açısından şu avantajı sağlar: Denetimi tek bir noktaya sıkıştırmadan, WC alanını bir bütün olarak ele alırsınız. Çünkü hijyen sadece klozetin temiz olması değildir. Kapının kolu kirliyse bulaş devam eder. Sabun yoksa el yıkama gerçekleşmez. Kağıt havlu bitmişse çalışan ellerini doğru şekilde kurutamaz. Çöp kovası uygunsuzsa koku ve kontaminasyon artar. Bu nedenle “bütüncül bakış” sahada fark yaratır.

    Kapılar ve kapı kolları: En sık gözden kaçan kritik bulaş noktası

    Kapılar genellikle en çok dokunulan yüzeylerin başında gelir. WC kapısı, kabin kapısı, lavabo alanı kapısı ve kapı kolları; gün içinde onlarca kişi tarafından kullanılır. Bu yüzden formda “kapı kollarının temizliği için belirlenmiş bir periyot olmalı” maddesi çok doğru bir hatırlatmadır.

    Sahada çoğu zaman şöyle bir hata yapılır: Yerler yıkanır, klozetler temizlenir ama kapı kolları aynı düzende kalır. Halbuki bulaşıcı hastalıklar açısından kapı kolu bir “köprü yüzey” gibidir. Bir kişi elini iyi yıkamadan kapıya dokunduğunda, sonraki kişi temiz elleriyle aynı yere dokunarak yeniden kontaminasyona maruz kalabilir. Bu nedenle kapı kolları için periyodik temizlik standardının yazılı ve net olması gerekir.

    Ayrıca kapıların belirli aralıklarla siliniyor olması, içeriden kilitlenebilir olması ve acil durumda dışarıdan müdahale edilebilir olması gibi maddeler sadece hijyen açısından değil, güvenlik açısından da önemlidir. İçeriden kilitlenen kapılara dışarıdan müdahale edilebilmesi, olası bayılma, düşme veya acil sağlık problemi yaşayan bir çalışana hızlı ulaşmak için hayati bir başlıktır.

    El yıkama alanları: Hijyenin gerçek başladığı yer

    Bir işyerinde bulaşıcı hastalıkları azaltmak için en etkili ve en basit yöntem el hijyenidir. El hijyenini sağlayan alan ise lavabo ve el yıkama alanıdır. Bu nedenle formda yer alan “sabunluklar temiz olmalı”, “yeteri kadar el temizleme sabunu bulundurulmalı”, “yeteri kadar kağıt havlu bulunmalı”, “kağıt havlu makineleri temiz ve çalışıyor olmalı” gibi maddeler, sahadaki hijyen yönetiminin temel taşıdır.

    Sahada en sık gördüğümüz problem şudur: Sabun vardır ama sabunluk kirli ve tıkanmıştır. Kağıt havlu vardır ama makine çalışmıyordur. Kağıt havlu biter ve yerine konulmaz. Bu durumda çalışan elini yıkasa bile kurutma aşaması hijyenik olmaz. Bazı çalışanlar pantolonuna siler, bazıları kağıt peçete arar, bazıları hiç yıkamadan çıkar. Bu da tüm sistemi bozar.

    Lavaboların, armatürlerin ve muslukların belirli aralıklarla temizlenmesi de bu yüzden kritiktir. Çünkü musluk başları özellikle kireçlenme ve kontaminasyon açısından riskli alanlardır. Musluk ve armatür temizliği ihmal edildiğinde kötü koku, görüntü kirliliği ve hijyen kaybı hızla oluşur. Aynaların temizliği bile aslında bu sistemin parçasıdır. Çünkü ayna kirliyse çalışanlar alanın genel olarak kirli olduğunu düşünür ve hijyen algısı düşer. Hijyen algısı düştüğünde ise çalışan davranışı bozulur. Bu tür ayrıntılar işyeri hekimliği açısından “küçük ama etkili” alanlardır.

    Formda ayrıca aydınlatmanın yeterli olması ve açıkta priz bulunmaması maddeleri yer alıyor. Bunlar hijyen dışında iş güvenliği açısından da önemli başlıklardır. Çünkü zayıf aydınlatma hem temizlik kalitesini düşürür hem de kayma-düşme gibi kazalara zemin hazırlayabilir. Açıkta priz bulunması ise ıslak zeminlerde elektriksel riskler açısından mutlaka kontrol edilmesi gereken bir uygunsuzluktur.

    WC alanı: Klozet, pisuvar, taharet musluğu ve tüketim malzemeleri

    Formun WC alanı başlığı altında klozetler, klozet kapakları, pisuvarlar, pisuvar paravanları, tuvalet kağıdı, tuvalet kağıdı haznesi, klozet örtüsü, taharet musluk başları gibi çok pratik ve sahaya uygun maddeler yer alıyor.

    Sahada hijyen açısından en sık şikayet edilen konu klozet temizliğidir. Ancak klozetin temizliğini tek başına ele almak doğru değildir. Klozet kapakları silinmiyorsa çalışan yine temas eder ve bulaş riski sürer. Taharet musluk başları düzenli dezenfekte edilmiyorsa yüzey kontaminasyonu devam eder. Pisuvarlar temiz değilse kötü koku olur, çalışanlar rahatsız olur ve kullanım alışkanlıkları bozulur. Pisuvar paravanları silinmiyorsa görüntü kirliliği oluşur. Bu durum işyerinin genel hijyen algısını düşürür.

    Tuvalet kağıdının yeterli olması ve haznesinin temiz olması ise “sürekli tüketim” başlığıdır. Bu alanlarda süreklilik çok önemlidir. Çünkü çalışan bir kez tuvalet kağıdı bulamazsa, o alana karşı güveni kırılır. Süreklilik bozulduğunda çalışanların davranışı değişir, şikayet artar, işyeri iç iletişimi zedelenir. Bu nedenle bu ürünler için minimum stok standardı belirlemek işyeri hekimi açısından iyi bir yönetim yaklaşımıdır.

    Formda ayrıca WC alanında uygun bir yerde temizlik çizelgesi bulunması maddesi yer alıyor. Bu, hem denetim açısından hem çalışan psikolojisi açısından faydalıdır. Çünkü çalışan, temizlik yapıldığını görür. Temizlik görevlisi de işini sistemli şekilde yürüttüğünü bilir. Bu karşılıklı güven, şikayetleri azaltır.

    Çöp kovaları, zemin, duvarlar ve ortak alan hijyeni

    Formdaki “çöp kovaları çöplerin toplanmasını kolaylaştıracak kova ya da poşet ile kullanılmalı” ve “çöp kovaları kapaklı ve kolay temizlenebilir malzemeden yapılmış olmalı” maddeleri, pratikte çok önemli bir fark yaratır.

    Kapaksız çöp kovaları hem koku problemini artırır hem de görsel hijyen algısını düşürür. Kolay temizlenemeyen çöp kovaları ise bir süre sonra kirliliği kalıcı hale getirir. Çöp kovalarında poşet kullanımının standartlaştırılması, temizlik sürecini hızlandırır ve temizlik görevlisinin işini kolaylaştırır. Bu da sürdürülebilirliği artırır.

    Zemin ve duvarların yıkanabilir malzeme ile kaplı olması, aslında hijyenin altyapısını belirler. Yıkanabilir yüzeyler yoksa temizlik sürekli eksik kalır. Yerlerin belirli aralıklarla silinmesi veya yıkanması, lavaboların belirli periyotlarla temizlenmesi, kapıların düzenli silinmesi gibi maddelerin hepsi “standart temizlik” için gerekli ama aynı zamanda “denetim dili” açısından da önemlidir. Çünkü denetimlerde genel ifadeler değil, periyot ve sistem aranmaktadır.

    Temizlik görevlisi: Hijyen sisteminin görünmeyen ama en önemli halkası

    Formun temizlik görevlisi bölümünde “işe giriş muayeneleri”, “periyodik muayeneler”, “bulaşıcı hastalıklar için aşılanma” ve “temizlik çizelgesinin check-list içermesi” gibi maddeler yer alıyor.

    İşyeri hijyeni, sadece alanın temizlenmesiyle değil, temizlik işini yapan personelin sağlık yönetimiyle de ilgilidir. Çünkü temizlik görevlisi sürekli atıkla, kirli yüzeylerle ve ortak kullanım alanlarıyla temas eder. Bu nedenle temizlik görevlilerinin işe giriş muayenelerinin yapılmış olması ve periyodik takiplerinin planlanması işyeri hekimi açısından doğru bir yaklaşım sağlar. Aynı şekilde bulaşıcı hastalıklara yönelik aşılanma durumunun gözden geçirilmesi de, hem çalışan sağlığını hem işyerindeki bulaş riskini azaltmaya katkı sunar.

    Temizlik çizelgesinin her bir temizlik adımı için check-list içermesi ise, temizlik sürecinin standardizasyonu açısından önemlidir. Çünkü temizlik “kişiye göre değişen bir iş” olmaktan çıktığında, kalite yükselir. Bir gün çok iyi temizlik yapılıp diğer gün zayıf kalması, çalışan şikayetlerini artırır. Oysa check-list mantığı ile yapılan temizlik, düzenli bir kalite standardı oluşturur.

    Uygunsuzluk tespit edildiğinde işyeri hekimi nasıl aksiyon almalı?

    WC denetiminde uygunsuzluk bulmak, işin sadece başlangıcıdır. Asıl değerli kısım, uygunsuzluğu yönetebilmek ve düzeltici-önleyici faaliyet başlatabilmektir. Formun içinde “sorumlu”, “öngörülen aksiyon tarihi” ve “tamamlanma tarihi” alanlarının bulunması, işte tam olarak bu yönetimi mümkün kılar.

    Örneğin tuvalet kağıdı sürekli bitiyorsa, bu sadece “eksik” değildir. Bu bir sistem problemidir. Satın alma süreci yavaş olabilir, stok standardı yoktur, sorumluluk tanımı net değildir. Bu durumda işyeri hekimi olarak yapılması gereken, sadece eksikliği söylemek değil; tekrar etmeyecek şekilde sistem kurmaktır. Aynı şekilde sabunluk kirliyse veya kağıt havlu makinesi çalışmıyorsa, o gün düzeltmek önemlidir ama esas hedef, bunun tekrar etmesini engellemektir.

    Bu nedenle formun verdiği en büyük avantaj şudur: Uygunsuzluğu kayıt altına alır, sorumluyu belirler, tarihlendirir ve kapatmayı zorunlu hale getirir. Bu yaklaşım hem işyeri hekimini korur hem işverene “çözüme odaklı” bir yapı kazandırır.

    WC kontrolü işyeri hekimliği için bir prestij alanıdır

    WC hijyeni, çoğu zaman “küçük bir iş” gibi algılanır. Oysa işyeri hekimliği açısından WC kontrolü, çalışan memnuniyetinin, bulaşıcı hastalık kontrolünün, iş gücü kaybının azaltılmasının ve kurumsal iş sağlığı kültürünün en net göstergelerinden biridir.

    Benim sahada her zaman önerdiğim yaklaşım şudur: WC denetimini sadece temizlik kontrolü gibi değil, bir sağlık yönetimi süreci gibi yönetin. Çünkü doğru sistem kurulduğunda, hem çalışanlar daha sağlıklı olur, hem şikayetler azalır, hem denetimler kolaylaşır, hem de işyeri hekimi sahaya hâkim bir şekilde süreci yönetir.

    Belgeyi tekrar indirmek için bağlantı:
    WC Kontrol Formu (PDF)

  • İşyerinde Ecza Dolabı Yönetimi

    İşyeri hekimliği sahasında en sık karşılaşılan ama çoğu zaman yeterince önemsenmeyen konulardan biri ecza dolabıdır. Birçok işyerinde ecza dolabı fiziksel olarak bulunur. Hatta kapağında “ilk yardım” ibaresi de vardır. Fakat asıl soru şudur: O dolap gerçekten çalışır durumda mı? Çünkü denetimlerde ve acil durumlarda “dolabın varlığı” değil, “dolabın işe yarar olması” önemlidir.

    Uygulamada çok sık şunlara rastlarız. Dolap vardır ama içi eksiktir. Malzeme vardır ama son kullanma tarihi geçmiştir. Steril olması gereken ürünler açılmıştır. Flaster bitmiştir. Eldiven kalmamıştır. Kontrol çizelgesi asılıdır ama aylık imza alanları boş bırakılmıştır. İşte bu küçük gibi görünen eksikler, iş kazası anında müdahale kalitesini düşürür, gereksiz sevkleri artırır ve işyeri hekimi açısından sahaya hâkimiyetin sorgulanmasına neden olabilir.

    Bu yazıda, işyerinde ecza dolabında bulunması gereken temel ürünleri, bu ürünlerin pratikte ne işe yaradığını, yıl boyunca kontrol sürecinin nasıl yönetileceğini ve kayıt sisteminin nasıl denetime hazır hale getirileceğini detaylı bir şekilde açıklıyorum. Ayrıca yazının başında ve sonunda, eklediğiniz kontrol çizelgesinin indirme bağlantısını da paylaşıyorum.

    Ecza dolabı neden işyeri hekimliği için kritik bir konudur?

    Ecza dolabı, işyerindeki sağlık yönetiminin “en somut” ve “en hızlı aksiyon alınan” parçasıdır. Çünkü iş kazaları ya da acil durumlar her zaman büyük olaylar şeklinde karşımıza çıkmaz. Bazen bir çalışan kâğıt kesiği yaşar. Bazen üretimde küçük bir sıyrık olur. Bazen sıcak bir yüzeye temas sonucu yüzeysel yanık gelişir. Bazen alerjik bir cilt reaksiyonu ortaya çıkar. Bazen basit bir burkulma ya da çarpma sonrası ağrı ve şişlik olur.

    Bu durumlarda doğru malzemeye hızlı ulaşmak, müdahalenin kalitesini artırır ve iş gücü kaybını azaltır. Aynı zamanda çalışan güveni açısından da önemlidir. Çalışan, işyerinde kendisini güvende hissetmek ister. Bu güvenin altyapısı sadece prosedür değildir. Sahada gerçekten çalışan bir sistemdir. Ecza dolabı da bu sistemin temel taşlarından biridir.

    İşyeri hekimi açısından ecza dolabı yönetimi, yalnızca “malzeme kontrolü” değildir. Aynı zamanda organizasyonel bir süreçtir. Malzemelerin düzenli yenilenmesi, sarf tüketiminin öngörülmesi, son kullanma tarihlerinin takibi ve kayıt altına alınması gerekir. Bu nedenle ecza dolabı iyi yönetildiğinde, denetimler korkulan bir süreç olmaktan çıkar ve sadece rutin bir kontrol haline gelir.

    Ecza dolabı kontrol çizelgesi ne işe yarar?

    Sahada işyeri hekimlerinin en çok zorlandığı konu şudur: “Her şeyi biliyorum ama kayıt yok.” Ya da “kontrol edildi ama belgeleyemedik.” Denetimlerde sistemin gerçekten işlediğini göstermek için en önemli unsur kayıt altyapısıdır. Eklediğiniz “Ecza Dolabı Kontrol Çizelgesi” bu ihtiyacı karşılamak için hazırlanmış pratik bir formdur.

    Bu çizelge üzerinde ecza dolabının bulunduğu bölüm yazılabiliyor. Ardından dolapta yer alması gereken her ürünün miktarı ve birimi belirtiliyor. Son kullanma tarihi alanı da her ürün için ayrıca takip edilebilecek şekilde düzenlenmiş. Bunun yanında Ocak’tan Aralık’a kadar yılın her ayı için ayrı kontrol sütunları bulunuyor. Böylece işyeri hekimi ya da görevlendirilen sorumlu kişi, ay ay kontrol yapıp imza atarak sürekliliği oluşturabiliyor. En altta da kontrol eden kişiye ait imza bölümü yer alıyor.

    Bu yapı sayesinde ecza dolabı yönetimi kişiye bağlı bir iş olmaktan çıkar. Yani bir kişi izne çıktığında, bir başka görevli aynı form üzerinden takibi devam ettirebilir. Kısacası çizelge, “sistemi” temsil eder. İş sağlığı ve güvenliği kültürü de zaten ancak bu şekilde oturur.

    Ecza dolabında bulunması gereken ürünler ve sahadaki karşılığı

    Belgede yer alan ecza dolabı içeriği, işyerinde ilk yardımın en sık ihtiyaç duyduğu ürünlerden oluşuyor. Bu listeyi sadece “bulunsun diye bulunsun” mantığıyla değil, gerçek kullanım senaryoları üzerinden düşünmek gerekir. Çünkü ecza dolabının amacı dekoratif bir raf oluşturmak değildir. Amaç, ihtiyaç anında doğru ürüne hızlı ulaşmaktır.

    Oksijenli su ve baticon gibi ürünler yara çevresi temizliğinde işyerlerinde en sık kullanılan antiseptik ürünlerdir. Ancak bu ürünlerin “doğru kullanım” sınırlarının net çizilmesi gerekir. Özellikle işyerlerinde çalışanların birbirine öneriyle ürün kullanması, bazen gereksiz tahriş, bazen yanlış uygulama riskleri doğurur. Bu nedenle ecza dolabında ürün bulundurmak kadar, ecza dolabı kullanımında bir düzen oluşturmak da işyeri hekimliğinin görev alanındadır.

    Belgede yer alan Furacin pomat, Silverdin krem, Avil krem, Lasonil pomad ve Anestol pomad gibi topikal ürünler sahada sık talep edilen ürünlerdir. Özellikle çarpma, burkulma, ağrı, kaşıntı gibi şikayetlerde çalışanlar hızlı bir rahatlama bekler. Ancak burada önemli olan şudur: Her topikal ürün her şikayete uygun değildir. Yanık yönetimi, alerjik reaksiyon yönetimi ve travma sonrası uygulamalar farklı değerlendirmeler gerektirir. Bu nedenle işyeri hekimi, ecza dolabındaki bu ürünlerin hangi durumlarda ve hangi sınırlar içinde kullanılacağını netleştirmeli ve gerekiyorsa çalışanlara kısa bilgilendirme yapmalıdır.

    Ecza dolabının temel omurgası ise sarf malzemelerdir. Eldiven, steril gazlı bez, sargı bezi, pamuk, flaster, yara bandı ve çengelli iğne gibi ürünler işyerlerinde en hızlı tüketilen malzemelerdir. Eldiven burada sadece bir sarf ürünü değildir. Aynı zamanda bulaş riskini azaltmak ve güvenli müdahale yapmak için temel bir bariyerdir. Steril gazlı bez, kanama kontrolü ve yara örtme açısından kritik önemdedir. Flaster ve yara bandı ise pratikte en çok eksilen malzemelerdendir. Çünkü küçük kesilerde ve cilt yaralanmalarında sık kullanılır.

    Bu ürünlerin her birinin çizelgede “miktar” ve “birim” olarak belirtilmesi, takip sistemini ciddi şekilde kolaylaştırır. Çünkü sadece “var-yok” kontrolü yerine, “ne kadar var, ne kadar tüketildi, ne kadar yenilendi” mantığı oturur.

    Aylık kontrol sistemi nasıl kurulmalı?

    Ecza dolabı yönetiminde başarı, düzenli takip ile gelir. İşyerlerinde en sık yaşanan sorun şudur: Dolap bir gün doldurulur, sonra aylarca kimse bakmaz. Bir süre sonra eksikler büyür. Sonra denetim haberi gelir. İşte o anda panik başlar. Halbuki doğru sistem kurulduğunda, ecza dolabı yönetimi ayda birkaç dakikalık bir rutin haline gelir.

    Aylık kontrolün amacı sadece imza atmak değildir. Aylık kontrol, ürünlerin varlığını, miktar yeterliliğini, ambalaj bütünlüğünü ve son kullanma tarihlerini takip etmektir. Özellikle son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin erken fark edilmesi çok önemlidir. Çünkü bazı işyerlerinde satın alma süreçleri gecikmeli işler. Bugün fark etmezseniz, ürün bittiğinde yerine koymak birkaç hafta sürebilir. Bu da sistemin aksamasına neden olur.

    Bu nedenle aylık kontrolde işyeri hekiminin gözünden kaçmaması gereken önemli detay şudur: Son kullanma tarihi “geçmiş mi” değil, “yaklaşıyor mu.” Yaklaşan son kullanma tarihi, bir sonraki ayın problemidir. Bugünden fark edilirse sorun çıkmadan çözülür.

    Aylık kontrolün çizelgeye işlenmesi ise kayıt sisteminin temelini oluşturur. Belgenizde Ocak’tan Aralık’a kadar her ay için ayrı sütunlar bulunduğu için bu takip çok kolay şekilde yapılabilir. Kontrol eden kişi ilgili ayın sütununa imza atar. Bu şekilde yıl boyunca düzenli bir takip kaydı oluşur.

    Aylık kontrol sistemi nasıl kurulmalı?

    Ecza dolabı yönetiminde başarı, düzenli takip ile gelir. İşyerlerinde en sık yaşanan sorun şudur: Dolap bir gün doldurulur, sonra aylarca kimse bakmaz. Bir süre sonra eksikler büyür. Sonra denetim haberi gelir. İşte o anda panik başlar. Halbuki doğru sistem kurulduğunda, ecza dolabı yönetimi ayda birkaç dakikalık bir rutin haline gelir.

    Aylık kontrolün amacı sadece imza atmak değildir. Aylık kontrol, ürünlerin varlığını, miktar yeterliliğini, ambalaj bütünlüğünü ve son kullanma tarihlerini takip etmektir. Özellikle son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin erken fark edilmesi çok önemlidir. Çünkü bazı işyerlerinde satın alma süreçleri gecikmeli işler. Bugün fark etmezseniz, ürün bittiğinde yerine koymak birkaç hafta sürebilir. Bu da sistemin aksamasına neden olur.

    Bu nedenle aylık kontrolde işyeri hekiminin gözünden kaçmaması gereken önemli detay şudur: Son kullanma tarihi “geçmiş mi” değil, “yaklaşıyor mu.” Yaklaşan son kullanma tarihi, bir sonraki ayın problemidir. Bugünden fark edilirse sorun çıkmadan çözülür.

    Aylık kontrolün çizelgeye işlenmesi ise kayıt sisteminin temelini oluşturur. Belgenizde Ocak’tan Aralık’a kadar her ay için ayrı sütunlar bulunduğu için bu takip çok kolay şekilde yapılabilir. Kontrol eden kişi ilgili ayın sütununa imza atar. Bu şekilde yıl boyunca düzenli bir takip kaydı oluşur.

    Yıl boyunca kontrol planı nasıl yürütülmeli?

    Yıl boyunca ecza dolabını kontrol etmek, sadece aynı işlemi tekrar etmek değildir. Yıl içinde işyerinin çalışma yoğunluğu artabilir, personel değişebilir, tüketim hızları farklılaşabilir ve dönemsel ihtiyaçlar doğabilir. Örneğin kış aylarında işyerinde enfeksiyonlar artabilir ve çalışan başvuruları çoğalabilir. Yaz aylarında üretim alanlarında sıyrık ve küçük yaralanmalar daha sık görülebilir. Bu nedenle ecza dolabının yönetimi, sabit bir “tek seferlik iş” değil, yıl boyunca devam eden bir sağlık yönetimi parçasıdır.

    Yılın başında dolap hazırlanırken, yılın sonunda ortaya çıkacak eksikleri şimdiden öngörmek önemlidir. Örneğin yara bandı her ay bitiyorsa, dolapta minimum stok standardı belirlemek gerekir. Eldiven sürekli tüketiliyorsa, sadece bir paket bulundurmak yetmez. Bu noktada çizelge sayesinde tüketim fark edilir. Çünkü her ay kontrol edilirken “eksilme paterni” ortaya çıkar. Böylece işyeri hekimi sadece kontrol yapan değil, aynı zamanda planlama yapan kişi rolünü de güçlendirir.

    Yıl sonuna doğru yapılan kontrollerde kayıt bütünlüğü daha da önemli hale gelir. Çizelgede bazı ayların boş kalması, denetimde sistemin aksadığını gösterir. Halbuki aynı dolap düzenli kontrol edilse bile, imza yoksa bu kontrol yapılmamış gibi kabul edilebilir. Bu nedenle aylık imza sisteminin sürdürülebilir şekilde yürütülmesi kritik bir konudur.

    Denetimlerde ecza dolabında en sık karşılaşılan uygunsuzluklar

    Denetimlerde ecza dolabında en sık tespit edilen uygunsuzlukların başında son kullanma tarihi geçmiş ürünler gelir. Bu durum çoğu zaman kötü niyetli değildir. Genellikle takip yapılmadığı için olur. Bir diğer sık sorun, hızla tüketilen ürünlerin yenilenmemesidir. Özellikle eldiven ve flaster gibi ürünler küçük görünür ama eksildiğinde müdahale kalitesi doğrudan düşer. Steril ürünlerin açılmış olması veya uygun olmayan koşullarda bekletilmesi de sık görülen problemlerden biridir.

    Bir diğer çok kritik sorun ise kontrol çizelgesinin imzasız olmasıdır. İşyerinde her şey yerli yerinde olsa bile, kayıt sistemi çalışmıyorsa denetimde sorun yaşanabilir. Bu nedenle işyeri hekiminin bakış açısı şu olmalıdır: “Dolabı düzenlemek yetmez, düzeni belgelemek gerekir.” Bu yaklaşım işyeri hekimini hem tıbbi hem hukuki olarak korur.

    Ecza dolabı yönetimi işyeri hekimliğinin kalite göstergesidir

    Ecza dolabı konusu işyeri hekimliği içinde küçük bir detay gibi algılanabilir. Ancak gerçekte, sahadaki sağlık sisteminin ne kadar oturduğunu gösteren en temel göstergelerden biridir. İşyerinde güvenli bir ilk müdahale ortamı oluşturmak, çalışanların sağlık hizmetine olan güvenini artırır. Aynı zamanda işverenin de iş sağlığı ve güvenliği sistemine olan bağlılığını güçlendirir.

    Bu nedenle ecza dolabını bir “dolap” olarak değil, bir “süreç” olarak düşünmek gerekir. Süreç iyi kurulursa denetimler stres kaynağı olmaktan çıkar. Düzenli kontrol yapılır, eksikler zamanında tamamlanır, kayıtlar yıl boyunca düzenli ilerler ve işyeri hekimi sahaya hâkim bir profil çizer.

    Belgeyi tekrar indirmek için bağlantı:
    Ecza Dolabı Kontrol Çizelgesi (PDF)

  • Plazma Sprey Kaynak işlerinde Oluşan Radyasyon

    • Plazma Sprey Kaynaklarında Oluşan Radyasyonun Çalışan Sağlığına Etkileri ve İş Sağlığı Alanında Taşıdığı Riskler

    Bu yazı, plazma sprey kaynak işlemleri sırasında oluşan radyasyon türlerinin insan sağlığı üzerine etkilerini bilimsel kaynaklarla değerlendirmek ve bu etkilerin çalışan sağlığı ile iş sağlığı güvenliği bağlamında taşıdığı riskleri belirtmek amacıyla hazırlanmıştır.

    Plazma sprey kaynak sistemleri, endüstriyel onarım ve kaplama uygulamalarında yaygın olarak kullanılmakta olup, çalışanları UV, IR ve elektromanyetik radyasyon gibi iyonlaştırıcı olmayan radyasyon türlerine maruz bırakmaktadır.

    RADYASYON TÜRLERİ VE OLUŞUM KAYNAKLARI

    Plazma sprey kaynaklarında aşağıdaki radyasyon türleri ortaya çıkar:

    • Ultraviyole (UV) Radyasyonu: UVC ve UVB formundadır.
    • Kızılötesi (IR) Radyasyon: Yüksek sıcaklık kaynaklı yayın.
    • Görünür Işık: Yoğun şiddetli parlaklık içerir.
    • Elektromanyetik Alan (EMF): Yüksek frekanslı elektrik akımına bağlı RF ve EMF oluşumları.

    Bu radyasyonlar iyonlaştırıcı değildir; ancak insan sağlığı üzerindeki etkileri bilimsel olarak çok iyi belgelenmiştir.

    SAĞLIK ÜZERİNE OLUMSUZ ETKİLER

    UV Radyasyonu

    • Göz: Fotokeratit (“kaynak yanığı”), konjonktivit, korneal ödem.
    • Cilt: Eritem (güneş yanığı), uzun vadede cilt kanseri (melanom).
    • DNA Hasarı: DNA mutasyonlarına neden olarak onkogeneze zemin hazırlayabilir.

    Kaynaklar: NIOSH Health Hazard Evaluation Report (HHE), 2011 – IARC Monograph, Vol. 100D: Non-ionizing Radiation – CCOHS (Canadian Centre for Occupational Health and Safety)

    IR Radyasyonu

    • Göz: Retina ve lens proteinlerinin denatürasyonu; uzun vadede katarakt riski artar.
    • Cilt: Termal yanıklar, dokularda ısıya bağlı değişiklikler.

    Kaynaklar: Fronius Welding Safety Guide – ICNIRP Guidelines on Exposure to Infrared Radiation

    Elektromanyetik Alanlar (EMF)

    • Sinir Sistemi: Baş ağrısı, başdönmesi, yorgunluk.
    • Kardiyovasküler Sistem: Kalp pili gibi tıbbi cihazlarla etkileşime girme riski.
    • Kanser Riski: WHO-IARC tarafından EMF, Grup 2B (muhtemel insan kanserojeni) olarak sınıflandırılmıştır.

    Kaynaklar: WHO Environmental Health Criteria 238, 2007 – IARC Monographs Vol. 102: Non-Ionizing Radiation, Part 2: Radiofrequency Electromagnetic Fields

    ÇALIŞAN SAĞLIĞI AÇISINDAN DEĞERLENDİRME

    Plazma sprey kaynaklarında maruz kalınan radyasyonlar, aşağıdaki riskleri oluşturur:

    Radyasyon Türü Etki Alanı Akut Riskler Kronik Riskler
    UV Göz, cilt Göz yanığı, ciltte eritem Cilt kanseri, retinopati
    IR Göz, cilt Termal yanık Katarakt
    EMF Tüm vücut Baş ağrısı, uyku bozukluğu Östrojen/testosteron dengesizliği, kanser riski

    İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YAKLAŞIMI

    Önlemler:

    • CE Belgeli kaynak maskeleri (EN 379)
    • UV filtreli gözlük, IR koruyuculu eldiven ve yüz siperi
    • İyi havalandırma ve EMF şiddetinin takibi
    • Çalışanlar için periyodik göz ve cilt muayeneleri

    İlgili Mevzuat:

    Plazma sprey kaynağı sırasında ortaya çıkan radyasyonlar iyonlaştırıcı olmamakla birlikte, insan sağlığı üzerinde ciddi ve bilimsel olarak kanıtlanmış riskler taşımaktadır. Bu maruziyetler koruyucu önlemler olmadan sürdüğü takdirde çalışan sağlığını akut ve kronik düzeyde tehlikeye sokmaktadır.

    Yukarda belirtilen bilimsel kaynaklara ve iş sağlığı mevzuatlarına dayanarak, çalışanların bu radyasyonlara karşı etkin şekilde korunması, işveren tarafından gerekli iş sağılığı tedbirlerinin alınması, periyodik denetim ve eğitimlerle sürecin izlenmesi hayati önem taşımaktadır.

    Saygılarımla,
    Dr. Fatih Hakan Çam
    Tıp Doktoru

  • El ile Malzeme Taşıma ve Bel Güvenliği Rehberi

    Bu yazı manuel malzeme elleçleme (MMH) ile ilişkili risk faktörlerini, özellikle de kronik bel ağrısı (LBP) ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları (MSD’ler) riskini en aza indirmek için güvenli kaldırma teknikleritehlike tanımlamamühendislik kontrolleri ve idari önlemler gibi konuları ele alarak işyerinde güvenliği artırmak için kaleme alınmıştır. Ayrıca, NIOSH Kaldırma Denklemi gibi nicel analiz araçlarına değinerek ve tıbbi yönetim ile çalışan refahının önemini vurgulamaya çalışacağım.

    El ile malzeme taşıma (MMH) risk faktörleri ve bunların önlenmesi, çeşitli kaynaklarda kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır.
    Manuel malzeme taşıma genellikle nesnelerin;
    • elle kaldırılması,
    • indirilmesi,
    • itilmesi,
    • çekilmesi ve
    • taşınması işidir.

    Manuel Malzeme Taşıma (MMH) Risk Faktörleri

    Manuel malzeme taşıma (MMH) risk faktörleri, bir kişinin refahını olumsuz etkileyebilecek ve bir MMH görevini güvenli bir şekilde yerine getirme yeteneğini etkileyebilecek koşullar olarak tanımlanır (aynı zamanda “ergonomik tehlikeler” olarak da bilinir.) Çoğu kas-iskelet sistemi bozukluğunda olduğu gibi, kronik bel ağrısı genellikle zamanla birlikte etki eden risk faktörlerinin bir kombinasyonundan kaynaklanır. Belirli bir doz/yanıt ilişkisi olmamasına rağmen, MMH görevlerinde kronik bel ağrısının “yaralanmaya yol açan görev” ile “kişinin güvenli performans yeteneği” arasında bir uyumsuzluktan kaynaklandığı düşünülmektedir. Risk faktörleri aşağıdaki kategorilere ayrılabilir: [tie_list type=”lightbulb”]

    Risk Faktörleri

    Mesleki Olmayan veya Kişisel Risk Faktörleri

    • Önceki bel incinmesi öyküsü: Gelecekteki kronik bel ağrısı için bir öngörücü olabilir ve yaralanan vücut kısmının yeniden incinmeye daha yatkın olduğu belirtilmiştir.
    • Kişisel kondisyon seviyeleri: Daha iyi kondisyonda olmak, vücuda uygulanan stresörlere daha iyi tolerans ve iyileşme sağlar.
    • İkinci işler, boş zaman aktiviteleri ve hobiler: İşin fiziksel taleplerini taklit edenler, işyerindeki yıpranmayı artırabilir ve dinlenme fırsatlarını azaltabilir.
    • Sigara içmek: Kardiyopulmoner sistemi ve dayanıklılığı olumsuz etkiler.
    • Yaşlanma süreci: Özellikle 40 yaşından sonra fiziksel iş kapasitesinde, bel omurga hareket aralığında, kas gücünde ve aerobik kapasitede azalmalara yol açar.
    • Cinsiyet: Erkekler ortalama olarak daha büyük ve güçlü olsa da, boyut ve güç açısından önemli bir örtüşme vardır. Hamilelik sırasında ağır kaldırma ve fiziksel olarak yorucu çabalar, düşük riskini artırabilir ve son üç aylık dönemde egzersiz toleransı hızla azalır.
    • Obezite: Vücut ağırlığı üst vücut ağırlığının kaldırılmasına eklendiği için malzeme taşıyıcılar için dezavantajlıdır ve özellikle yük zemindeyken yorgunluğa yol açabilir.
    • Boy: Uzun boylu kişilerin kaldırma gücünde nispeten zayıf oldukları ve bir yükü almak veya bırakmak için daha fazla eğilmek ve uzanmak zorunda kaldıkları için bel ağrısına daha yatkın oldukları gösterilmiştir.
    • Psikososyal sorunlar: Aile, finansal veya diğer kişisel zorluklar, iş veya yönetim memnuniyetsizliği eksikliği, iş kontrolü eksikliği ve işle ilgili stresi içerebilir.

    Çevresel Risk Faktörleri:

    • Sınırlı veya kısıtlı çalışma alanları: Bireyin duruşunu kısıtlayan alanlarda çalışmak, özellikle baş mesafesini veya yatay uzanmaları etkiliyorsa, ortadan kaldırılmalıdır.
    • Engellerin üzerinden uzanma: Engellerin ve gövdeden uzakta olan kapların içine uzanmak bel üzerinde aşırı gerilime neden olur.
    • Döşeme: Uzun süre ayakta durmak (dört saat veya daha fazla) ile kronik bel ağrısı arasında bir ilişki vardır. Daha sert zeminler (beton dahil) daha fazla rahatsızlık ve yorgunluğa yol açabilir. Ayakkabılar ve zemin arasında yeterli sürtünme sağlanmalıdır, özellikle ağır kaldırma veya itme/çekme görevlerinde kaymayı önlemek için. Kaygan yüzeyler önemli bir sağlık ve güvenlik endişesi taşır.

    İşyeri Risk Faktörleri:

    • Ağır yükleri elle taşıma: Kişisel güç ve dayanıklılık sınırlarına yakın çalışan kişilerde sırt sorunları geliştirme olasılığı daha yüksektir. Nesnenin ağırlığı arttıkça, kas-iskelet sistemi yaralanması riski de artar.
    • Görev tekrarı: Özellikle sırtın aşırı duruşları gibi diğer risk faktörleriyle birleştiğinde kronik bel ağrısı riskini artırır.
    • Sırtın aşırı duruşları: Bükme, bükülme, esneme ve uzanma gibi hareketler kronik bel ağrısı gelişme riskini büyük ölçüde artırır. İş parçası konumlandırması, ekipman yönelimi ve iş istasyonu düzeni de aşırı duruşları zorunlu kılabilir.
    • Statik duruşlar: Kaslar hareket etmeden kuvvet uyguladığında ortaya çıkan bir durumdur, kaslarda kan akışını azaltır ve oksijen/şeker eksikliğine yol açar, bu da yorgunluk ve ağrıya neden olur.
    • Tüm vücut titreşimi, uzun süreli oturma, sırta doğrudan travma (bir nesneye çarpma veya nesneden çarpma), kaymalar, takılmalar ve düşmeler, ve işle ilgili stres.

    Tehlike Kontrolü ve Önleme

    Bel ağrısının önlenmesi için entegre bir yaklaşım gereklidir. Manuel malzeme taşıma görevlerini ortadan kaldırmak, kronik bel ağrısının nedenini doğrudan ele alan en etkili yoldur.

    Yük Rehberliği:

    • Küçük, büyükten iyidir: Geniş, hantal yükler, üst ekstremitelere ve sırta ek stres ve gerilme yaratır.
    • Görüşü engellemeyen konteynerler: Konteynerler, taşınırken görüşü engellemeyecek veya bacaklara çarpmayacak kadar uzun olmamalıdır.
    • Omurgaya yakın konumlandırma: Kaldırılacak yükler, çömelme kaldırması sırasında dizlerin arasına sığacak kadar dar kaplarda paketlenmelidir, böylece yük omurgaya yakın konumlandırılabilir ve omurga üzerindeki sıkıştırıcı kuvvetler azaltılabilir.
    • Aşırı hafif veya aşırı ağır yükler: Çok hafif yükler, taşıyıcının aynı anda birden fazla üniteyi kaldırmaya çalışmasına neden olabilirken, bazen yüklerin çok ağır yapılması, kişilerin mekanik yardım almadan kaldırmaya teşebbüs etmemesini sağlamalıdır.
    • Etiketleme: Konteynerler, içindekilerin ağırlığı ile etiketlenmelidir.
    • İçeriğin kaymasını önleme: Yüklerin konteynerlerinde kaymasını önlemek, ağırlık merkezinin taşıyıcıdan uzaklaşmasını ve ani yük artışını engeller.
    • Kulp veya el kesikleri: Konteynerlerde kulp veya el kesikleri bulunması, taşıyıcı ile nesne arasında daha iyi bir tutuş sağlar. İdeal kulp ve el kesiği tasarımları belirtilmiştir.
    • Yuvarlak kenarlar: Konteynerlerin keskin kenarları, temas stresine neden olabilir ve yuvarlak olmalıdır.

    İşyeri Tasarımı (Mühendislik Kontrolleri):

    • Tercih edilen müdahale yöntemleri: Mühendislik kontrolleri, ergonomik tehlikelerin işyeri kaynaklarını ele almayı amaçladıkları için diğer önlemlere tercih edilir.
    • Fiziksel çaba ve dayanıklılık gereksinimlerini azaltma: Amaç, insanların işlerini güvenli ve etkili bir şekilde yapmalarına olanak tanıyan bir çalışma sistemi (ekipman, araçlar, mobilya, süreçler, yöntemler, iş akışı ve çevre) sağlamaktır.
    • Yeterli alan: Çalışanlara görevlerini yerine getirmeleri için yeterli fiziksel alan sağlanmalıdır.
    • İyi ev idaresi: Zeminlerin ve çalışma yüzeylerinin operatörü engelleyebilecek veya kayma, takılma veya düşme tehlikesi oluşturabilecek döküntü ve malzemelerden arındırılması önemlidir.
    • Aydınlatma: Görevlere ve elle taşınan malzemelere göre yeterli ve kaliteli aydınlatma sağlanmalıdır.
    • Malzemelerin zeminde istiflenmemesi: Malzemelerin zeminden kaldırılması, dikey çalışma aralığını artırır ve LBP riskini yükseltir. İdeal olarak, kaldırma/indirme çalışma aralığı eklemler ile kalp arasında olmalıdır.
    • Momentumu koruma ve yerçekimini kullanma: Hareketler genellikle tek yöne akmalı ve sürekli yön değiştirmemeli, yerçekimi destekli taşıyıcılar kullanılmalıdır.
    • Zemin tipi ve yüzeyleri: Zeminler yeterli çekiş sağlamalı ve kayma ve düşme olasılığını en aza indirmelidir. Sert zeminlerde ayakta duran kişiler için yorgunluğu ve rahatsızlığı azaltmak amacıyla yastıklı paspaslar veya yorgunluk önleyici ayakkabı ekleri düşünülmelidir.

    İdari Kontroller:

    Amaç, MMH görevleriyle ilişkili risk faktörlerine kişisel maruz kalma süresini sınırlamaktır.

    • İş rotasyonu: Etkilenen popülasyonu daha az fiziksel olarak zorlayıcı işlere veya aynı kas gruplarını yormayan işlere döndürmek.
    • İş zenginleştirme veya genişletme: Göreve çeşitlilik katmak, daha az yorucu yönleri eklemek ve görevleri birden fazla kas grubu arasında paylaşmak.
    • İşi yapan kişi sayısını artırma: Böylece maruziyeti daha geniş bir popülasyona yayarken bireysel maruz kalma süresini azaltmak.
    • Güvenli taşıma teknikleri eğitimi: Çalışanların riskleri anlaması ve refahlarını korumak için aktif olarak katılması önemlidir.
    • İşçi seçimi ve yerleştirme.

    İş Tasarımı:

    MMH aktivitesiyle ilişkili tüm sırt yaralanmalarının üçte ikisinin, işgücünün en az %75’ine uyacak şekilde tasarlanması halinde önlenebileceği tahmin edilmektedir.

    • Görev çeşitliliği: İşler, malzeme taşıma risk faktörlerine maruz kalmayı azaltmak için iyi çeşitlendirilmiş olmalıdır.
    • Fizyolojik olarak yormayan: İşler, çalışanı fizyolojik olarak aşırı yormaktan kaçınacak şekilde tasarlanmalıdır; ağır işler hafif işlerle dönüşümlü olarak yapılmalıdır.
    • Kendi kendine hız belirleme: Çalışma temposu, mümkün olduğunca işi yapan kişi tarafından belirlenmelidir.
    • Dinlenme molaları: Fiziksel olarak zorlayıcı işlerde, dinlenme molaları giderek daha önemli hale gelir. Kısa çalışma dönemleri ve kısa dinlenme dönemleri genellikle uzun çalışma dönemleri ve uzun dinlenme dönemlerinden daha iyi fizyolojik iyileşme sağlar.
    • Geniş bir insan yelpazesine uygun tasarım: İşler, zaman içinde farklı insanların yapabileceği düşünülerek tasarlanmalıdır; bu, görev karışımının çalışanları maksimum fizyolojik sınırlarının çok altında yormasını gerektirir.

    İşçi Seçimi/Özellikleri:

    • Önceki sırt incinmesi öyküsü: Gelecekteki bel incinmesi için en güvenilir öngörücüdür. Sırtını incitmiş kişiler, daha fazla travmaya maruz kalacakları bir işte çalıştırılmamalıdır.
    • Fiziksel kondisyon: Kişinin fiziksel kondisyonu ne kadar iyiyse, bel kas-iskelet sistemi bozukluğu yaşama olasılığı o kadar düşüktür.
    • İşe yerleştirme taraması: Çalışanların bir işin görevlerini yerine getirme kapasitesini değerlendirmek için kullanılabilir. Ancak, bu tür testlerin kas-iskelet sistemi bozukluklarını azaltmada beklentileri karşılamadığı belirtilmiştir.
    •  Cinsiyet ayrımcılığı yapmayan güç testleri: Ağır fiziksel çaba gerektiren işlerde işe alım kriteri olarak cinsiyet kullanmak ayrımcılık anlamına gelir; bunun yerine, işi yapmaya uygun olanları belirlemek için güç testleri çok daha adil bir temeldir.

    Kişisel Koruyucu Donanım (KKD):

    Mühendislik ve idari kontrollerin sunamadığı korumayı sağlamak amacıyla vücuda giyilen veya takılan güvenlik ekipmanlarıdır.

    Arzu edilen nitelikler: Amaçlandığı işlevi yerine getirmeli, uygun olmalı ve kullanıcının gereksiz yere daha fazla güç sarf etmesini veya aşırı duruşlar sergilemesini gerektirmemelidir.

    Örnekler: Emniyet ayakkabıları, eldivenler, göz koruyucuları ve baretler.

    Eğitim: KKE verilen çalışanlar, amacını, ne zaman ve nasıl kullanılacağını, sınırlamalarını, bakımını, kullanım ömrünü ve uygun şekilde imhasını öğrenmelidir.

    Sırt Kemerleri: Bilimsel literatür incelemesine göre, sırt kemerlerinin sağlıklı, daha önce yaralanmamış çalışanlarda işle ilgili sırt yaralanmalarını azaltmadaki etkinliği kanıtlanmamıştır. NIOSH ve N.C. Çalışma Departmanı, sırt kemerlerinin yaralanmayı önlemek için kullanılmasını önermez ve bunları Kişisel Koruyucu Ekipman olarak kabul etmez.

    Tıbbi Yönetim

    Amaç: Kas-iskelet sistemi bozukluklarıyla ilişkili semptomların ve durumların süresini ve şiddetini azaltmak; fonksiyonel bozukluğun ve engelliliğin süresini ve şiddetini önlemek, ortadan kaldırmak veya önemli ölçüde azaltmak.

    Erken müdahale: İşyerinde ağrı yaşayan çalışanlara sağlık hizmeti sağlayıcısına hızlı erişim sağlanmalı ve ağrının erken bildirilmesi teşvik edilmelidir, çünkü müdahale ne kadar erken olursa tedavi o kadar etkili olur.

    İşyeri bilgisi: İşveren, sağlık hizmeti sağlayıcısıyla çalışacak ve işleri, çalışma ortamını ve işyerindeki risk faktörlerini bilecek bir kişi atamalıdır. Sağlık hizmeti sağlayıcısının işyerini periyodik olarak gezmesi tavsiye edilir.

    Tıbbi geçmiş ve yaşam tarzı: Sağlık hizmeti sağlayıcısı, hastanın tıbbi geçmişini, önceki yaralanmaları ve iş dışı aktivitelerin (hobiler, spor vb.) yaralanmaya katkıda bulunup bulunmadığını belirlemelidir.

    Yazılı tedavi ve işe dönüş planı: Konservatif tıbbi tedavi, fiziksel/iş terapisi ve iş kısıtlamaları ile işe dönüş planını içermelidir. Plan ayrıca, yaralanmanın tekrarlama şansını en aza indirerek güvenli bir şekilde işe geri dönüşü sağlamak için işyeri risk faktörlerini belirleme ve giderme (mühendislik, idari veya KKE) araçlarını da içermelidir.

    Germe, Güçlendirme ve Zindelik:
    • Kas zayıflığı: Zayıf, az egzersizli kaslar, sırtı desteksiz bırakır ve incinmeye daha yatkın hale getirir. Kronik bel ağrısının temel nedenlerinden biri zayıf sırt kaslarıdır.
    • Kondisyonun faydaları: Daha iyi fiziksel kondisyonda olmak, ağır işleri aşırı yorgunluk veya stres olmadan daha iyi yapabilmeyi sağlar; yaralanma riski azalır ve yaralanma durumunda iyileşme daha hızlı olma eğilimindedir.
    • Egzersiz: Güçlendirme ve esneme egzersizleri genellikle bel ağrısı hastaları için tedavi yöntemi olarak reçete edilir. Bu egzersizler, ergonomik risk faktörü müdahalesinin bir ikamesi değil, tamamlayıcısıdır.
    • Isınma egzersizleri: Fiziksel olarak zorlayıcı herhangi bir aktiviteye başlamadan önce ısınma germe egzersizleri yapmak mantıklıdır. Bu, kasları esnetir, kan akışını artırır ve onları yapacakları işe hazırlar.
    • Düzenli egzersiz: Güçlü, esnek kaslar geliştirmek veya sürdürmek için haftada birkaç kez düzenli egzersiz yapılmalıdır. Egzersizler yavaş, istikrarlı, kontrollü hareketlerle yapılmalı, hızlı ve sarsıntılı hareketlerden kaçınılmalıdır. Egzersizden sonra serinleme periyodu da önerilir.
    • Rekreasyonel aktiviteler: Kişinin yaşam tarzına, ihtiyaçlarına ve arzularına uygun tatmin edici rekreasyonel aktivitelerin belirlenmesi ve düzenli bir yaşam aktivitesi haline getirilmesi önemlidir. [/tie_list]

    [box type=”download” align=”” class=”” width=””]Bu yazı “El ile Malzeme Taşıma ve Sırt Güvenliği Rehberi” başlıklı belge, Kuzey Carolina Çalışma Bakanlığı (NCDOL) tarafından hazırlanan bir yayına dayanmaktadır.[/box]

  • Doktor HIV’li hastaya Bakmayabilir Mi!!!

    Doktorların çalışmaktan kaçınma hakları var mı, doktor hivli hastaya müdahale etmeyebilir mi, doktorların hasta bakmama hakkı var mı, hivli hastaya bakmayan doktor, doktor çalışmaktan kaçınabilir mi, hekim hangi durumlarda çalışmaktan kaçınabilir…

    İSG Kanunu’nun 13ncü maddesi ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanların durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınması için işyerindeki İSG Kurulu‘na, kurul yoksa işverene (ya da işveren vekiline) başvurmasını öngörmektedir. Başvurulan makam Kurul ise kurul acilen toplanarak, (direk işverense işveren ‘derhal’ kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Nihayi karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.

    Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.

    Daha da Önemlisi

    Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda yukarıda anlatılan prosedüre uymak zorunda olmaksızın işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk eder ve belirlenen güvenli yere giderler. Çalışanların bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz.

    İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir.

    Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli, bu maddeye göre çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.

    Hekimin Çalışmaktan Kaçınma Hakkı

    Hekimlere mesleki hayatları boyunca karşılaşacakları kendi can güvenliklerini ve sağlıklarını tehlikeye sokacak durumlarda kanunun bu maddesi hükmünce çalışmaktan kaçınma hakkı verilmiştir.

    Bu kanun (6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu) Türkiye’de kamu veya özel sektör tüm çalışanları ilgilendirmektedir. (Kanun kapsamı dışında kalanlar) Dolayısıyla kapsam dışında kalmıyorsa madende çalışan işçisi de okuldaki öğretmeni de aynı kanun maddeleriyle hem korunmaktadır hem de sorumlu tutulmaktadır. Doktora farklı bir uygulama üretim sahasında çalışana farklı bir uygulama yapılamaz.

    Doktor Çalışmaktan Kaçınabilir mi

    Sadece doktorlar değil çalışan herkes kanunun bu maddesini hangi durumlar için nasıl kullanacağını bilmelidir. Hangi durumlar çalışan için ciddi ve yakın tehlike oluşturur…

    Bu sorunun cevabı risk değerlendirmesi ile ortaya konur. Bu değerlendirme neticesi işveren tarafından çalışmaya yeni başlayanlara mutlaka bildirilmelidir. Risk değerlendirmesinin yapılmadığı/atlandığı durumlarda ise çalışan kendi can güvenliğini ve sağlığını ciddi anlamda tehdit edecek durumlarda mutlaka bu hakkını kullanmalıdır.

    Doktora şiddetin önüne geçilemeyeceği durumlar veya doktorun sağlık yönünden akut veya kronik olarak hayati riske sokacak girişimler veya müdahalelerden kaçınması gerekebilir. Bu durum eğer bir risk değerlendirmesi ile tespit edilmemişse kişinin kendi başına kurula veya işverene (işveren vekiline) başvurması ile tespit edilmelidir. Yazılı olarak cevap alınmadan işe/operasyona devam edilmemelidir.

    HIV’li Hastaya Müdahale

    Bu ve benzeri haberlerle gündeme taşınan durumlarda hekim ilgili kanun maddesinden aldığı hak ile durumu tespit üzere hastane İSG Kurulu’na veya Başhekimliğe bilgi verecek. Bununla ilgili Kurul’un veya Başhekim’in yazılı kararını alacak.

    Doktor verilecek karar neticesinde kendi sağlığını koruyacak tedbirin alınması sağlanana kadar doğacak ciddi ve yakın tehlike ihtimaline karşı çalışmaktan kaçınmaya devam edebilir. İlgili maddenin 3ncü bendi gereği doktorun/sağlık çalışanının bu hareketinden dolayı hakkının kısıtlanamayacağı açık ve nettir.

    HIV Bulaşı İçin Alınması Gereken Tedbirler

    İSG Eğitimleri arasında da geçen Biyolojik Risk Etmenlerine Karşı Önlemler başlıklı eğitim konusundabu durum hakkında tüm çalışanlara bilgi verilir.

    Operasyona girerken virüsün kan ve salgıyla bulaşma riskini karşılayacak önlük, eldiven, maske ve gözlük gibi kişisel koruyucu donanımların sağlanmış olması gerekmektedir.

    İyi bir risk değerlendirmesi ve karşılaşılan vakaalarla oluşturulacak ramak kala formlarının düzenli takibi İSG çalışmalarını güçlendirecektir.

    Fatih Hakan ÇAM
    İşyeri Hekimi

    Yazı Ekleme: 03.01.2018
    Güncelleme: 03.01.2018

  • İşyeri Hekimi Yüksekte Çalışabilir Raporu Verirken?

    İşyeri hekiminin yüksekte çalışabilir raporu verebileceğini bir önceki yazımda bahsetmiştim. Bu yazımda işyeri hekiminin yüksekte çalışabilir raporu verirken göz önünde bulundurması gereken hususlara değineceğim. Bu konu mevzuatta net olmadığı için biraz sonra okuyacağınız satırlar; yüksekte çalışma yapılması açısından onay verilecek çalışanlar için, işin yürütümü esnasında muhtemel başına gelebilecek olumsuz bir durumda hekim olarak “kendimi nasıl korurum?” sorusuna cevap olarak sadece benim kendi şahsi görüşümü yansıtır. Hukuki bağlayıcılığı yoktur.

    Bu yazıda bahsettiğim üzere ne yazıkki mevzuatta “şu yükseklikte çalışanlar muayeneye tabi tutulur” diye bir ifade yoktur. Bunun yerine “yüksekte çalışacakların ayrıca işe giriş formunda yüksekte çalışabileceğine” dair belirten bir yazı/cümle yazılması istenmiştir.

    Kimler / Hangi işte Çalışanlar için Yüksekte Çalışabilir Raporu Vermek Gerekir?

    Yüksekliğin ne olduğu açıkça belirtilmediği için bu sorunun yanıta da net değildir. Ancak işyerinde yapılan işin şekli değerlendirilerek Risk Değerlendirmesi‘nde yüksekte çalışma için önlem alınması istenen işleri “yüksekte çalışma” olarak değerlendirerek, sadece bu işte çalışanlar için “yüksekte çalışabilir” ibaresi not düşülebilir.

    Ya da işveren tarafından talep edilen her çalışan için yüksekte çalışmıyor olsa bile “yüksekte çalışıp çalışmayacağı” ayrıca not düşülmelidir.

    Çalışanın yüksekte çalışıp çalışamayacağı EK-2 İşe Giriş ve Periyodik Muayene Formu‘nun son kısmındaki “Kanaat ve Sonuç” bölümünde 2nci madde’den sonra ayrıca belirtilir.

    Yüksekte Çalışabilir Demeden Önce

    İşyeri hekiminin tek başına kişinin yüksekte çalışıp çalışamayacağına karar vermesinin önünde hukuki bir engel yoktur. İşyeri hekimi tek başına çalışanın yüksekte çalışıp çalışamayacağına karar verebilir. İşyeri hekiminin verdiği karara işveren veya çalışan itiraz edebilir. Raporlara itirazlar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hakem hastanelere yapılır, verilen kararlar kesindir. (6331 sayılı İSG Kanunu, Madde 15 Sağlık Gözetimi, 3ncü Bent)

    Ancak işyeri hekimi, bu kararı vermeden önce fiziki muayene yanında ek tetkik ve tahliller veya ilgili bir veya birkaç uzman görüşü talep edebilir. Bu kararlar işyeri hekiminin kendi insiyatifindedir. Aynı iş için bir hekim hiç bir tetkik istemeden “yüksekte çalışabilir raporu” verebilirken, bir diğeri yetkili bir sağlık hizmet sunucusundan “sağlık kurulu raporu” talep edebilir. Bu tamamen hekimin sorumluluğu ne kadar üstüne aldığı ile ilgili bir durumdur. İşveren tarafından işin maliyeti ön planda olsa da “Yüksekte Çalışabilir” ifadesi hekim açısından kritik bir değerlendirme süreci olduğu için iyi yönetilmesi gerekir. Öncelikle çalışanın can güvenliği ve sonrasında firmanın doğacak yaptırımlara karşı elinin güçlü kılıınması için hekim bu kararın sorumluluğunu dikkatlice alması/dağıtması ve yönetmesi gerekir.

    İşyeri Hekimi Tarafından Yapılması Gerekenler

    İşveren tarafından “yüksekte çalışabilir” ifadesi belirtilmesi istenen çalışanlar dışında kimseye ayrıca bu ifadenin eklenmemesi uygun olacaktır.

    Yüksekte çalışma raporu verilecek olan işin yerinde görüp incelenmesi gerekir. Eğer bu inceleme iş güvenliği uzmanı, işçi temsilcisi ve o işin sorumlu yetkilisi ile beraber yapılırsa daha sağlıklı olur. İnceleme esnasında bir risk değerlendirmesi yapılır. Eğer bir düşme sonucu yaralanma riski varsa bu değerlendirme mutlaka Risk Değerlendirme evrakına işlenmeli. Alınması gereken tedbirler kısmına “işyeri hekiminden yüksekte çalışabileceğine dair görüş alınmadan çalışma yaptırılmaması, yüksekte çalışma eğitiminin alınması” gerektiği eklenmeli/yazılmalıdır.

    İşyeri hekimi bu noktadan sonra yapılan işe göre “yüksekte çalışabilir raporu”nu nasıl vereceğine kendisi karar vermelidir. Benim önerim, yüksekte çalışma olarak yapılan işi ikiye ayırmak;

    1. Boy mesafesi veya 2 metreden daha yüksekte yapılmayan çalışmalar ile günde yarım saatten fazla yapılmayan 2 m.den daha yüksekte yapılan çalışmalar.
    2. Günde 2 metre yükseklikte yarım saatten fazla uzun süren çalışmalar

    1nci madde içinde tariflenen çalışmalar için öngörülen tetkikler istendikten ben kendim tek başıma “yüksekte çalışabilir raporu” veriyorum.

    2nci madde içinde tariflenen her türlü çalışma için mutlaka işe giriş muayene ve tetkikleri yanında “Ortopedi, Dahiliye, Göz, Psikiyatri/Nöroloji” uzman hekimlerinin yüksekte çalışma yönünden muayenesini talep ettiğim şöyle bir formun doldurularak tarafıma ulaştırılmasını ve bu hekimlerden “uygundur” onayı aldıktan sonra yine kendim “yüksekte çalışabilir raporu” veriyorum.

    Bu form sizi yüzde yüz kurtarmaz ancak sorumluluğunuzu dağıtacaktır. Neticede bir işyeri hekimi olarak imkan ve kabiliyetleriniz göz önüne alındığında yüksekte çalışmak zorunda olan çalışanların mevcut sağlık durumunu ortaya koymak oldukça zorken, ilgili uzmanların deneyim ve görüşlerinden faydalanmış olmanız sizin işinizi ne kadar ciddiye aldığınızı ortaya koyacaktır.

    Yüksekte yapılan işlerde çalışamayacaklar;
    a) Kadınlar, 18 yaş altında olanlar, bedensel engelliler, (Ağır ve Tehlikeli İşler Tüzüğü, ek cetvel)
    b) Kronik hastalar; dolaşım sistemi hastalıkları (HT, hipotansiyon, arterioskleroz, kalp ritim bozukluğu. Kalp yetmezliği, geçirilmiş miyokard infarktüsü), böbrek hastalıkları, nörolojik hastalıklar (epilepsi), psikiyatrik hastalıklar.
    c) Baş ve boyun travması geçirenler, ilaç, alkol ve uyuşturucu alışkanlığı olanlar, görme bozukluğu, vertigo semptomu olanlar.
    d) Yükseklik korkusu (akrofobi) olanlar.

    Ayrıca, yüksekte çalışma konusunda Sağlık Bakanlığı Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) bünyesinde işyeri hekimliği hizmeti sunmak üzere yayınladığı 16 Haziran 2011 ve 20065 sayılı Temel İş Sağlığı Hizmetlerinin Uygulama Usûl ve Esasları Hakkında Yönergenin (şu anda bu yönetmelik geçerli değildir!) EK  4-B İş Sağlığı Ve Güvenliği Konularında Verilecek Hizmetlerde Uygulanacak Birim Fiyat Listesinde;

    Yüksekte Çalışmaya Sağlık Açısından Uygunluk Raporu  (C’CG testi, nöropsikolojik test bataryası, tam kan, AKŞ, tarama odyogramı tetkikleri ile göz, dahiliye, nöroloji, KBB, ortopedi, psikiyatri konsültasyonları  sonucu düzenlenen rapor)”

    şeklinde yer alan bir kalem vardır. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı zamanında işyerlerine sunacağı işyeri hekimliği hizmeti esnasında istenecek olan “yüksekte çalışabilir raporu” için bu test ve muayeneleri de uygun görmüştür. (Şu anda böyle bir uygulama yok!)

    İşveren bu uygulamayı bir maliyet olarak görmemeli!

    Aslında kabul gördüğü üzere işyerindeki tüm tedbirlerden işveren veya işveren vekili sorumludur. İşyeri hekimi sadece alınması gereken tedbirlerle ilgili öneride bulunur. İşverene uygun yaklaşımlar için tavsiyeler sunar.

    Her ne kadar mevzuat yüksekte çalışır raporu’nun işyeri hekimince belirtilmesi gerektiğini söylese de aynı mevzuat hükümleriyle yetkilendirilmiş bir işyeri hekiminin bu raporu hakkıyla verecek imkan ve kabiliyeti sorgulanmalıdır. Günümüzde sağlık hizmeti bu kadar rahat ulaşılabilirken multi organ ve fizyolojik değerlendirme gerektiren bu kararların alınması esnasında ilgili uzman görüşlerine başvurmamak iş sağlığı ve güvenliğine olan ciddiyetsizliği gösterir.

    Yapılan iş, çalışanın hayatını riske atıyorsa ve imkan varsa, neden işe başlamadan önce kapsamlı bir muayeneden kaçınmak gerekir ki? Çalışanın sağlıklı olduğu uzman görüşleriyle de ortaya konduktan sonra doğabilecek herhangi bir olumsuzlukta işveren vicdanı rahat şekilde kendini savunabilecektir. İşveren iş sağlığı ve güvenliğin temini konusunda en önemli unsurdur.

    Dr. Fatih Hakan ÇAM
    Yazı eklenme: 22.11.2017
    Son Güncelleme: 24.11.2017

  • Yüksekte Çalışabilir Raporu – isg Yüksekte Çalışma

    Yüksekte çalışmak nedir? Yüksekte çalışabilir raporu nasıl alınız? Yüksekte çalışabilir raporunu kim verir? İşyeri hekimi yüksekte çalışabilir raporu verebilir mi? Yüksekte çalışır raporunu nereden alabiliriz?

    İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatları arasında “yüksekte çalışma” kavramı 5 Ekim 2013 yılında yayınlanan Yapı İşleri İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinde; “Seviye farkı bulunan ve düşme sonucu yaralanma ihtimalinin oluşabileceği her türlü alanda yapılan çalışma; yüksekte çalışma olarak kabul edilir.” şeklinde tanımlanmıştır.

    Bu tanıma göre “yüksek” kavramı, kişiye ve yapılan işe göre değişmektedir. Kimi 5 cm.lik seviye farkını ayağı kayıp düşme sonucu yaranlma ihtimali nedeniyle yüksek kabul edebilecekken, kimi işveren merdivene çıkıp lamba takma işini yüksekten saymama şeklinde insiyatif kullanabiliyor.

    İş sağlığı ve güvenliği uygulayıcıları olarak hem işyeri hekimleri hem de iş güvenliği uzmanları, yürütülen işte en ufak kaza ve yaralanmaya karşı işvereni korumak adına her türlü tedbiri alma çabası göstersek de ne yazık ki mevzuattımızın bu gibi standartı olmayan göreceli konularında elimiz kolumuz bağlı kalıyor, bazen işimizi koruyabilmek adına işveren tarafına bir adım çekilmemiz gerektiği durumlar söz konusu olabiliyor.

    OSHA (ABD İş Sağlığı ve Güvenliği Standartı) “yüksek” ifadesini “düşmeden korunma” olarak belirtiyor. Düşmeden korunma için genel olarak işyerlerinde 1,2 m (4 ft); tersanelerde 1,5 m (5 ft); yapı işlerinde 1,8 m (6 ft) ve uzun süreli yapılan işlerde 2,4 m (8 ft) için tedbir alınmasını ön görüyor.

    Biz de en azında elimizde bir kaynak olarak gösterebileceğimiz bu standartı göz önünde bulundurarak 1,2 m üzerinde yapılan işleri yüksekte çalışma olarak kabul edebiliriz. Zaten İSG profesyonelleri olarak işyerinde yürütülen faaliyet ve işlerle bölüm bölüm ilgilenerek tam anlamıyla “yüksekte çalışma” yapılan işleri tespit ederek bunu işverene yazılı bildirmek ve gerekli önlemleri (İşe Giriş ve Periyodik Muayene formunda “yüksekte çalışma yapabilir” ibaresi; yüksekte çalışma eğitimi) alması konusunda işvereni uyarmak zorundayız.

    İşyeri Hekimi Olarak Yüksekte Çalışabilir Raporu Sorumluluğu

    İşyeri hekimi Ek-2 İşe Giriş ve Periyodik Muayene Formu‘nun mevzuattaki örneğinde Kanaat ve Sonuç kısmının sonunda belirtildiği üzere “Yapılan muayene sonucunda çalışanın gece veya vardiyalı çalışma koşullarında çalışıp çalışamayacağı ile vücut sağlığını ve bütünlüğünü tamamlayıcı uygun alet teçhizat vs… bulunması durumunda çalışan için bu koşullarla çalışmaya elverişli olup olmadığı kanaati belirtilecektir.” ifadesi dolayısıyla çalışanın:

    • Gece çalışıp çalışamayacağını,
    • Fazla mesai yapıp yapamayacağını,
    • Vardiyalı çalışıp çalışamayacağını,
    • Yüksekte çalışıp, çalışamayacağını,
    • Gürültülü ortamlarda kulaklıkla çalışabileceğini,
    • Tozlu ve dumanlı ortamda uygun maske ile çalışabileceğini,
    • Gözlükle çalışması gerektiğini,

    … gibi durumları da belirtmesi gerekmektedir.

    Bu noktada işyeri hekimi, kendisinden talep edilen yüksekte çalışabilir raporunu vermekle yükümlü bırakılmıştır. Ancak bu kararı verirken kendince öngördüğü tetkik ve muayeneleri yaptırmak konusunda hak ve yetkileri, görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle kısıtlanamaz. Hekimler, görevlerini mesleğin gerektirdiği etik ilkeler ve mesleki bağımsızlık içerisinde yürütür. (6331 sayılı İSG Kanunu, Madde 8, 1nci bent)

    İşyeri Hekiminin Yüksekte Çalışabilir Raporu verirken dikkat etmesi gereken noktalar nelerdir? >>>

    Dr. Fatih Hakan ÇAM
    Yazı eklenme: 22.11.2017
    Son Güncelleme: 22.11.2017

  • işe Giriş Muayeneleri Nerden Nasıl Alınır?

    çalışabilir raporu nereden alınır? işe giriş raporunu kim verir? işe giriş ve çalışabilir raporu nasıl alınır? işe giriş muayenelerini kim yapar? işe giriş raporu nasıl alınır? Hastane işe giriş raporu verebilir mi? işyeri hekimi işe giriş raporu verebilir mi?

    İşveren, iş yerine çalışmak üzere alacağı kişileri işe başlamadan önce muayeneye ettirmekle yükümlü kılınmıştır. Keza aynı iş yerinde çalıştığı halde çalışan için bir iş değişikliği söz konusu olduğu zaman, çalışan bölüm değiştirdiğinde ve aynı işi bile yapıyor olsa belirli aralıklarla öncelikle muayeneye tabii tutulmaları gerekmektedir. (işyeri sağlık gözetimi)

    İşveren, çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar. (6331 sayılı İSG Kanunu, Madde 15, Sağlık Gözetimi, 1nci Fıkra) 

    İşe giriş muayeneleri iş yeri hekimi tarafından yapılır.

    İşyerine atanmış olan bir işyeri hekimi var ise bu hekim haricinde veya bir sağlık kurumu tarafından verilmiş “çalışabilir rapor”u geçersizdir. Çalışanların işe giriş muayeneleri İSG KATİP üzerinden atanmış olan işyeri hekimi tarafından yapılmalıdır.  (6331 sayılı İSG Kanunu, Madde 15, Sağlık Gözetimi, 3nci Fıkra) 

    Ancak işyerinde, işyeri hekimi ataması bulunmuyorsa;

    • İşyeri tehlikeli veya çok tehlikeli sınıfta ise, 50’den fazla çalışanı bulunan az tehlikeli işyeri ise bir işyeri hekimi atanarak, işe girişlerin bu hekim tarafından yapılmasının sağlanması gerekmektedir.
    • İşyeri 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli ise bu iş yerine girecekler ile bu iş yerinde periyodik muayeneye tabii tutulacaklar kamu hizmet sunucuları veya aile hekimleri tarafından işe giriş muayenesi olarak işe giriş raporu alabilir.

    Tehlikeli ve çok tehlikeli iş yerlerinde işveren, iş başı yapacak olan çalışanlarına önce işe başlayabileceği yönünde muayeneye gönderip, “çalışabilir raporu” aldırdıktan sonra çalışmasına müsaade etmelidir. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamayacağı ayrıca belirtilmiştir. (6331 sayılı İSG Kanunu, Madde 15, Sağlık Gözetimi, 2nci Fıkra)

    Az Tehlikeli İş yerleri için İşe Giriş Raporu

    Az tehlikeli iş yerlerinden;

    • 10’un altında çalışanı olan iş yerlerindeki çalışanlar işe giriş raporlarını kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden alabilirler.
    • 10’dan fazla ancak 50’den az çalışanı olan Az Tehlikeli iş yerlerinde çalışanlar ise bu iş yerlerinde  “İşyeri hekimi ve İş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu” 01.07.2020 tarihine kadar ertelendiği için işe giriş raporlarını bu tarihe kadar yine kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden alabilirler.
    • 50’den fazla çalışanı olan tüm iş yerleri iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulundurmak zorundadır.

    Çalışan Sayısının Belirlenmesi

    O işyerinin SGK numarasına bağlı olarak çalışanların sayısıdır. >>>

  • İşyerinde çalışan Sayısı – Belirlenmesi

    İşyerinde kaç işçi var? çalışan sayısı neye göre belirlenir? Alt işverenlerin çalışanları çalışan sayısına katılır mı? Taşeronlar çalışan sayılır mı? Çalışan sayısı belirlenirken neye dikkat edilir? İş yerinde kaç çalışan var? Çalışan sayısını neye göre tespit ederiz?

    Bir iş yerinde çalışan sayısını belirlemek için o iş yerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’ya kayıtlı olan numarasına bağlı olarak çalışanların sayısı esas alınır. Aynı işi yapan  yan yana veya iç içe iki firma bile olsa bu firmalardaki çalışan sayısı, çalışanların işe alırken bağlandıkları SGK numarası ile tespit edilir.

    Her firma kendi SGK numarasına kayıtlı çalışandan sorumludur!

    Tüm iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri ve hizmetleri buna göre yapılır. Az tehlikeli bir iş yeri SGK numarasına bağlı 50’den daha az çalışanı varsa 01.07.2020 yılına kadar işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirmesine gerek yoktur. Ancak 6331 sayılı tüm İSG yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Keza 10’dan daha az çalışanı olan (1-9 arası) az tehlikeli statüdeki bir iş yeri içinse işveren dilerse iş güvenliği hizmetini gerekli prosedürlerini yerine getirdiği takdirde kendisi verebilmektedir.

    Çalışan temsilcisi, İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu’nun yapılıp yapılmayacağı, Acil Eylem Durum Planlarının hazırlanması ve ekiplerin oluşturulması gibi bir çok İş Güvenliği önlemleri de yine iş yerindeki çalışan sayısına göre tespit edilmektedir.

    Alt işveren, Taşeron Çalışanlar Hesaba Katılmaz

    İş yerinde işin yürütüm kısmına her ne kadar destek oluyor da olsalar çalışan hesabı yapılırken taşeron veya alt işverenlerin çalışan sayıları asıl işverenin çalışan sayısına eklenemez. Yapılacak iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinde asıl iş verenle alt iş veren çalışanlar ayrı ayrı değerlendirilerek gerekli ekipler, temsilciler ve kurullar belirlenir. Asıl işverenin İSG Kurul’una alt işveren firmaların temsilcileri katılarak genel İSG faaliyetleri koordine edilir.

    Asıl işverenle Alt işveren İSG faaliyetleri Beraber Koordine edilir!

    Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması halinde işverenler, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek İSG kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirmelidirler. Bu koordinasyonu birbirlerinin İSG kurullarına temsilci göndererek veya yazılı olarak yapabilirler.

    Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde kurul oluşturulma şartları detaylı olarak belirtilmiştir.