Etiket: işyeri

  • WC Kontrolü ve Hijyen Denetimi

    İşyeri hekimliği pratiğinde bazı konular vardır ki, çok basit gibi görünür ama işin özünde hem çalışan sağlığını hem işyerinin kurumsal güvenliğini doğrudan etkiler. WC ve el yıkama alanlarının hijyeni de tam olarak böyle bir konudur. Çoğu zaman işyeri sahasında “temizlik zaten yapılıyor” diye düşünülür. Fakat günlük pratikte yaşanan gerçek şudur: Temizlik yapılması ile hijyenin sürdürülebilir şekilde korunması aynı şey değildir.

    WC, lavabo ve el yıkama alanları gün içinde yüzlerce kez kullanılır. Üstelik bu alanlar sadece “görünen kir” açısından değil, bulaşıcı hastalıkların yayılımı açısından da kritik bir noktadır. El hijyeninin zayıf olduğu bir işyerinde, üst solunum yolu enfeksiyonları daha kolay yayılır. Gastrointestinal enfeksiyonlar daha sık görülür. Çalışan devamsızlığı artar. İş gücü kaybı yükselir. Küçük gibi görünen bu zincirin sonunda ise hem işverenin maliyeti artar, hem çalışan memnuniyeti düşer, hem de denetimlerde karşılaşılabilecek riskler büyür.

    Bu yüzden ben WC hijyenini yalnızca “temizlik” başlığıyla değil, işyeri hekimliği açısından “sağlık yönetimi sistemi” olarak ele almayı doğru buluyorum. Çünkü iyi yönetilen bir WC hijyen sistemi, sadece temizlik görevlisinin değil; işyeri hekiminin sahaya hâkimiyetini ve işyerinin iş sağlığı kültürünü gösteren önemli bir göstergedir.

    WC kontrol formu ne sağlar? Neden puanlama mantığı değerlidir?

    Paylaştığınız WC Denetim Raporu, işyeri sahasında çok işe yarayan bir yapıda hazırlanmış. Formun en güçlü tarafı şudur: Konuyu “genel bir temizlik kontrolü” gibi ele almak yerine, her başlığı ayrı ayrı değerlendirerek hem puanlamaya hem de aksiyon planına uygun bir sistem kuruyor.

    Form üzerinde tarih alanı yer alıyor. Ardından her bir kriter için standart puan, verilen puan, sorumlu kişi, öngörülen aksiyon tarihi ve tamamlanma tarihi gibi alanlar bulunuyor. Bu yaklaşım, işyeri hekimliği için çok kıymetlidir. Çünkü denetimlerde veya iç tetkiklerde sadece “sorun var mı yok mu” değil, “sorun tespit edilince sistem nasıl aksiyon aldı” sorusu da önem kazanır.

    Bu form sayesinde uygunsuzluklar sadece tespit edilmez, aynı zamanda takip edilebilir hale gelir. Bir başka ifadeyle, form sahada “görüp geçmek” yerine “görmek, kayıt altına almak ve çözmek” kültürü oluşturur. İşte bu kültür, işyeri hekimliğinin kalitesini yükseltir.

    Denetim alanları nasıl ele alınmalı? Sahadaki en doğru yaklaşım

    Formda denetim alanları dört ana grupta toplanmış şekilde görünüyor. Kapılar, el yıkama alanları, WC alanı ve temizlik görevlisi başlığı altında oldukça kapsamlı bir değerlendirme yapılmış.

    Bu yapı işyeri hekimi açısından şu avantajı sağlar: Denetimi tek bir noktaya sıkıştırmadan, WC alanını bir bütün olarak ele alırsınız. Çünkü hijyen sadece klozetin temiz olması değildir. Kapının kolu kirliyse bulaş devam eder. Sabun yoksa el yıkama gerçekleşmez. Kağıt havlu bitmişse çalışan ellerini doğru şekilde kurutamaz. Çöp kovası uygunsuzsa koku ve kontaminasyon artar. Bu nedenle “bütüncül bakış” sahada fark yaratır.

    Kapılar ve kapı kolları: En sık gözden kaçan kritik bulaş noktası

    Kapılar genellikle en çok dokunulan yüzeylerin başında gelir. WC kapısı, kabin kapısı, lavabo alanı kapısı ve kapı kolları; gün içinde onlarca kişi tarafından kullanılır. Bu yüzden formda “kapı kollarının temizliği için belirlenmiş bir periyot olmalı” maddesi çok doğru bir hatırlatmadır.

    Sahada çoğu zaman şöyle bir hata yapılır: Yerler yıkanır, klozetler temizlenir ama kapı kolları aynı düzende kalır. Halbuki bulaşıcı hastalıklar açısından kapı kolu bir “köprü yüzey” gibidir. Bir kişi elini iyi yıkamadan kapıya dokunduğunda, sonraki kişi temiz elleriyle aynı yere dokunarak yeniden kontaminasyona maruz kalabilir. Bu nedenle kapı kolları için periyodik temizlik standardının yazılı ve net olması gerekir.

    Ayrıca kapıların belirli aralıklarla siliniyor olması, içeriden kilitlenebilir olması ve acil durumda dışarıdan müdahale edilebilir olması gibi maddeler sadece hijyen açısından değil, güvenlik açısından da önemlidir. İçeriden kilitlenen kapılara dışarıdan müdahale edilebilmesi, olası bayılma, düşme veya acil sağlık problemi yaşayan bir çalışana hızlı ulaşmak için hayati bir başlıktır.

    El yıkama alanları: Hijyenin gerçek başladığı yer

    Bir işyerinde bulaşıcı hastalıkları azaltmak için en etkili ve en basit yöntem el hijyenidir. El hijyenini sağlayan alan ise lavabo ve el yıkama alanıdır. Bu nedenle formda yer alan “sabunluklar temiz olmalı”, “yeteri kadar el temizleme sabunu bulundurulmalı”, “yeteri kadar kağıt havlu bulunmalı”, “kağıt havlu makineleri temiz ve çalışıyor olmalı” gibi maddeler, sahadaki hijyen yönetiminin temel taşıdır.

    Sahada en sık gördüğümüz problem şudur: Sabun vardır ama sabunluk kirli ve tıkanmıştır. Kağıt havlu vardır ama makine çalışmıyordur. Kağıt havlu biter ve yerine konulmaz. Bu durumda çalışan elini yıkasa bile kurutma aşaması hijyenik olmaz. Bazı çalışanlar pantolonuna siler, bazıları kağıt peçete arar, bazıları hiç yıkamadan çıkar. Bu da tüm sistemi bozar.

    Lavaboların, armatürlerin ve muslukların belirli aralıklarla temizlenmesi de bu yüzden kritiktir. Çünkü musluk başları özellikle kireçlenme ve kontaminasyon açısından riskli alanlardır. Musluk ve armatür temizliği ihmal edildiğinde kötü koku, görüntü kirliliği ve hijyen kaybı hızla oluşur. Aynaların temizliği bile aslında bu sistemin parçasıdır. Çünkü ayna kirliyse çalışanlar alanın genel olarak kirli olduğunu düşünür ve hijyen algısı düşer. Hijyen algısı düştüğünde ise çalışan davranışı bozulur. Bu tür ayrıntılar işyeri hekimliği açısından “küçük ama etkili” alanlardır.

    Formda ayrıca aydınlatmanın yeterli olması ve açıkta priz bulunmaması maddeleri yer alıyor. Bunlar hijyen dışında iş güvenliği açısından da önemli başlıklardır. Çünkü zayıf aydınlatma hem temizlik kalitesini düşürür hem de kayma-düşme gibi kazalara zemin hazırlayabilir. Açıkta priz bulunması ise ıslak zeminlerde elektriksel riskler açısından mutlaka kontrol edilmesi gereken bir uygunsuzluktur.

    WC alanı: Klozet, pisuvar, taharet musluğu ve tüketim malzemeleri

    Formun WC alanı başlığı altında klozetler, klozet kapakları, pisuvarlar, pisuvar paravanları, tuvalet kağıdı, tuvalet kağıdı haznesi, klozet örtüsü, taharet musluk başları gibi çok pratik ve sahaya uygun maddeler yer alıyor.

    Sahada hijyen açısından en sık şikayet edilen konu klozet temizliğidir. Ancak klozetin temizliğini tek başına ele almak doğru değildir. Klozet kapakları silinmiyorsa çalışan yine temas eder ve bulaş riski sürer. Taharet musluk başları düzenli dezenfekte edilmiyorsa yüzey kontaminasyonu devam eder. Pisuvarlar temiz değilse kötü koku olur, çalışanlar rahatsız olur ve kullanım alışkanlıkları bozulur. Pisuvar paravanları silinmiyorsa görüntü kirliliği oluşur. Bu durum işyerinin genel hijyen algısını düşürür.

    Tuvalet kağıdının yeterli olması ve haznesinin temiz olması ise “sürekli tüketim” başlığıdır. Bu alanlarda süreklilik çok önemlidir. Çünkü çalışan bir kez tuvalet kağıdı bulamazsa, o alana karşı güveni kırılır. Süreklilik bozulduğunda çalışanların davranışı değişir, şikayet artar, işyeri iç iletişimi zedelenir. Bu nedenle bu ürünler için minimum stok standardı belirlemek işyeri hekimi açısından iyi bir yönetim yaklaşımıdır.

    Formda ayrıca WC alanında uygun bir yerde temizlik çizelgesi bulunması maddesi yer alıyor. Bu, hem denetim açısından hem çalışan psikolojisi açısından faydalıdır. Çünkü çalışan, temizlik yapıldığını görür. Temizlik görevlisi de işini sistemli şekilde yürüttüğünü bilir. Bu karşılıklı güven, şikayetleri azaltır.

    Çöp kovaları, zemin, duvarlar ve ortak alan hijyeni

    Formdaki “çöp kovaları çöplerin toplanmasını kolaylaştıracak kova ya da poşet ile kullanılmalı” ve “çöp kovaları kapaklı ve kolay temizlenebilir malzemeden yapılmış olmalı” maddeleri, pratikte çok önemli bir fark yaratır.

    Kapaksız çöp kovaları hem koku problemini artırır hem de görsel hijyen algısını düşürür. Kolay temizlenemeyen çöp kovaları ise bir süre sonra kirliliği kalıcı hale getirir. Çöp kovalarında poşet kullanımının standartlaştırılması, temizlik sürecini hızlandırır ve temizlik görevlisinin işini kolaylaştırır. Bu da sürdürülebilirliği artırır.

    Zemin ve duvarların yıkanabilir malzeme ile kaplı olması, aslında hijyenin altyapısını belirler. Yıkanabilir yüzeyler yoksa temizlik sürekli eksik kalır. Yerlerin belirli aralıklarla silinmesi veya yıkanması, lavaboların belirli periyotlarla temizlenmesi, kapıların düzenli silinmesi gibi maddelerin hepsi “standart temizlik” için gerekli ama aynı zamanda “denetim dili” açısından da önemlidir. Çünkü denetimlerde genel ifadeler değil, periyot ve sistem aranmaktadır.

    Temizlik görevlisi: Hijyen sisteminin görünmeyen ama en önemli halkası

    Formun temizlik görevlisi bölümünde “işe giriş muayeneleri”, “periyodik muayeneler”, “bulaşıcı hastalıklar için aşılanma” ve “temizlik çizelgesinin check-list içermesi” gibi maddeler yer alıyor.

    İşyeri hijyeni, sadece alanın temizlenmesiyle değil, temizlik işini yapan personelin sağlık yönetimiyle de ilgilidir. Çünkü temizlik görevlisi sürekli atıkla, kirli yüzeylerle ve ortak kullanım alanlarıyla temas eder. Bu nedenle temizlik görevlilerinin işe giriş muayenelerinin yapılmış olması ve periyodik takiplerinin planlanması işyeri hekimi açısından doğru bir yaklaşım sağlar. Aynı şekilde bulaşıcı hastalıklara yönelik aşılanma durumunun gözden geçirilmesi de, hem çalışan sağlığını hem işyerindeki bulaş riskini azaltmaya katkı sunar.

    Temizlik çizelgesinin her bir temizlik adımı için check-list içermesi ise, temizlik sürecinin standardizasyonu açısından önemlidir. Çünkü temizlik “kişiye göre değişen bir iş” olmaktan çıktığında, kalite yükselir. Bir gün çok iyi temizlik yapılıp diğer gün zayıf kalması, çalışan şikayetlerini artırır. Oysa check-list mantığı ile yapılan temizlik, düzenli bir kalite standardı oluşturur.

    Uygunsuzluk tespit edildiğinde işyeri hekimi nasıl aksiyon almalı?

    WC denetiminde uygunsuzluk bulmak, işin sadece başlangıcıdır. Asıl değerli kısım, uygunsuzluğu yönetebilmek ve düzeltici-önleyici faaliyet başlatabilmektir. Formun içinde “sorumlu”, “öngörülen aksiyon tarihi” ve “tamamlanma tarihi” alanlarının bulunması, işte tam olarak bu yönetimi mümkün kılar.

    Örneğin tuvalet kağıdı sürekli bitiyorsa, bu sadece “eksik” değildir. Bu bir sistem problemidir. Satın alma süreci yavaş olabilir, stok standardı yoktur, sorumluluk tanımı net değildir. Bu durumda işyeri hekimi olarak yapılması gereken, sadece eksikliği söylemek değil; tekrar etmeyecek şekilde sistem kurmaktır. Aynı şekilde sabunluk kirliyse veya kağıt havlu makinesi çalışmıyorsa, o gün düzeltmek önemlidir ama esas hedef, bunun tekrar etmesini engellemektir.

    Bu nedenle formun verdiği en büyük avantaj şudur: Uygunsuzluğu kayıt altına alır, sorumluyu belirler, tarihlendirir ve kapatmayı zorunlu hale getirir. Bu yaklaşım hem işyeri hekimini korur hem işverene “çözüme odaklı” bir yapı kazandırır.

    WC kontrolü işyeri hekimliği için bir prestij alanıdır

    WC hijyeni, çoğu zaman “küçük bir iş” gibi algılanır. Oysa işyeri hekimliği açısından WC kontrolü, çalışan memnuniyetinin, bulaşıcı hastalık kontrolünün, iş gücü kaybının azaltılmasının ve kurumsal iş sağlığı kültürünün en net göstergelerinden biridir.

    Benim sahada her zaman önerdiğim yaklaşım şudur: WC denetimini sadece temizlik kontrolü gibi değil, bir sağlık yönetimi süreci gibi yönetin. Çünkü doğru sistem kurulduğunda, hem çalışanlar daha sağlıklı olur, hem şikayetler azalır, hem denetimler kolaylaşır, hem de işyeri hekimi sahaya hâkim bir şekilde süreci yönetir.

    Belgeyi tekrar indirmek için bağlantı:
    WC Kontrol Formu (PDF)

  • İşyerinde Ecza Dolabı Yönetimi

    İşyeri hekimliği sahasında en sık karşılaşılan ama çoğu zaman yeterince önemsenmeyen konulardan biri ecza dolabıdır. Birçok işyerinde ecza dolabı fiziksel olarak bulunur. Hatta kapağında “ilk yardım” ibaresi de vardır. Fakat asıl soru şudur: O dolap gerçekten çalışır durumda mı? Çünkü denetimlerde ve acil durumlarda “dolabın varlığı” değil, “dolabın işe yarar olması” önemlidir.

    Uygulamada çok sık şunlara rastlarız. Dolap vardır ama içi eksiktir. Malzeme vardır ama son kullanma tarihi geçmiştir. Steril olması gereken ürünler açılmıştır. Flaster bitmiştir. Eldiven kalmamıştır. Kontrol çizelgesi asılıdır ama aylık imza alanları boş bırakılmıştır. İşte bu küçük gibi görünen eksikler, iş kazası anında müdahale kalitesini düşürür, gereksiz sevkleri artırır ve işyeri hekimi açısından sahaya hâkimiyetin sorgulanmasına neden olabilir.

    Bu yazıda, işyerinde ecza dolabında bulunması gereken temel ürünleri, bu ürünlerin pratikte ne işe yaradığını, yıl boyunca kontrol sürecinin nasıl yönetileceğini ve kayıt sisteminin nasıl denetime hazır hale getirileceğini detaylı bir şekilde açıklıyorum. Ayrıca yazının başında ve sonunda, eklediğiniz kontrol çizelgesinin indirme bağlantısını da paylaşıyorum.

    Ecza dolabı neden işyeri hekimliği için kritik bir konudur?

    Ecza dolabı, işyerindeki sağlık yönetiminin “en somut” ve “en hızlı aksiyon alınan” parçasıdır. Çünkü iş kazaları ya da acil durumlar her zaman büyük olaylar şeklinde karşımıza çıkmaz. Bazen bir çalışan kâğıt kesiği yaşar. Bazen üretimde küçük bir sıyrık olur. Bazen sıcak bir yüzeye temas sonucu yüzeysel yanık gelişir. Bazen alerjik bir cilt reaksiyonu ortaya çıkar. Bazen basit bir burkulma ya da çarpma sonrası ağrı ve şişlik olur.

    Bu durumlarda doğru malzemeye hızlı ulaşmak, müdahalenin kalitesini artırır ve iş gücü kaybını azaltır. Aynı zamanda çalışan güveni açısından da önemlidir. Çalışan, işyerinde kendisini güvende hissetmek ister. Bu güvenin altyapısı sadece prosedür değildir. Sahada gerçekten çalışan bir sistemdir. Ecza dolabı da bu sistemin temel taşlarından biridir.

    İşyeri hekimi açısından ecza dolabı yönetimi, yalnızca “malzeme kontrolü” değildir. Aynı zamanda organizasyonel bir süreçtir. Malzemelerin düzenli yenilenmesi, sarf tüketiminin öngörülmesi, son kullanma tarihlerinin takibi ve kayıt altına alınması gerekir. Bu nedenle ecza dolabı iyi yönetildiğinde, denetimler korkulan bir süreç olmaktan çıkar ve sadece rutin bir kontrol haline gelir.

    Ecza dolabı kontrol çizelgesi ne işe yarar?

    Sahada işyeri hekimlerinin en çok zorlandığı konu şudur: “Her şeyi biliyorum ama kayıt yok.” Ya da “kontrol edildi ama belgeleyemedik.” Denetimlerde sistemin gerçekten işlediğini göstermek için en önemli unsur kayıt altyapısıdır. Eklediğiniz “Ecza Dolabı Kontrol Çizelgesi” bu ihtiyacı karşılamak için hazırlanmış pratik bir formdur.

    Bu çizelge üzerinde ecza dolabının bulunduğu bölüm yazılabiliyor. Ardından dolapta yer alması gereken her ürünün miktarı ve birimi belirtiliyor. Son kullanma tarihi alanı da her ürün için ayrıca takip edilebilecek şekilde düzenlenmiş. Bunun yanında Ocak’tan Aralık’a kadar yılın her ayı için ayrı kontrol sütunları bulunuyor. Böylece işyeri hekimi ya da görevlendirilen sorumlu kişi, ay ay kontrol yapıp imza atarak sürekliliği oluşturabiliyor. En altta da kontrol eden kişiye ait imza bölümü yer alıyor.

    Bu yapı sayesinde ecza dolabı yönetimi kişiye bağlı bir iş olmaktan çıkar. Yani bir kişi izne çıktığında, bir başka görevli aynı form üzerinden takibi devam ettirebilir. Kısacası çizelge, “sistemi” temsil eder. İş sağlığı ve güvenliği kültürü de zaten ancak bu şekilde oturur.

    Ecza dolabında bulunması gereken ürünler ve sahadaki karşılığı

    Belgede yer alan ecza dolabı içeriği, işyerinde ilk yardımın en sık ihtiyaç duyduğu ürünlerden oluşuyor. Bu listeyi sadece “bulunsun diye bulunsun” mantığıyla değil, gerçek kullanım senaryoları üzerinden düşünmek gerekir. Çünkü ecza dolabının amacı dekoratif bir raf oluşturmak değildir. Amaç, ihtiyaç anında doğru ürüne hızlı ulaşmaktır.

    Oksijenli su ve baticon gibi ürünler yara çevresi temizliğinde işyerlerinde en sık kullanılan antiseptik ürünlerdir. Ancak bu ürünlerin “doğru kullanım” sınırlarının net çizilmesi gerekir. Özellikle işyerlerinde çalışanların birbirine öneriyle ürün kullanması, bazen gereksiz tahriş, bazen yanlış uygulama riskleri doğurur. Bu nedenle ecza dolabında ürün bulundurmak kadar, ecza dolabı kullanımında bir düzen oluşturmak da işyeri hekimliğinin görev alanındadır.

    Belgede yer alan Furacin pomat, Silverdin krem, Avil krem, Lasonil pomad ve Anestol pomad gibi topikal ürünler sahada sık talep edilen ürünlerdir. Özellikle çarpma, burkulma, ağrı, kaşıntı gibi şikayetlerde çalışanlar hızlı bir rahatlama bekler. Ancak burada önemli olan şudur: Her topikal ürün her şikayete uygun değildir. Yanık yönetimi, alerjik reaksiyon yönetimi ve travma sonrası uygulamalar farklı değerlendirmeler gerektirir. Bu nedenle işyeri hekimi, ecza dolabındaki bu ürünlerin hangi durumlarda ve hangi sınırlar içinde kullanılacağını netleştirmeli ve gerekiyorsa çalışanlara kısa bilgilendirme yapmalıdır.

    Ecza dolabının temel omurgası ise sarf malzemelerdir. Eldiven, steril gazlı bez, sargı bezi, pamuk, flaster, yara bandı ve çengelli iğne gibi ürünler işyerlerinde en hızlı tüketilen malzemelerdir. Eldiven burada sadece bir sarf ürünü değildir. Aynı zamanda bulaş riskini azaltmak ve güvenli müdahale yapmak için temel bir bariyerdir. Steril gazlı bez, kanama kontrolü ve yara örtme açısından kritik önemdedir. Flaster ve yara bandı ise pratikte en çok eksilen malzemelerdendir. Çünkü küçük kesilerde ve cilt yaralanmalarında sık kullanılır.

    Bu ürünlerin her birinin çizelgede “miktar” ve “birim” olarak belirtilmesi, takip sistemini ciddi şekilde kolaylaştırır. Çünkü sadece “var-yok” kontrolü yerine, “ne kadar var, ne kadar tüketildi, ne kadar yenilendi” mantığı oturur.

    Aylık kontrol sistemi nasıl kurulmalı?

    Ecza dolabı yönetiminde başarı, düzenli takip ile gelir. İşyerlerinde en sık yaşanan sorun şudur: Dolap bir gün doldurulur, sonra aylarca kimse bakmaz. Bir süre sonra eksikler büyür. Sonra denetim haberi gelir. İşte o anda panik başlar. Halbuki doğru sistem kurulduğunda, ecza dolabı yönetimi ayda birkaç dakikalık bir rutin haline gelir.

    Aylık kontrolün amacı sadece imza atmak değildir. Aylık kontrol, ürünlerin varlığını, miktar yeterliliğini, ambalaj bütünlüğünü ve son kullanma tarihlerini takip etmektir. Özellikle son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin erken fark edilmesi çok önemlidir. Çünkü bazı işyerlerinde satın alma süreçleri gecikmeli işler. Bugün fark etmezseniz, ürün bittiğinde yerine koymak birkaç hafta sürebilir. Bu da sistemin aksamasına neden olur.

    Bu nedenle aylık kontrolde işyeri hekiminin gözünden kaçmaması gereken önemli detay şudur: Son kullanma tarihi “geçmiş mi” değil, “yaklaşıyor mu.” Yaklaşan son kullanma tarihi, bir sonraki ayın problemidir. Bugünden fark edilirse sorun çıkmadan çözülür.

    Aylık kontrolün çizelgeye işlenmesi ise kayıt sisteminin temelini oluşturur. Belgenizde Ocak’tan Aralık’a kadar her ay için ayrı sütunlar bulunduğu için bu takip çok kolay şekilde yapılabilir. Kontrol eden kişi ilgili ayın sütununa imza atar. Bu şekilde yıl boyunca düzenli bir takip kaydı oluşur.

    Aylık kontrol sistemi nasıl kurulmalı?

    Ecza dolabı yönetiminde başarı, düzenli takip ile gelir. İşyerlerinde en sık yaşanan sorun şudur: Dolap bir gün doldurulur, sonra aylarca kimse bakmaz. Bir süre sonra eksikler büyür. Sonra denetim haberi gelir. İşte o anda panik başlar. Halbuki doğru sistem kurulduğunda, ecza dolabı yönetimi ayda birkaç dakikalık bir rutin haline gelir.

    Aylık kontrolün amacı sadece imza atmak değildir. Aylık kontrol, ürünlerin varlığını, miktar yeterliliğini, ambalaj bütünlüğünü ve son kullanma tarihlerini takip etmektir. Özellikle son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin erken fark edilmesi çok önemlidir. Çünkü bazı işyerlerinde satın alma süreçleri gecikmeli işler. Bugün fark etmezseniz, ürün bittiğinde yerine koymak birkaç hafta sürebilir. Bu da sistemin aksamasına neden olur.

    Bu nedenle aylık kontrolde işyeri hekiminin gözünden kaçmaması gereken önemli detay şudur: Son kullanma tarihi “geçmiş mi” değil, “yaklaşıyor mu.” Yaklaşan son kullanma tarihi, bir sonraki ayın problemidir. Bugünden fark edilirse sorun çıkmadan çözülür.

    Aylık kontrolün çizelgeye işlenmesi ise kayıt sisteminin temelini oluşturur. Belgenizde Ocak’tan Aralık’a kadar her ay için ayrı sütunlar bulunduğu için bu takip çok kolay şekilde yapılabilir. Kontrol eden kişi ilgili ayın sütununa imza atar. Bu şekilde yıl boyunca düzenli bir takip kaydı oluşur.

    Yıl boyunca kontrol planı nasıl yürütülmeli?

    Yıl boyunca ecza dolabını kontrol etmek, sadece aynı işlemi tekrar etmek değildir. Yıl içinde işyerinin çalışma yoğunluğu artabilir, personel değişebilir, tüketim hızları farklılaşabilir ve dönemsel ihtiyaçlar doğabilir. Örneğin kış aylarında işyerinde enfeksiyonlar artabilir ve çalışan başvuruları çoğalabilir. Yaz aylarında üretim alanlarında sıyrık ve küçük yaralanmalar daha sık görülebilir. Bu nedenle ecza dolabının yönetimi, sabit bir “tek seferlik iş” değil, yıl boyunca devam eden bir sağlık yönetimi parçasıdır.

    Yılın başında dolap hazırlanırken, yılın sonunda ortaya çıkacak eksikleri şimdiden öngörmek önemlidir. Örneğin yara bandı her ay bitiyorsa, dolapta minimum stok standardı belirlemek gerekir. Eldiven sürekli tüketiliyorsa, sadece bir paket bulundurmak yetmez. Bu noktada çizelge sayesinde tüketim fark edilir. Çünkü her ay kontrol edilirken “eksilme paterni” ortaya çıkar. Böylece işyeri hekimi sadece kontrol yapan değil, aynı zamanda planlama yapan kişi rolünü de güçlendirir.

    Yıl sonuna doğru yapılan kontrollerde kayıt bütünlüğü daha da önemli hale gelir. Çizelgede bazı ayların boş kalması, denetimde sistemin aksadığını gösterir. Halbuki aynı dolap düzenli kontrol edilse bile, imza yoksa bu kontrol yapılmamış gibi kabul edilebilir. Bu nedenle aylık imza sisteminin sürdürülebilir şekilde yürütülmesi kritik bir konudur.

    Denetimlerde ecza dolabında en sık karşılaşılan uygunsuzluklar

    Denetimlerde ecza dolabında en sık tespit edilen uygunsuzlukların başında son kullanma tarihi geçmiş ürünler gelir. Bu durum çoğu zaman kötü niyetli değildir. Genellikle takip yapılmadığı için olur. Bir diğer sık sorun, hızla tüketilen ürünlerin yenilenmemesidir. Özellikle eldiven ve flaster gibi ürünler küçük görünür ama eksildiğinde müdahale kalitesi doğrudan düşer. Steril ürünlerin açılmış olması veya uygun olmayan koşullarda bekletilmesi de sık görülen problemlerden biridir.

    Bir diğer çok kritik sorun ise kontrol çizelgesinin imzasız olmasıdır. İşyerinde her şey yerli yerinde olsa bile, kayıt sistemi çalışmıyorsa denetimde sorun yaşanabilir. Bu nedenle işyeri hekiminin bakış açısı şu olmalıdır: “Dolabı düzenlemek yetmez, düzeni belgelemek gerekir.” Bu yaklaşım işyeri hekimini hem tıbbi hem hukuki olarak korur.

    Ecza dolabı yönetimi işyeri hekimliğinin kalite göstergesidir

    Ecza dolabı konusu işyeri hekimliği içinde küçük bir detay gibi algılanabilir. Ancak gerçekte, sahadaki sağlık sisteminin ne kadar oturduğunu gösteren en temel göstergelerden biridir. İşyerinde güvenli bir ilk müdahale ortamı oluşturmak, çalışanların sağlık hizmetine olan güvenini artırır. Aynı zamanda işverenin de iş sağlığı ve güvenliği sistemine olan bağlılığını güçlendirir.

    Bu nedenle ecza dolabını bir “dolap” olarak değil, bir “süreç” olarak düşünmek gerekir. Süreç iyi kurulursa denetimler stres kaynağı olmaktan çıkar. Düzenli kontrol yapılır, eksikler zamanında tamamlanır, kayıtlar yıl boyunca düzenli ilerler ve işyeri hekimi sahaya hâkim bir profil çizer.

    Belgeyi tekrar indirmek için bağlantı:
    Ecza Dolabı Kontrol Çizelgesi (PDF)

  • İşyerinde “Beden Dili”nin Önemi

    Kendinizi karşınızdakilere anlatmanın birden fazla yolu vardır. Sadece sözlü olarak anlatmak yetmez, beden dili de sizin hakkınızda ipuçları verir.

    Beden dili, sözlü iletişimi daha etkili hale getirmek amacıyla bedenimizi de kullanmaktır. Zaman zaman sizi tanımayan insanlarla bir araya gelebilir beden dilinizin etkisi devreye girebilir, kendinizi kabul ettirmek durumunda kalabilirsiniz. Ya da çalışan biriyseniz kariyeriniz çerçevesinde iş performansınız kadar başka faktörlerde devreye girebilir. Beden diliniz, işyerinizde kariyeriniz önünde engel oluşturabilir, yanlış anlamalara meydan verebilir.

    Bilinen bir gerçektir ki, beden dilini etkili kullanan insanlar karşısındakilerde olumlu izlenim bırakır, yanlış kullananlar ise iletişim sorunu yaşayabilir. Çünkü yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır ki, beyin düşünceden bile hızlı şekilde saniyenin beşte birinde sözlü olmayan ifadeleri işler. Bunu göz önüne alarak, işyerinde veya sosyal çevrenizde karşınızdakileri daha iyi anlamak ya da kendinizi karşı tarafa yanlış tanıtmamak için beden diliyle yapılan bu hatalara düşmeyin.

    Koltuğa kaykılmak, arkaya yaslanmak

    İşyerinde çalışma sırasında koltuğa kaykılarak oturmak hoş karşılanan bir davranış değildir. Yöneticileriniz veya diğer çalışanlar işinizi önemsemediğinizi veya çok rahat davrandığınızı düşünebilir.

    Sohbeti ya da karşınızdaki insanı önemsediğinizi göstermek istiyorsanız, onun karşısında arkanıza doğru yaslanıp bacaklarınızı öne uzatacak şekilde gerilmeyin. Dik durun ve öne doğru gelin.

    Dik durun

    Ayakta duruyorsanız düz ve dik bir şekilde olun. Ayaklarınızı omuz genişliğinde tutun. Bu kendinizden emin olduğunuz, güvendiğiniz ve dikkatli olduğunuz mesajı verir.

    Düşük ya da çökük gözüken omuzlar mutsuzluğun simgesi olarak görülür. Klinik depresyonda olan insanlar omuzlarını normal insanlardan daha fazla düşürürler. Mutluluk ve güven sunmak istiyorsanız dimdik durun.

    dik duruş beden dili

    Gözleri devirme (yuvarlama)

    Biriyle konuşurken sıkılsanız da söylenenleri onaylamasanız da gözlerinizi kesinlikle yuvarlamayın.

    Kollarınızı, ayaklarınızı çarpık tutmayın

    Konuşma sırasında kollarınızı bağlayabilir, ayaklarınızı çarpık tutmanız bir sorun yaratmayabilir. Ancak sözsüz davranışlar çevrenizdeki kişilere negatif sinyaller verebilir. Mesela, savunma amaçlı, inatçı veya uzak olduğunuzu düşünebilirler.

    Elleri kavuşturmayın, arkada birleştirmeyin, cebe sokmayın

    İnsanlar stresli olduğu zaman ellerini birleştirir. Kendinize olan güveninizi korumak istiyorsanız bunu yapmayın. Elleri birleştirmek ya da cebe sokmak ta, çoğumuzun bilinçsizce aldığı doğal bir pozisyondur, ancak bir şeyleri gizlediğimizin işareti olarak görülebilmektedir.

    Ancak konuşma yaparken ellerinizi de gizlemeyin. Ellerinizi kullanın. Avucunuzun açık ve yukarı bakacak şekilde olması güvenilir olduğunuz izlenimi verecektir.

    Telefon kullanımını azaltın

    İşyerinde telefonu mümkün olduğunca sık kullanmamak iyidir. Özellikle toplantı sırasında, kullanmak karşınızdakilere saygısızlıktır. İş arkadaşlarınızın yanındayken telefonu kullanmanız gerekiyorsa izin isteyin. Zorunlu kalmadıkça dikkatinizi başka yönlere kaydırmayın.

    Kişisel alanları istila

    Profesyonel bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilerle ne kadar iyi arkadaş olursanız olun aranızdaki mesafeyi koruyun. Aksi halde rahatsızlık yaratabilir, hatta tehdit olarak algılanabilir. Uzmanlara göre her zaman 3 ile 8 adım uzakta durun.

    Bakışlarınızla onaylama

    Bakışlarınızla onaylama her zaman olumlu bir etki yapar, diğer insanlarla daha derin görüşmeler yapmanıza olanak tanır. Bu da uzun vadede size güven duyulmasına neden olur.

    Göz teması kurmamak

    Konuştuğunuz kişiyle göz teması kurmamak karşıdaki kişi için olumlu bir izlenim vermez. İş yerindeki insanlarla daha iyi görüşme yapma şansınızı artırmak isterseniz, siz veya konuştuğunuz zaman gözlerine bakın, çünkü ikiniz arasında daha derin bir bağlantı oluşur. Göz teması kurmamak dürüst olmadığınız şekilde algılanabilir.

    Ancak, karşınızdakinin gözlerine çok uzun süre gözlere bakmak da genel olarak saldırganlığın göstergesidir. Birini rahat hissettirmek ve sizin dürüst olduğunuza inandırmak için gözlere bakma süresini bir seferde bir ya da iki saniyeyle kısıtlayın ancak sürekli bunu yapın.

    Zayıf bir el sıkışması

    Tokalaşma sırasında kaşınızdakinin kolunu size doğru çekmeyin. Dik, iyi bir duruşla göz teması kurup karşınızdakini fazla sıkmayacak ama güçlü bir tokalaşma yapın.

    Odaya gizli girmek

    Bir odaya veya toplantıya girerken merhaba deyin ve gülümseyin. Odaya geç girseniz bile bu adımı atlamayın!

    Parmak uçlarınızla birisine dokunmak

    Uygun durumlarda birisine hafifçe dokunmak, bağ oluşturmaya başlamanın etkili bir yoludur. Ancak bütün elinizi kullanın. Parmak uçlarınızla dokunmak bunun tam tersi olarak algılanır.

    Sürekli saate bakmayın, sıkılmış durmayın

    Sık sık saate bakmayın, bir kağıt üzerine karalamalar yapmayın. Bunlar karşınızdakilerin gözünde sıkıldığınızı gösterebilir. Saati izlemek sabırsızlık anlamına gelir ve saygısız sayılabilir.

    Elinizin cinsel organ üzerinde durması

    Kaçınılması gereken bir başka duruş, ellerinizi cinsel organların üzerinde olmasıdır. İşyerinde, sadece savunmacı ve rahatsız görünür.

    Sinirli hareketler yapmak

    Parmaklarınızı kırmak, saçlarınızla oynamak, tırnak ve dudaklarınızı ısırmak sinirli hareketlere örnektir. Bunlar size karşı güveni azaltıp, becerileriniz ve iletişiminiz konusunda endişe yaratabilir.

    Gülümsemeyi unutmayın

    Gülümseyin ve rahat hareket edin. Gülmek, güveni iletmenin en kolay yollarından biridir.

    Sohbette arkanızı dönmeyin, katılın

    Vücudunuz yapılan sohbete dönmezse, kaba görünürsünüz. Omuzlarınızı ve gövdenizi gruba doğru çevirin.

    Sürekli kafa sallamak

    Konuşulanlara kafa allamak, iletişiminiz önemli bir parçasıdır ve karşınızdakinin konuştuklarını anladığınızı ve ona katıldığınızı gösterir. Fakat bunu sürekli yapmak, zayıf görünmenize neden olabilir ayrıca kayıtsızlık işareti olarak da yorumlanabilir.

    Kıpırdanmak

    İnsanlar sıkıldıkları ya da rahatsız oldukları zaman kıpırdanırlar, yani eğer bacaklarınızı sallıyorsanız ya da sürekli saçınızla oynuyorsanız böyle bir mesaj verirsiniz. O yüzden yapmayın.

    Kaynak: mynet

    Eklenme Tarihi: 30.03.2018

    İlgili: Beden dili ve önemi, beden dili ile iletişim kurmak, ofiste bedendili, beden dili nin iş hayatında önemi, ofis sağlığı

  • İşyerinde çalışan Sayısı – Belirlenmesi

    İşyerinde kaç işçi var? çalışan sayısı neye göre belirlenir? Alt işverenlerin çalışanları çalışan sayısına katılır mı? Taşeronlar çalışan sayılır mı? Çalışan sayısı belirlenirken neye dikkat edilir? İş yerinde kaç çalışan var? Çalışan sayısını neye göre tespit ederiz?

    Bir iş yerinde çalışan sayısını belirlemek için o iş yerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’ya kayıtlı olan numarasına bağlı olarak çalışanların sayısı esas alınır. Aynı işi yapan  yan yana veya iç içe iki firma bile olsa bu firmalardaki çalışan sayısı, çalışanların işe alırken bağlandıkları SGK numarası ile tespit edilir.

    Her firma kendi SGK numarasına kayıtlı çalışandan sorumludur!

    Tüm iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri ve hizmetleri buna göre yapılır. Az tehlikeli bir iş yeri SGK numarasına bağlı 50’den daha az çalışanı varsa 01.07.2020 yılına kadar işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirmesine gerek yoktur. Ancak 6331 sayılı tüm İSG yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Keza 10’dan daha az çalışanı olan (1-9 arası) az tehlikeli statüdeki bir iş yeri içinse işveren dilerse iş güvenliği hizmetini gerekli prosedürlerini yerine getirdiği takdirde kendisi verebilmektedir.

    Çalışan temsilcisi, İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu’nun yapılıp yapılmayacağı, Acil Eylem Durum Planlarının hazırlanması ve ekiplerin oluşturulması gibi bir çok İş Güvenliği önlemleri de yine iş yerindeki çalışan sayısına göre tespit edilmektedir.

    Alt işveren, Taşeron Çalışanlar Hesaba Katılmaz

    İş yerinde işin yürütüm kısmına her ne kadar destek oluyor da olsalar çalışan hesabı yapılırken taşeron veya alt işverenlerin çalışan sayıları asıl işverenin çalışan sayısına eklenemez. Yapılacak iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinde asıl iş verenle alt iş veren çalışanlar ayrı ayrı değerlendirilerek gerekli ekipler, temsilciler ve kurullar belirlenir. Asıl işverenin İSG Kurul’una alt işveren firmaların temsilcileri katılarak genel İSG faaliyetleri koordine edilir.

    Asıl işverenle Alt işveren İSG faaliyetleri Beraber Koordine edilir!

    Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması halinde işverenler, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek İSG kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirmelidirler. Bu koordinasyonu birbirlerinin İSG kurullarına temsilci göndererek veya yazılı olarak yapabilirler.

    Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde kurul oluşturulma şartları detaylı olarak belirtilmiştir.

  • İşyeri Hekiminin Eğitim, Bilgilendirme ve Kayıt Görevleri

    İşyeri hekiminin eğitim vermesi, işyeri hekiminin bilgilendirme yapması, işyeri hekiminin kayıt tutması, işyeri hekiminin görevleri: Eğitim, Bilgilendirme ve Kayıt, Eğitimin işyeri hekimi tarafından verilmesi, işyeri hekimi tarafından bilgilendirme yapılması, kayıtların işyeri hekiminin tutması

    İşyeri hekiminin diğer bir takım göerevleri çalışana Eğitim vermek, onları yapılacak işin sağlık yönünden riskleri hakkında bilgilendirmek, yaptığı ve yapacağı her türlü faaliyeti kayıt altına almaktır. (Diğer Görevleri: Rehberlik, Sağlık Gözetimi, Risk değerlendirmesiİlgili birimlerle koordinasyon)

    Eğitim

    İşyeri hekimi çalışanlara işyerindeki çalışma koşullarında karşılaşacakları risklerin sağlıkları üzerine etkileri başta olmak üzere mevzuatta belirtilmiş konular hakkında eğitimler verir. Bu eğitimlerin yine mevzuatta belirtilen saatlere göre planlanıp işverene sunulması, eğitimin organizasyonu için ilgili birimlerle iş birliğinin yapılması ve onayını aldıktan sonra eğitimin verilmesi işyeri hekimi tarafından yapılır.

    İşyerinde yapılması ön görülen ilkyardım ve acil müdahale organizasyonu yine işyeri hekimi tarafından planlanır. Bu kapsamda görevlendirilecek personellerin eğitimlerinin planlanarak mevzuatta belirtilen şekilde görevlendirmenin sağlanması işyeri hekiminin görevidir.

    İşyeri hekimi yöneticilere, bulunması halinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu üyelerine ve çalışanlara genel sağlık, iş sağlığı ve güvenliği, hijyen, bağımlılık yapan maddelerin kullanımının zararları, kişisel koruyucu donanımlar ve toplu korunma yöntemleri konularında eğitim verir. Bu eğitimler belirli aralıkla tekrarlanarak eğitimin sürekliliğini sağlanır.

    Bilgilendirme

    Çalışanlar işyeri hekimi tarafından işyerindeki riskler, sağlık gözetimi, yapılan işe giriş ve periyodik muayeneler konusunda bilgilendirilir. Örneğin tozlu işlerde çalışanların hangi hastalıklara yakalanabileceği, bununla ilgili ne tür koruyucu tedbirlerin alınması gerektiği anlatılmalıdır. Çalışanlara yapılan muayeneleri neticesinde herhangi bir sağlık problemlerinin olup olmadığı da bildirilmelidir.

    Kayıt

    İşyeri hekimi yıl içinde yapmış olduğu iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarını ve sağlık gözetimi sonuçlarını  yıllık değerlendirme raporu olarak EK-3’teki örneğe uygun olarak hazırlar. Bu raporu iş güvenliği uzmanı ile birlikte hazırlar.

    İşyeri hekimini diğer bir önemli görevi ise Bakanlıkça belirlenecek iş sağlığı ve güvenliğini ilgilendiren konularda ilgili bilgileri İSG KATİP sistemi üzerinden Genel Müdürlüğe bildirmektir. Şu an (28.09.2017) aktif olmayan bu sistem yakın bir zamanda daha aktif kullanılarak işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili faaliyetlerin genel müdürlüğe raporlanmasını sağlayacak.

    Dr. Fatih Hakan ÇAM
    İşyeri Hekimi

    Yayım Tarihi: 28.09.2017
    Güncelleme Tarihi: 28.09.2017

  • İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili işverenin yükümlülükleri

    işverenin yükümlülükleri nedir? iş Sağlığı ve güvenliği açısından işverenin yükümlülükleri nedir? İşveren iş Sağlığı ve güvenliği açısından neler yapmalıdır? çalışana karşı nelerden sorumludur?

    6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun’da işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü tutulmuştur. Yani işveren, mevcut işle ilgili olarak;

    • Karşılaşılabilecek mesleki risklerin önlenmesini sağlamalı,
    • Bu riskler hakkında çalışanları eğitip ve bilgi vermek dâhil her türlü tedbiri alınmalı,
    • Yine risklerle ilgili gerekli oluşabilecek tehlikelere karşı organizasyonun yapılması,
    • Bu organizasyonlar için gerekli araç ve gereçleri sağlamalı,
    • Olası tehlikelere karşı zaman içinde sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirmeli ve
    • Hali hazır mevcut çalışma durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapması gerekmektedir.

    İşveren bununla da kalmayıp ayrıca işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemek, denetlemek ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlamakla da yükümlü kılınmıştır.

    Mevcut yapılan iş ile ilgili risk değerlendirmesini yapar veya yaptırır. Bu değerlendirme dışarıdan hizmet alımı şekliyle de yaptırılabilir.

    Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır. Bunun için “çalışan”a işe girmeden önce kendisiyle ISG-KATİP üzerinden sözleşme yapmış iş yeri hekimi tarafından sağlık durumunu ortaya koyacak muayene yaptırarak EK-2 İşe Giriş Muayene kayıtlarını oluşturur. İşe uygunluğunu tespit ettirir.

    Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

    Tüm bunları elbette tek başına yapamayacaktır. Bu konuda işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alabilir ama bu hizmet alımı işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

    Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri de işverenin sorumluluklarını etkilemez. Yani işveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uymayan çalışanları tespit edip onları sözlü veya yazılı şekilde uyararak yükümlülüklerini yerine getirmelerini takip etmelidir.

    Tüm bunları yaparken işveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.

    (İSG Kanunu, Madde 4, İşverenin genel yükümlülüğü)

    işverenin yükümlülükleri ni yerine getirirken göz önünde bulundurması gereken ilkeler:

    a) Risklerden kaçınmak.
    b) Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.
    c) Risklerle kaynağında mücadele etmek.
    ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.
    d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak.
    e) Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.
    f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.
    g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.
    ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.

    (İSG Kanunu, Madde 5, Risklerden korunma ilkeleri)

    Dr. Fatih Hakan ÇAM
    İşyeri Hekimi

    Yayım Tarihi: 09.07.2017
    Güncelleme Tarihi: 30.09.2017

  • işyeri

    işyeri nedir? Hangi yerler işyerine dahildir? İşyerinden sayılmayan yerler nerelerdir? Bakım ve emzirme odaları işyerinden sayılıyor mu? Mevzuata göre hangi alanları işyerinden saymamız gerekir?

    İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.

    İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.

    İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. (İş Kanuna, Madde 2, Tanımlar)

    Mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile çalışanın birlikte örgütlendiği, işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçları da içeren organizasyonların tümüne işyeri denmektedir. (İSG Kanunu, Madde 3/f, Tanımlar)

    işyeri Ne Demek?

    Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere mal ve hizmet üretilen yerler iş yeridir. Bu yerlerdeki araç, gereç, teçhizattan tutun da ayrılmış alanlar, malı üretmek yada hizmeti sunmak için alınan her türlü tedbir, yöntem ve örgütlenme işyeri olarak tanımlanır.

    Burayı da bir işyeri sayabiliriz!

    Dolayısıyla sadece üretim alanı veya hizmet alanı değil, bu alanda çalışanlara hizmet vermek veya çalışanların vakit geçirmeleri üzere kurulmuş;

    • dinlenme yerleri/odaları
    • yemekhaneler / yemek yenmek üzere tahsis edilen alanlar,
    • yıkanma yerleri, lavabo ve tuvaletler,
    • emzirme ve bakım odaları,
    • eğitim odaları, toplantı salonları
    • avlu, bekleme salonları / yerleri işyeri olarak sayılmaktadır.

    İşyeri sınırları içinde, çalışanın kullanacağı alanların tümüdür. İş Kanunu, işyerini, sadece üretim yapılan yer olarak görmemiş, eklentilerini ve dahi kullanılan araçları da işyeri olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla işin yürütümü amacıyla şirket aracını kullanıyorsak, işyeri sınırları içinde olmasak bile şirket aracında bulunuyorsak, işyerinde sayılırız.

    İş sağlığı ve güvenliği açısından bu alanlarda olabilecek herhangi bir iş kazası veya meslek hastalığı maruziyetinde yine işveren sorumlu olacaktır.

    Dr. Fatih Hakan ÇAM
    İşyeri Hekimi

    Yayım Tarihi: 07.07.2017
    Güncelleme Tarihi: 30.09.2017

  • Tehlike sınıfının belirlenmesi, 6331/9

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 9: Tehlike sınıfının belirlenmesi

    İşyeri tehlike sınıfları; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 83 üncü maddesine göre belirlenen kısa vadeli sigorta kolları prim tarifesi de dikkate alınarak, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün Başkanlığında ilgili taraflarca oluşturulan komisyonun görüşleri doğrultusunda, Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ile tespit edilmiştir.

    İşyeri tehlike sınıflarının tespitinde, o işyerinde yapılan “asıl iş” dikkate alınır.