Medikal Ozon

Oksijen, yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli olan en önemli öğelerden biri. Vücudumuzun her bir hücresi oksijene ihtiyaç duyar. Ancak hepimizin yaşamında zamanla oksijen alımında bir düşüş ve beynimizde kullandığımız oksijen miktarında azalma olur.

Günlük yaşam mücadelesi, iş yoğunluğu, mesleki ve ailevi sıkıntılar, endüstriyel olarak hazırlanan gıda ürünleri, çevre kirliliği, nikotin, alkol, kahve, kötü alışkanlıklar, yanlış yaşam biçimi ve hatalı beslenme, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonların her biri başlı başına yaşamımızdaki negatif etkenleri oluşturmaktadır.

Tüm bunlara, normal yaşlanma süreci de eklenince insan vücudunun oksijen ihtiyacı artar. Oksijen yetersiz olduğunda organ ve hücrelerin çalışması aksar.

İşte, tam bu noktada ozon terapi, kan yoluyla uygulandığında, dokulardaki oksijenasyonu arttırır, vücudun doğal korunma sistemlerini güçlendirir, yenilenme ve tamir mekanizmalarını ayağa kaldırır.

O3

Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu normal atmosferik oksijenin (O2) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Bu nedenle Ozon, süper oksijen olarak kabul görür.

Ozon için çok eski tarihlerde Yunanca “Tanrının Nefesi ” ismi verilmiştir. Özellikle şimşek ve yıldırımların oluştuğu fırtınalardan sonra taze hava kokusu diye içimize çektiğimiz havada bu hissi yaratan, bulutların elektriklenmeleri esnasında meydana gelmiş olan ozondur.

Ozonun etkileri ve yaşamımız için gerekliliği 1800’lü yıllarda keşfedilmiştir. Ozonlama ise, yaklaşık 150 yıldır bilinen bir teknoloji olmasına rağmen kıymeti daha yeni anlaşılmaktadır.

Ozon, yaşamın kendisidir; Atmosferin üst tabakalarında hayati bir önem taşır. Atmosferi oluşturan azot, oksijen ve karbondioksit gibi temel gazlara göre oldukca düşük oranda bulunan ozon, gerek iklimi etkilemek ve gerekse yer yüzeyindeki canlıların korunmasında önemli rol oynamaktadır.

O3 oda sıcaklığında renksiz , karakteristik kokusu olan bir gazdır. (fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir). Alman Kimyager Christian Friedrich Schönbein (1799-1868) tarafından 1840 yılında keşfedildi. Keşfinden sonraki ilk yıllarda dezenfeksiyon amacıyla kullanılmıştır. 1860 yılında Monako şehrinin su arıtma tesislerinde dezenfeksiyon amacıyla ozon kullanılmaya başlanmıştır. Ozonun bu dezenfekte edici etkisi güçlü okside edici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Sadece virüs ve bakterileri öldürmekle kalmaz tüm mikroorganizmalar ve toksinlerini de okside edebilir.

Ayrıca ozon (O3) atmosferde de bulunur. Deniz seviyelerine yakın yerlerde 10 milyon hava partikülü başına bir partikül O3 (= 0.1 ppm = 200 µg/m³) konsantrasyonlarında duman şeklinde bulunur. 2000 metre yükseklikte, çok daha azalarak 0.03 – 0.04 ppm seviyelerine düşer.

Çok güçlü okside etme ve çok etkili dezenfekte etme özelliği sayesinde , dünya çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde mikrop öldürücü olarak kullanılır.

 

saglikdanisma hakkında 20405 makale
Bu yazı saglikdanisma.NET editörü tarafından yayınlanmadan önce TIP DOKTORU tarafından değerlendirilmiş ve bilimsel doğruluğu onaylanmıştır. Yazı içeriğinden kaynak gösterilen kişi/kurum sorumludur. Kaynak gösterilmeden yayımlanmış yazıların içeriği ve telif haklarıyla ilgili şikayetlerinizi bize her zaman iletişim sayfasından iletebilirsiniz. Bu sitedeki yazılar kullanıcılarını bilgilendirmek için yayınlanmıştır. Rahatsızlığınızın tanısı veya tedavisi için önerilerde bulunmaz, doktorunuzun tavsiyelerinin yerine geçmez. Site kullanıcıları site kullanım koşullarını bu sayfada okumuş ve kabul etmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.