Etiket: isg kanunu

  • Risklerden korunma, 6331/5

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 5: Risklerden korunma ilkeleri

    (Bu sayfa 28.03.2016 tarihinde güncellenmiştir.)

    İşveren yükümlülüklerini yerine getirirken aşağıdaki ilkeleri göz önünde bulundurmalıdır:

    a) Risklerden kaçınır.

    b) Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.

    c) Risklerle kaynağında mücadele etmek.

    ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.

    d) Teknik gelişmelere uyum sağlar.

    e) Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirir.

    f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirir.

    g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek.

    ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.

  • Sağlık Bakanlığı Kadın Çalışanlar Hakkında Düzenleme

    T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI
    Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Hastane Hizmetleri Başkan Yardımcılığı

    Sayı : 87307621-622saglikbakanligi
    Konu : Görüş

    KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİNE

    (Genel Sekreterlik)

    İlgi: a) 29/08/2013 tarih ve 633669 sayılı yazımız.

    b) Hukuk Müşavirliği’nin 31/10/2013 tarih ve 227182 sayılı yazısı.

    24/07/2013 tarihli ve 28717 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşullan Hakkında Yönetmelik ve 16/08/2013 tarihli ve 28737 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik hükümlerinin Kurumumuza bağlı sağlık tesislerinde görev yapan kadın çalışanlar bakımından uygulanıp uygulanamayacağı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104 üncü maddesinin (D) fıkrasında düzenlenen “Kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde birbuçuk saat süt izni verilir. Süt izninin hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanılacağı hususunda, kadın memurun tercihi esastır.” hükmünde geçen “günde” ibaresinden günlük mesai olan 8 saat mi yoksa tüm8-16 veya 24 saat çalışmaların hepsinin aynı şekilde “gün” olarak düşünülüp toplamda 1,5 saat süt izni mi verilmesi gerektiği, günde 8 saat mesai yapan personelin kullanacağı süt izni süresi 1,5 saat olarak hesaplanacak ise 24 saat nöbet tutan ve ertesi 2 gün izin kullanan personelin kaç saat süt izni kullanacağı hususlarında hasıl olan tereddütlerin giderilmesine ilişkin olarak, Kurumumuz Hukuk Müşavirliğinin ilgi (b) sayılı cevabi

    yazısında;

    22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 73 üncü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 30 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 24/07/2013 tarihli ve 28717 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, “Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı tş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki işyerlerinde on sekiz yaşını doldurmuş kadın çalışanların gece postalarında çalıştırılmalarını kapsar.” hükmü; “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, “Gece postası: 4857 sayılı İş Kanununun 69 uncu maddesinde belirtilen gece çalışma sürelerini kapsayan ve yedi buçuk saati geçmeyen çalışma zamanını, ifade eder” hükmü; 5 inci maddesinde, “Kadın çalışanlar her ne şekilde olursa olsun gece postasında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz.” hükmü ve “Gebelik ve analık durumunda çalıştırılma yasağı” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Kadın çalışanlar, gebe olduklarının doktor raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar, emziren kadın çalışanlar ise doğum tarihinden başlamak üzere kendi mevzuatlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla bir yıl süre ile gece postalarında çalıştırılamazlar.” hükmü düzenlenmiştir.

    Mezkür Yönetmeliğin “Uygulamada öncelik” başlıklı 11 inci maddesinde ise; “(1) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında öncelikle çalışanın tabi olduğu ilgili mevzuat hükümleri dikkate almır.(2) 6331 sayılı Kanun kapsamında olup kendi özel mevzuatlarında hüküm bulunmaması halinde çalışanlar açısından bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.” hükmü mevcuttur.

    Yine 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 30 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 16/08/2013 tarihli ve 28737 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde, “Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı tş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki kadın çalışan çalıştıran işyerlerine uygulanır.” hükmü; “Uygulamada öncelik” başlıklı 5 inci maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında öncelikle çalışanın tabi olduğu ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınır. (2) 6331 sayılı Kanun kapsamında olup kendi özel mevzuatlarında hüküm bulunmaması halinde çalışanlar açısından bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.” hükmü; “Gece çalışması” başlıklı 8 inci maddesinde ise, “(1) Kadın çalışanlar, gebe olduklarının sağlık raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar geçen sürede gece çalışmaya zorlanamazlar. (2) Yeni doğum yapmış çalışanın doğumu izleyen bir yıl boyunca gece çalıştırılması yasaktır. Bu sürenin sonunda sağlık ve güvenlik açısından sakıncalı olduğunun sağlık raporu ile belirlendiği dönem boyunca gece çalıştırılmaz.” hükmü düzenlenmiştir.

    Yukarıda bahsi geçen ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan Yönetmeliklerin 6331 sayılı Kanun kapsamındaki işyerlerine uygulandığı, mezkür Kanun’un 2 nci maddesine göre, bu Kanun’un; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dahil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulandığı hususu nazar a alınarak, mezkür Yönetmelik hükümlerinin Kurumumuza bağlı sağlık tesislerinde de uygulanacağı düşünülebilir ise de;

    4857 sayılı Iş Kanunu’nun “Gece çalıştırma yasağı” başlıklı 73 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olan, “Onsekiz vasim doldurmuş kadın isçilerin gece postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir” hükmü ve bu hükme dayanılarak hazırlanan Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin, onsekiz yaşını doldurmuş kadın işçiler bakımından uygulanabileceği, ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışma saat ve usulünün tesbiti” başlıklı 101 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “(Değişik: 132/2011-6111/105 md.) Günün yirmidört saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan Devlet memurlarının çalışma saat ve şekilleri kurumlarınca düzenlenir.” hükmünün; Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmeliğin 11 inci ve Gebe veya Emziren

    Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin 5 inci maddelerinde yer alan, “Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında öncelikle çalışanın tabi olduğu ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınacağı, 6331 sayılı Kanun kapsamında olup kendi özel mevzuatlarında hüküm bulunmaması halinde çalışanlar açısından bu Yönetmelik hükümleri uygulanır” düzenlemesi bakımından, uygulamada önceliği olduğu sonucuna varılarak, günün 24 saatinde hizmetin sürekliliği esasına göre faaliyette bulunulan sağlık tesislerinde Devlet memuru statüsünde görev yapan kadın çalışanlar bakımından bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı düşünülmektedir.

    Yine, 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Gece süresi ve gece çalışmaları” başlıklı 69 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Çalışma hayatında “gece” en geç saat 20.00’de başlayarak en erken saat 06.00’ya kadar geçen ve her halde en fazla onbir saat süren dönemdir.

    Bazı işlerin niteliğine ve gereğine göre yahut yurdun bazı bölgelerinin özellikleri bakımından, çalışma hayatına ilişkin “gece” başlangıcının daha geriye alınması veya yaz ve kış saatlerinin ayarlanması, yahut gün döneminin başlama ve bitme saatlerinin belirtilmesi suretiyle birinci fıkradaki hükmün uygulama şekillerini tespit etmek yahut bazı gece çalışmalarına herhangi bir oranda fazla ücret ödenmesi usulünü koymak veyahut gece işletilmelerinde ekonomik bir zorunluluk bulunmayan işyerlerinde isçilerin gece çalışmalarını vaşak etmek üzere yönetmelikler cıkartılabilir.

    İsçilerin gece çalışmaları vedibucuk saati geçemez.” hükmü vazolunmuştur. Böylelikle işçilerin gece çalışma usulleri düzenlenmiş, söz konusu maddenin son fıkrasında yer alan tüm işçilerin gece çalışmalarının yedibuçuk saati geçemeyeceği hükmüne paralel olarak da, Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinde, “Kadın çalışanlar her ne şekilde olursa olsun gece postasında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz.” Hükmü getirilmiştir. Bu kapsamda konu değerlendirildiğinde de, ilgili Yönetmelik hükümlerinin Devlet memuru olarak görev yapan kadın çalışanları kapsamadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

    Yukarıda ayrıntılı olarak Kurumumuza bağlı sağlık tesislerinde görev yapan kadın çalışanlar için ilgili Yönetmelik hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiği izah edilmeye çalışılmış ise de, uygulamada Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmeliğin “Gebelik ve analık durumunda çalıştırılma yasağı” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Kadın çalışanlar, gebe olduklarının doktor raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar, emziren kadın çalışanlar ise doğum tarihinden başlamak üzere kendi mevzuatlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla bir yıl süre ile gece postalarında çalıştırılamazlar.” hükmü ile Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin “Gece çalışması” başlıklı 8 inci maddesinde yer alan, “(1) Kadın çalışanlar, gebe olduklarının sağlık raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar geçen sürede gece çalışmaya zorlanamazlar.(2) Yeni doğum yapmış çalışanın doğumu izleyen bir yıl boyunca gece çalıştırılması yasaktır. Bu sürenin sonunda sağlık ve güvenlik açısından sakıncalı olduğunun sağlık raporu ile belirlendiği dönem boyunca gece çalıştırılmaz.”

    hükümlerinin kadın memurlar bakımından uygulanıp uygulanmayacağı ya da nasıl uygulanması gerektiği hususunda tereddüte düşüldüğü görülmektedir. Yapılan açıklamalara ilaveten, söz konusu düzenlemelerin, kendi mevzuatında hüküm bulunan Devlet memuru personel bakımından uygulanamayacağı, bu kişiler için 657 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinin ikinci fıkrasında sarih bir biçimde düzenlenen “Ancak, kadın memurlara; tabip raporunda belirtilmesi halinde hamileliğin yirmi dördüncü haftasından önce ve her halde hamileliğin yirmi dördüncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki iki yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez. Engelli memurlara da isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez.” hükmünün uygulanmasına devam olunacağında bir tereddüt bulunmamaktadır.

    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104 üncü maddesinin (D) fıkrasında düzenlenen “Kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanılacağı hususunda, kadın memurun tercihi esastır.” hükmünde geçen “günde” ibaresinden günlük mesai olan 8 saat mi yoksa tüm 8-16 veya 24 saat çalışmaların hepsinin aynı şekilde “gün” olarak düşünülüp toplamda 1,5 saat süt izni mi verilmesi gerektiği, günde 8 saat mesai yapan personelin kullanacağı süt izni süresi 1,5 saat olarak hesaplanacak ise 24 saat nöbet tutan ve ertesi 2 gün izin kullanan personelin kaç saat süt izni kullanacağı hususuna gelince; bu durumda, 657 sayılı Kanun’un 101 inci maddesi ve Yataklı Tedavi Kurumlan İşletme Yönetmeliğinin ilgili maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Yataklı Tedavi Kurumlan işletme Yönetmeliğinin “Nöbet Türleri” başlıklı 42 nci maddesinde “Nöbet hizmetleri evde nöbet, normal, acil, branş nöbeti olarak dört şekilde yürütülür. Acil ve branş nöbetlerinin hangi hallerde, tutulacağı hastanenin türüne, iş durumuna, personel mevcuduna, hizmetin gereklerine göre baştabib tarafından tesbit edilir. Eğitim Hastanelerinde de uzman ve uzmanlık eğitimi görenlerden kimlerin hangi nöbete gireceklerini ve ne nöbeti tutacaklarını da baştabib tesbit eder.

    A) İcapçı nöbeti (Ev nöbeti): Uzman adedi nöbet tutacak miktarlardan az, fakat birden fazla olan kurumlarda uzmanlar sırayla ev nöbetini tutarlar. Bunun için aylık ev nöbet listeleri hazırlanır. Ev nöbetçisi mesai saatleri dışında kurumun idari ve tıbbi her türlü gereklerinden sorumludur. Ev nöbetçisi akşam vizitlerini yapmaya, mesai dışında bulunduğu yeri bildirmeye, kuruma her davette gelmeye mecburdur.

    B) Normal Nöbetler: Mesai saatleri dışında personelin mesai başlangıç saatini değiştirerek veya vardiye sistemi ile gördürülemeyen veyahut bunların dışında kalan hizmetlerin yürütülmesi için düzenlenen nöbet şeklidir. Bundan amaç; ilgili hizmetin mesai saati dışındaki devamını sürdürerek idari ve tıbbi hizmetlerde süreklilik sağlamaktadır.

    Acil nöbetler: Uzman durumu müsait olan kurumlarda lüzum görülen branşlar için normal nöbete ilave olarak ayrıca acil nöbeti konulabilir. . Acil nöbeti tutanlar bir başka nöbete dahil edilmezler. Acil nöbeti tutan uzmanın talebi üzerine yapılacak, çağrıya ilgili dal uzmanı ve diğer personel uymaya zorunludur.

    C) Branş nöbeti: Birden fazla genel cerrahi, iç hastalıkları klinikleri ve kadın hastalıkları ve doğum kliniği bulunan yataklı tedavi kuramlarında uzman ve klinik

    adedi göz önüne alınarak acil hizmet için kliniklere bütün personeliyle birlikte branş nöbeti tutturulabilir… Branş nöbetlerini üstlenen klinikler o dalın acillerinin yatarak tedavi hizmetlerini de ifa ederler ve bu klinik personeline başkaca nöbet hizmetleri

    verilmez.” düzenlemesi mevcuttur.

    657 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince, kadın memurlara hamileliğin yirmi dördüncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki iki yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemeyeceğinden, analık izni süresinin bitiminden itibaren 657 sayılı Kanun’da öngörülen dönem ve sürelerde doğum izni kullanan personele icap, branş ve diğer gece nöbeti/vardiyası görevinin verilemeyeceği, ancak 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na ve 663 sayılı KHK’ya göre Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşu olan Kurumumuzun eşit, kaliteli ve verimli sağlık hizmeti sunulmasından sorumlu ve yetkili bulunduğu, hak ve özgürlüklerin ise kamu hizmetinin yürütülmesine engel olacak şekilde kullanılmaması gerektiği dikkate alındığında, 657 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği gece nöbeti/vardiyası görevi yapamayan kadın memurlara gündüz mesaisinde ve hafta sonu gündüz saatlerindeki nöbet/vardiya görevi verilerek iş dağılımının yapılabileceği ve bu personele analık izni süresinin bitiminden itibaren ilk altı aylık dönem için günde 3 saat ve ikinci altı aylık dönem için günde 1,5 saat süt izni verilmesinin kanuni zorunluluk olduğu, gece nöbeti ve vardiyası olmamakla birlikte günlük mesai süresinin üzerinde çalışılan sağlık tesislerinde çalışan kadın memurlara verilecek süt izni süresinin, günlük 1,5 ve 3 saatlik süt izni sürelerinin çalışılan süreyle oranlanmak suretiyle hesaplanarak kullandırılması yönünde işlem tesis edilmesi gerektiğinin mütalaa edildiği bildirilmiştir.

    Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.

  • Sağlık Gözetimi, 6331/15

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 15: Sağlık gözetimi

    (Bu sayfa 28.03.2016 tarihinde güncellenmiştir.)

    İşveren çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.

    Çalışana:
    1) İşe girişlerinde
    2) İş değişikliğinde
    3) İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde
    4) İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla sağlık muayenelerinin yapılması zorunludur.

    Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz.

    Raporların Alınması Gereken Yerler

    Çalışan için alınması gereken sağlık raporları (işe giriş, iş değişikliği, işe dönüş, periyodik muayeneler) işyeri hekiminden alınır.

    10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabilir.

    Raporlara itirazlar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hakem hastanelere yapılır, verilen kararlar kesindir.

    Sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanır, çalışana yansıtılamaz.

    Sağlık muayenesi yaptırılan çalışanın özel hayatı ve itibarının korunması açısından sağlık bilgileri gizli tutulur.

  • İş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildirimi, 6331/14

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 14: İş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildirimi

    (Bu sayfa 28.03.2016 tarihinde güncellenmiştir.)

    İşveren (adına İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı birlikte ortaklaşa çalışarak) bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler.

    İşyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan olayları inceleyerek bunlar ile ilgili raporları düzenler.

    İşveren, aşağıdaki hallerde belirtilen sürede Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunur:

    a) İş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde,

    b) Sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde,

    İşyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucuları; meslek hastalığı ön tanısı koydukları vakaları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına sevk eder.

    Sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları ise meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirir.

    [box type=”shadow” align=”” class=”” width=””] İş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildirimi uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar bu yazımda açıklanmıştır. [/box]

  • Çalışmaktan kaçınma hakkı, 6331/13

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 13: Çalışmaktan kaçınma hakkı

    (Bu sayfa 28.03.2016 tarihinde güncellenmiştir.)

    Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir.

    Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir.

    Kurul veya işverenin çalışanın talebi yönünde karar vermesi hâlinde çalışan, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir. Çalışanların çalışmaktan kaçındığı dönemdeki ücreti ile kanunlardan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.

    Çalışanlar ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda (kurula veya işverene başvurmaya gerek kalmadan) işyerini veya tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider. Çalışanların bu hareketlerinden dolayı hakları kısıtlanamaz.

    İş sözleşmesiyle çalışanlar, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, tabi oldukları kanun hükümlerine göre iş sözleşmelerini feshedebilir. Toplu sözleşme veya toplu iş sözleşmesi ile çalışan kamu personeli, bu maddeye göre çalışmadığı dönemde fiilen çalışmış sayılır.

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 25 inci maddesine göre işyerinde işin durdurulması hâlinde, bu madde hükümleri uygulanmaz.

  • Acil durum planları, yangınla mücadele ve ilk yardım, 6331/11

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 11: Acil durum planları, yangınla mücadele ve ilk yardım

    (Bu sayfa 28.03.2016 tarihinde güncellenmiştir.)

    İşveren;

    1. Çalışma ortamı, kullanılan maddeler, iş ekipmanı ile çevre şartlarını dikkate alarak meydana gelebilecek acil durumları önceden değerlendirerek, çalışanları ve çalışma çevresini etkilemesi mümkün ve muhtemel acil durumları belirler ve bunların olumsuz etkilerini önleyici ve sınırlandırıcı tedbirleri alır,
    2. Acil durumların olumsuz etkilerinden korunmak üzere gerekli ölçüm ve değerlendirmeleri yapar, acil durum planlarını hazırlar,
    3. Acil durumlarla mücadele için işyerinin büyüklüğü ve taşıdığı özel tehlikeler, yapılan işin niteliği, çalışan sayısı ile işyerinde bulunan diğer kişileri dikkate alarak; önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda uygun donanıma sahip ve bu konularda eğitimli yeterli sayıda kişiyi görevlendirir, araç ve gereçleri sağlayarak eğitim ve tatbikatları yaptırır ve ekiplerin her zaman hazır bulunmalarını sağlar,
    4. Özellikle ilk yardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma ve yangınla mücadele konularında, işyeri dışındaki kuruluşlarla irtibatı sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapar.
  • Risk değerlendirmesi, kontrol, ölçüm ve araştırma, 6331/10

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 10: Risk değerlendirmesi, kontrol, ölçüm ve araştırma

    İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.

    Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır:
    a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu.
    b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi
    c) İşyerinin tertip ve düzeni
    ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu.

    İşveren (adına İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı birlikte ortaklaşa çalışarak), yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler.

    İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri; çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır.

    İşveren (adına İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı birlikte ortaklaşa çalışarak), iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar.

  • Tehlike sınıfının belirlenmesi, 6331/9

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 9: Tehlike sınıfının belirlenmesi

    İşyeri tehlike sınıfları; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 83 üncü maddesine göre belirlenen kısa vadeli sigorta kolları prim tarifesi de dikkate alınarak, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün Başkanlığında ilgili taraflarca oluşturulan komisyonun görüşleri doğrultusunda, Bakanlıkça çıkarılacak tebliğ ile tespit edilmiştir.

    İşyeri tehlike sınıflarının tespitinde, o işyerinde yapılan “asıl iş” dikkate alınır.

  • İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları, 6331/8

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 8: İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları

    İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının hak ve yetkileri

    İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının hak ve yetkileri, görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle kısıtlanamaz. Bu kişiler, görevlerini mesleğin gerektirdiği etik ilkeler ve mesleki bağımsızlık içerisinde yürütür.

    İşverene iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda rehberlik ve danışmanlık yapmak üzere görevlendirilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, görev aldığı işyerinde göreviyle ilgili mevzuat ve teknik gelişmeleri göz önünde bulundurarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları, tedbir ve tavsiyeleri belirler ve işverene yazılı olarak bildirir.

    Eksiklik ve aksaklıkların düzeltilmesinden, tedbir ve tavsiyelerin yerine getirilmesinden işveren sorumludur.

    İşverenin gerekli tedbirleri almaması durumunda

    Bildirilen eksiklik ve aksaklıkların acil durdurmayı gerektirmesi veya yangın, patlama, göçme, kimyasal sızıntı ve benzeri acil ve hayati tehlike arz etmesi, meslek hastalığına sebep olabilecek ortamların bulunmasına rağmen işveren tarafından gerekli tedbirlerin alınmaması hâlinde, bu durum işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanınca, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkili birimine, varsa yetkili sendika temsilcisine, yoksa çalışan temsilcisine bildirilir.

    Bildirim yapmadığı tespit edilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının belgesi üç ay, tekrarında ise altı ay süreyle askıya alınır.

    İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanına haksız yaptırım uygulama

    Bu bildirimden dolayı işvereni tarafından işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının iş sözleşmesine son verilemez ve bu kişiler hiçbir şekilde hak kaybına uğratılamaz. Aksi takdirde işveren hakkında bir yıllık sözleşme ücreti tutarından az olmamak üzere tazminata hükmedilir.

    İşyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının iş kanunları ve diğer kanunlara göre sahip olduğu hakları saklıdır. Açılan davada, kötü niyetle gerçek dışı bildirimde bulunduğu mahkeme kararıyla tespit edilen kişinin belgesi altı ay süreyle askıya alınır.

    Hizmet sunan kuruluşlar ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı, hizmet sundukları işverene karşı sorumludur.

    Çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali tespit edilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetki belgesi askıya alınır.

    İş güvenliği uzmanlarının görevlendirilmesi:

    İş güvenliği uzmanlarının görev alabilmeleri için;
    çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı,
    tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az (B) sınıfı,
    az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olmaları şartı aranır.

    Bakanlık, iş güvenliği uzmanlarının ve işyeri hekimlerinin görevlendirilmesi konusunda sektörel alanda özel düzenleme yapabilir. Sektörel düzenleme çerçevesinde maden ve yapı ile diğer sektörlerde öncelikli olarak hangi meslekî unvana sahip iş güvenliği uzmanlarının görev yapacağının ve bunların yanında görev yapacak diğer mesleklere sahip iş güvenliği uzmanlarının belirlenmesine dair usul ve esaslar, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenir.

    İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi (ISGB)

    Belirlenen çalışma süresi nedeniyle işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda; işveren, işyeri sağlık ve güvenlik birimi (ISGB) kurar. Bu durumda, çalışanların tabi olduğu kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen haftalık çalışma süresi dikkate alınır.

    Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı Görevlendirmesi

    Kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuata göre çalıştırılan işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı olma niteliğini haiz personel, gerekli belgeye sahip olmaları şartıyla asli görevlerinin yanında, belirlenen çalışma süresine riayet ederek çalışmakta oldukları kurumda veya ilgili personelin muvafakati ve üst yöneticinin onayı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilebilir. Bu şekilde görevlendirilecek personele, görev yaptığı her saat için (200) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarında ilave ödeme, hizmet alan kurum tarafından yapılır. Bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Bu durumdaki görevlendirmeye ilişkin ilave ödemelerde, günlük mesai saatlerine bağlı kalmak kaydıyla, aylık toplam seksen saatten fazla olan görevlendirmeler dikkate alınmaz.

    Kamu sağlık hizmetlerinde tam süreli çalışmaya ilişkin mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, işyeri hekimlerinin ve diğer sağlık personelinin işyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde görevlendirilmelerinde ve hizmet verilen işyerlerinde çalışanlarla sınırlı olmak üzere görevlerini yerine getirmelerinde, diğer kanunların kısıtlayıcı hükümleri uygulanmaz.

  • İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi, 6331/7

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Madde 7: İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin desteklenmesi

    İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için, kamu kurum ve kuruluşları hariç ondan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri faydalanabilir. Ancak, Bakanlar Kurulu, ondan az çalışanı bulunanlardan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebilir.

    Giderler, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından kısa vadeli sigorta kolları için toplanan primlerden kaynak aktarılmak suretiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finanse edilir. Uygulamada, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları esas alınır.

    Bu Kanun ve diğer mevzuat gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde; istihdam ettiği kişilerin sigortalılık bildiriminde bulunmadığı tespit edilen işverenlerden, tespit tarihine kadar yapılan ödemeler yasal faizi ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumunca tahsil edilir ve bu durumdaki işverenler, sağlanan destekten üç yıl süreyle faydalanamaz.

    Uygulamaya ilişkin olarak ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye, uygulamayı yönlendirmeye ve doğabilecek sorunları çözmeye Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilidir.

    a) İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için sağlanacak desteğin uygulanması.
    b) Destek sağlanacak ondan az çalışanı bulunan işyerlerinin özellikleri göz önünde bulundurularak; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenecek iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedellerinin tespiti, destek olunacak kısmı ve ödenme şekli.
    c) Destekten faydalanabilecek işyerlerinin taşıması gereken şartlar.
    ç) İş sağlığı ve güvenliği hizmeti verecek kuruluşların özellikleri
    ile bunlara ilişkin usul ve esaslar çıkarılan şu yönetmelikle belirlenmiştir.

    Ayrıca etkinlik ve sürekliliğin sağlanması amacıyla; Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Sağlık Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve ilgili meslek kuruluşlarıyla iş birliği yapılmaktadır.