CİLT LEKELERİ

Cilt lekelerinden kurtulmak mümkün mü?

Özellikle yaz aylarından sonra renklerinde belirgin artış gözlenen cilt lekelerinin mutlaka ciddiye alınıp kontrol edilmesi gerekiyor. Lekelenmelerden korunmak içinse aşırı güneşten kaçınılması ilk kural!

Sağlıklı bir cilt, sağlıklı bir bedenin aynası gibidir. Bu nedenle hemen hepimiz pürüzsüz ve lekesiz bir cilde sahip olmak isteriz. Ancak cildimizde bazıları doğumdan itibaren var olan, bazıları da yaşlanmaya veya uzun süre güneşe maruz kalmaya bağlı olarak farklı lekeler ortaya çıkabiliyor.

İnsan derisi farklı hücre çeşitlerinden oluşmuş kompleks dinamik bir organ. Deriye rengini veren ise melanin. Melanin pigmentinin ciltte birikimi ile lekelenmeler oluşuyor. Hormonal değişiklikler, güneş ışınlarına uzun süre maruz kalma, gebelik, genetik yapı, kimyasallar ve hormon içeren ilaçlar, ciltte leke oluşumuna neden olan faktörler arasında sıralanıyor. Güneşe maruz kalan bölgelerde güneşin etkisiyle ortaya çıkan lekelenmeler, şekil olarak da farklı özellik gösterebiliyor. Tüm lekeler güneşe maruz kaldıklarında koyulaşıyor. Bu nedenle yaz aylarından hemen sonra cildimizdeki lekelenmelerin arttığını görebiliyoruz. Peki bu lekelerin hangileri zamanla geçer? Hangileri önemsiz? Hangileri sağlık açısından önemli ve tedavi edilmesi gerekiyor? Nasıl bir tedavi uygulanmalı?

Hormonal değişiklikler, güneş ışınlarına uzun süre maruz kalma, gebelik, genetik yapı, kimyasallar ve hormon içeren ilaçlar ciltte leke oluşumuna neden olan faktörler.

LEKE TÜRLERİ

Lekeler halk arasında çil olarak bilinen efelid, lentigo solaris, hormonal tipte leke olan melazma ve post inflamatuar hiperpigmentasyon, fitofotodermatit olarak sınıflandırılabilir.

Çiller; güneş gören bölgelerde çok sayıda ve düzensiz olarak ortaya çıkıyor. Genellikle üç yaş civarında görülen bu lekeler daha çok kızıl, sarışın ve açık tenli kişilerde yoğun görülüyor. Yaz aylarında belirginliği artarken kış aylarında neredeyse kayboluyor.

Lentigo solaris; güneşin UV ışınlarının etkili olduğu selim güneş lekeleridir. Güneş yanığı ve solaryuma bağlı olarak erken yaşlarda da ortaya çıkabiliyor. Bu lekelerde de açık tenliler risk altında. Güneş alan bölgelerde yoğun olarak rastlanan bu lekeler, yuvarlak ya da oval şekilde, sınırları düzensiz olarak kendini gösteriyor. Yaşla birlikte sayıları ve büyüklüğü artan bu lekeler, selim lezyonlar olmakla birlikte hastanın derisinin UV ışını hasarına eğilimli olduğunu gösteriyor. Genellikle yaşam boyu kalıcı oluyor.

Melazma; büyük çoğunluğu kadınlarda, özellikle de yüzün orta kısmında sonradan ortaya çıkan lekelerdir. Gebelik, menopoz, doğum kontrol hapı kullanımı, seks hormonlarındaki bozukluklar melazmaya neden olabiliyor. Koyu tenlilerde daha sık görülen bu lekelerde de UV ışınları tetikleyici. Tipik olarak genç erişkinlerde birkaç hafta gibi kısa sürede beliriyor. Gebeliğin sonlanması ya da etken olan ilacın kesilmesinden sonra melazma hafifleyebiliyor.

Lekeler ne zaman önem kazanıyor?

Lekelenmelerdeki değişikliklere dikkat edilmeli, birden fazla renk içeren, sınırları düzensiz, büyüyen, koyulaşan ve kalınlaşan lekeler mutlaka kontrol edilmeli.

Lekelerin tedavisinde kullanılan yöntemler neler?

Lekenin ve kişinin cildinin özelliklerine göre kullanılan yöntemler de değişebiliyor. Örneğin çillerin tedavisinde en etkin yöntemler kimyasal peeling ve lazer tedavileri. Sadece çillerde değil, tüm leke tedavilerinde etkin sonuç, lekelerin büyüklüğüne, bulunduğu yere ve derinliğine göre değişebiliyor. Bazılarında sadece lekelerin rengi soldurulabilirken, bazılarında tamamen ortadan kaldırılabiliyor. Melazma olarak tanımlanan lekelenmelerin tedavisinde daha çok lazer tedavisi ile sonuç alınabiliyor.

Ne zaman lazer tedavisi yapılıyor, etkinliği ne?

Lekelenmeler için lazer tedavisiyle bazen tek seansta başarı sağlanabildiği gibi bazen birkaç seans uygulama gerekebiliyor. Lazer; doğumsal lekelerde, güneşe bağlı oluşan lekelenmelerde, gebelikte oluşan lekelenmelerde, çillerde, akne lekelerinde ve yaşlanmaya bağlı lekelenmelerde uygulanabiliyor. Doğumsal olan lekeler dışında yüzde 90 başarı sağlanmakla birlikte, doğumsal lekelerde yüzde 70 yanıt alınabiliyor. Tabii cilt lekelenmelerinin azaltılmasında maskeler ve kremlerden de yararlanıyoruz.

Kimyasal peeling hangi durumlarda kullanılıyor?

Kimyasal peeling lekelenme tedavisinde oldukça sık kullandığımız bir yöntem. Etkisi melaninin uzaklaştırılmasına dayanıyor. TCA (triklorasetik asit) ile yüzeyel peeling veya yüksek konsantrasyonlarda etkin olarak tedavide başarı sağlamak mümkün olabiliyor. Diğer yaygın olarak kullandığımız peeling ajanı alfa hidroksi asitler, epidermal tip lekelenmelerde iyi yanıt sağlıyor. Bu peeling’in yan etkisi TCA ile yapılana oranla daha az.

ÖNLEMLER

Lekelerin oluşmasını önlemek için ne yapmalı?

Son yıllarda gelişen teknoloji lekelenmelerin tedavisinde önemli avantajlar sağladı. Lekelenme tedavilerinde çeşitli  kremler, lazer ve kimyasal soyma (peeling) ile yüzde 90’a varan başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Ancak tüm lekelenmelerden korunmak için öncelikle aşırı güneşten kaçınılmalı. Güneş lekelerine yatkınlığı olan kişiler yüksek korumalı kremler tercih etmeli ve üç saatte bir kremi yenilemeli. Unutulmaması gereken önemli bir noktaysa şu; leke tedavi edilse bile, sonrasında cildimizi lekenin ortaya çıkmasına neden olan faktörlere maruz bırakırsak leke tekrar ortaya çıkabilir.

Farklı yöntemler

Lekelenmelerin tedavisinde kullanılan bunların dışında farklı yöntemler var mı?

Elbette. Bunlardan biri Krioterapi; yani nitrojen ile dondurma yöntemi. Ancak bu yöntem yan etkisi açısından çok fazla tercih edilmiyor. Dermabrazyon yöntemi de yine yan etkileri nedeniyle standart bir tedavi yöntemi değil ancak alternatif tedavi olarak tercih ediliyor. Lazerler; selektif fototermoliz teorisine dayanılarak lekelenmelerin tedavisinde sık kullanılıyor ve bu yöntemle yüz güldürücü sonuçlar elde ediliyor. Diğer tedavilerin başarısız olduğu durumlarda tercih ediliyor.

Medistate Kavacık Hastanesi hakkında 26 makale
Bu yazı Medistate Kavacık Hastanesi tarafından kullanıcılarımızı bilgilendirmek üzere haber ajansı üzerinden paylaşılmıştır. Yazı içeriğinden kaynak gösterilen kişi/kurum sorumludur. Kaynak gösterilmeden yayımlanmış yazıların içeriği ve telif haklarıyla ilgili şikayetlerinizi bize her zaman iletişim sayfasından iletebilirsiniz. Bu sitedeki yazılar kullanıcılarını bilgilendirmek için yayınlanmıştır. Rahatsızlığınızın tanısı veya tedavisi için önerilerde bulunmaz, doktorunuzun tavsiyelerinin yerine geçmez. Site kullanıcıları site kullanım koşullarını bu sayfada okumuş ve kabul etmişlerdir.

İlk yorum yapan olun

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.