Anevrizmaya karşı kilit öneme sahip protein

New York’taki Rochester Tıp Merkezi Üniversitesi’nden bilim adamları, vücuttan “cyclophilin A” proteinini üreten genin çıkarılmasının, farelerde, genetik açıdan anevrizma geliştirmeye eğilimli olmayı engellediğini söyledi.

Sonuçları Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, ABD’de yılda 15 bin kişinin ölümüne yol açan anevrizmaları önlemede yeni bir yöntem olarak insanlarda aynı proteini bloke edebilecek ilaçların geliştirilmesinin umulduğu belirtildi.

Araştırmanın lideri doktor Bradford Berk, “cyclophilin A”nın rolünün anlaşılması için, yüksek kolesterol ve tansiyona meyilli fareler üzerinde deneyler yapıldığını kaydetti.

Farelerden bir bölümünün “cyclophilin A” proteininden yoksun bırakıldığı ve hepsinin, tansiyonu yükselttiği ve anevrizmaların gelişmesini çabuklaştırdığı bilinen “angiotensin II” hormonuna maruz bırakıldığı bildirildi.

Araştırmada, normal seviyede “cyclophilin A” proteinine sahip farelerin yüzde 78’inin, aorta bağlı anevrizma geliştirdiği, öte yandan proteinden yoksun olan farelerin hiçbirinde anevrizma gelişmediği gözlendi.


PATLAMAYA HAZIR BOMBA: ANEVRİZMA

Çoğumuz başımız ağrıdığında, bunu mevsim değişiklikleri, stres, yorgunluk gibi etkenlere veya migrene bağlıyoruz. Belki de rahatsızlığımızı bilmeden küçümsüyoruz. Çünkü gerçekten ciddi sağlık sorunlarının habercisi olan şiddetli baş ağrıları da var. Anevrizma da kendini bu yolla tanıtan ve yazık ki kişiyi ölüme kadar götürebilen bir hastalık.

Anevrizma nedir?
Anevrizma, bir damarın belli bir noktada toplanarak anormal şekilde genişlemesidir. Bu genişleme, torbacık veya fuziform, yani iğ şeklinde olabilir.

Doğumsal mıdır?
Anevrizmaların çok büyük bir bölümü torbacık şeklinde ve doğumsaldır. Bu anevrizmalar genellikle 5-15 mm çapında bir hacime sahiptirler. Ancak çapı 25 mm’den büyük, dev olarak nitelendirilebilecek anevrizmalar da olabilir. Kişide doğuştan olmayan, sonradan oluşan anevrizmalar nadirdir.

Tanı nasıl konur?
Hastada aniden ortaya çıkan, saniyeler ve dakikalar içinde yoğunluğa ulaşan ve hastanın aktivitesini değiştiren baş ağrısı karakteristik nitelik taşır. Ağrıya bilinç bozulması ve kusma da eşlik ediyorsa BT veya MR’a başvurulmalıdır. Kanamanın ilk gününde BT’de kan saptanabilir. Ancak daha sonraki günlerde kan bulunma olasılığı azalır. BT’de kan görülmeyen, ancak subaraknoid kanamadan kuşkulanılan olgularda beyin omurilik sıvısının kanlı olup olmadığını değerlendirilir. Subaraknoid kanamanın en önemli nedeni olan yırtılmış anevrizma, BT veya MR’da görülebilir. Ancak kanamalı bir hastada BT, MR, MR anjiyografi veya ponksiyon lomber (belden ince bir iğneyle alınan beyin omurilik sıvısının değerlendirilmesi) her zaman kesin bilgi vermeyebilir. Her iki durumda da, kesin tanı koymak için ikinci aşama olarak anjiyografik tarama yapmak ve multiple anevrizma olasılığı nedeniyle de “dört damar anjiyografi” adı verilen bir incelemeyi tercih etmek gerekir.

Hastalığın belirtileri nelerdir?
Subaraknoid kanamaların çoğu uyanık ve aktif haldeyken ortaya çıkar. Hastalar; ağır kaldırma, şiddetli öksürme, aksırma, cinsel aktivasyon ve defekasyon (tuvaletini yapma) gibi kan basıncını aniden yükselten koşullardan söz ederler. Hastalığın en çarpıcı özelliği, ani olarak ortaya çıkan şiddetli baş ağrısıdır. Hasta adeta kafasına balyozla vurulmuş gibi olduğunu ifade eder. Ağrı, başın tamamında, arkasında veya ensede olabilir. Bazılarında sırt, bel ve hatta bacaklara da vurabilir. Baş ağrısıyla birlikte genellikle bulantı ve kusma da görülür. Bu ağrı hastanın o ana dek duyduğu en şiddet ağrıdır. Göz dibinde de kanamalar ve epileptik nöbetler görülebilir.

Subaraknoid kanama nedir?
Beyni kemik duvarlarından ayıran üç zardan içteki ikisi arasındaki boşluğa ‘subaraknoid aralık’ adı verilir. Söz konusı boşluk, esas görevi beyni korumak olan beyin omurilik sıvısıyla doludur. Subaraknoid kanama da ise; kafa içinde, torbacık şeklinde bir anevrizmanın yırtılmasıyla, kanın, subaraknoid aralığa ve beyin omurilik sıvısına geçmesi söz konusudur. Subaraknoid kanama tıpta karşılaşılan en dramatik durumlardan biridir. Bu tür kanamalar ortalama olarak tür beyin damar hastalıklarının yüzde 5’ini oluşturur.

Anevrizmalar yırtılmadan önce belirti verir mi?
Belirtiler, yüzde uyuşukluk, ağrı, göz siniri felçleri, epileptik nöbetler gibi, anevrizmalanrı yerleşmiş olduğu yere göre değişen yakınmalardır. Ayrıca, “uyarıcı sızma (waming leak)’ olarak adlandırılan durumda, kanama öncesi saatlerde veya günlerde baş ağrısı, bulantı, kusma, huzursuzluk olur. Bu durum küçük bir kanamanın işaretidir. Ancak çoğu zaman bunun üzerinde durulmaz ve hemen ardından ağır subaraknoid kanama gelişir. Uyarıcı sızma oldukça seyrek rastlanan bir durum olmakla beraber, şüpheli durumlarda bir nöroloji uzmanına danışılmalıdır.

Hangi yaşlarda ve kimlerde görülür?
Subaraknoid kanama, 20 yaşından önce seyrek görülür. 40’lı yaşlarda sıklasın 50-59 yaşlarında ise doruğa ulaşır. 20 yaşından sonra kanama genellikle, anevrizma yırtılmasına bağlı nedenlerle ortaya çıkar. Görülme sıklığı değişik ülkelerde 8 / 100.000 ile 24 / 100.000 (kişi/yıl) arasında değişir. Bu oran ülkemiz için de geçerlidir. Bu hastalıkta cinsiyet ayırımı yoktur.

saglikdanisma hakkında 20405 makale
Bu yazı saglikdanisma.NET editörü tarafından yayınlanmadan önce TIP DOKTORU tarafından değerlendirilmiş ve bilimsel doğruluğu onaylanmıştır. Yazı içeriğinden kaynak gösterilen kişi/kurum sorumludur. Kaynak gösterilmeden yayımlanmış yazıların içeriği ve telif haklarıyla ilgili şikayetlerinizi bize her zaman iletişim sayfasından iletebilirsiniz. Bu sitedeki yazılar kullanıcılarını bilgilendirmek için yayınlanmıştır. Rahatsızlığınızın tanısı veya tedavisi için önerilerde bulunmaz, doktorunuzun tavsiyelerinin yerine geçmez. Site kullanıcıları site kullanım koşullarını bu sayfada okumuş ve kabul etmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.