Böcek ısırığına tükürük, diş ağrısına ispirto

Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi’nin bilimsel çalışmasıyla ilgili bilgilere göre, sağlık hizmetlerinden ve teknolojik yeniliklerden yeterince yararlanamayan, maddi imkansızlık veya başka sebeplerle doktora gidemeyen veya gitmek istemeyen kırsal alandaki ağırlıkla yaşlı kesim, nesiller boyunca aktarılan geleneksel tedavi yöntemlerini sürdürüyor.

Çalışmalara göre, kırsal alandaki yaşlıların önemli kısmı mide ağrısı, soğuk algınlığı, kabızlık, yüksek ateş, öksürük, arpacık, diş ağrısı, böcek ısırığı, siğil, yanık ve baş ağrısında geleneksel yöntemlere başvuruyor.

Mide sorunlarında süt, ayran, nane, şerbet gibi soğuk içecekler ile papatya, ıhlamur, maydanoz kaynatılması tercih edilirken, bal ve yoğurt da tüketiliyor. Mide sorununa geleneksel tedavilere dış kaynaklarda da rastlanırken, İtalya’da defne yaprağı ve şekerle karıştırılmış su, Jamaika’da karahindiba ve zencefil çayı, Hindistan’da ayran, Hırvatistan’da papatya, Yunanistan’da ballı nane, Polonya’da nane, İngiltere’de anason ve çilek sapından çaylar tercih ediliyor.

NİŞAN YÜZÜĞÜNÜ ARPACIĞA SÜRME
Yaygın sağlık sorunlarında başvurulan geleneksel yöntemler arasında arpacığa müdahale dikkati çekiyor. Buna göre ısıtılmış odun, hamur koyma; çay buharına tutma; köpek dışkısı şeker, sarımsak ve nişan yüzüğü sürme gibi tedavi yöntemleri, arpacık için tercih ediliyor.
Aynı uygulamanın Rusya’da da yapıldığı, nikah yüzüğüyle ovulan arpacık için üç kez tükürmenin geleneksel tedavi yaklaşımı olarak benimsendiği bildiriliyor. Soğuk algınlığında terleme ve nane limon kaynatma en belirgin tedavi yöntemi olarak öne çıkarken, yüksek ateşte limonlu çay, soğuk uygulama ve sırta bardak çekme, sirkeli bez tedavi yöntemi olarak uygulanıyor.
Bal, et ve ceviz içi yeme kabızlık için kullanılıyor. Bu hastalıkta sabunun fitil şeklinde kullanımı, anüsten zeytinyağlı gazete sokulması, kuru kınanın kara üzümle kaynatılıp içilmesi de tedavi yöntemleri arasında yer alıyor.

ÖKSÜRÜĞE GAZ YAĞI VE ŞEKER
Siğil için dua ve yakma, böcek ısırması için ısırılan bölgeye tükürme, şeker, yoğurt, kolonya, çamur ve paslı demir sürme, geleneksel tedavi yöntemleri arasında bulunuyor. Yanıkta diş macunu, yoğurt, çamur, kireç kaymağı, tereyağı, demir pası ve tuzu kullanılması, havacıva otunun tavada inek yağına katılarak merhem yapılması gibi uygulamalar yer alırken, baş ağrısında başı sıkıca bağlama, kuvvetlice saçı çekme, alnı jiletle kesip kan akıtma, diş ağrısında ise diş üzerine ispirto, kolonya, akü asidi, tütün, yabani ot uygulamalarına rastlanıyor. Öksürüğü olan kişiye gaz yağını şekere damlatıp yedirme, sırta ve göğse bal ve nanenin yanı sıra toprak sarma, ispirto ve gaz yağı sürme, ısıtılmış havlu ve gazete koyma, boyuna anahtar asma gibi geleneksel uygulama yapılması da bilim adamlarınca saptanan yöntemler arasında bulunuyor. Bu hastalığa yönelik olarak yurt dışındaki uygulamalar arasında İngiltere’de göğüs üzerine plastik torba içinde formaldehit kristalleri konulması, Çin’de madeni parayla sırtın ovulması, İtalya’da göğüse sıcak tuğla ile tedavi, bildirilen yöntemler arasında yer alıyor.

21. YÜZYIL TÜRKİYE’SİNDE
Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Vekili Dr. Ülkümen Rodoplu, geleneksel tedavi yöntemlerine, ilk kez Niğde Aksaray’a bağlı Topakkaya beldesinde mesleğe yeni başladığı sırada rastladığını, yeni doğan bebeğin bezine sıcak tutması için konulan kil nedeniyle tetanos olduğunu belirlediklerini kaydetti.

Nesilden nesile aktarılan geleneksel tedavi yöntemlerini, doğruluk payı bulunan ve sağlık açısından zararlı olabilecek şeklinde ikiye ayırdıklarını ifade eden Dr. Rodoplu, yüksek ateşte nane, limon gibi sıvı kaybını giderici müdahalenin yerinde olduğunu söyledi. Dr. Rodoplu, yanık için yoğurt, diş macunu, kabızlıkta sabundan fitil, böcek ısırığında veya yılan zehirlemelerinde yaraya tükürülmesi, baş ağrısında kan akıtılması gibi uygulamaların ise sağlık açısından önemli riskler yaratabileceğini belirtti.

Dr. Ülkümen Rodoplu, bu tür müdahalelerin enfeksiyondan atardamar kesilmesine kadar önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini, yanıklarda deride kalan izlerin büyük çoğunluğunun bu yöntemlerden kaynaklandığını ifade ederek, şöyle devam etti:
”Geleneksel tedavi yöntemlerini, sağlık açısından risk oluşturacak zararlara yol açacağı, erken tedaviyi geciktirici niteliği nedeniyle önermiyoruz. 21. yüzyılda yaşıyoruz. Ülkemizin her noktasında ambulans istasyonları, yakınlarında acil servisler var. Türkiye’de artık ulaşılamayan, girilemeyen hiç bir nokta bulunmamaktadır. Bunun için artık bu yöntemlerin terk edilmesi, insanlarımıza ilköğretim çağından itibaren sağlık eğitimleri verilmesi gerektiğine inanıyorum.”

saglikdanisma hakkında 20405 makale
Bu yazı saglikdanisma.NET editörü tarafından yayınlanmadan önce TIP DOKTORU tarafından değerlendirilmiş ve bilimsel doğruluğu onaylanmıştır. Yazı içeriğinden kaynak gösterilen kişi/kurum sorumludur. Kaynak gösterilmeden yayımlanmış yazıların içeriği ve telif haklarıyla ilgili şikayetlerinizi bize her zaman iletişim sayfasından iletebilirsiniz. Bu sitedeki yazılar kullanıcılarını bilgilendirmek için yayınlanmıştır. Rahatsızlığınızın tanısı veya tedavisi için önerilerde bulunmaz, doktorunuzun tavsiyelerinin yerine geçmez. Site kullanıcıları site kullanım koşullarını bu sayfada okumuş ve kabul etmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.