Etiket: iş sağlığı

  • Mobbing

    Mobbing işyerinde çalışanların bir başka kişiye ve/veya kişileri rahatsız edici, ahlak dışı ve sistematik söz ve davranışlarla taciz etmesidir. Mobbing özellikle hiyerarşik bir yapılaþmanın olduğu gruplarda, zayıf bir kontrolün olduğu kurumlarda güçlünün altta kalanlara psikolojik yollardan baskı yapmasıdır.

    Mobbing Durumu Nasıl Ortaya Çıkar?

    • Mesleki yeterliliğin sorgulanması
    • Kişiye güvenilmediğinin hissettirilmesi
    • Kasten, verilen süre içinde bitirilemeyecek görevler verilmesi
    • Kişiden bilgi saklanması
    • Kişinin görmezden gelinmesi, gruptan izole edilmesi
    • Yetkilerinin azaltılması gibi durumlar olabilir.

    Mobbing’in Mağdur Üzerinde Olumsuz Etkileri

    İşyerlerinde psikolojik taciz genel olarak mağdur açısından fiziksel ve zihinsel rahatsızlıklara, davranış bozuklularına, sosyal sorunlara ve ekonomik zarara neden olmaktadır.

    Uyku bozuklukları, ağlama nöbetleri, konsantrasyon bozukluğu, gerginlik ve öfke, alınganlık, yüksek tansiyon, kalıcı uyku bozuklukları, mide ve bağırsak sorunları, aşırı kilo alma veya verme, alkol veya ilaç (madde) bağımlılığı, tedavi masrafları, işyerinden kaçma veya uzaklaşma (sık sık geç kalma, sıkça kullanılan hastalık izinleri), şiddetli depresyon, panik ataklar, kalp krizleri ve diğer ciddi hastalıklar, kazalar, üçüncü kişiye yönelik şiddet, intihar girişimleri bu etkilerden bazıları olarak sayılabilir.

    Mobing Mağdurları İçin Bireysel Mücadele Önerileri

    İşyerlerinde psikolojik tacize maruz kaldığını düşünen kişi öncelikle içinde bulunduğu durumu sağlıklı bir şekilde değerlendirmelidir. Kişi yaşanılan sürecin işyerinde psikolojik taciz olduğu yönünde kanaate varırsa;

    • Öncelikle çatışmadan kaçınılmalı ve sakin olmaya gayret etmelidir.
    • Psikolojik taciz üst yönetim tarafından gerçekleştirilmiyorsa konuyu üst yönetime uygun bir şekilde iletmelidir.
    • Psikolojik tacize uğradığını kanıtlayacak yazışma, not, mesaj, e-posta gibi bilgi ve belgeleri saklamalıdır.
    • Yaşanılan psikolojik taciz sürecine ilişkin günlük tutmalıdır.
    • Yaşanılan sürece şahit olan/ olabilecek çalışma arkadaşları ile görüşmelidir.
    • Kişi, üyesi olduğu sendikadan destek talep etmelidir.
    • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın İletişim Merkezi Alo 170’i arayarak, işyerlerinde psikolojik taciz konusunda uzman psikologlardan destek almalıdır.
    • Kişi, ihtiyaç duyduğunda tıbbi ve hukuki destek almalıdır.
    • İşyerlerinde psikolojik tacize maruz kalan kişi sorunu işyerinde çözemediği takdirde konuyu yargıya taşımalıdır.
  • İşyerinde stresle mücadele etme yöntemleri

    Ofisinizde sandalyenizi ve masanızı terk etmeden vereceğiniz kısa molalar yararlı olacaktır: Gözlerinizi kapatın, yavaş ve derin nefes alarak kendinizi kısa bir tatile çıkarın. Tatili kum, güneş, denizle mi, dağda kayak yaparak mı geçireceğinize siz karar verin. Dalgaların sesini dinleyin, denizin kokusunu içinize çekin ya da iliğinize kadar işleyen soğuğu hissedin.

    Masanızda bir el egzersiz aleti, bir tenis topu ya da iki adet uzak doğu işi stres metali bulundurun. Gergin olduğunuzda bunlarla oynayabilirsiniz. Egzersiz aleti ya da tenis topunu sıkabilirsiniz. Kas hareketleri ve bu esnada artan dolaşım stresinize iyi gelecektir.

     

    Çalışmaktan bunaldıysanız yavaş, uzun ve sakin nefesler alıp verin. Havayı burnunuzdan çekin, ağzınızdan son derece yavaş bir şekilde boşaltın. Derin bir nefes aldıktan sonra onu içinizde 5 saniye kadar tutun ve sonra yavaş yavaş bırakın. Bu işlemi arka arkaya 5-6 kez tekrarlayın.

    Çok sıkıştığınız zamanlarda eşinizi, çocuklarınızı, arkadaşlarınızı ya da uzun zamandır fırsat bulup bir “alo” diyemediğiniz anne-babanızı arayın. Onların sesleri, duyguları, güçleri size iyi gelecektir.

    Masanızda bir limon kolonyası ya da limon veya elma gibi kokulu bir meyve bulundurabilirsiniz. İş ortamınızın kokusu ruhsal gerginliğinizi azaltıp çoğaltabiliyor. Araştırmalar, stresin aromaterapiden yani kokuların gücünden çok etkilendiğini ortaya koyuyor. Vanilyalı kokular, portakal-çikolata karşımı kokular, okaliptüs kokusu, limon, ylang ylang kokusu stresi yatıştırıyor.

    İş yerlerinde çalınan hafif müziklerin stres yükünü azalttığı belirtiliyor. Özellikle hafif müzikler, meditasyon amacıyla geliştirilmiş dalga, su, yağmur seslerinin bulunduğu sesleri içeren müzikler bir stres temizleyicisi gibi çalışıyor. Tersine gürültülü ortamların ses kirliliğine ve stresi yükseltmeye yol açabileceği de aklınızda olsun.

    Stresin en önemli etkeni zaman baskısıdır. Zamanınızı iyi yönetebilirseniz, stresiniz azalacaktır. Bunun iki yolu var. Biri programınızı gevşetmeniz, diğeri liste yapmanızdır. Liste yapmak sadece günlük işleri sıralamak anlamına gelmiyor. Öncelikleri belirlemek, lüzumsuz olanları ayıklayıp çöpe göndermek gerekiyor. Yapılacak işler listesine çok fazla madde koymamak da önemli.

    Ciddi, asık suratlı, salt iş odaklı çalışanların yoğun olduğu iş yerlerinde stresle mücadelen daha zordur. Dozunda ve zamanında yapılan espriler, güzel fıkralar, sürprizler ve bazen güçlü bir kahkaha sadece gergin kasları değil gergin ortamı da yumuşatabiliyor. Gülmek vücuda daha fazla oksijen girmesini sağlıyor, beyni dinlendiriyor, kan basıncını düşürüyor.

    İşiniz ne kadar önemli olursa olsun mutlaka bir zaman aralığı yaratmaya çalışın. Bu zaman aralıklarını yeni işler için değil arkadaşlarınızı aramak, diğer çalışanlarla sohbet edip gırgır yapmak, masadan kalkıp dolaşmak hatta mümkünse çıkıp biraz hava almak için kullanın. Yanınızda çalışanları dinleme fırsatı olarak da değerlendirmeniz mümkündür.

    İşyerinde dost bir çevre oluşturmak, iyi ve güvenli ilişkiler kurmak stres yönetimini kolaylaştırıyor.

    Sadece yediklerinize değil içtiklerinize de dikkat edin

    Yeni bulgular kilo sorunundaki artışın arkasında gözden kaçmış bir problemin yatabileceğine işaret ediyor: Aşırı içecek tüketimi! North Carolina Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışmada Amerikalıların bir günde tükettikleri toplam kalorinin 1965’te yüzde 12’si içeceklerden geliyorken, bu rakam 2002’de yüzde 21’e, son birkaç yılda da yüzde 30’a yükselmiştir. Alkollü içeceklerin tüketimindeki artışın önemli bir nedeni, özellikle sosyal toplantılarda bu içeceklerin daha fazla içilmeye başlanmasıdır. Ayrıca araştırmanın sonuçlarına göre yüzde 100 meyve suyu veya meyve suyu konsantrelerinin tüketimindeki artışın da etkisi vardır. Araştırma sonuçları, özellikle çocukluk yaşlarında ve 40’lı yaşlar sonrasında tüketilen içeceklerden kazanılan kalorilere dikkat edilmesi gerektiğini belirtiliyor. Eğer kilonuzu daha kolay yönetmek istiyorsanız içeceklerden kazandığınız kalorileri dikkatle izlemenizi öneriyoruz. Bir bardak kolalı içeceğin 100-120, meyve suyunun 150 kaloriye kadar enerji verebileceğini, bir bardak şarapta ortalama 80, bir duble rakı veya viskide 300’e yakın kalori bulunabileceğini hatırlatalım.

  • Ev ve Ofis için Havayı Temizleyen Bitkiler

    Zamanımızın çoğunu kapalı alanlarda geçiriyoruz ki bu da bu lanalarda sağlıklı zaman geçirmek için önlem almamız gerektiğinin bir kez daha altını çizmektedir. Kapalı alandaki oksijen miktarını dengelemenin en güzel ve basit yolu ofis yada evlerimizi çiçek ve bitkilerle süslemekle mümkündür. Böylece çalışma ortamımızda veya yaşam alanlarımızda havanın tazeliğini sağlayan etkili bir yol sağlamışken, gözümüze de hitap eden bir görüntü karşımıza çıkacaktır.

    NASA’nın üzerinde temiz hava için yaptığı araştırma neticesinde bazı bitkilerin havayı diğerlerinden daha etkili bir şekilde temizlediği, zararlı kimyasalları ortamdan uzaklaştırdığı ve hatta insana zarar verici etkilerinin azalttığı tespit edilmiştir.

    Soluduğumuz hava ne yazıkki sadece oksijen ve bileşenlerinden oluşmuyor. Özellikle sanayi ve endüstriyel alanlara yakın yerleşim yerlerinde oturanlarımızın soluduğu havada sıklıkla insan vücuduna zararlı olan ve hatta sürekli solunması durumunda çeşitli kanserlere neden olan çeşitli miktarda zehirli kimyasallar bulunabilir. Bu kimyasalların başlıcaları Benzen, Formaldehit, Trikoloretilen, Ksilen, Toluen ve Amonyaktır. Bu maddeleri temizlediğini iddia ettiği başta NASA bu kimyasalları temizleyen bitkileri Flamingo Çiçeği (Antoryum saksı çiçeği), Sansevieria Bitkisi, Duvar Sarmaşığı bitkileri olmak üzere bir birinden farklı bir çok bitki öneren NASA’nın yayımladığı diyagramı Türkçeleştirdim:

     

    NASA araştırmasına göre havayı filtreleyen bitkiler:

    Cüce hurma palmiyesi – Dwarf date palm – Phoenix roebelenii
    Areca palmiyesi – Areca palm – Chrysalidocarpus lutescens
    Salon eğreltisi – Boston fern – Nephrolepis exaltata “Bostoniensis”
    Aşk Mervideni – Kimberly queen fern – Nephrolepis obliterata
    Orman Sarmaşığı – English Ivy – Hedera helix
    Lilyturf – Liriope spicata

    Kurdele Çiçeği – Spider plant -Chlorophytum comosum
    Şeytan Sarmaşığı – Golden pothos or Devil’s ivy – Scindapsus aures or Epipremnum aureum
    Barış veya Yelken Çiçeği – Peace lily – Spathiphyllum ‘Mauna Loa’
    Flamingo Çiçeği – Flamingo lily – Anthurium andraeanum
    Çin herdemyeşili – Chinese evergreen – Aglaonema modestum
    Bambu palmiyesi – Bamboo palm or reed palm – Chamaedorea sefritzii
    Salon Palmiyesi – Broadleaf Lady Palm – Rhapis excelsa

    Paşa Kılıcı – Snake plant or mother-in-law’s tongue – Sansevieria trifasciata ‘Laurentii’
    Devetabanı – Heartleaf philodendron – Philodendron oxycardium, syn. Philodendron cordatum
    Sarmaşık devetabanı – Selloum philodendron – Philodendron bipinnatifidum, syn. Philodendron selloum
    Fil kulağı devetabanı – Elephant ear philodendron – Philodendron domesticum
    Kırmızılı drasena – Red-edged dracaena (Dracaena marginata
    Mısır püskülü drasena – Cornstalk dracaena – Dracaena fragans ‘Massangeana’
    Çizgili drasena – Janet Craig dracaena – Dracaena deremensis ‘Janet Craig’
    Drasena – Warneck dracaena – Dracaena deremensis ‘Warneckii’

    Benjamin – Weeping Fig – Ficus benjamina
    Papatya – Gerbera Daisy or Barberton daisy – Gerbera jamesonii
    Krizantem / Kasımpatı – Pot Mum or Florist’s Chrysanthemum – Chrysanthemum morifolium
    Kauçuk bitkisi – Rubber Plant – Ficus elastica
    Orkide – Dendrobium orchid – Dendrobium sp.
    Dumb cane – Exotica Dieffenbachia
    King of hearts – Homalomena wallisii
    Güve orkidesi – Moth orchid – Phalenopsis sp.

  • Ev işlerinde ergonomi

    Çamaşır asmak, ütü yapmak, bulaşık yıkamak insanı nasıl sakatlayabilir? Ev işleri sırasında yaşanacak uzun süreli duruş bozukluğu ve dengeleme sorunları; omuz, kol, kalça, el bileği parmaklar, sırt, bel, kalça, diz ve ayak sorunlarına yol açar. Ancak basit önlemler alınarak bu sorunların önüne geçmek mümkün.

    evisleri1

    Evde işlerinde Ergonomi

    • Sağlıklı bir omurga duruşu için çalışma yüzeylerinin eşit mesafede yüksek olması önemli. Bunun için önünde durduğunuzda sırtınız kambur olmadan çalışabildiğiniz yükseklik sizin için en doğrusudur.
    • Belden çok fazla öne eğilmek omurga sağlığı açısından risklidir. Vücuttan 30 cm uzaklıkta sıklıkla yapılan işler, ağrıyla başlayan şikayetlere yol açar. Tezgah ve masada çalışırken, gövdenizin çok uzakta kalmamasına dikkat edin.
    • Lavaboda yıkama işi yaptığınızda bir adımınızı öne atarak çalışın ve öndeki bacağınızı belirli aralıklarla değiştirin.
    • Ev işlerinde, uzun süreli ayakta ya da oturarak çalışmamaya dikkat edin. Bu işleri gün içerisinde dönüşümlü olacak şekilde ayarlayın.
    • Vücudumuzu en çok yaralanmalara açık hale getiren hareketler, ani dönme hareketleridir. Uzun süreli ütü yapılırken, istemsiz olarak gövde sık sık dönme hareketi yapar. Çalıştığınız yöne doğru bir adım atın ya da ayaklarınızın yere tam temasını sağlayan döner bir taburede oturarak ütü yapın.
    • Sıkça kullandığınız eşyaları, dolapların göz seviyesi yüksekliğinde kolayca erişebileceğiniz yerlerinde muhafaza edin.
    • Perde asarken olduğu gibi ellerin başın üzerinde, dirseklerin omuzların üzerinde olduğu işler yaralanmalara yol açar. Bunu önlemek için merdiven gibi yükseltiler kullanın.

    evisleriutu

    • Çamaşır asarken, sepeti bir sandalyenin üzerine koyun, böylelikle öne doğru bükülmek zorunda kalmazsınız. Çamaşırlarınızı, bel çukurunuzu artırmadan, hafifçe öne doğru eğilerek asın.
    • Yer silmeyi dizlerinizin üzerinde yapmayın. Uzun saplı bir temizlik malzemesi kullanın.
    • Elektrikli süpürgesinin sapının yeterince uzun olmasına dikkat edin.
    • Dizlerinizin üzerinde durmanızı gerektirecek bir iş yapacaksanız, dizlik kullanın ya da dizin altına minder gibi yumuşak bir dayanak koyun. Bu süre boyunca tek dizinizin üzerine değişimli olarak durun.
    • Alışveriş çantalarını iki kola eşit olarak bölüştürün. Çok ağır yükler için alışveriş arabası kullanın.
    • Ev işleri sırasında mutlaka dinlenme molası verin. Her 50 dakikalık çalışma sonrasında 10 dakika dinlenin.
    • Bir de bu şarkıyı mutlaka dinleyin. >>>

    Geçmeyen ağrılar, kuvvet kaybı, uyuşma, yorgunluk, halsizlik, his kaybı, şişme ve yanma hissi, elleri sık sık sallama ihtiyacı, sıkı kavanozları ve kapı kollarını açmada zorlanma, taşınan bir eşyayı düşürme korkusu, gece uyanarak kolları sallama ihtiyacı, boynu ovma ihtiyacı gibi şikayetler sağlık sorunlarına işaret eden önemli sinyallerdir. Bu tür kas iskelet sistemi şikayetleri için ilaç kullanmak istemiyorsanız beni ziyaret etmelisiniz. >>>

     

  • Çalışanlarda Boyun Ağrısı

    Araştırmalar toplumun yarısı kadarının boyun ağrısı şikayetiyle doktora başvurduğunu gösteriyor. Ancak bu kişilerin sadece yüzde 10’un günlük faaliyetlerini etkiliyor. Tüm gün ekran karşısında çalışıyorsanız yaşamınızın bir döneminde boyun ağrısı çekmeniz kaçınılmaz. Ancak günlük hayatta alınabilecek basit önlemlerle boyun ağrılarının oluşmasını önlemek mümkün.

    Boyun ağrısı özellikle birçok ofis çalışanı ve elle kaldırma işi yapan çalışanların da şikayeti. Tüm gün bilgisayar karşısında çalışmak, günlük iş hayatındaki gerginlikler, ağırlık taşımanın ergonomi sağlanarak yapılmaması boyun ağrılarının artmasına neden olur.

    Boyun ağrıları, geçici, tekrarlayıcı veya sürekli olabilir. Ağrının neden kaynaklandığı ancak doktor kontrolü ile mümkündür. Mevcut ağrının neden kaynaklandığı ortaya konmadan işe devam etmek uygun olmaz. Nedene yönelik tedavi yapılıp, iş yerinde ve günlük hayatta alınacak önlemlerle işe devam edilebilir.

    boyunagrisi

    Alınması Gereken Önlemler

    [list]
    [li type=”glyphicon-arrow-right”]Yüzüstü yatmaktan kaçının. Bu pozisyon boynunuza fazladan yük bindirmektedir. Boynunuzun doğal kıvrımını destekleyecek bir yastık seçin.[/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Dişlerinizi sıkmamaya gayret edin. Bu hareket boyun kaslarınızı gerebilir.[/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Olabildiğince faal olun. Düzenli fiziksel aktivite yapan bireylerin tekrar eden boyun ağrısı geliştirme olasılığı çok daha azdır.[/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Zihinsel stres oranını düşürmeye çalışın. Boyun bölgesindeki gerilmeler kas zorlanmalarına neden olabilir. Dahası, olumlu bir yaklaşım takınmak boyun ağrınızla ilgili endişe etmenize veya sinirlerinizi bozmanıza engel olacaktır.[/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Aracınızdaki kafa desteğini ayarlayın. Doğru ayar, başınızı ve boynunuzu daha iyi destekleyecektir.[/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Telefonda konuşurken ahizeyi kafanız ve omzunuz arasında sıkıştırmaktan kaçının. Telefonda çok konuşuyorsanız kafanıza yerleştireceğiniz bir kulaklık-mikrofon tertibatı edinin.[/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Ekran göz hizasına gelecek şekilde çalışma masanızı, koltuğunuzu ve bilgisayarınızı ayarlayın.[/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Masabaşı işiniz varsa sık sık gerinin. Omuzlarınızı yukarı doğru kulak hizasına kadar yükselttikten sonra düşürebildiğiniz kadar düşürün. Bunu beş defa tekrar edin. Kürek kemiklerinizi birleştirin ve beş saniye süreyle öyle durduktan sonra gevşeyin. Yan boyun kaslarınızı esnetmek için oturur pozisyonda sol elinizle koltuğunuzun oturağına tutunarak güvde ve boynunuzu zıt tarafa doğru eğin. Ardından bu hareketi sağ elinizle tekrar edin.[/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Uzun süreler araç kullanıyor veya bilgisayar başında çok zaman geçiriyorsanız sık sık mola verin. Boynunuza fazladan yük bindirmemek için kafanızla omurganızı düz bir çizgi halinde tutmaya gayret edin.[/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Yük taşıma esnasında yüke yakın durun. Yükü bedeninize yakın şekilde göbek seviyesinde taşıyın. [/li][li type=”glyphicon-arrow-right”]

    Yükü kaldırmak için eğilirken dizlerinizi kırın. Kaldırmaya başlamadan önce karın kaslarınızı gerin (ki omurlarınız daha stabil hale gelsin)[/li][/list]

    Boyun Ağrısı Tedavisi

    Boyundaki ağrılar, bir ağrı kesiciyle geçebileceği gibi inatçı geçmeyen ağrılar da olabilir. En güzeli boyundaki ağrının neden kaynaklandığını tespit etmektir. Kas spazmına bağlı ağrılar alınacak basit tedbirlerle önlenebilir ve sıcak/soğuk uygulamalarla tedavi edilebilirken, ileri derece boyun fıtıklarına ağrı kesiciler fayda etmeyebilir, kısa süreli faydalı olur veya hiç fayda göstermez. Boyun fıtığı tedavileri için bir fizik tedavi veya beyin cerrahisi uzmanına danışılabilir. Ameliyat gerekli olmadıkça önerilmez. Bunun yerine akupunktur denenmeli. Son çare ameliyattır.

     

  • İşe Girişte ve Periyodik Muayenede İstenecek Tetkikler

    İşe giriş ve periyodik muayenelerde istenmesi gereken tetkikler yapılan işe göre değişmesine rağmen belli başlı olanları burda kısa bir özet geçeceğim. Bu tetkikler işyeri hekimi tarafından uygun görüldüğünde detaylandırılabilir veya kısıtlanabilir. Burda önemli olan yapılan işe uygun tetkiklerin istenmesi gerektiğidir.

    tetkik

    Genel kanı işe girerken istenen tetkiklerin periyodik muayenelerde de tekrarlanması gerektiği (veya tam tersi: periyodik muayenede istenecek tetkiklerle işe girişte istenecek tetkiklerin aynı olması gerektiği) olsa da işe alımdan sonra karşılaşılan risk faktörleri değişmiş olabileceğinden işe giriş tetkikleri ile periyodik muayene tetkiklerinin aynı olmayabilir.

    Bu tetkikler:

    1. Tam Kan: Çalışanın genel durumu hakkında fikir verir.
    2. Biyokimyasal:
      1. ALT, AST: Karaciğer Fonksiyon Testleri, Özellikle kimyasallarla çalışanlarda giriş muayenesinde çalışanın herhangi bir sorunu olup olmadığını, periyodik muayenede ise kimyasalların karaciğer hasarı oluşturup oluşturmadığını ortaya koymak için elde bulunması gerekir.
      2. Üre, Kreatinin: Yine kimyasallarla veya beden gücüyle çalışanların böbrek fonksiyonlarının durumunu takip etmek için gerekir.
      3. Glisemi: Yüksekte çalışacaklar, dikkat gerektiren işler, sürekli efor gerektiren işler, diabet durumunun ortaya konması gibi bir çok nedenden dolayı MUTLAKA yaptırılması gereken tetkiklerdir.
    3. Tam İdrar Tetkiki: Üriner sistem hakkında bilgi edinmek ve ilerde karşılaşılabilecek herhangi maruziyet veya böbrek hasarıyla ilgili ipucu yakalayabilmek için yapılması gereken tetkik.
    4. EKG: Mevcut kalp durumunu kısmen ortaya koyabilmek adına elde bulunması gereken tetkiktir.
    5. Göz Muayenesi: Ekranlı araçlarla çalışanlarda, Yüksekte çalışacak olanlara, renklerle işi olanlara (kalite ayrımcılar, elektrikçiler, boyacılar vb.) gibi işlerde hem çalışanın durumunu ortaya koymak, hemde iş kazalarının önüne geçmek ve de iş verimini arttırmak için yaptırılması gereken bir tetkiktir.
    6. Akciğer Grafisi: Kişinin genel solunum yollarının değerlendirilmesi ve ilerde karşılaşılacak sorunlarda karşılaştırma için işe girişte ve periyodik olarak tekrarlanması gereken tetkiktir.
    7. Solunum Fonksiyon Testi: Tozlu, kapalı ortamlarda çalışanlar, kimyasal veya fiziksel olarak solunumsal hasara neden olacak risklerin bulunduğu iş yerlerinde yaptırılması gerekir.
    8. Odyogram: Gürültünün olduğu/olması muhtemel iş yerlerinde MUTLAKA işe girişte ve periyodik olarak yaptırılması gerekir. İşe girişte istenmesinin nedeni: Çalışanın işe girişte herhangi bir işitme probleminin olup olmadığını önceden tespit etmek gereğidir.
    9. Diğer Tetkikler (Solvent Etkilenmelerini Belirlemek için, Kişisel Maruziyetleri Belirlemek için…)

    Tüm bu tetkikler, sahada risk değerlendirmesi yapıldıktan ve kişisel bazda riskler değerlendirildikten sonra işyeri hekimi tarafından uygun görülmesi neticesinde yaptırılmalıdır.

    İş yeri hekimi her tetkiki uygun görmeyebilir, yaptırmayabilir. Bu liste dışında ek tetkikler isteyebilir. Çalışanın sağlık durumunun değerlendirilmesinden işyeri hekimi TEK BAŞINA sorumludur.

  • İşyeri Gebe Takibi Hakkında

    hamileler-ne-zamana-kadar-calisabilirResmi Gazete Tarihi: 16.08.2013 Resmi Gazete Sayısı: 28737

    GEBE VEYA EMZİREN KADINLARIN ÇALIŞTIRILMA ŞARTLARIYLA EMZİRME ODALARI VE ÇOCUK BAKIM YURTLARINA DAİR YÖNETMELİKe göre:

    Bilgilendirme ve değerlendirme

    Çalışan, gebelik ve emzirmeye başlama halinde işverenini bilgilendirir.

    İşveren, gebe veya emziren çalışanın sağlık ve güvenliği için tehlikeli sayılan kimyasal, fiziksel, biyolojik etkenlerin ve çalışma süreçlerinin çalışanlar üzerindeki etkilerini değerlendirir. Bu değerlendirme sonucuna göre bu sayfada belirtilen genel ve özel önlemleri almalıdır.

    İşveren, işyerindeki maruziyetin şeklini, düzeyini ve süresini çalıştırılamayacağı işleri ve izlem formundaki etkenler, süreçler, çalışma koşulları veya özel bir riske maruz kalma olasılığı bulunan işleri de;

    a) sağlık ve güvenlik risklerinin, gebe veya emziren çalışanlar üzerindeki etkilerini belirlemek

    b) alınacak önlemleri kararlaştırmak

    üzere değerlendirir. Bu değerlendirmede kişisel olarak çalışanı etkileyen psikososyal ve tıbbi faktörleri de dikkate alır.

    Gebe veya emziren çalışan, işyerinde yapılan değerlendirmenin sonuçları ile sağlık ve güvenlik amacıyla alınması gereken önlemler hakkında bilgilendirilir.

    Değerlendirme sonuçlarını izleyen eylem

    Değerlendirme sonuçları, gebe veya emziren çalışan için sağlık ve güvenlik riskini veya çalışanın gebeliği veya emzirmesi üzerindeki bir etkiyi ortaya çıkardığında işveren, ilgili çalışanın çalışma koşullarını ve/veya çalışma saatlerini, çalışanın bu risklere maruz kalmasını önleyecek bir biçimde geçici olarak değiştirir.

    Çalışma koşullarının ve/veya çalışma saatlerinin uyarlanması mümkün değilse, işveren ilgili çalışanı başka bir işe aktarmak için gerekli önlemleri alır.

    Sağlık raporu ile gerekli görüldüğü takdirde gebe çalışan, sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde çalışanın ücretinde bir kesinti yapılmaz. Başka bir işe aktarılması mümkün değilse, çalışanın sağlık ve güvenliğinin korunması için gerekli süre içinde, isteği halinde çalışanın tabi olduğu mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla ücretsiz izinli sayılması sağlanır. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.

    Gece çalışması

    Kadın çalışanlar, gebe olduklarının sağlık raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar geçen sürede gece çalışmaya zorlanamazlar.

    Yeni doğum yapmış çalışanın doğumu izleyen bir yıl boyunca gece çalıştırılması yasaktır. Bu sürenin sonunda sağlık ve güvenlik açısından sakıncalı olduğunun sağlık raporu ile belirlendiği dönem boyunca gece çalıştırılmaz.

    Çalışma saatleri

    Gebe veya emziren çalışan günde yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz.

    Analık ve süt izni

    Çalışanın tabi olduğu mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla analık ve süt izninde 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 74 üncü maddesi hükümleri uygulanır. (8 hafta doğum öncesi ve 8 hafta doğum sonrası olmak üzere toplam 4 ay… Çoğul (ikiz gebeliklerde) bu süre artar.

    Gebe çalışanın muayene izni

    Gebe çalışanlara gebelikleri süresince, periyodik kontrolleri için ücretli izin verilir.

    Emziren çalışanın çalıştırılması

    Emziren çalışanların, doğum izninin bitiminde ve işe başlamalarından önce, çalışmalarına engel durumları olmadığının raporla belirlenmesi gerekir. Çalışmasının sakıncalı olduğu hekim raporu ile belirlenen çalışan, raporda belirtilen süre ve işlerde çalıştırılamaz.

    Gebe Çalışanlar için:

  • Termal Konfor Şartları

    Çalışılan yerlerde iç hava kalitesinin insanların sağlığı ve verimi ile doğrudan ilişkisi nedeniyle günümüzde önemi artmaktadır. Bu bakımdan çalışanların günün en az sekiz saatini geçirdiği iş yerindeki termal konfor un sağlanması son derece önemlidir.  (daha&helliip;)

  • Gürültü

    Gürültü genel olarak istenmeyen ve rahatsız eden ses olarak tanımlanır.

    Sağlıklı bir insan kulağı 0 dB – 140 dB arasında bulunan ses şiddetine karsı duyarlıdır. Ayrıca 3000-4000Hz frekans ve 60-90dB ses basıncı aralığı insan kulağının en duyarlı olduğu aralıktır.

    gurultudeger

    Gürültü insan üzerinde fiziksel (kulak zarına hasar); fizyolojik (kan basıncının artması, dolaşım bozukluğu); psikolojik (stres, aşırı sinirlilik, uyku bozuklukları) ve performans üzerine (konsantrasyon bozukluğu, iş veriminin düşmesi) gibi etkileri bulunur.

    ses rahatsizliklar

    Gürültü Kaynakları

    Günlük yaşantımızda zaten karşılaşmış olduğumuz gürültü kaynakları mevcutken bunları dikkatli kullanmamamız da aslında rahatsızlıklara neden olabilir.

     

    Gürültü için iş yerinde alınması gereken tedbirler:

    İş yerlerinde gürültü seviyesi 85 dB’e kadar müsade edilmiştir. 85 dB üzerine çıktığı durumlarda işveren gerekli kişisel koruyucu tedbirler de dahil her türlü önlemi almakla sorumludur. Her halükarda iş yeri gürültü seviyesi 87 dB’i geçemez!!!

    Gürültülü çalışılan ya das risk değerlendirmesiyle gürültünün meslek hastalığı için risk oluşturabileceği ön görülen ofis, atölye ve fabrikalarda mutlaka “Gürültü Ölçümü” yaptırılmalıdır.  Ölçülen değer 85 dB üzerindeyse:

    1. Gürültüyü kaynağında yok etmek için, gürültüye neden olan etkenin iyileştirmesi, yenileştirilmesi veya düzenlenmesi gerekir. Bunun için:
      • Aynı işi gören daha az ses çıkaran makine veya alet kullanılabilir. Alet veya makinede bir sorun varsa onarılabilir.
      • Gürültüye neden olan alet/makine tecrit edilecek şekilde çalışma ortamından yalıtılabilir.
      • Çalışanın en az süre gürültüye maruz kalması için çalışma süresi ayarlanır. (Günde 7,5 saat çalışma)
    2.  Kişisel koruyucu önlem olarak gürültü şiddetine göre farklı özellikte kulaklıklar kullandırılmalıdır.

    Alınan tedbirlere rağmen (çalışan kulaklık kullansa bile (vasat bir kulaklık tıkacı ortalama 30 dB ses düşürür)) ortamdaki gürültü hala 87 dB üzerindeyse “çalışma durdurulur!” (Gürültü Yönetmeliği 5. Madde 4.Fıkra, 10.Madde)

    Örneğin:

    Gürültü ölçümünde haftalık gürültü maruziyeti 110 dB tespit edilen demirhanede, 30 dB ses düşüren kulaklık kullandırmak (110 – 30 = 80 dB) “çalışmayı durdurmaz!” ancak maruziyet eylem değeri hesabına kulaklığın etkisi hesap edilemeyeceğinden (Gürültü Yönetmeliği 5. Madde 3.Fıkra) çalışanın günlük çalışma saati 7,5 saati geçmemelidir.

    Gürültülü İşlerde Sağlık Gözetimi >>>

    ÇALIŞANLARIN GÜRÜLTÜ İLE İLGİLİ RİSKLERDEN KORUNMALARINA DAİR YÖNETMELİK’e göre:

    En düşük maruziyet eylem değerleri: (LEX, 8saat) = 80 dB(A) veya (Ptepe) = 112 Pa [135 dB(C) re. 20 µPa](20 µPa referans alındığında 135 dB (C) olarak hesaplanan değer).
    En yüksek maruziyet eylem değerleri: (LEX, 8saat) = 85 dB(A) veya (Ptepe) = 140 Pa [137 dB(C) re. 20 µPa].
    Maruziyet sınır değerleri: (LEX, 8saat) = 87 dB(A) veya (Ptepe) = 200 Pa [140 dB(C) re. 20 µPa]

    Maruziyetin önlenmesi ve azaltılması

    (Gürültü Yönetmeliği Madde 8)

    İşveren, risklerin kaynağında kontrol edilebilirliğini ve teknik gelişmeleri dikkate alarak, gürültüye maruziyetten kaynaklanan risklerin kaynağında yok edilmesini veya en aza indirilmesini sağlar ve hangi tedbirlerin alınacağını belirler.

    İşveren, maruziyetin önlenmesi veya azaltılmasında risklerden korunma ilkelerine uyar ve özellikle;

    • Gürültüye maruziyetin daha az olduğu başka çalışma yöntemlerini seçebilir,
    • Yapılan işe göre mümkün olan en düşük düzeyde gürültü yayan uygun iş ekipmanını seçilmesi,
    • İşyerinin ve çalışılan yerlerin uygun şekilde tasarlanması ve düzenlenmesi,
    • İş ekipmanını doğru ve güvenli bir şekilde kullanmaları için çalışanlara gerekli bilgi ve eğitimin verilmesi,
    • Gürültünün teknik yollarla azaltılması için;
      • Hava yoluyla yayılan gürültünün; perdeleme, kapatma, gürültü emici örtüler ve benzeri yöntemlerle azaltılması,
      • Yapı elemanları yoluyla iletilen gürültünün; yalıtım, sönümleme ve benzeri yöntemlerle azaltılması,
    • İşyeri, işyeri sistemleri ve iş ekipmanları için uygun bakım programlarının uygulanması,
    • Gürültünün, iş organizasyonu ile azaltılması için;
      • Maruziyet süresi ve düzeyinin sınırlandırılması,
      • Yeterli dinlenme aralarıyla çalışma sürelerinin düzenlenmesi hususlarını göz önünde bulundurur.

    İşyerinde en yüksek maruziyet eylem değerlerinin aşıldığının tespiti halinde, işveren;

    • Gürültüye maruziyeti azaltmak için teknik veya iş organizasyonuna yönelik önlemleri içeren bir eylem planı oluşturur ve uygulamaya koyar.
    • Gürültüye maruz kalınan çalışma yerlerini uygun şekilde işaretler. İşaretlenen alanların sınırlarını belirleyerek teknik olarak mümkün ise bu alanlara girişlerin kontrollü yapılmasını sağlar.

    Kişisel korunma (Kulaklık)

    (Gürültü Yönetmeliği Madde 9)

    Gürültüye maruziyetten kaynaklanabilecek riskler alınan tedbirler ile önlenemiyor ise işveren;

    Çalışanın gürültüye maruziyeti en düşük maruziyet eylem değerlerini (80 dB) aştığında, kulak koruyucu donanımları çalışanların kullanımına hazır halde bulundurur.

    Çalışanın gürültüye maruziyeti en yüksek maruziyet eylem değerlerine (85 dB) ulaştığında ya da bu değerleri aştığında, kulak koruyucu donanımların çalışanlar tarafından kullanılmasını sağlar ve denetler.

    Kulak koruyucu donanımların kullanılmasını sağlamak için her türlü çabayı gösterir ve bu madde gereğince alınan kişisel korunma tedbirlerinin etkinliğini kontrol eder.

  • Ergonomi

    Ergonomi, maksimum iş güvenliği ve verimlilik sağlamak amacıyla, insanların anatomik ve bilişsel özelliklerinin, çalıştıkları çevre ve sistemlerin incelenmesine ve bu ögeler arasında maksimum uyumun sağlanmasına yönelik çalışmaların bir bütünüdür.

    Ergonomi, çalışan kişinin işi, iş aletleri ve iş çevresiyle olan ilişkilerini araştırır.

    Ergonomiye kısaca “fiziksel çevrenin insana uyumlaştırılması süreci” diyebiliriz. Günümüz endüstri çağında makine-insan arasındaki artan ilişkiler, insana uyumlu çevre, eşya, makine, ofis vs. gibi fiziksel çevre birimlerinin yaratılması çabalarını zorunlu kılıyor. Öyle ki artık sadece fiziksel çevrenin ergonomisinden değil, doğrudan insanın zihnine seslenen bilgisayar yazılımları, Internet, web dizaynı vs. gibi öğelerin de insana uyumundan (Zihinsel algılama, kolay kontrol edebilme ve yönlendirebilme açısından) bahsedebiliyoruz.

    Bu anlamda ergonomi, birçok bilimsel disiplinin ortak çalışma alanı olan (mühendislik, mimarlık, tıp, fizyoloji, anatomi, psikoloji, sosyoloji olmak üzere) bir yaklaşımlar bütünüdür. Tüm bu bilimsel disiplinler ortaklaşa bir insana uyumlaştırılmış ideal makine-çevre sisteminin arayışı içindedirler. Elbette ki bu arayışın temel amacı, sadece insanın kendisiyle barışık uyumlu bir çevrede yaşaması değil, en önemli üretim faktörü olan insan gücünün (ya da iş gücünün) rahat, kolay ve sağlıklı bir şekilde üretim ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesini sağlayan makine, teçhizat, ofis, fabrika düzeni vs.nin yaratılması isteğidir.

    Çünkü bilinmektedir ki, insanın verimli çalışması, en iyiyi üretmesi ve ekonomik faaliyetlere en etkin şekilde katılabilmesi, bu ideal uyumun yakalanabilmesine bağlıdır.

    Modern ofisler basit önlemlerle engellenebilecek potansiyel tehlikeler ile doludur. Ergonominin amacı ise sakatlanma veya yaralanma riskini en aza indirerek insan vücudundan en yüksek verimi almaktır. Çalışma ortamı ve alışkanlıkları ile basit ayarlamalar yapmayı öğrenmek kişinin rahatını ve verimliliğini büyük ölçüde arttıracaktır.

    Ergonominin amacı;

    • Çalısanların etkinligini arttırmak
    • Gereksiz ve asırı zorlamalardan kaçınmak
    • Çalısmanın yöntemli bir sekilde düzenlenmesini saglamak
    • Lüzumsuz aktiviteleri önlemek
    • İnsan-makine-çevre uyumunu saglamaktır.