Etiket: iş kanunu

  • Çalışanların 2 Günlük Rapor Ücretini İşveren Mi Öder?

    Geçici iş göremezlik, sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresince geçici olarak çalışamama halidir.[1]

    Geçici iş göremezlik ödeneği, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde Kanunda belirtilen geçici iş göremezlik sürelerinde verilen ödenektir.[2]

    Hastalık, iş kazası, meslek hastalığı, analık halinde, durumun Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından alınmış istirahat raporu ile belgelenmesi  şartıyla, iş göremezliğe uğrayan sigortalıya Kurum tarafından geçici iş göremezlik ödeneği ödenmektedir.

    İş kazası, meslek hastalığında her gün için  analık halinde doğumdan önce ve sonra sekizer hafta, çoğul gebelik halinde doğumdan önceki süreye iki haftalık süre ilave edilerek her gün için geçici iş göremezlik ödeneği ödenir.

    Ancak hastalık halinde,  4/a kapsamında( hizmet akdi ile) çalışan sigortalıların aldığı istirahat raporlarının 3. Gününden başlayarak  iş göremezlik ödeneği ödenir. Kurum  raporun ilk iki günü için ödeme yapmamaktadır.

     5510 Sayılı Yasa 18. Madde 1. Fıkrası b bendi ;

    4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamındaki sigortalılardan hastalık sigortasına tabi olanların hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğraması halinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için, geçici iş göremezlik ödeneği verilir.”  hükmünü içermektedir.

    Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 40. Maddesinde de Kanun hükmü tekrar edilmiştir.

    Kurum uygulamasının yasal dayanağı belirtilen hükümlerdir.

    İşçiler Kurumdan alamadıkları iki günlük iş göremezlik ücretini işverenden isteyebilir mi?

    İş Kanunu  32. Maddesi; “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.” hükmünü  taşımaktadır.

    Bu hüküm gereği, kural olarak ücret ancak bir iş karşılığı ödenir. Bunun istisnaları, yani çalışmadan çalışmış gibi ücret ödenmesi gereken günler(  hafta tatili, bayram, yıllık izin gibi)  kanunda ayrıca sayılmıştır.[3]  Hastalık halinde alınan raporlarda, SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği verilmeyen ilk  iki gün için  işveren tarafından ücret ödenip ödenmeyeceği  konusunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte; son yıllarda Çalışma Bakanlığı müfettişleri tarafından  yapılan teftişlerde 2 günlük hastalık raporları üzerinde durulduğu ve işverenin ödeme yapmasının istendiği bilinmektedir. Bu uygulamaya gerekçe olarak ta,  İş Kanunu’nun “Geçici İş göremezlik” başlıklı 48/2 . Maddesi ve 49/4 maddesi  gösterilmektedir.

    İş Kanunu 48/2. Md.  “ Hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilir.”

    İş Kanunu 49/4 Md. “Hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere 46, 47 ve 48 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri uygulanmaz. Ancak bunlardan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışanlara ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük ücreti ödenir.” Hükümleri yer almaktadır.

    İş Kanununda yer alan bu düzenlemeler, ücretin bir iş karşılığı olması gerektiği kuralının istisnasıdır.

    İlgili maddelerde aylık ücretli işçilerden bahsedilmiştir. Aylık ücrette ayın kaç gün olduğu önemli değildir. Belirlenen ücret,  ay kaç gün olursa olsun değişmez, maktu olarak işçiye ödenir. Oysa günlük ücret belirlendiğinde, işçinin aldığı ücret, ayın 28,29 ya da 30,31 gün olmasına göre değişir.

    Söz konusu maddelerde aylık ücretli çalışanlardan bahsedilmiş olduğundan, aylık maktu ücretle çalışanların hastalık nedeniyle rapor almaları  durumunda, SGK tarafından ödeme yapılan tutar mahsup edilecek ve SGK nun ödeme yapmadığı ilk iki gün işveren tarafından ödenmek zorunda kalınacaktır.

    Maktu aylık  belirlenmemiş,  işçi günlük, saatlik ücretle çalışıyor ise hastalık raporlarında işveren ilk iki gün için ücret ödemek zorunda kalmayacaktır. Çünkü bu şekilde ücret alanlar için İş Kanunu 48/2 veya 49/4. Maddedeki gibi istisnai bir düzenleme yoktur. Aksine İş Kanunu 25/I-b son fıkrada işçinin sağlık sebebi ile  iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemeyeceği belirtilmiştir.

    Sonuç itibariyle hastalık raporlarında, ilk iki gün için ücret ödenmek istenmiyor ise “aylık ücret” yerine, günlük, saatlik ücret şekillerinin seçilmesi uygun olacaktır. 

    [1] Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 38/1.md.

    [2] Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 38/2.md

    [3] 4857 Sayılı İş Kanunu 44,46,47,57.md

    Kaynak: SMMM Lütfi GÜLBENK (http://www.gulbenkmusavirlik.com/_calisanlarin-2-gunluk-rapor-ucretini-isveren-odemeli-mi-104.html)

  • Sağlık Bakanlığı Kadın Çalışanlar Hakkında Düzenleme

    T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI
    Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Hastane Hizmetleri Başkan Yardımcılığı

    Sayı : 87307621-622saglikbakanligi
    Konu : Görüş

    KAMU HASTANELERİ BİRLİĞİNE

    (Genel Sekreterlik)

    İlgi: a) 29/08/2013 tarih ve 633669 sayılı yazımız.

    b) Hukuk Müşavirliği’nin 31/10/2013 tarih ve 227182 sayılı yazısı.

    24/07/2013 tarihli ve 28717 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşullan Hakkında Yönetmelik ve 16/08/2013 tarihli ve 28737 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik hükümlerinin Kurumumuza bağlı sağlık tesislerinde görev yapan kadın çalışanlar bakımından uygulanıp uygulanamayacağı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104 üncü maddesinin (D) fıkrasında düzenlenen “Kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde birbuçuk saat süt izni verilir. Süt izninin hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanılacağı hususunda, kadın memurun tercihi esastır.” hükmünde geçen “günde” ibaresinden günlük mesai olan 8 saat mi yoksa tüm8-16 veya 24 saat çalışmaların hepsinin aynı şekilde “gün” olarak düşünülüp toplamda 1,5 saat süt izni mi verilmesi gerektiği, günde 8 saat mesai yapan personelin kullanacağı süt izni süresi 1,5 saat olarak hesaplanacak ise 24 saat nöbet tutan ve ertesi 2 gün izin kullanan personelin kaç saat süt izni kullanacağı hususlarında hasıl olan tereddütlerin giderilmesine ilişkin olarak, Kurumumuz Hukuk Müşavirliğinin ilgi (b) sayılı cevabi

    yazısında;

    22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 73 üncü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 30 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 24/07/2013 tarihli ve 28717 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde, “Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı tş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki işyerlerinde on sekiz yaşını doldurmuş kadın çalışanların gece postalarında çalıştırılmalarını kapsar.” hükmü; “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, “Gece postası: 4857 sayılı İş Kanununun 69 uncu maddesinde belirtilen gece çalışma sürelerini kapsayan ve yedi buçuk saati geçmeyen çalışma zamanını, ifade eder” hükmü; 5 inci maddesinde, “Kadın çalışanlar her ne şekilde olursa olsun gece postasında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz.” hükmü ve “Gebelik ve analık durumunda çalıştırılma yasağı” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Kadın çalışanlar, gebe olduklarının doktor raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar, emziren kadın çalışanlar ise doğum tarihinden başlamak üzere kendi mevzuatlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla bir yıl süre ile gece postalarında çalıştırılamazlar.” hükmü düzenlenmiştir.

    Mezkür Yönetmeliğin “Uygulamada öncelik” başlıklı 11 inci maddesinde ise; “(1) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında öncelikle çalışanın tabi olduğu ilgili mevzuat hükümleri dikkate almır.(2) 6331 sayılı Kanun kapsamında olup kendi özel mevzuatlarında hüküm bulunmaması halinde çalışanlar açısından bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.” hükmü mevcuttur.

    Yine 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 30 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanan ve 16/08/2013 tarihli ve 28737 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2 inci maddesinde, “Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı tş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki kadın çalışan çalıştıran işyerlerine uygulanır.” hükmü; “Uygulamada öncelik” başlıklı 5 inci maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında öncelikle çalışanın tabi olduğu ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınır. (2) 6331 sayılı Kanun kapsamında olup kendi özel mevzuatlarında hüküm bulunmaması halinde çalışanlar açısından bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.” hükmü; “Gece çalışması” başlıklı 8 inci maddesinde ise, “(1) Kadın çalışanlar, gebe olduklarının sağlık raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar geçen sürede gece çalışmaya zorlanamazlar. (2) Yeni doğum yapmış çalışanın doğumu izleyen bir yıl boyunca gece çalıştırılması yasaktır. Bu sürenin sonunda sağlık ve güvenlik açısından sakıncalı olduğunun sağlık raporu ile belirlendiği dönem boyunca gece çalıştırılmaz.” hükmü düzenlenmiştir.

    Yukarıda bahsi geçen ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan Yönetmeliklerin 6331 sayılı Kanun kapsamındaki işyerlerine uygulandığı, mezkür Kanun’un 2 nci maddesine göre, bu Kanun’un; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dahil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulandığı hususu nazar a alınarak, mezkür Yönetmelik hükümlerinin Kurumumuza bağlı sağlık tesislerinde de uygulanacağı düşünülebilir ise de;

    4857 sayılı Iş Kanunu’nun “Gece çalıştırma yasağı” başlıklı 73 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olan, “Onsekiz vasim doldurmuş kadın isçilerin gece postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir” hükmü ve bu hükme dayanılarak hazırlanan Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin, onsekiz yaşını doldurmuş kadın işçiler bakımından uygulanabileceği, ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışma saat ve usulünün tesbiti” başlıklı 101 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “(Değişik: 132/2011-6111/105 md.) Günün yirmidört saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan Devlet memurlarının çalışma saat ve şekilleri kurumlarınca düzenlenir.” hükmünün; Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmeliğin 11 inci ve Gebe veya Emziren

    Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin 5 inci maddelerinde yer alan, “Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında öncelikle çalışanın tabi olduğu ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınacağı, 6331 sayılı Kanun kapsamında olup kendi özel mevzuatlarında hüküm bulunmaması halinde çalışanlar açısından bu Yönetmelik hükümleri uygulanır” düzenlemesi bakımından, uygulamada önceliği olduğu sonucuna varılarak, günün 24 saatinde hizmetin sürekliliği esasına göre faaliyette bulunulan sağlık tesislerinde Devlet memuru statüsünde görev yapan kadın çalışanlar bakımından bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı düşünülmektedir.

    Yine, 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Gece süresi ve gece çalışmaları” başlıklı 69 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Çalışma hayatında “gece” en geç saat 20.00’de başlayarak en erken saat 06.00’ya kadar geçen ve her halde en fazla onbir saat süren dönemdir.

    Bazı işlerin niteliğine ve gereğine göre yahut yurdun bazı bölgelerinin özellikleri bakımından, çalışma hayatına ilişkin “gece” başlangıcının daha geriye alınması veya yaz ve kış saatlerinin ayarlanması, yahut gün döneminin başlama ve bitme saatlerinin belirtilmesi suretiyle birinci fıkradaki hükmün uygulama şekillerini tespit etmek yahut bazı gece çalışmalarına herhangi bir oranda fazla ücret ödenmesi usulünü koymak veyahut gece işletilmelerinde ekonomik bir zorunluluk bulunmayan işyerlerinde isçilerin gece çalışmalarını vaşak etmek üzere yönetmelikler cıkartılabilir.

    İsçilerin gece çalışmaları vedibucuk saati geçemez.” hükmü vazolunmuştur. Böylelikle işçilerin gece çalışma usulleri düzenlenmiş, söz konusu maddenin son fıkrasında yer alan tüm işçilerin gece çalışmalarının yedibuçuk saati geçemeyeceği hükmüne paralel olarak da, Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinde, “Kadın çalışanlar her ne şekilde olursa olsun gece postasında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz.” Hükmü getirilmiştir. Bu kapsamda konu değerlendirildiğinde de, ilgili Yönetmelik hükümlerinin Devlet memuru olarak görev yapan kadın çalışanları kapsamadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

    Yukarıda ayrıntılı olarak Kurumumuza bağlı sağlık tesislerinde görev yapan kadın çalışanlar için ilgili Yönetmelik hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiği izah edilmeye çalışılmış ise de, uygulamada Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmeliğin “Gebelik ve analık durumunda çalıştırılma yasağı” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Kadın çalışanlar, gebe olduklarının doktor raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar, emziren kadın çalışanlar ise doğum tarihinden başlamak üzere kendi mevzuatlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla bir yıl süre ile gece postalarında çalıştırılamazlar.” hükmü ile Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmeliğin “Gece çalışması” başlıklı 8 inci maddesinde yer alan, “(1) Kadın çalışanlar, gebe olduklarının sağlık raporuyla tespitinden itibaren doğuma kadar geçen sürede gece çalışmaya zorlanamazlar.(2) Yeni doğum yapmış çalışanın doğumu izleyen bir yıl boyunca gece çalıştırılması yasaktır. Bu sürenin sonunda sağlık ve güvenlik açısından sakıncalı olduğunun sağlık raporu ile belirlendiği dönem boyunca gece çalıştırılmaz.”

    hükümlerinin kadın memurlar bakımından uygulanıp uygulanmayacağı ya da nasıl uygulanması gerektiği hususunda tereddüte düşüldüğü görülmektedir. Yapılan açıklamalara ilaveten, söz konusu düzenlemelerin, kendi mevzuatında hüküm bulunan Devlet memuru personel bakımından uygulanamayacağı, bu kişiler için 657 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinin ikinci fıkrasında sarih bir biçimde düzenlenen “Ancak, kadın memurlara; tabip raporunda belirtilmesi halinde hamileliğin yirmi dördüncü haftasından önce ve her halde hamileliğin yirmi dördüncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki iki yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez. Engelli memurlara da isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez.” hükmünün uygulanmasına devam olunacağında bir tereddüt bulunmamaktadır.

    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104 üncü maddesinin (D) fıkrasında düzenlenen “Kadın memura, çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin hangi saatler arasında ve günde kaç kez kullanılacağı hususunda, kadın memurun tercihi esastır.” hükmünde geçen “günde” ibaresinden günlük mesai olan 8 saat mi yoksa tüm 8-16 veya 24 saat çalışmaların hepsinin aynı şekilde “gün” olarak düşünülüp toplamda 1,5 saat süt izni mi verilmesi gerektiği, günde 8 saat mesai yapan personelin kullanacağı süt izni süresi 1,5 saat olarak hesaplanacak ise 24 saat nöbet tutan ve ertesi 2 gün izin kullanan personelin kaç saat süt izni kullanacağı hususuna gelince; bu durumda, 657 sayılı Kanun’un 101 inci maddesi ve Yataklı Tedavi Kurumlan İşletme Yönetmeliğinin ilgili maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Yataklı Tedavi Kurumlan işletme Yönetmeliğinin “Nöbet Türleri” başlıklı 42 nci maddesinde “Nöbet hizmetleri evde nöbet, normal, acil, branş nöbeti olarak dört şekilde yürütülür. Acil ve branş nöbetlerinin hangi hallerde, tutulacağı hastanenin türüne, iş durumuna, personel mevcuduna, hizmetin gereklerine göre baştabib tarafından tesbit edilir. Eğitim Hastanelerinde de uzman ve uzmanlık eğitimi görenlerden kimlerin hangi nöbete gireceklerini ve ne nöbeti tutacaklarını da baştabib tesbit eder.

    A) İcapçı nöbeti (Ev nöbeti): Uzman adedi nöbet tutacak miktarlardan az, fakat birden fazla olan kurumlarda uzmanlar sırayla ev nöbetini tutarlar. Bunun için aylık ev nöbet listeleri hazırlanır. Ev nöbetçisi mesai saatleri dışında kurumun idari ve tıbbi her türlü gereklerinden sorumludur. Ev nöbetçisi akşam vizitlerini yapmaya, mesai dışında bulunduğu yeri bildirmeye, kuruma her davette gelmeye mecburdur.

    B) Normal Nöbetler: Mesai saatleri dışında personelin mesai başlangıç saatini değiştirerek veya vardiye sistemi ile gördürülemeyen veyahut bunların dışında kalan hizmetlerin yürütülmesi için düzenlenen nöbet şeklidir. Bundan amaç; ilgili hizmetin mesai saati dışındaki devamını sürdürerek idari ve tıbbi hizmetlerde süreklilik sağlamaktadır.

    Acil nöbetler: Uzman durumu müsait olan kurumlarda lüzum görülen branşlar için normal nöbete ilave olarak ayrıca acil nöbeti konulabilir. . Acil nöbeti tutanlar bir başka nöbete dahil edilmezler. Acil nöbeti tutan uzmanın talebi üzerine yapılacak, çağrıya ilgili dal uzmanı ve diğer personel uymaya zorunludur.

    C) Branş nöbeti: Birden fazla genel cerrahi, iç hastalıkları klinikleri ve kadın hastalıkları ve doğum kliniği bulunan yataklı tedavi kuramlarında uzman ve klinik

    adedi göz önüne alınarak acil hizmet için kliniklere bütün personeliyle birlikte branş nöbeti tutturulabilir… Branş nöbetlerini üstlenen klinikler o dalın acillerinin yatarak tedavi hizmetlerini de ifa ederler ve bu klinik personeline başkaca nöbet hizmetleri

    verilmez.” düzenlemesi mevcuttur.

    657 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince, kadın memurlara hamileliğin yirmi dördüncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki iki yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemeyeceğinden, analık izni süresinin bitiminden itibaren 657 sayılı Kanun’da öngörülen dönem ve sürelerde doğum izni kullanan personele icap, branş ve diğer gece nöbeti/vardiyası görevinin verilemeyeceği, ancak 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na ve 663 sayılı KHK’ya göre Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşu olan Kurumumuzun eşit, kaliteli ve verimli sağlık hizmeti sunulmasından sorumlu ve yetkili bulunduğu, hak ve özgürlüklerin ise kamu hizmetinin yürütülmesine engel olacak şekilde kullanılmaması gerektiği dikkate alındığında, 657 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği gece nöbeti/vardiyası görevi yapamayan kadın memurlara gündüz mesaisinde ve hafta sonu gündüz saatlerindeki nöbet/vardiya görevi verilerek iş dağılımının yapılabileceği ve bu personele analık izni süresinin bitiminden itibaren ilk altı aylık dönem için günde 3 saat ve ikinci altı aylık dönem için günde 1,5 saat süt izni verilmesinin kanuni zorunluluk olduğu, gece nöbeti ve vardiyası olmamakla birlikte günlük mesai süresinin üzerinde çalışılan sağlık tesislerinde çalışan kadın memurlara verilecek süt izni süresinin, günlük 1,5 ve 3 saatlik süt izni sürelerinin çalışılan süreyle oranlanmak suretiyle hesaplanarak kullandırılması yönünde işlem tesis edilmesi gerektiğinin mütalaa edildiği bildirilmiştir.

    Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.

  • İSG Sözlük

    İSG Sözlük, İş sağlığı ve Güvenliği alanında kullanılan genel terimlerin tanımlarını içeren her zaman güncel ve aktif bir sayfadır. Bu sayfada iş sağlığı ve güvenliği alanında sık kullanılan ifadelerin mevzuattaki karşılıklarını ve hangi mevzuatla ilgili olduklarını bulabilirsiniz. Ayrıca bazı tanımlar için hazırlanmış yönetmelikler nedeniyle konuyla ilgili detaylı bilgiye ulaşabilmeniz için doğrudan linkler de sunulmuştur.

    İSG Sözlük mevzuata dayalı güncel bilgileri takip edebilmek için bu sayfayı takipte kalabilirsiniz.

    İSG Sözlük

    İşçi: Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi denir. (4857 sayılı İş Kanunu Madde 2)

    işveren: İşçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren denir. (4857 sayılı İş Kanunu Madde 2)

    İş ilişkisi: işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. (4857 sayılı İş Kanunu Madde 2)

    İş Yeri: İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime iş yeri denir. (4857 sayılı İş Kanunu Madde 2)

    [box type=”note” align=”” class=”” width=””]İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da iş yerinden sayılır.

    İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. [/box]

    İşveren Vekili: İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. (4857 sayılı İş Kanunu Madde 2)

    [box type=”note” align=”” class=”” width=””]İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Mevzuatta işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır.

    İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. [/box]

    Çalışan: Kendi özel kanunlarındaki statülerine bakılmaksızın kamu veya özel işyerlerinde istihdam edilen gerçek kişi (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Çalışan temsilcisi: İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalara katılma, çalışmaları izleme, tedbir alınmasını isteme, tekliflerde bulunma ve benzeri konularda çalışanları temsil etmeye yetkili çalışan (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Destek elemanı: Asli görevinin yanında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda özel olarak görevlendirilmiş uygun donanım ve yeterli eğitime sahip kişi (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Eğitim kurumu: Bu Kanun ile bu Kanuna dayanılarak düzenlenen alt mevzuat hükümleri uyarınca eğitim vermek üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum ve kuruluşlar (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Genç çalışan: Onbeş yaşını bitirmiş ancak onsekiz yaşını doldurmamış çalışan (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    İş Güvenliği Uzmanı: Usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik eleman (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    İşveren: Çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    İşyeri: Mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile çalışanın birlikte örgütlendiği, işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen işyerine bağlı yerler ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçları da içeren organizasyon (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    İşyeri hekimi: İş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, işyeri hekimliği belgesine sahip hekim (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    İşyeri sağlık ve güvenlik birimi: İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütmek üzere kurulan, gerekli donanım ve personele sahip olan birim (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Konsey: Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Kurul: İş sağlığı ve güvenliği kurulu (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Ortak sağlık ve güvenlik birimi: Kamu kurum ve kuruluşları, organize sanayi bölgeleri ile Türk Ticaret Kanununa göre faaliyet gösteren şirketler tarafından, işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sunmak üzere kurulan gerekli donanım ve personele sahip olan ve Bakanlıkça yetkilendirilen birim (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Önleme: İşyerinde yürütülen işlerin bütün safhalarında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak için planlanan ve alınan tedbirlerin tümü (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Risk: Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimali (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Risk değerlendirmesi: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmalar (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Tehlike: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyeli (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Tehlike sınıfı: İş sağlığı ve güvenliği açısından, yapılan işin özelliği, işin her safhasında kullanılan veya ortaya çıkan maddeler, iş ekipmanı, üretim yöntem ve şekilleri, çalışma ortam ve şartları ile ilgili diğer hususlar dikkate alınarak işyeri için belirlenen tehlike grubu (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Teknik eleman: Teknik öğretmen, fizikçi, kimyager ve biyolog unvanına sahip olanlar ile üniversitelerin iş sağlığı ve güvenliği programı mezunları (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Diğer sağlık personeli: İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde görevlendirilmek üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, diğer sağlık personeli belgesine sahip ebe, hemşire, sağlık memuru, acil tıp teknikeri, acil tıp teknisyeni, çevre sağlığı teknikeri veya çevre sağlığı teknisyeni diplomasına sahip olan kişiler (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Çalışan sağlığı merkezi (ÇASMER): Sağlık Bakanlığına bağlı, işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri sunmak üzere bu Kanun kapsamında Bakanlıkça yetkilendirilen, gerekli donanım ve personele sahip birim (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

    Ekipman muayene kuruluşu: İşin yapılmasında kullanılan her türlü makine, alet, ekipman, tesis, teçhizat, cihaz ve koruyucu sistemlerin iş sağlığı ve güvenliği yönünden; mevzuat, ilgili standart ve kontrol kriterlerine uygun kullanımının sağlanması ve sürdürülmesi adına bakım veya muayene, test ve kontrol yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilen kuruluşlar (6331 sayılı İSG Kanunu Madde 3)

  • İş Sözleşmesi Tanım ve Şekli – 4857 sayılı İş Kanunu (madde 8)

    Tanım ve şekil

    Madde 8 – İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.

    Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.

    Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur.

  • İş Türü ve Çalışma Biçimlerini Belirleme – 4857 sayılı İş Kanunu (madde9)

    Türü ve çalışma biçimlerini belirleme serbestisi

    Madde 9 – Taraflar iş sözleşmesini, Kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilirler.

    İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmî süreli yahut deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir.

  • Sürekli ve süreksiz işlerdeki iş sözleşmeleri – 4857 sayılı İş Kanunu (madde 10)

    Sürekli ve süreksiz işlerdeki iş sözleşmeleri

    Madde 10 – Nitelikleri bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir.

    Bu Kanunun 3, 8, 12, 13, 14, 15, 17, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 34, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 75, 80 ve geçici 6 ncı maddeleri süreksiz işlerde yapılan iş sözleşmelerinde uygulanmaz. Süreksiz işlerde, bu maddelerde düzenlenen konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.

  • Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmeleri – 4857 sayılı İş Kanunu (madde 11)

    Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi

    Madde 11 – İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.

    Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.

    Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.

  • Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ayırımı – 4857 sayılı İş Kanunu (madde 12)

    Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ayırımın sınırları

    Madde 12 – Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin süreli olmasından dolayı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz.

    Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiye, belirli bir zaman ölçüt alınarak ödenecek ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatler, işçinin çalıştığı süreye orantılı olarak verilir. Herhangi bir çalışma şartından yararlanmak için aynı iş yeri veya işletmede geçirilen kıdem arandığında belirli süreli iş sözleşmesine göre çalışan işçi için farklı kıdem uygulanmasını haklı gösteren bir neden olmadıkça, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan emsal işçi hakkında esas alınan kıdem uygulanır.

    Emsal işçi, iş yerinde aynı veya benzeri işte belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçidir. İş yerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o iş kolunda şartlara uygun bir iş yerinde aynı veya benzer işi üstlenen belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi dikkate alınır.

  • Kısmi süreli ve tam süreli iş sözleşmeleri – 4857 sayılı İş Kanunu (madde 13)

    Kısmi süreli ve tam süreli iş sözleşmesi

    Madde 13 – İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir.

    Kısmî süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmî süreli olmasından dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz. Kısmî süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir.

    Emsal işçi, iş yerinde aynı veya benzeri işte tam süreli çalıştırılan işçidir. İş yerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o iş kolunda şartlara uygun iş yerinde aynı veya benzer işi üstlenen tam süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi esas alınır.

    İşyerinde çalışan işçilerin, niteliklerine uygun açık yer bulunduğunda kısmî süreliden tam süreliye veya tam süreliden kısmî süreliye geçirilme istekleri işverence dikkate alınır ve boş yerler zamanında duyurulur.