10 soruda Erkek Sağlığı

Uzman Victoria Lambert, pek çok uzmanın da yardımıyla erkek bir sağlık testi hazırladı. Bu testte sadece bir başlıkta bile olumsuz sonuç alınması halinde ekeğin sağlık testinden geçememiş sayılacağını belirten Lambert’in testinin konu başlıkları ve detayları şöyle:

1. Soğuk suya girdiğinizde soluksuz kalıyor musunuz?

Lambert’e göre, soğuk suda soluksuz kalmanız kalbinizin daha çok çalışmak zorunda kaldığının işareti sayılıyor. Hele ki belli bir baskının da sözkonusu olduğu hallerde, örneğin ağır bir yemeğin ardından soğuk suda soluksuz kalma hali daha baskınsa bu sizin kalp damarlarınızda sorun olduğunu gösteriyor.

Aynı şekilde yokuş yukarı yürürken ya da egzersiz yaparken göğüste ağrı ya da sıkışma hissi de olumsuz sinyaller olarak kabul ediliyor.

2- Geceleri sık sık tuvalete gidiyor musunuz?

Burada önemli olan sizing her zamanki alışkanlığınızın üstünde bir sayıda gece tuvalete gidip gitmediğiniz. Bu sorunun yanıtı aldığınız sıvı miktarı ve yaşınıza göre de değişiyor. Zira çok sıvı tüketen ve yaşlılık nedeniyle kasları zayıflamış olanlar için sayının artması dogal olarak mümkün. Bunun dışında ise, prostatta büyüme, enfeksiyon ve de kanser şıkları düşünülebiliyor.

3- Genital bölgelerinizde kaşıntı artıyor mu?

Lambert’e göre, kanda şeker miktarının artması bazı mantar hastalıkları ve  deride hassasiyete yol açabiliyor. Şekerin diğer semptomları da artan su ihtiyacı, görmede bulanıklık, aşırı yorgunluk hissi ve sık sık tuvalet ihtiyacı olarak sıralanıyor. Bütün bunlar da 2. Tipp diyabeti çağrıştırıyor.

4- Sürekli terliyor musunuz?

Özellikle gece terlemeleri gibi semptomlar, libido kaybı, asabiyet, depresyon ve sabah ereksiyonunda azalma erkeklik hormone testesteronun azalmasına işaret sayılıyor. Erkekte menapoz tartışmalarının ısındığına işaret eden uzmanlar, doktorunuza başvurduğunuzda, ondan sadece kan tahlillerinizin sonucuyla yetinmeyip, semptomlarınızın menapoza işaret edip etmediğini özellikle sormanızı tavsiye ediyor.

5- Gaz sıkıntınız arttı mı?

Lambert’e göre bu durumda öncelikle bağırsak alışkanlıklarınızdaki değişimi izlemeniz gerekiyor. Bu değişimin ana unsurları gazda aşırı artış, ağrı, sümüksü akıntı, dışkıda kan gibi sıralanıyorsa, bağırsak kanserini gözönünde tutarak bir doktora başvurmanız gerekiyor.

Uzmanlara göre, bu noktada yaş da önemli bir unsur. Eğer yaşınız 50’nin altındaysa bu tip semptomların direk olarak “kanseri” düşündürmesi gerekmiyor. O zaman “kolit” olup olmadığı veya “Chohn’s Hastalığı” gibi diğer ihtimaller düşünülüyor. Ama eğer 50 yaşın üstündeyseniz bu semptomları ciddiye almanız ve vakit geçirmeden doktora başvurmanız gerekiyor.

6-Herhangi bir duyu kaybına uğradınız mı?

Herhangi bir duyu kaybı, koku, görme ve hatta tat alma duyusundaki kayıp bile sizin beyninizin bir kısmını ilgilendiren bir soruna işaret ediyor olabilir. Tedricen de olsa bir duyunuzu kaybediyorsanız, daha asabiyseniz, kontrolünüzü çabuk kaybediyorsanız ve buna baş ağrıları da eşlik ediyorsa, bunu ciddiye almalısınız. Bu bir lezyon bölgesinin habercisi, bir kanamanın işareti ve hatta beyinde bir tümörün göstergesi olabilir. Bu durumda doktora başvurmak şart. Zira başağrısı bir görme bozukluğundan da kaynaklanıyor olabilir ya da yüksek tansiyondan kaynaklanabilir.

7- Gece otomobil kullanmakta güçlük çekiyor musunuz?

Zira bu da bir başka yaşlılık hastalığı olan “katarak”tı hatırlatıyor uzmanlara göre. 65 yaşın üstündekilerin üçte birinin yaşadığı katarakt sıkıntısının çaresinin ameliyat olduğunu ve bu koşulda tedavi şansının yüzde 99’lara kadar çıkabildiğini belirten uzmanlar, bu ameliyatta gözdeki lens tabakasının yapay bir lensle değiştirildiğini ve operasyonun sadece 15 dakika sürdüğünü ifade ediyor.

8- Her akşam bir 70’lik (veya bir şişe içki) içiyor musunuz?

Burada da yaş önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Eğer yaşınız 30-40 civarındaysa risk o kadar büyük olmayabilir. Ancak yaşınız bunun üstündeyse, herhangi bir karaciğer hastalığıyla bağlantılı olarak hastanelere düşme riskiniz, sizin kadar çok içki tüketmeyenlere ya da hiç içmeyenlere göre 7 kat artıyor. Eğer içtiğiniz miktar gecede 1 şişeye çıkarsa, riskiniz de 10 kat artıyor.

İçkinin vücut yağının yakaılmasının arttırdığı ve karaciğerde büyüme ve yağlanmaya yol açtığını belirten uzmanlar, bunun da karaciğerin fonksiyonlarını güçleştirdiğini anlatıyor. Karaciğer hastalıklarının ciddi bir noktaya gelmeden herhangi bir semptom göstermediğini de belirten uzmanlar, içki düşkünlüğü olanlara her gün içtikleri miktarı not ederek içki miktarını hiç değilse tedricen azaltmaları tavsiyesinde bulunuyor.

Uzmanlara göre bu risk şıkkının bir avantajı, içkiyi azaltmaya başladığınız anda, karaciğerinizin de kendisini toparlamaya başlıyor olması. Belki karaciğerdeki yaralar hemen iyileşmiyor ama bunlar nerdeyse görülemeyecek kadar azalıyor ve sözkonusu organın yeniden sağlıklı fonksiyonlarına dönmesi mümkün olabiliyor.

9- Geçici çift görme sıkıntısı yaşadınız mı?

Bu ‘’transient ischaemic attack (TIA)’’ ya da ‘’ministroke’’ olduğunuz anlamına geliyor. Yani beyninize giden kan çok kısa sure için dolaşım fonksiyonunu yitiriyor. Bu durumla karşılaşanlara uzmanlar, geçmişte hemen dinlenme pozisyonuna geçmeleri ve bir bardak çay içmelerini tavsiye ediyordu. Ancak günümüzde ‘’hemen bir doktora görünün’’ diyorlar. Zira bu sizin her an daha ciddi bir felç geçirmeniz olasılığını doğuruyor. Hatta bu 48 saat içinde bile bir felç gelebileceğine işaret sayılıyor.

Ancak çift görme sadece bu sorunun değil,aynı zamanda tiroid sorunları, şeker hastalığı ve MS hastalığında da aynı sorunla karşılaşılabiliyor. Yani bu tür bir sorun karşısında hemen doktora başvurmak en önemli adım olarak kabul ediliyor.

10- Sık sık mutsuzluk hissi duyuyor mununuz?

Gün içinde moralde düşüklük hissetmek, her zaman zevk aldığınız spor, arkadaşlarla sosyalleşme, yorgunluk, hatta cinsel isteksizlik duyma gibi durumlar depresyona işaret ediyor. Böyle bir durumda kendinizi geçmişte olduğunuzdan çok farklı hissediyorsanız da tavsiye bir doktora görünmeniz yönünde. Erkeklerde depresyon asabiyet, ani sinir hali, gedirek artan kontrol kaybı ve saldırganlık olarak ortaya çıkıyor. Bu durumdaki erkeğin intihara kalkışması oranı da diğerlerine göre üç kat daha fazla. Bazı araştırmalar depresyonun erkeği koroner damar (kalbi besleyen damarlar) hastalıkları konusunda daha riskli bir gruba soktuğuna işaret ediyor.

Uzmanlar bu durumdaki erkeğe arkadaşları ve aile üyeleriyle daha çok konuşmaları, bir “depresan” olarak kabul edilen içki miktarını azaltmaları, akşamları kahve içmekten kaçınmaları ve böylece iyi bir uyku uyumaları tavsiyesinde bulunuyor. Bu arada beslenme düzeninde de değişiklik gerekiyor. Listenin başında da depresyona iyi gelen yağlı balık türlerinin daha çok tüketilmesi var.

Geçen yıl British Journal of Psychiatry adlı dergide sonuçları yayımlanan bir araştırma sürekli yüksek yağ içeren hazır yemekler, tatlılar ve etlerle beslenen kişilerin despersyona girme ihtimalleri meyva-sebze tüketen ve balıkla beslenenlere göre yüzde 60 daha yüksek kabul ediliyor.

Uzmanlar bunun da çare olmaması halinde bir doktora başvurulması ve terapiyle birlikte gerek duyulursa antidepresan ilaçlar kullanılmasının iyi olacağını belirtiyor.

saglikdanisma hakkında 20405 makale
Bu yazı saglikdanisma.NET editörü tarafından yayınlanmadan önce TIP DOKTORU tarafından değerlendirilmiş ve bilimsel doğruluğu onaylanmıştır. Yazı içeriğinden kaynak gösterilen kişi/kurum sorumludur. Kaynak gösterilmeden yayımlanmış yazıların içeriği ve telif haklarıyla ilgili şikayetlerinizi bize her zaman iletişim sayfasından iletebilirsiniz. Bu sitedeki yazılar kullanıcılarını bilgilendirmek için yayınlanmıştır. Rahatsızlığınızın tanısı veya tedavisi için önerilerde bulunmaz, doktorunuzun tavsiyelerinin yerine geçmez. Site kullanıcıları site kullanım koşullarını bu sayfada okumuş ve kabul etmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.