Prostat Hastalıkları Merkezi’nde hangi tedaviler uygulanıyor?

Prostat, özellikle üreme fonksiyonlarındaki etkisi açısından erkekler için son derece önemli bir organ. Bununla birlikte prostatta meydana gelen sorunların hem erkeğin yaşam kalitesini düşürmesi hem de farklı sağlık sorunlarını beraberinde getirmesi konunun önemini arttırıyor.

Özellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan prostat hastalıkları, enfeksiyonlar ve prostat büyümesi olarak ayrılıyor. Prostatın iyi huylu ve kötü huylu büyümesine bağlı olarak da sorunlar farklılaşıyor. Konunun detaylarını Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İlhan Ofluoğlu anlattı.

Özellikle prostat kanserinin tedavisinde son yıllarda çok önemli gelişmeler yaşandı. Ve buna bağlı olarak da artık prostat kanseri erken yakalandığında yüzde 100’e yakın kür elde etmek mümkün olabiliyor. Da Vinci Robotik Cerrahi de bu gelişmelerin başında yer alan teknolojilerden birini oluşturuyor.

Prostat hastalıkları neden önemli?

Prostat erkeklerde önemli bir organ ve burada birçok hastalık ortaya çıkabiliyor. Buradan salgılanan bazı enzimler, üreme faaliyetlerinin gerçekleşmesinde ve sperm fonksiyonlarının oluşturulmasında da etkili. Zamanla prostatın büyümesine bağlı olarak birçok hastalık gelişebiliyor. Prostatta iyi ve kötü huylu olmak üzere iki tip büyüme görülüyor ve tedavileri de buna göre farklılaşıyor. Prostatta otaya çıkan bir diğer sorun da enfeksiyonlar. Bunlar da hastanın yaşantısını çok ciddi oranda etkileyen ve mutlaka tedavi edilmesi gereken sorunlar.

Prostatta enfeksiyonlar neden ve nasıl ortaya çıkıyor?

Enfeksiyonlar, ani gelişen akut ve uzun süredir olan kronik enfeksiyonlar olarak ikiye ayrılıyor. İdrar şikayetleri apış arası dediğimiz bölgede ağrıyla kendini gösteriyor. Sıklıkla bakteriyel ve enfeksiyon ajanlarıyla ortaya çıkıyor. Bu enfeksiyonlar tedavi edilmediği zaman kronik ve iltihabi bir duruma neden oluyor ve hastayı sürekli rahatsız ediyor. Bu durum sıklıkla çok cinsel ilişkiye giren erkeklerde ortaya çıkıyor; bu kişiler önemli risk grubunu oluşturuyor. Ayrıca partnerinde bir enfeksiyon olan erkekler de risk grubunda yer alıyor. Fakat bazen bu riskler olması bile sadece bir enfeksiyon ajanı da tek başına idrar yolu enfeksiyonu oluşturduktan sonra ikincil olarak prostat enfeksiyonu gelişmesine zemin hazırlayabiliyor.

Enfeksiyon tedavisinde hangi yöntemler kullanılıyor?

Daha çok genç erişkinlerde görülen bir sorunda tanı koyabilmek için mutlaka idrar ve prostat sıvılarının değerlendirilmesi gerekiyor. Tedavi yaklaşımında daha çok antibiyotikler yer alıyor. Bunun yanında birtakım ısı tedavileri ve hatta prostatın alınmasına kadar giden farklı tedavi yöntemleri var. Ancak bunlar için hastanın doğru tanılanması gerekiyor. Eğer hasta tedavi edilmezse kısa zamanda hastalık kronikleşiyor ve bu noktaya gelen prostat enfeksiyonlarının tedavisi zorlaşıyor. Çünkü enfeksiyonlar ilaçlara karşı dirençli hale geliyor ve hastanın yaşam konforunu bozabiliyor.

40 yaşından sonra erkeklerin ortak sorunu: Prostat büyümesi

Prostat neden büyüyor?

Prostat bir bez yapısı. Dışında bir kapsül ve içinde de iki ceviz büyüklüğünde organ bulunuyor ve içerisinden idrar kanalı geçiyor. Prostat içlerinden biri, PSA olan enzimler salgılıyor. Bunun sperm fonksiyonlarının gelişmesinde önemli rolü var. Prostat yaşla birlikte büyümeye başlıyor. Normalde 20 gr. olan prostat 40’lı yaşlara gelindiğinde 40-50 gr.’a kadar yükseliyor. Bu büyüme sırasında idrar kanalına baskı yaparak idrarın dışarı rahat çıkmasına engel olabiliyor. Erkeklerin yüzde 50’sinde bu durum ortaya çıkıyor ve bunların da yaklaşık yüzde 40’ında bu sorunlar gözleniyor. Prostat büyümesinin kesin sebebi bilinmemekle birlikte, genetik ve hormonal faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. Çünkü yaşla birlikte erkeklik hormonunun azalarak östrojen hormonunun artması ve bu dengesizlik prostatın büyümesi ile sonuçlanabiliyor.

Her erkekte prostat büyümesi hastalık yaratıyor mu?

Her büyüme şikayet oluşturmayabiliyor. Ancak büyümeye bağlı idrar yolunda tıkanma yaşanıyorsa o zaman hastada idrar semptomları oluyor. Sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, idrarda yanma, çatallanma başta olmak üzere, idrarın akımı ile ilgili sorunlar ortaya çıkarabiliyor. En fazla ilerlediği noktada da idrar çok ince akmaya ve en sonunda da idrar yapamamaya kadar giden bir tablo ortaya çıkıyor.

Tedavide amaç ne?

Tedavi ya prostatı küçültmeye ya da yolu rahatlatmaya yönelik oluyor. İlaçlarla prostat yolu gevşetilerek idrarın rahat çıkışı sağlanabiliyor. Bu tedaviden hasta fayda görmezse, minimal invaziv yöntemlerle hastaya zarar vermeden prostat tıraşlanarak yol açılıyor. Kullanılan yöntemlerin başında lazer cihazı kullanılarak yapılan prostat ameliyatları, plazma kritik yöntemiyle yapılan ameliyatlar geliyor. Eğer prostat 100 gr.’ın üzerine çıkmışsa, açık ameliyatla mesane açılarak prostat tümden çıkarılıyor. Bu ameliyat sonrasında hasta ikinci gün taburcu olabiliyor ve iki günlük dinlenmeden sonra da normal hayatına dönüyor.

Ameliyatların komplikasyonları var mı?

Hastaların da özellikle merak ettikleri konu, ameliyattan cinsel fonksiyonlarının etkilenip etkilenmeyeceği oluyor. Bu ameliyatların kısa ya da uzun dönemde ciddi komplikasyonları yok. Gerek erkeklik fonksiyonu üzerine, gerekse idrar kaçırma üzerine ciddi bir yan etkisi görülmüyor. Ancak ameliyat çok efektif olarak ve doğru sınırlar içinde yapılmazsa bu fonksiyonlar üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor. Bu nedenle deneyimli hekim ve hastane seçimi büyük önem taşıyor.

İyi huylu prostat büyümesi tedavisinde Greenlight XPS lazer uygulamaları

Riskli hasta gruplarında kanamasız bir ameliyat yöntemi olan ve kısa sürede aktif yaşantıya dönüşü sağlayan Greenlight lazerle, prostat ameliyatlarının son yıllarda popülaritesi artmış durumda. Kapalı prostat ameliyatlarının, son yıllarda gelişen lazer teknolojilerinin son aşamalarından biri olan Greenlight XPS sistemi ile daha sorunsuz yapılabildiğini söyleyen Üroloji Uzmanı Op. Dr. İlhan Ofluoğlu, bu yöntemin avantajlarını anlattı:

“Greenlight lazer tedavisi, iyi huylu prostat alınması (TURP) ameliyatına eşit ancak daha az sorunlu klinik sonuçlar sunuyor. 100’den çok klinik makale ve yayınlanan 150 çalışma sonucunda, Greenlight’ın güvenliği ve etkinliği kanıtlamış durumda. 150 gr. ve daha büyük prostatlarda tek seansta yapılamayan TURP ameliyatlarında 180 watt’lık son nesil Greenlight XPS cihazı ile tek seansta daha kısa sürede başarılı ameliyatlar yapılabiliyor. Sıvı emilimi veya kan nakli riski olmayan bu işlemin uygulanması sonrasında sertleşme işlev bozukluğu oranı da yüzde birden az. İşlem sonrasında sonda kullanım süresi ortalama 14 saat civarındayken tahriş belirtileri de çok hafif oluyor.

Prostat kanseri en sık görülen kanserler arasında ilk sıralarda yer alıyor

Prostat kanserinin önemi nereden kaynaklanıyor?

Prostatın dış zonundan kaynaklanan bir tümördür. Prostatın normal büyümesinin hayati bir tehlikesi yok. Ancak bununla birlikte prostat kanserinin gelişmesi ve bunun tedavi edilmemesi hastanın yaşam süresine etki ediyor. Erken tanıyla birlikte yüzde 100’e yakın başarı elde edilen ve geç tanıda yaşam şansı oldukça düşen bir kanser. Ve bu özelliği açısından da ayrı bir önem taşıyor. Bunun yanında prostat kanserinin akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanserler arasında ilk sıralarda yer alması sorunun önemini daha da artıyor.

Erken tanıyla yüzde 100 başarı sağlanan bir kanser olduğu belirtiliyor. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Prostat kanseri, hiçbir belirti vermeden ilerlediği için düzenli sağlık kontrolleri tanısında çok önemli. Bu nedenle PSA’nın düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerekiyor. Normal PSA değerinin limitleri belli; 65 yaşın altında limit 2.5’tir. Bu limitin üzerine çıkılmışsa makattan girilerek yapılan prostat biyopsisi ile teşhis konuluyor.

Bir diğer tanı yöntemi de rektal tuşe. Makattan girilerek yapılan prostat muayenesinde, prostatın bir bölümünde sertlik olması önemli bir bulgu. PSA ve rektal tuşe ile birlikte yüzde 90 tanı konuluyor. Ailesinde birinci derece yakınlarında prostat kanseri olanların 40 yaşından sonra yılda bir kere, ailesinde prostat kanseri olmayan kişilerin ise 45 yaşından sonra her yıl PSA’larına bakılması gerekiyor. Erken tanı için yıllar içindeki değişimleri görebilmek şart.

Genel olarak hastalar ne zaman hekime başvuruyor?

Hastalarımızda artık PSA’nın önemine ilişkin bilinç oluştu. Gerek aile hekimi muayenelerinde gerekse rutin sağlık kontrollerinde, check-up’larında hasta PSA için üroloji uzmanına yönlendiriliyor. Hatta birçok hasta bilinçli olduğundan tahlil ve hatta biyopsilerini yaptırarak bize başvuruyorlar.

Prostat kanseri tanısı konan hastaya nasıl bir tedavi uygulanıyor?

Kanser tanısı konan hastada amaç prostatın kapsülle birlikte çıkarılması. Adete bir portakal gibi olan prostat, kabuğu ile birlikte ve içeride hiçbir prostat dokusu kalmayabiliyor. Daha sonra idrar kanalı, idrar kesesine anostomoz yapılarak prostat dışarı alınıyor. Ameliyat sonrasında patolojinin verdiği rapora göre hastalığın derecesi belirlenerek tedavide sonraki adım saptanıyor.

Bu ameliyatlar açık, laparoskopik ve robotik cerrahi ile olmak üzere farklı şekillerde yapılabiliyor. Son yedi yıldır bütün dünyada prostat kanserleri ameliyatlarının büyük çoğunluğu robotik olarak gerçekleştiriliyor. Ülkemizde de ilk kez kamu hastaneleri arasında Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesi’nde kullanılan bu yöntem giderek yaygın kullanılmaya başlandı.

Prostat kanseri tedavisinde robotik cerrahi fark yaratıyor

Prostat cerrahisinin robotik olarak yapılması hastaya ne sağlıyor?

Prostatın bulunduğu yer itibariyle, hekim için bu noktada ameliyat yapmak çok güç. Ayrıca açık cerrahide çok kanama olduğu için hastanın ayağa kalkması 20 günü buluyor. Hem hastanın mobilizasyonu hem uzun hastane yatış süreleri ve hem de cerrahi konfor açısından bakıldığında robotik cerrahi önemli avantaj sağlıyor. Yine bu hastalıkta ameliyatın temel sorunları idrar kaçırma, erkeklik fonksiyon bozuklukları ve içeride kanserli dokunun kalması oluyor. Açık cerrahide, bu alanlar açısından daha fazla risk bulunuyor. ‘Hastaya daha az zarar verme’ ilkesi artık dünya tıbbında daha fazla gelişen ve yayılan bir düstur haline geldi. Her ne kadar laparoskopik cerrahi gelişse de uzun öğrenme dönemi, cerrahın ayakta çalışması zorunluluğu, kamera koordinasyonunun kendinde olmaması gibi bazı sorunları bulunuyordu. 2003 yılında robotik cerrahinin gelişmesi bu alanda hekim ve hasta açısından devrim niteliğinde bir gelişme oldu.

Robotik cerrahi kullanımının yarattığı fark ne?

Robotik cerrahi kapalı ameliyatın en üst versiyonu. Hekim bir konsolda oturuyor ve hastaya robotun kolları yerleştiriliyor. Hastanın başında sadece asistan kalıyor. 20 kat büyütme özelliği olan robotik ameliyatta sinirler daha iyi görülüyor, kanama daha az oluyor. Bir saat içinde tamamlanan ameliyat sonrasında hasta ertesi gün taburcu oluyor ve bir hafta sonra da işine başlayabilir duruma geliyor.

Uygulanamayacak hasta grubu var mı?

Çok obez olan hastalarda, tümörü prostatın dışına taşmış olan hastalarda ve daha önce radyoterapi almış hastalarda uygulanamayabiliyor.

Prostat kanseri tedavisinde cerrahi sonrası yaklaşım nasıl?

Cerrahi sonrasında tümör prostatla sınırlıysa hiçbir şey gerekmiyor. Ancak patoloji sonrasında prostatın çevresinde de tümör saptanırsa ilave tedavilere geçiliyor. Ameliyat sonrasında PSA’ların normale gelmesi gerekiyor. Hastalar PSA değerleri ile takip ediliyor ve değerlerde herhangi  bir artış saptanırsa nüks olarak değerlendirilerek ilave tedaviler yapılıyor. Daha ziyade lokal nüksler prostat yatağında olabiliyor. Ancak bununla birlikte lenf nodları ve kemik metastazları da daha sonra gelişebiliyor. Ama onlar da ilaçlarla kontrol altına alınabiliyor.

Prostat kanseri agresif mi ilerler?

Prostat kanseri lokal ve erken evre ise agresif değildir. Ama bir bölüm prostat kanseri agresif yapıda ve bunlara erken müdahale edilmediği taktirde çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Bunların ayrımını yapmak şu an için çok zor olduğundan her prostat kanseri alınıyor. En sık kemik metastazı yaptığından, bu olursa ilaç tedavisine rağmen yaşam süresi kısalıyor. Ameliyat sonrasında üç ayda bir olmak kaydıyla, ilk iki yıl PSA’larla değerlendiriliyor. Daha sonra sorun çıkmazsa sıklığı altı aya uzuyor. Bu değerler beş yıl boyunca normal olarak seyrederse tam kür sağlanmış denilebiliyor.

Açık ameliyatın riskli olduğu durumlara neştersiz ameliyat; HIFU

Robotik cerrahinin uygulanamadığı bazı hasta grupları da var. Özellikle açık ameliyatın riskli olduğu durumlarda, radyoterapiden sonraki nüks durumlarında başarıyla kullanılabilen bir yöntem var; ‘Noninvaziv-Ablatherm HIFU (High Intensity Focused Ultrasound) teknolojisi’. Bu, dünyada tedavide kullanımı gün geçtikçe artan, güvenilirliği bilimsel çalışmalarla ispatlanmış, operasyon sonrası hızlı iyileşme süresine olanak tanıyan, her prostat kanseri endikasyonu olan hastada uygulanabilen bir teknoloji.

Bu tedavi seçeneği; Evre T1-T2’de olan lokalize prostat kanserli hastalara, gerek yaşları gerekse durumları veya herhangi bir hastalıktan dolayı radikal prostatektomi uygulanamayan hastalara uygulanabildiği gibi cerrahiye alternatif minimal invazif yöntemi tercih eden hastalara da tavsiye ediliyor. Ayrıca, daha önce radyoterapi almış veya radikal prostatektomi geçirmiş ve tekrar lokal nüks gösteren hastalarda da ‘kurtarma’ tedavisi olarak kullanılabiliyor.

Medistate Kavacık Hastanesi hakkında 26 makale
Bu yazı Medistate Kavacık Hastanesi tarafından kullanıcılarımızı bilgilendirmek üzere haber ajansı üzerinden paylaşılmıştır. Yazı içeriğinden kaynak gösterilen kişi/kurum sorumludur. Kaynak gösterilmeden yayımlanmış yazıların içeriği ve telif haklarıyla ilgili şikayetlerinizi bize her zaman iletişim sayfasından iletebilirsiniz. Bu sitedeki yazılar kullanıcılarını bilgilendirmek için yayınlanmıştır. Rahatsızlığınızın tanısı veya tedavisi için önerilerde bulunmaz, doktorunuzun tavsiyelerinin yerine geçmez. Site kullanıcıları site kullanım koşullarını bu sayfada okumuş ve kabul etmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.