Alerji Deri Testleri

Günümüzde alerji ve alerji ile ilgili şikâyetler ne yazık ki birçoğumuzun sorunu haline gelmiştir. Oldukça farklı mekanizmalarla gelişen birçok alerjik hastalığa tanı konulması aşamasında hastalığın özelliğine göre farklı laboratuvar tetkiklerinin yapılması gerekmektedir. Bilimsel yaklaşımlar ile çoğu zaman bu hastalıklara kolayca tanı konulması mümkün olmaktadır. Bu süreçte alerjenler ile yapılan deri testleri en önemli aşamalardan birini oluşturmaktadır. Ancak diğer tetkikler gibi alerjenlerle deri testlerinin yapılmasına karar verilmesi ve daha da önemlisi yorumlanması hususunda alerji ve klinik immünoloji uzmanlarının deneyimi çok önemlidir.

Alerjenler ile yapılan deri testleri hususunda kimi zaman sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunların çoğu alerji deri testlerinin uygulanması ve yorumlanması sırasında yapılan yanlışlıklardan kaynaklanmaktadır. Halkımız arasında da alerji testleri hakkında yer eden yanlış algıların sonucunda alerji ya da benzer şikâyetleri olan hastalar kimi zaman hekim kararı olmadan doğrudan alerji testi yaptırma isteği ile başvuru yapmaktadır. Bu durum yanlış tanı konulmasına, gereksiz tedavilere ve sağlık giderlerinde artışa neden olmaktadır. Bilgiye kolayca ulaşabildiğimiz çağımızda halkımıza yönelik doğru bilgilendirilmelerin yapılması ile bu ya da benzer sorunların önüne geçilebilecektir.

Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği olarak bu konuda halkımıza yönelik bilgilendirmeleri sürekli yapmaya devam ediyoruz. Alerjenler ile yapılan deri testleri hakkında bilinmesi gereken bazı önemli bilgileri sizler için hazırladık.

Alerjenler ile yaptığımız deri testleri alerjik hastalıkların tanısına yardımcı olmak amacıyla yapılmaktadır. Alerjik hastalıklar bağışıklık sistemimizin vücudumuza yabancı ancak zararsız maddelere karşı farklı mekanizmalar ile yanıt vermesi sonucu gelişir. Örneğin hepimizin sorunsuz tükettiği inek sütü ya da yumurta bazı kişilerde bu istenmeyen reaksiyonlara neden olabilir. Bahar mevsiminde polenlere ya da ev tozu akarlarına karşı hepimiz maruz kalıyoruz. Ancak alerjisi olan kişilerde bunlar çeşitli organlarımızda alerjik reaksiyonlara neden olarak astım, alerjik rinit, egzama, anafilaksi gibi hastalıklar gelişmektedir.  Alerji deri testleri işte bu hastalıklara neden olan alerjenlerin tespit edilmesi amacıyla yapılmaktadır. Tespit ettiğimiz bu alerjenlerden hastalarımızın kaçınmasını sağlamaya çalışıyoruz. Sorumlu alerjenlerin belirlenmesi çok önemli bir süreçtir. Çünkü bu alerjenler astım ataklarına, burun ya da gözde alerjik şikâyetlere ve anafilaksi gibi ciddi reaksiyonlara neden olabilir.

Ancak sorumlu alerjenlerin belirlenmesinde her zaman deri testleri yeterli olmayabilir. Tanı sürecinde diğer tetkiklerin yapılması gerekebilir. Bu sürecin en iyi alerji ve klinik immünoloji uzmanları tarafından yürütülmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz.

Alerjik hastalıkların tanısında kullanılan birçok test yanında alerji deri testleri tüm Dünya da olduğu gibi ülkemizde de alerji ve klinik immünoloji uzmanları tarafından yapılmaktadır. Çünkü alerji deri testlerini uygulama becerisi kazanmak için yetkin eğiticiler eşliğinde yapılandırılmış eğitim teknikleri ile hem teorik hem de uygulama eğitiminin alınmış olması gerekir. Test süreci çok önemlidir. Alerjenlerin seçimi, uygulama yöntemleri, alınması gereken önlemler ve sonuçların yorumlanması ancak bu konuda deneyimli alerji ve klinik immünoloji uzmanları tarafından yapılması gerekmektedir.

Alerji deri testleri sırasında nadiren de olsa istenmeyen hatta yaşamı tehdit edebilen reaksiyonlar gelişebilmektedir. Bu nedenle deri testinin uygulanması sırasında yol açacağı olumsuz reaksiyonlar açısından risk analizinin de iyi yapılması ve tıbbi bazı önlemlerin alınması zorunludur.

Anafilaksi gibi bulgularla seyreden besin alerjisi olan hastalarda deri testlerinin yapılma kararı ancak klinik bulgular ve kanda spesifik IgE düzeyi değerlendirmesi yapıldıktan verilebilir. Kimi zaman çok şiddetli semptomu olan hastalarda yapılmaması gerekmektedir. Dolayısıyla alerji ve klinik immünoloji uzmanı bu konuda yetkilendirilmiştir.

Hayır. Alerjenlerle yapılan deri testleri her yaş grubunda yapılmaktadır. Yaş sınırlaması yoktur.

Çoğu zaman alerji testlerinin yapılması acil değildir. Alerjik reaksiyon gelişmişse hastanın durumuna göre 4-6 ara verilmesi gerekmektedir. Bazı ilaçlar deri testi yanıtını etkilediğinden hastanın kullanmakta olduğu veya yakın zamanda kullandığı ilaçlar gözden geçirilmelidir. Bunların yanında genel olarak eklemek gerekirse deri testleri gelişebilecek ani sistemik reaksiyonlara müdahale edebilecek bir hekim gözetiminde yapılmalıdır.

Alerji deri testlerinin yapılması ile ilgili sorun olsa bile hastanın klinik öyküsü ve fizik muayene bulgularına göre tedaviye gecikmeden başlanabilir ve/veya sakınma önlemleri alınabilir. Bu kararı hekiminiz alabilir. Uygun şartlarda sağlandığında hasta tekrar değerlendirilerek testler yapılabilir.

Çoğunlukla yaşanan sorunlardan biri de bu konuda yaşanmaktadır. Akut şikayetleri olan hastalarda yani ürtiker (kurdeşen) anjioödem ya da anafilaksi geçirenlerde test yapılmaması en az 4-6 hafta ara verilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Duyarlılaşmanın düzeyini ya da yeni duyarlılaşmaları tespit etmek amacıyla alerji deri testlerinin tekrar yapılıp yapılmama kararını ancak deneyimli alerji ve klinik immünoloji uzmanları verebilir.  Hastanın kliniği ve yaşı da bu konuda yol göstericidir. Gereksiz tekrarların hastada duyarlılaşmaya ya da reaksiyon riskinde artışa neden olabileceğini unutmamak gerekir.

Alerji deri testlerini sorumlu alerjenleri belirlemenin dışında daha da detaylandırarak bazı hastalarımızda immünoterapi (aşı tedavisi) gerekliliğini tespit etmek amacıyla da yapıyoruz. Alerjen cinsi, çeşitliliği immünoterapi kararının verilmesinde son derece önemlidir. Ayrıca ilaç alerjisi olan hastalarımıza desensitizasyon (duyarsızlaştırma) gibi işlemler yapabilmek için de ayrıntılı deri testlerinin yapılması gerekmektedir.

Besin alerjisine bağlı anafilaksi gelişen hastalarda besin yükleme testinin yapılmasına karar vermek amacıyla da yapılmaktadır. Bu karar deri testleri yanında diğer yardımcı laboratuvar tetkikleriyle birlikte verilmektedir.

Testlerin uygulanması konusunda standartlar aynıdır. Ancak alerjen panelinin içeriği hastanın kliniğine ve alerjenin cinsine göre değiştirilebilmektedir. Bu kararlar alerji ve klinik immünoloji uzmanları tarafından verilebilir. Örneğin çok yaygın olarak polenler ile yapılan alerji testlerinde bile bazı durumlarda değişiklik yapılmasına ihtiyaç duyulabilir. Havadaki polenlerin yoğun olduğu dönemlerde eğer hastanın şikayetleri de fazla ise testler ertelenebilir ya da alerjenlerin sulandırılması gerekebilir.

Besin alerjenleri ile yapılacak testlerde bazı durumlarda “prik to prik” uygulamalar yani besinin kendisi ile test yapılabilir.

Arı sokmaları gelişen alerjik reaksiyonlarda alerjenlerin sulandırılması ya da klinik bulguların şiddetine göre yapılıp yapılmayacağı ancak deneyimli hekimler tarafından belirlenmiş protokoller çerçevesinde verilebilir.

İlaç alerjilerine tanı konulması sürecinde yapılacak testler farklı özellikler taşımaktadır. Test yapılacak alerjen yani ilaç konsantrasyonunun belirlenmesi, test sürecinin çok uzun sürmesi ve içerdiği riskler nedeniyle özel öneme sahiptir.  İlaçlar ile testler planlandığında her ilaçla ilgili farklı test protokolünün bulunduğunu bilmek gerekir. Testlere bağlı yalancı pozitiflikler ilaçlarla yapılan testlerde daha fazla olabilir. Bu testler ilacın cinsine göre uzun (günler) sürebilir. Bu süreci ancak deneyimli hekimler yürütebilir.

Günümüzde yapılan en sık yanlışlıklardan biri de alerji deri testi sonuçlarına göre tanı konulması ve gereksiz tedaviye başlanılmasıdır. Deri testinin pozitif olması alerjene karşı duyarlı olunduğunun işaretidir. Ancak hastanın şikâyetlerinden sorumlu olmayabilir. Bu sonuçların yorumlanması ancak deneyimli hekimler tarafından yapılabilir. Çok sık olarak alerji ya da benzeri şikâyetleri olan hastalarda iyi bir öykü alınmadığından gereksiz çok sayıda alerjenler ile (özellikle besinler) deri testi yapılmaktadır. Test sonuçlarına göre kimi zaman hastanın sorunsuz tükettiği besinler kısıtlanmakta ya da gereksiz tedavi başlanmaktadır.

Diğer yandan deri testlerinde pozitiflik yalancı olabilir. Yani uygulama tekniğine ya da hastanın cilt yapısındaki özelliklere göre test yapılan alerjenlere bağlı olmayan kızarıklıklar ve şişlikler oluşabilir. Besin alerjenleri ve ilaçlarla yapılan testler sırasında bu yalancı pozitiflikler sıkça meydana gelmektedir. Sonuç olarak alerji deri testlerinin basit bir test olmadığını kişiye ve alerjenlere özgü düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgulamak gerekir.

Hayır.  Astım, alerjik nezle, atopik dermatit, besin alerjisi ve anafilaksi gibi alerjik hastalıklar IgE aracılı olmayan mekanizmalarla da gelişmektedir. Bu hastalarda yapılan deri testlerinin negatif olması hastalığın olmadığını göstermez. Hastanın öyküsü ve diğer tanısal metotlar ile sorumlu alerjenler belirlenmeye çalışılır. Yani deri testi negatif olsa bile hasta astım, alerjik nezle, atopik dermatit ya da besin alerjisi olabilir. Halkımız arasında oluşan bu yanlış algının düzeltilmesi ancak doğru bilgilendirmenin yapılması ile sağlanabilir.

Tekrar vurgulamak gerekirse alerjenler ile yapılan deri testleri ancak tanıya yardımcı olabilen bir testtir. Çünkü pozitif deri testleri ancak hastanın şikayetleri ile uyumlu olduğunda anlamlı olabilir. Diğer yandan deri testinin negatif olması alerjik hastalığın olmadığını dışlamaz. Dolayısıyla alerji deri testlerinin sonuçları (pozitif ya da negatif) ancak hastanın şikayetleri ile birlikte değerlendirildiğinde anlamlı olabilir. Test sonucu negatif olan bir hasta besinleri tükettiğinde sorunlar yaşayabilir ya da inek sütü ile deri testi pozitif olan hasta sorunsuz şekilde inek sütünü herhangi bir şikayeti olmadan tüketebilir. Yani duyarlı olmak ile alerjik hastalığı olmak oldukça farklı bir durumdur.

Hayır. Alerjik hastalıklar farklı immünolojik mekanizmalar (IgE aracılı ve IgE aracılı olmayan) ile gelişebilmektedir. Yapılan deri testleri ile alerjene karşı IgE yanıtı var ise pozitif yanıt oluşur. Ancak birçok alerjik hastalık IgE aracılı olmayan mekanizmalar ile gelişmektedir. Astım, alerjik nezle, atopik dermatit gibi alerjik hastalıklarda IgE aracılı olmayan mekanizmalarla da gelişebilir. Bu hastalarda yapılan deri testlerinin negatif olması hastalığın olmadığını göstermez.

Bu konuda besin alerjisi şüphesi olan hastalarda yapılan deri testleri ile sorunlar yaşanmaktadır. Kanlı ya da mukuslu kaka ile başvuran bebeklerde genellikle IgE aracılı olmayan mekanizmalar rol oynamaktadır. Dolayısıyla yapılan deri testlerinin büyük çoğunluğu negatif olarak sonuçlanmaktadır. Ancak kimi zaman çok fazla sayıda testler yapılmaktadır. Kliniği ile uyumsuz olan sonuçlara göre diyet düzenlemeleri yapılarak çocuğun gelişimini olumsuz etkileyecek riskli uygulamalarla karşılaşılmaktadır. Bu durumun ekonomik açıdan da hastaya olumsuz bir yük getirdiği bilinmelidir.

Sağlığınız için yaşam boyu el ele…

saglikdanisma
saglikdanisma hakkında 20405 makale
Bu yazı saglikdanisma.NET editörü tarafından yayınlanmadan önce TIP DOKTORU tarafından değerlendirilmiş ve bilimsel doğruluğu onaylanmıştır. Yazı içeriğinden kaynak gösterilen kişi/kurum sorumludur. Kaynak gösterilmeden yayımlanmış yazıların içeriği ve telif haklarıyla ilgili şikayetlerinizi bize her zaman iletişim sayfasından iletebilirsiniz. Bu sitedeki yazılar kullanıcılarını bilgilendirmek için yayınlanmıştır. Rahatsızlığınızın tanısı veya tedavisi için önerilerde bulunmaz, doktorunuzun tavsiyelerinin yerine geçmez. Site kullanıcıları site kullanım koşullarını bu sayfada okumuş ve kabul etmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.