‘Türk ilaç sanayi krize çare olabilir’

ABD ve Almanya gibi en sıkı kurallarla denetlenen ilaç pazarlarına bile ihracat yapabilecek kaliteye ulaşan Türk ilaç endüstrisinin, kronik bazı sıkıntılarını aştığı takdirde ülkeyi kriz
ortamından çıkarabilecek bir lokomotif olabileceği bildirildi.

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) Genel Sekreteri Engin Güner, sektörün 2008 yılında büyümeye devam ettiğini ve toplumun ilaca erişiminin güçlenmesine katkıda bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin, ciddi bir üretim kapasitesine ulaşmış, altyapısı güçlü, nitelikli insan kaynakları bulunan bir ilaç endüstrisine sahip olduğunu belirten Güner, genel tabloya bakıldığında Türk ilaç sektörünün bugün kritik bir dönemeçte olduğunu vurguladı.

Güner, bu endüstrinin ABD ve Almanya gibi en sıkı kurallarla denetlenen ilaç pazarlarına bile ihracat yapabilecek kaliteye ulaştığına dikkati çekerek, ancak sektörün bazı kronik sıkıntıları aşmakta zorlandığını dile getirdi.

YATIRIM EKSİKLİĞİ SORUNU VAR

Yatırım sıkıntısı devam ederken, teknoloji ve Ar-Ge alanında yeterli ilerleme sağlanamadığını ifade eden Güner, şöyle konuştu:

”Yüksek teknolojili ürün ve hammaddelerin ithalatı sürerken, sektörümüzde ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 10 civarında kalmaktadır. Bugün ilaçta küresel bir oyuncu olmanın eşiğinde bulunan sektörün, bu eşiği aşması ve kronik sorunlarını geride bırakması gerekiyor. Şimdi önümüzde duran görev, ilaç endüstrimizi daha fazla Ar-Ge yapan, ileri teknolojiler kullanan ve ihracat kapasitesi yüksek bir sektör haline getirmektir. Bunun yolu yenilikçiliği teşvik etmekten ve yatırım ortamını iyileştirmeye devam etmekten geçmektedir. Doğru politikalar uygulandığı takdirde sektörümüzün en büyük sıkıntısı olan yatırım eksikliğini, uluslararası ilaç Ar-Ge fonlarını ülkemize çekerek, aşmak mümkün olacaktır.”

SEKTÖRÜN TÜRKİYE’Yİ İLERİ TAŞIYACAK POTANSİYELİ VAR

Sektörün, küresel düzeydeki kriz koşullarından göreceli olarak az etkilendiğini ifade eden Güner, bu durumun insanların en ağır ekonomik kriz dönemlerinde bile ilaç gibi yaşamsal ihtiyaçlarından vazgeçememelerinden kaynaklandığını söyledi.

Güner, artan nüfus ve gelişmekte olan ülkelerde sağlık hizmetlerine erişimin giderek güçlenmesi nedeniyle tüm dünyada ilaç harcamalarının artığını belirterek, ”Market Research” adlı kuruluş tarafından hazırlanan ”İlaç Sektöründe Pazar Eğilimleri 2008-2012” başlıklı raporda, 2012 itibarıyla dünya ilaç pazarının 929 milyar dolar düzeyine çıkacağının öngörüldüğünü bildirdi:
”Dünyada bir kriz olmasına rağmen bu yıl araştırmacı ilaç ve biyoteknoloji firmalarının yenilikçi ilaçlar geliştirmek için yapmaları beklenen yatırım miktarı yaklaşık 100 milyar dolar düzeyindedir. Türkiye, uluslararası ilaç sektöründeki gelişmeleri iyi değerlendirmek ve uzun vadeli, şeffaf politikaları uygulamaya koyarak küresel fırsatlardan yararlanmanın yolunu açmak zorundadır.
Bunu 1980’lerde İrlanda, 1990’larda Singapur, 2000’li yıllarda ise Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler yapmıştır. Şimdi Türkiye’nin aynı basireti göstermesi ve uluslararası yenilikçi ilaç firmalarının Ar-Ge yatırımlarından alacağı payını artırmak için harekete geçmesi gerekmektedir. Yenilikçi, Ar-Ge yatırımlarına ağırlık veren bir ilaç sektörü, Türkiye’yi kriz ortamından güçlü bir şekilde çıkartacak lokomotif olacaktır.”

DÜNYAYA AÇILMAYI ZORLAŞTIRAN ZİNCİRLERDEN KURTULMALI

Türkiye’nin, öncelikle ilaç sektörünün dünyaya açılmasını zorlaştıran zincirlerinden kurtulması gerektiğini ifade eden Güner, bugün ülkede araştırmacı ilaç sanayinin yatırımını kısıtlayan temel unsurların arasında, yenilikçiliğe yaklaşımdaki zihniyet farklılığı, düzenlemelerdeki yetersizlikler ve Ar-Ge altyapısındaki eksiklerin yer aldığını söyledi.

Güner, hedeflere ulaşabilmek açısından sektörü AB standartlarına kavuşturmak için çalışmaya devam etmenin hayati önem taşıdığına işaret ederek, bu anlamda önceliğin şeffaflığa verilmesi gerektiğini bildirdi. Sektörle ilgili politika ve düzenlemelerin öngörülebilir ve şeffaf kriterlere dayanarak oluşturulmasının, uzun vadeli yatırım planlarının yapılmasını kolaylaştıracağını dile getiren Güner, şunları kaydetti:
”En az şeffaflık kadar önemli olan bir konu da fikri mülkiyet haklarının uluslararası standartlarda korunmasıdır. Yenilikçi ilaç firmalarının en önemli varlığı Ar-Ge kapsamında değerlendirilen yenilikçi ürünler ve süreçlerdir. Bu bağlamda, bu varlıkların korunması yenilikçi firmaların faaliyetlerini
sürdürebilmeleri bakımından elzemdir. Bu iki adımın atılması ülkemizde yatırım ortamının hızla iyileşmesine katkıda bulunacaktır.
Türkiye’de bugüne kadar sağlık alanında önemli adımlar atıldı. Ülkemizi uluslararası standartlara kavuşturmak yönünde ciddi mesafe kat edildi. Bu sürecin hızla sürdürülmesi ve sonuçlandırılması Türkiye’yi geleceğe taşıyacaktır. Doğru adımları attığımız takdirde 2015 yılında bilim üreten, dünyadan yılda 1 milyar dolardan fazla Ar-Ge yatırımı çeken, küresel rekabet gücü yüksek, ileri
teknolojili bir ilaç endüstrisi hayal olmayacaktır. Böyle bir ilaç sektörü, tüm Türkiye ekonomisini bir üst lige taşıyacak ve ülkemizin bilgi çağını yakalamasını sağlayacak lokomotif güç olacaktır.”

saglikdanisma hakkında 20405 makale
Bu yazı saglikdanisma.NET editörü tarafından yayınlanmadan önce TIP DOKTORU tarafından değerlendirilmiş ve bilimsel doğruluğu onaylanmıştır. Yazı içeriğinden kaynak gösterilen kişi/kurum sorumludur. Kaynak gösterilmeden yayımlanmış yazıların içeriği ve telif haklarıyla ilgili şikayetlerinizi bize her zaman iletişim sayfasından iletebilirsiniz. Bu sitedeki yazılar kullanıcılarını bilgilendirmek için yayınlanmıştır. Rahatsızlığınızın tanısı veya tedavisi için önerilerde bulunmaz, doktorunuzun tavsiyelerinin yerine geçmez. Site kullanıcıları site kullanım koşullarını bu sayfada okumuş ve kabul etmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.