OZON TEDAVİSİ

Ozonla gelen sağlık…

Hastalıkları tedavi etmek ya da hastalıkların tedavi edilmesine yardımcı olmak amacıyla ozon gazının değişik yollarla vücuda verilmesi olarak tanımlanan ozon tedavisi, romatizmal hastalıklardan bel ve boyun fıtıklarına, myofasial ağrı olarak tanımlanan inatçı kas ağrılarına kadar pek çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor.

Özellikle son yıllarda fizik tedavinin ilgi alanına giren romatizmal ağrılar, eklem kireçlenmeleri, omuz ağrıları, bel ve boyun fıtıkları gibi birçok hastalıkta yeni tedavi yöntemleri sıklıkla kullanılmaya başlandı. Ozon tedavisi ve PRP gibi yöntemlerin komplikasyonlarının az olması kullanımını daha cazip hale getiriyor. Bu tedavi yönteminin detaylarını Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. İlker Garipoğlu’ndan dinledik.

Ozon tedavisi ne zamandan beri kullanılıyor?

Medikal ozon tedavisi ya da ozon terapi, hastalıkları tedavi etmek ya da hastalıkların tedavi edilmesine yardımcı olmak amacıyla ozon gazının değişik yollarla vücuda verilmesi olarak tanımlanabilir. İtalya ve Almanya kaynaklı bir tedavidir. Ozon yüksek dozlarda verildiğinde zararlı etkiler doğurabiliyor, bu nedenle, medikal ozon tedavisinde uygulanan saf ozon değil; düşük oranda ozon ve büyük oranda oksijen gazı karışımıdır. Oksijen içindeki ozonun miktarı ise tedavi edilen hastalığa ve uygulama yöntemine göre değişiklik gösteriyor.

Ozon hastalıklara nasıl etki ediyor?

Ozon üç oksijen atomundan oluşmuş olup (O3) unstabil bir molekül. Vücuda verildiğinde hemen peroksidlere dönüşüyor. Peroksidler, güçlü oksidan moleküller olduğundan bu güçlü oksidanlara karşı vücut tüm antioksidan sistemlerini devreye sokuyor. Buna da terapötik şok etkisi denir. Böylece vücutta damar tıkanıklığı, dolaşım-oksijenlenme bozukluğu, romatizmal hastalık, sinir basısı gibi durumların olduğu bölgelerde oluşan oksidan moleküller nötralize ediliyor. Bu sayede özellikle ağrı azaltılıp iyileştirici etki oluşuyor. Gözlemler ve yapılan araştırmalar, ozonun henüz tam açıklanamayan başka etkilerinin de olduğunu destekliyor.

Ozon tedavisi hastaya nasıl veriliyor?

Ozon tedavisinin uluslararası kabul görmüş çok çeşitli uygulama şekilleri var. Tedavi şeklinin seçimi her hastalığa göre değişeceği için hangi yöntemin kullanılacağı hekim tarafından belirleniyor.

Bel fıtığı tedavisine farklı bir yaklaşım

Ozon tedavisi bel fıtığında da kullanılıyor mu?

Ozon tedavisinin bel fıtıklarının tedavisinde kullanımı eski olmakla beraber, bu konudaki bilimsel çalışmalar görece daha yeni. Özellikle son yıllardaki araştırmalar ozon enjeksiyonlarının bel fıtığının tedavisinde güvenilir ve etkin bir yöntem olduğunu gösterdi. Bu çalışmalarda iki tip ozon uygulamasının bel fıtığında etkinliği gösterildi. Bunlarda biri intra-diskal dediğimiz bel fıtığının olduğu bölgeye, uzun özel iğnelerle bilgisayarlı tomografi eşliğinde yapılan uygulamalar. Diğer yöntem ise bizim de kendi kliniğimizde uyguladığımız yöntem olan ve fıtık seviyesinde belin yan kaslarına iki taraflı olarak standart enjektörlerle uygulanan yöntem. Paravertebral kaslardan ozon uygulamasında, sinir zedelenme ihtimali yok. Ayrıca bu yöntemde görüntüleme de gerekmediğinden hasta radyasyona maruz kalmıyor. Bir avantajı da intra-diskal yönteme göre daha ekonomik olması. Bu yöntemin intra-diskal yönteme göre belki de tek dezavantajı; bir kez değil, haftada en az bir, en fazla üç olacak şekilde, beş ile 15 kez arasında uygulama yapılması. Bu yöntem özellikle komplikasyonlar açısından son derece güvenli.

Belden yapılan ozon enjeksiyonundan en fazla yarar görecek hasta grubu hangisi?

Akut başlangıçlı, özellikle bacağa yayılan siyatalji şikâyeti olan fıtık hastaları. Kronik ve ameliyat olmuş hastalarda yöntemin başarı oranı düşüyor. Hasta ozon enjeksiyonu sonrası, 3-5 dakika ile 1-2 saat içinde geçen hafif bir yanma hissedebiliyor. Bu fıtık ağrısının arttığı şeklinde düşünülmemeli. Ozon enjeksiyonunun en önemli özelliği çok çabuk etki etmesi. Yani enjeksiyonu yaptıktan dakikalar sonra hasta bacağındaki ve belindeki ağrının azaldığını hissedebiliyor. Bu erken iyilik hali genelde hastanın tedaviden çok yarar göreceği anlamına geliyor. Devam eden enjeksiyonlarla beraber hastanın ağrısı giderek azalıyor ve genellikle 5 ile 15 seans arasında tam şifa ile sonuçlanıyor. Bel fıtığının gerçek tedavisinin, iyileştikten sonra bir daha tekrarının olmasını önlemekle olacağı her zaman akılda tutulmalı.

PRP ile hasta kendi kanıyla tedavi oluyor

PRP özellikle son beş yıldır giderek artan bir şekilde çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmış yeni ve doğal bir tedavi. Başlangıçta daha çok kozmetik ve anti-aging amaçlı kullanılmış olsa da son dönemlerde özellikle kas iskelet sistemi hastalıklarının tedavisinde de yerini almış bir yöntem. PRP yönteminde ilaç hastanın kendi kanından hazırlanıyor.

PRP nasıl elde ediliyor?

Hastadan yapılacak uygulamaya göre yaklaşık 10-20 cc kadar kan alınıyor. Bu kan özel olarak bu iş için hazırlanmış sistemlere konarak belli işlemlere tabi tutuluyor. Hastanın kan hücreleri dibe çöktürülüp, üst kısımda trombositten zengin bir plazma sıvısı elde ediliyor.

PRP vücutta nasıl etki ediyor?

Trombosit, temelde kanın pıhtılaşmayı sağlayan elemanı; içeriğinde büyüme faktörü ve bazı doğal koruyucu maddeler içeriyor. Trombositten zenginleştirilmiş plazma sıvısı doğal bir ilaç gibi etki gösteriyor. Yaralanmanın ve zedelenmenin olduğu tendon, kıkırdak gibi yapıların iyileşmesini hızlandırıyor.

Yumuşak doku hasarında da vücudun ilk cevabı trombositleri çağırmak oluyor. Büyüme ve iyileşme faktörleriyle yüklü trombositler, tamir elemanlarını ve kök hücrelerini hasarlı bölgeye çekmeye başlıyor. Ayrıca yeni damarların oluşmasına katkıda bulunarak o bölgenin kanlanmasını artırıyor. Kanlanmanın artması; hasarlı bölgenin daha iyi beslenmesi ve zararlı artıkların daha iyi atılması anlamına geliyor. PRP’nin ilginç bir özelliği de oldukça dengeli bir büyüme faktör kokteylli olmasıdır. PRP ile ihtiyaç duyulan faktörlerin tama yakını sağlanmış oluyor.

PRP hangi hastalıklara ve nasıl uygulanıyor?

Tedavi edilecek bölgeye göre 1-3 ml. kadar, bir kez ya da belli aralıklarla 2-3 kez enjeksiyon yapılarak uygulanıyor. Bugün PRP yöntemi; diz, omuz, kalça, boyun ve bel osteoartriti, omuz ağrıları, kronik plantar fasit, ön çapraz bağ yaralanmaları, pelvik ağrı ve instabilite, bel ve boyun ağrıları, ayak bileği burkulmaları, tenisçi ve golfçü dirseği, tendinitler, bağ zorlanmaları, menisküs yırtıkları, kas romatizmasında kullanılıyor. Hastalığa ve hastaya göre de enjeksiyon sıklığı belirleniyor.

PRP uygulamasının yan etkisi var mı?

PRP yönteminin yan etkisi yok. Yalnızca yapıldığı bölgede geçici bir ağrı ve şişme yapabiliyor. Bu etki 1-2 gün içinde kendiliğinden geçiyor ve herhangi bir zararı yok.

Medistate Kavacık Hastanesi hakkında 26 makale
Bu yazı Medistate Kavacık Hastanesi tarafından kullanıcılarımızı bilgilendirmek üzere haber ajansı üzerinden paylaşılmıştır. Yazı içeriğinden kaynak gösterilen kişi/kurum sorumludur. Kaynak gösterilmeden yayımlanmış yazıların içeriği ve telif haklarıyla ilgili şikayetlerinizi bize her zaman iletişim sayfasından iletebilirsiniz. Bu sitedeki yazılar kullanıcılarını bilgilendirmek için yayınlanmıştır. Rahatsızlığınızın tanısı veya tedavisi için önerilerde bulunmaz, doktorunuzun tavsiyelerinin yerine geçmez. Site kullanıcıları site kullanım koşullarını bu sayfada okumuş ve kabul etmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.