Gebelikte lazer epilasyon yapılır mı?

Deniz ve havuz sezonu geldi. Anne adaylarının kafasında istenmeyen tüylerden kurtulma konusunda şüphesiz pek çok soru işareti var.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, gebelikte istenmeyen tüylerden kurtulma yöntemlerini ve risklerini anlattı:

Gebelikte LAZER METODU

Lazer epilasyon, tüylerdeki koyu pigmenti hedef alır ve termal ya da mekanik olarak kıl folikülüne hasar verir. Lazer epilasyonun gebelik süresinde kullanımının güvenli olup olmadığına dair yapılmış çalışma yoktur. Bu nedenle çoğu sağlık merkezi, işlemin fetüs üzerine etkileri hakkında bilgi olmadığı için kaçınılmasını önerir.

ELEKTRİKLE YAKMA / İĞNELİ EPİLASYON (ELEKTROLİZ)

Bu yöntemin de fetus için güvenilirliği hususunda yeterli bilgi yoktur. Yine de elektroliz yaptırmayı tercih ederseniz ve bebeğinizi emzirmeyi düşünüyorsanız, son üç ay içinde göğüs bölgesine uygulama yaptırmayın. Gebeliğin sonlarına doğru karın bölgesi de hassaslaşacağından, bu bölgedeki tüyler için de işlem çok can yakıcı olabilir.

TERMOLİZ

Yüksek frekansa sahip elektrik akımı ile gerçekleştirilen iğneli epilasyondur. Diğer bir adı “flash iğneli epilasyon” dur. Akımın şiddetini cihaz otomatik olarak ayarlar, kullanıcı tarafından ekstra ayar yapılamaz. Aynı zamanda diatermi olarak da söylenebilir ya da radyofrekans, kısa dalga veya yüksek frekans şeklinde de.

Galvanik elektrolizde ise iletken olarak kimyasal maddeler kullanılır. İğne kıl köküne elektrik enerjisi aktarır ve kıl kökünün “sodyum hidroksit” üretmesini sağlar. SH ısınınca kıl kökü parçalanır. Yavaş, ağrılı ve yanıklara yol açabilen bir yöntemdir. Bu yöntem gebelikte önerilmez çünkü gebe ile cihaz arasında elektrik akımı dolaşır ve bebeğin etrafını çeviren amniotik sıvı yoluyla akım bebeğe de ulaşır. Çünkü amniotik sıvı elektrik akımını iletir. Bu nedenle galvanik işlem asla gebelik sırasında önerilmez.

AĞDA

Gebelik sırasında cildiniz dış etkenlere daha duyarlı ve reaksiyonel olabilir. Bu nedenle ağda öncesi ve sonrası antiseptik losyon kullanmayı unutmamak gerekir. İdeal koşullarda yapılırsa ağda hem ucuz hem de güvenilir bir yöntemdir.

KREM VE TÜY DÖKÜCÜLER

Tüy dökücülerde endişe yaratan husus; bunların içinde baryum sülfid tozu ve kalsiyum tiyoglikolat gibi kimyasalların bulunmasıdır. Ancak bunların kullanımı konusunun güvenli ya da zararlı olabileceği konusunda yapılmış çalışma bulunmamaktadır.

Herhangi bir kozmetiği uygulamadan önce cildinizin küçük bir alanına sürüp, tepki oluşup oluşmadığına bakın. Havayla temas edince keskin koku veren kimyasallar alerjik reaksiyon oluşturabilir.

TIRAŞLAMA

Gebelik esnasında uygulamak için en kolay alternatif olmasa da, jilet kullanarak tüylerin tıraşlanması hem ucuz hem de güvenilir bir yöntemdir. Üstelik eşinizin yardımıyla bu işlemi eğlenceli bir hale dönüştürebilirsiniz. İşlem sonrasında cildinizi yumuşak tutacak bir nemlendirici kullanmayı ihmal etmeyin. Üstelik E vitamini içeren nemlendiriciler tüylerin daha uzun sürede çıkmasına neden olarak tıraş yapma sıklığınızı da azaltır.

Hamilelerin yapabileceği 8 spor

gebelik bobrek agrisi

Seçtiğiniz egzersiz türü ne olursa olsun asla motivasyonunuzu kaybetmeyin. Gerçekten hoşlandığınız egzersizi yapın. Gebelik boyunca fit, sağlıklı ve zinde olmanın yüzlerce yolu olduğunu akıldan çıkarmayın. Yeter ki isteyin ve doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.

Sırtınızın ağrısı sizi öldürüyor, elleriniz, ayak bilekleriniz şiş ve uyuyamıyorsunuz. Başka bir ifadeyle hamilesiniz… İşte gebelikten kaynaklanan bu ağrı ve sızıları en aza indirmek ve istenmeyen yan etkilerden kurtulmak için en iyi yol egzersizdir. Aslında gebelik dönemindeki en önemli yanılgı, egzersiz yapmaktan korkmaktır.

GERÇEK TEHLİKE HAREKETSİZLİK

Çünkü gebelik hareket etme zamanıdır. Gerçek tehlike hareketsiz olmaktır. Çünkü hareketsizlik beraberinde fazla kiloları, yüksek kan basıncını, ağrı ve krampları hatta şeker hastalığına yatkınlığı beraberinde getirir. Unutmamak gerekir ki gebelik dönemi diabeti olan kadınların %60-70’i sonraki dönemde gerçek diyabete yakalanırlar.

Ayrıca egzersiz ruhsal anlamda sizi mutlu eder ve doğum sonrası da iyileşme sürecini kısaltarak, kiloları kolayca vermenize yardımcı olur.

gebelik bobrek agrisi

Peki gebelik boyunca egzersiz miktarı ne kadar olmalıdır?

Medical Park Göztepe Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen Eğer gebelikle ilgili tıbbi bir problem yoksa her gün en az 30 dakika egzersiz yapmak gerekir. En basit şekliyle; 30 dakika orta hızda yürüyüş ya da 10 dakikalık periyotlarla 3 kez merdiven çıkmak tarzında olabilir” diyor.

Tüm kardiovasküler egzersizlerin kan dolaşımını hızlandırdığını, kas tonusunu ve esnekliğinizi artırdığını belirten Op. Dr. Betül Görgen, hamilelerin yapabileceği 8 spor çeşidi hakkında şu bilgileri verdi:

Yüzme:

Yüzme ve suda yapılan egzersizler gebelik için mükemmeldir. Suyun kaldırma kuvveti kendinizi daha hafif ve hareketli hissetmenize neden olur. Ayrıca su bulantınızı azaltır, pozisyon ağrılarına ve şiş eklemlere iyi gelir.

Aktif Yürüyüş:

Zinde ve fit olmak için yürüyüşten daha kolay bir egzersiz yoktur. Üstelik özel bir ekipmana gerek olmadan, doğuma kadar yapabilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey rahat bir giysi ve spor ayakkabı.

Koşu:

Biraz daha hızlanalım mı? Kontrollü ve arada hızınızı azaltarak yaptığınız koşunun da metabolizmanıza katkısı yüksek olacaktır. Yeter ki yere sağlam basın ve eklemlerinizi incitmeyin.

Grup egzersizleri ve dans:

Yüksek tempolu olmayan aerobik egzersizleri ve danslar, kalp atışınızı hızlandırmak, mutluluk hormonlarını harekete geçirmek için mükemmel bir yoldur. Ancak büyüyen karnınızın dengenizi bozabileceğini unutmayın ve denge merkezinizi koruyun.

Salon Bisikleti:

Özellikle hafif ter atmak, kalp atışınızı güçlendirmek ve kaslarınızın doğal gerginliğini korumak için mükemmel bir yol. Ayrıca hızınızı kendinize göre ayarlamanız mümkün. Fakat bu sporu ilerleyen aylar için doktorunuza danışarak yapmakta fayda var.

Ağırlık kaldırma:

Her zamankinden bir seviye daha düşük ağırlık kaldırabilirsiniz.Çalışma setleriniz 3 ü geçmesin ve her sette 10 kez yapın.Ya da daha rahat olmak ve olası kazaları en aza indirmek için makinaları kullanabilirsiniz. Ağırlıksız yapılan tekrar egzersizlerinde doğru pozisyonlarda nefes alıp vermeyi unutmayın.

Pilates:

Gebeliğe uygun pilates kaslarınızı uzatır, iç enerjinizin dışa vurumunu sağlar. Kasların uzaması ve güçlenmesi sırt ve bel ağrılarınızı ortadan kaldırır. En önemlisi duruşunuzu düzeltir.

Yoga:

Hamile yogası, anne adayı için oldukça ideal bir spordur. Gevşeme, esneklik ve derin solumayla beraber doğum maratonuna mükemmel bir hazırlık sağlar. Fakat sıcak odada yapılan “Bikram Yoga”sından kaçınmalısınız.

Yaz Döneminde Anne Adaylarına Öneriler

Yaz dönemini gebeliğinizin ilk üç ayı içinde karşılıyorsanız sıkıntılarınız genel olarak artacaktır. Özellikle kokulara karşı hassasiyetin arttığı, kişilerin kendilerini yorgun, halsiz, iştahsız ve bulantı -kusmalarla geçirdikleri bu dönem içindeki aşırı sıcaklar tüm bu problemlerin biraz daha ağır geçmesine neden olabilecektir.

Gebeliğini yaz ayları içinde geçirmek zorunda olan gebelerde aşırı sıcağın getirdiği bir takım sıkıntılar olabilir. Samsun Medicana Hastanesi Op. Dr. Hatice Yağmurkaya Balkay bu dönemin daha rahat geçmesi için bilgi verdi;

Yaz ayları içinde gebeliğin genel olarak en rahat dönemi olan “ikinci trimester” yani ikinci üç aylık dönemi içindeyseniz ise nisbeten şanslı sayılırsınız. Genel olarak pek tolere edemeyeceğiniz şikayetleriniz olmayacaktır. Yine de, aşırı sıcak hava psikolojik geriliminizi bir miktar arttırabilir ve dönem dönem bir takım sıkıntılara göğüs germek zorunda kalabilirsiniz.

Yaz dönemini gebeliğinizin son üç ayı içinde karşılıyorsanız problemleriniz sizi oldukça rahatsız edici hale gelebilir. Aşırı alınan kilolar, vücuttaki ödemler hareket kabiliyetinizi engellerken nefes darlığı, çarpıntı, uykusuzluk, halsizlik gibi problemleri de beraberinde getibilir. Aşırı sıcak havanın verdiği eziyet ise zaman zaman sizi çaresiz kılabilir. Diğer yandan doğum ile ilgili endişeleriniz, korkularınız ve adeta zamanın akışını durdurarak sizi gün saymaya itebilir.

uzmanlardan-gebelere-saglikli-yaz-tatili-onerileri_c76acbf-670x345

YAZ DÖNEMİNDEKİ SIKINTILARLA BAŞ EDEBİLMENİZ İÇİN;

Gebeliğin ilk aylarındaysanız eğer; kokulardan uzak durun ve katı-kuru-yağsız gıdalar tüketin. Gebelikte özellikle ilk aylarda kokulara karşı bir hassasiyet artışı olur, bu da bulantı ve kusmaları arttırır. Bunun için özellikle mutfak kokuları ve ağır parfümlerden mümkün olduğunca uzak durun. Bu dönemi katı, kuru, yağsız gıdalarla geçirmeye çalışın.

Sabahları uyandıktan sonra baş ucunuzda duran galeta veya çubuk krakerleri tüketmeniz mide asidinizi bir miktar alarak sabah bulantılarınızı azaltacaktır.

Bulantıların aşırı olması durumunda ilaç kullanabilmeniz için hekiminize danışabilirsiniz.

Bol sıvı tüketin. Bulantı ve kusmalarınız çok fazla değil ve özellikle gebeliğinizin 3. ayınızı doldurmuşsanız bol miktarda su ve sulu gıda tüketimine önem verin. Günde 3 litre (yaklaşık 15 bardak) sıvı alımı pek çok probleminizi giderecektir.

Gebelikte daha sık olarak görülen idrar yolu enfeksiyonları, kabızlık, hemoroid (basur) gibi problemler ile birlikte gebeliğin erken doğum veya düşük tehtidi, oligohidramnion (bebeğin amnion suyunun normalden azlığı), rahim içi gelişme azlığı gibi pek çok durumlarında içilen suyun hayati önemi vardır. Özellikle gebeliğinizde seyahat etmeniz gerektiğinde vücudunuzun sıvı gereksinimi de artacaktır.

Aşırı sıcak ve güneşten kendinizi koruyun. Gebelikte vücutta salınan bazı hormonlar güneş ışınlarına karşı cildin duyarlılığı arttırarak özellikle yüz, karın ve memelerde kahverengi lekelenmelere neden olabilir.Alınan ultraviole ve aşırı sıcak içinizdeki bebeğiniz için de zararlı etkilere sahip olduğundan güneşlenmek gebelik süresince önerilmez.

Çok sıcak havalarda dışarı çıkmanız gerektiğinde, yüzünüze sürdüğünüz çok koruma faktörlü kremler veya şapka kullanımı ile bu lekelenmelerin oluşumuna karşı önleminizi alabilirsiniz.

Sıcak su kaynaklarından uzak durun. Gebelikte kaplıca, hamam, sauna gibi yerlerin kullanılması önerilmez. Çünkü termojen (sıcağa bağlı) etki bebeğin gelişiminde bir takım anomalilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Aynı şekilde plajda güneşlenmek de önerilmemektedir.

Fırsat yaratıp yüzün. Yüzme ile vücudunuzun adeta tüm kaslarını çalıştırabilir, aynı zamanda psikolojik bir rahatlama da sağlayabilirsiniz. Yüzme için denizi ve hijyenik durumundan emin olduğunuz havuzları kullanabilirsiniz.

Yatmadan önce ılık bir duş alın. Özellikle gebeliğin son dönemlerinde ortaya çıkan uykusuzluk, sıcak basması, huzursuzluk gibi şikayetler için geceleri yatmadan önce alacağınız ılık bir duş sizi hem bedenen hem de psikolojik olarak rahatlatacaktır.

Ayrıca akşamları aşırı kalorili ve ağır gıdalardan yerine daha hafif ve hazmı kolayları tercih edin ve yedikten sonra en az bir saat yatağınıza gitmeyin.

İlk aylardan itibaren düzenli egzersizi ihmal etmeyin. Son aylar içinde vücudunuz ilk gebelik öncesi döneminize göre ortalama olarak 15-20 kiloluk bir yük altına girecektir. Tüm bu ağırlık artışını beliniz, kalçanız, bacaklarınız ve eklemleriniz karşılamak durumundadır. Bu yüzden özellikle bu bölgelerin egzersizleri hem bu ağırlıkların daha rahat taşınabilmesi hem de doğumun daha rahat bir şekilde gerçekleşebilmesi için gereklidir.Yani, ilk aylardan itibaren düzenli olarak yapılan egzersizler ve yürüyüşler son aylarda sizi daha rahatlatacaktır.

Yaz döneminin iyi yönlerini de görün. Gebelik döneminizin yaza denk gelmesinin iyi yönleri de vardır aslında. Daha fazla seyahat edebilme şansı da bunlardan birisidir. Gebeliğiniz ile ilgili bir sıkıntınız yoksa seyahat engeliniz de yok demektir.

Oruç tutan hamileler nelere dikkat etmeli?

Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, oruç tutan hamileler iftar ve sahur arasında bol sıvı alması gerektiği konusunda özellikle uyarıyor

Hamileliğin ilk üç ayında, bebeğin organları oluştuğu için bu dönem önemli bir süreçtir. Bu dönemde; bulantı, kusma, fazla su tüketememe ve iştahta azalma görülür. Kusma sık olursa elektrolit kaybına yol açarak halsizliğe neden olabilir. Oruç, özellikle ilk aylarda yaşanan bu durumu daha da artırabilir. Mide boş kaldığı için bulantı ve kusmalar da artabilir. Oruç tutan anne adaylarında; uzun süren açıktan sonra iftarda birden yemek yenmesi ile birlikte boş midede bir anda şişkinlik ve hazımsızlık şikayetleri daha fazla görülebilir. Anne adaylarının bol sıvı alması ve posalı gıda tüketmesi önemlidir.

BOL SIVI TÜKETMEK HAYATİ ÖNEM TAŞIR
Anne adayında düşük riski var ise bol sıvı tüketmesi önerilir. Oruç nedeniyle az sıvı alınması durumunda rahim kasılmaları olabilir ve erken doğum riski ortaya çıkabilir. Su, gebeliğin devamında, idrar yolu enfeksiyonlarından korunmada ve tedavisinde önemlidir. Gebelikte idrar yolu enfeksiyonları sık görülür. Bol sıvı alımı ise idrar çıkışını artırır.

Hamile-gorselTANSİYON DÜŞERSE BEBEĞİN HAREKETLERİ YAVAŞLAR
Gebeliğe bağlı şeker intoleransı (hamilelik şekeri) veya diyabet (şeker) hastalığı gibi durumlarda; dengeli beslenmek, az az sık sık yemek son derece önem taşır. Bu durumlarda oruç tutulması hem anne adayında, hem de bebekte tehlikeli durumlara yol açabilir. Hamilelerin oruç sebebiyle gün içinde yeterince sıvı almaması tansiyon düşmeleri ve bayılmalara neden olabilir. Gün içinde sıvı alınamaması annenin kan hacmini azaltacağı için bebeğin idrar çıkışı da azalır ve bebeğin içinde bulunduğu kesenin suyu azalabilir. Oruç tutan annelerde bebek hareketlerinin azaldığı da gözlemlenmiştir.

ERKEN DOĞUM RİSKİ VARSA ORUÇ SAKINCALI OLABİLİR
Riskli gebelik durumu tespit edilmiş olan anne adaylarının (diyabet, erken doğum riski, kanama, çoğul gebelik, gelişme geriliği gibi); oruç tutmaları sakıncalı olabilir. Gebelikte uzun süre aç kalmadan, sık sık ve azar azar yemek yenmesi önerilir. Hamileliğe bağlı tansiyon yüksekliği de oruç için riskli durumlar arasındadır. Oruç tutan gebelerin mümkün olduğu kadar sıcakta kalmamaları, sahurda bol sıvı tüketmeleri ve gün içinde istirahat etmeleri önemlidir.

YEMEK YİYİP HEMEN YATMAYIN
İftar ve sahur arasında, gıdaları dengeli şekilde dağıtarak, sık aralıklar ve küçük porsiyonlarla protein, karbonhidrat ve bol sıvı alınması gereklidir. Kızartma, çok şekerli, tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durulması gerekir. Sahurda az yağlı, az tuzlu gıdaları tercih edin. Ağır tatlılar yerine dondurma veya hafif sütlü tatlılar tüketin. Yemek yedikten sonra ise hemen yatmayın. Anne adaylarının riskleri bilerek karar vermeleri, mutlaka doktorlarına ve diyetisyenlerine danışmaları gerekmektedir.

Hamileler Havuza Girebilir Mi?

Yüzmenin yapılacak en sağlıklı spor çeşidi olduğuna hiç kuşku yok. Ödemi ve duruş bozukluğuna bağlı ağrıları azaltması, tüm kasları çalıştırması, tansiyonu düzenlemesi ve saymadığımız pek çok olumlu etkisi nedeniyle gebelikte de bu aktivite çok faydalı.

Ancak, İngiltere’de gebelikleri boyunca düzenli olarak yüzme aktivitesine katılan kadınların çocuklarında alerjik hastalıkların hızla artışı, yüzme havuzlarının mercek altına alınmasına sebep oldu.

O HASTALIKLARDA BEŞ KAT ARTIŞ

Bilim insanları özellikle son 50 yılda astım, egzama gibi alerjik hastalıkların yeni doğan döneminden itibaren nerdeyse beş kat artış göstermesinin ardındaki sebeplerden birini özellikle halka açık havuzlarda bulunan klor ve benzeri temizlik ürünlerinin havaya karışarak yarattığı zararlı etkiye bağlıyor.

Bu kimyasallara maruz kalan annenin taşıdığı fetüsün bağışıklık sistemi değişime uğruyor ve doğduktan sonra bu bebeklerde ciltte soyulma ve kızarmalar, besin alerjileri, egzama, astım gibi hastalıklara çok sık rastlanıyor.

KALABALIK VE KAPALI HAVUZLARA DİKKAT!

Devamlı ve düşük dozda alınan kimyasalların bağışıklık sistemine etkisi hakkında kesin kanıt olmasa da ikna edecek düzeyde veri mevcut olduğunu belirten Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, anne karnındaki fetüsün kimyasal maddelere karşı aşırı derecede duyarlı olduğunu vurguluyor.

Beautiful pregnant woman sun tanning relaxed at blue pool with green bikini
Beautiful pregnant woman sun tanning relaxed at blue pool with green bikini

Bakterileri ve bulaşıcı enfeksiyonları ortadan kaldırmak için, bu maddelerin havuzlarda bolca kullanıldığına dikkati çeken Op. Dr. Betül Görgen, sıcak yaz ayları için havuz programı yapan anne adaylarına şu uyarılarda bulundu:

“En çok dikkati çeken madde -yaygın dezenfeksiyon ürünü- THM (trihalometan)’lardır. Bu madde, kullanılan klorun deri hücreleri, idrar ve ter gibi organik maddelerle karışması sonucu oluşur. Çok kalabalık, bol klorlu havuzlarda da yüksek sevide bulunur. Özellikle havalandırmanın pek de yeterli olmadığı kapalı havuzlarda yoğun klor kokusunu mutlaka hissetmişsinizdir.

Çocukta beynin ve bağışıklık sisteminin gelişimi, kimyasal haberci olan hormonların doğru zamanda doğru miktarda bulunmasıyla olur. Fakat artan miktarlarda endişe veren bu kimyasallarla etkileşen doğal kimyasal haberciler bağışıklık yanıtında değişmeye yol açar. Havuzlarda kullanılan temizlik maddeleri, solunan klorlu hava bu yolla alerjik hastalıklara yol açar.”

YÖNETMELİK VAR AMA…

Türkiye’de de halka açık yüzme havuzlarında olması gereken sağlık esasları ve şartlar hakkında Sağlık Bakanlığı’nın yönetmeliği var. Bu yönetmelikte pek çok teknik detay ve rakamsal değer var. Havuzdan numuneleri alması gereken kişinin bile teknik işler, sağlık ve kimya eğitimi almış bir kişi olması gerektiği belirtiliyor.

ANALİZ VERİLERİ NEDEN PAYLAŞILMIYOR?

Havuz aktivitesi bulunan birçok spor merkezi bile, her bilgiyi paylaştıkları internet sitelerinde, nedense havuzlarına ait temizlikle ilgili analiz verilerini ve sıklığını paylaşmıyor. Çünkü, kurallara ne kadar uyulduğu tartışmalı. Birçok havuz çamaşır suyu kokuyor…

Op. Dr. Betül Görgen, hamilelere; gidecekleri havuzda Sağlık Bakanlığı’nın yönetmeliğindeki kurallara uyulup uyulmadığını araştırıp öyle gitmelerini tavsiye ediyor.

HAVUZ MU DENİZ Mİ?

Op. Dr. Betül Görgen, deniz suyunun havuz suyu gibi kimyasal içermediği için daha hijyenik olduğunu söylüyor. Op. Dr. Görgen, gidecekleri havuzun temizliğinden emin olmayan hamilelere imkanı varsa denizi öneriyor. Tabi ki denize girilecek plajın da ölçümlerinin yapılmış ve yetkililer tarafından ‘denize girilebilir yerler’ arasında ilan edilmiş olduğuna dikkat etmek gerekiyor.

Hamilelikte Antibiyotik Kullanımı

gebelik bobrek agrisi

HAMiLELiKTE ANTiBiYOTiK NE ZAMAN, NASIL KULLANILMALI?

HER ANTİBİYOTİK HAMİLEYE ZARAR VERMEZ!

Antibiyotik kullanımı, hamilelik dönemi boyunca en sık soru sorulan ve en çok korkulan konulardan biridir. Anne adayları antibiyotik alırlarsa, ister istemez bebeklerine zarar vereceklerinden endişe ederler. Oysa toplumda yaygın olarak bilinenin aksine, gebelik hiçbir şekilde ilaç kullanılmaması gereken bir zaman dilimi değildir. Devamını Oku →

Hamilelikte Doğru Beslenme

hamilelikte-dis

Çoğu kadın bebeğinin gelişimi için doğru ve dengeli beslenemediğini düşünür. Hatta ilk aylarında kilo alamayan gebeler endişelenirler. Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir. Çünkü bulantı ve kusmalar ile iştahsızlık problemleri ilk aylarda kilo almayı doğal olarak engelleyebilir.

Bazı gebeliğin özel durumları haricinde anne adaylarına diyet dayatılmasının hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur. Kadınları korkutarak sevmedikleri veya tolere edemedikleri gıda maddelerini tüketmeye zorlamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Bu tür diyetler ancak konunun uzmanı diyetisyenler tarafından hastanın durumu göz önüne alınarak, doktorunun önerileri doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanabilir.

Ancak yine unutulmamalıdır ki bebeğin büyümesi, sağlıklı olması, ruhsal, fiziksel, zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve dengeli beslenmesiyle orantılıdır.

İstanbul Florence Nightingale Hastanesinden, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike hamilelikte beslenme konusunu anlattı.

İlk üç ay sık ama az miktarlarda beslenin

İlk 3 ayda, anne sık aralıkla az miktarlarda beslenmelidir. Yağsız, kokusuz, baharatsız ve tuzlu yiyecekler ile kraker, beyaz leblebi gibi atıştırmalıklar bulantının bastırılmasında faydalı olacaktır.

Bu dönemde anne, istediği her şeyi yiyebilir ancak yeme için zorlanmamalıdır çünkü sağlıklı bir genetik yapıya sahip bebek, bu dönemde annenin beslenmesinden olumsuz olarak etkilenmez. Anne; balık, yumurta, süt- süt ürünleri ve et ürünleri tüketebilir ancak bunlara karsı bulantı veya isteksizlik varsa yeme için kendini zorlamamalıdır. Raf ömrü uzun olan, katkı maddesi içeren gıdalar (sosis, salam, hazır meyve suyu vs.) tüketiminden kaçınılmalıdır. Sonuç olarak, ilk 3 ayda anne canı ne isterse tüketmeli, onun dışında faydalı olabileceğini düşünerek istemediği gıdayı almak için gereksiz bir çaba içinde olmamalıdır.

3. aydan sonraki beslenme ciddi bir disiplin ister

Gebeliğin 3. ayından sonra hormonların daha sabit seyretmesi nedeniyle, anne hem fiziksel hem de psikolojik açıdan rahatlamış olacaktır. 3. aydan doğuma kadar ki süreçte beslenme, hem anne hem de bebek açısından, çok önemlidir ve ilk 3 ayın tersine çok sıkı bir disiplin gerektirir.

3. aydan sonra günlük kaç kalori alacağız?

Gebeliğin bu periyodunda, günlük 1600 kcal olan enerji tüketimi 2200 kcal düzeylerine çıkmaktadır. Dolayısı ile alım arttırılmalı, 3 ana öğün yanında mutlaka 3 ara öğün eklenmelidir. Ara öğünlerde sandviç, meyve, süt, yoğurt tüketilebilir.

Gebelik süresince günlük diyet nasıl olmalı?

Günlük diyette mutlaka süt ve süt ürünleri (günde en az 1 bardak süt, bir kâse yoğurt, peynir) olmalıdır ve her gün düzenli olarak tüketilmelidir. Süt ve ürünleri, protein ve kalsiyum kaynağı olduğu için bolca tüketilmelidir.

besin-piramidiHaftada en az iki öğün kırmızı et tüketin! Annenin isteğine göre biftek, köfte veya steak şeklinde olabilir ancak az pişmiş olmamalıdır. Özellikle et ve et ürünlerinin iyi pişmiş olmasına dikkat edilmeli, raf ömrü uzun olan katkı maddeleri içeren gıdaların tüketilmemesine özen gösterilmelidir.

Haftada en az 3 gün yumurta tüketin! Yumurta çok kaliteli protein içerir ve hatta mümkünse daha sık tüketilmelidir.

Haftada bir öğün balığı sofranızdan eksik etmeyin! Ancak midye, istiridye, kılıçbalığı, köpek balığı ve kral uskumru türü balıklar yüksek düzeyde cıva içerebileceğinden, bu balıkların tüketimi sakıncalıdır. Levrek, çipura, somon gibi büyük balıklar tüketilmelidir. Bununla beraber dikkat edilmesi gereken diğer bir husus da haftada 350 gramdan fazla balık tüketilmemesi ve suşi gibi çiğ balık içeren Uzakdoğu yemeklerinden uzak durulmasıdır.

Akşam yemeklerinde Akdeniz mutfağını tercih edin! Akşam yemeklerinde bol zeytinyağlı yeşil salata tüketimi hem vitamin kaynağı açısından hem de bağırsaklar açısından sağlıklıdır.

Ceviz, badem, kuru incir! Günlük olarak da, omega yağ asitlerinden zengin olan, ceviz, badem, kuru incir, kuru kayısı gibi gıdaların tüketimi (birkaç adet olmak üzere) önemlidir. Tatlı, pasta, hamur işi, çikolata gibi gıdalar çok fazla tüketilmemelidir.

Günde 3 litre sıvı tüketmeye önem verin

Herhangi bir hastalık ya da gebeliğe bağlı diyabet yoksa meyveler ve yeşil sebzeler bolca tüketilmelidir. Soda ve maden suyu yoğun mineral içerir ve tüketilmesi faydalı içecekler arasındadır. Asitli ve gazlı içecekler midede rahatsızlık yaratabileceği için sık olarak tüketilmemelidir ancak haftada 1-2 kez tüketilebilir. Günde 3-4 açık çay, 1 fincan kahve (tercihen filtre kahve) tüketilmesinde sakınca yoktur.

Ek olarak:

Gebelikte 3. aydan itibaren bu beslenme disiplinine uyulması hem annenin sağlıklı bir gebelik geçirmesi hem de sağlıklı bebek gelişimi açısından son derece önemlidir. Gebeliğe başlangıç kilosuna göre değişmekle beraber, tüm gebelik süresince ortalama 11-14 kg kilo alımı gerçekleşmelidir. Gebeliğin ilk 6 ayında ayda bir kilogram, 6. aydan itibaren ayda iki kilogram alınması dengelidir.

Gebelik asla sınırsız yemek değildir, kaliteli ve dengeli beslenme hem rahat bir gebelik süreci hem de sağlıklı bir doğum sağlar.

Gebeliğin 3. ayından itibaren, dengeli ve disiplinli beslenmeye mutlaka düzenli egzersiz programı eklenmelidir. Haftada en az 2 gün birer saat yürüme, yüzme, gebeliğe özel yoga, pilates yapılabilir. Ancak tehlikeli sporlar, ağırlık içeren egzersizler, bisiklet, paten gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır”.

Kalbiniz anne olmaya hazır mı?

Sağlık durumu gayet iyi olan ve hiçbir şikâyeti olmayan kadınlar için bile, hamilelik son derece meşakkatli bir süreç. Bu nedenle anne olmak isteyen kadınların hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak bu zorlu sürece hazır olması gerekiyor. Özellikle kalp hastası olan kadınlar içinse daha hassas bir değerlendirme yapılıyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doktor Ayşegül Karahan Zor ve Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Doçent Doktor Zeki Şahinoğlu, anne olmak isteyen kalp hastalarına ışık tutacak bilgiler paylaşıyor.

Taşıyıcı Anne1Hamilelik kadının psikolojisinde ve bedeninde pek çok değişikliğe neden oluyor. Anne olmaya karar vermeden önce ise mutlaka bu sürece hazır olmak için kontrollerden geçmek gerekiyor. Özellikle kalp rahatsızlığı bulunan kadınların bu süreçte daha dikkatli davranması gerekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Doktor Ayşegül Karahan Zor, “Kalp rahatsızlığı bulunan anne adayları gebelik süresince uygun egzersizler yaparak düşük olasılığının önüne geçebilir” diyor. Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Zeki Şahinoğlu ise, “Kalp hastalığı olan kadınların gebe kalmadan önce kardiyolojik incelemelerinin güncellenmesi ve danışmalık almaları önemlidir” diyor.

Hamilelik öncesi sağlık taraması önem taşıyor

Hem anne adayının hem de gelecekte doğacak çocuğun sağlığının, hamilelik sürecinde yaşananlarla yakından ilgili olduğunu söyleyen Dr. Ayşegül Karahan Zor, “Bu nedenle anne olmak isteyen kadınların, hamile kalmadan önce ciddi bir sağlık taramasından geçmesi öneriliyor. Özellikle kalbin hamileliğe hazır olup olmadığına ilişkin kontrollerin yapılması çok önemli. Bazı kalp hastalıklarında hamile kalmak sakıncalıyken, bazı durumlarda doktor kontrolünde bebek sahibi olunabiliyor” diyor. İleri evre kalp yetersizliği, ciddi düzeyde kapak hastalıkları, genetik kalp hastalığı ve doğumsal kalp hastalığı olan kadınların hamileliğinin sakıncalı olabileceğine dikkat çeken Zor, hamilelik öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğinin altını çiziyor.

Bebeğin kalp hastası olma ihtimali normalden yüzde 4 daha fazla

Kalp hastalığı nedeniyle ilaç kullanan kadınlarda, hamilelik öncesi sağlık kontrollerinin ve kardiyoloğa danışmanın önemini vurgulayan Doç. Dr. Zeki Şahinoğlu ise, “Hastanın kullanmak zorunda olduğu ilaçlar hem hamilelikte anneyi hem de çocuğu etkiliyor. Bazı kalp ilaçları, gebelik süresince kullanılabiliyor. Bazıları ise bebek için olumsuz etkiler gösterebiliyor. Bu nedenle kalp hastası kadınların, gebelik öncesinde hangi ilaçları kullanıp hangilerini kesmeleri gerektiğini doktorları ile birlikte planlamaları gerekiyor” diyor. Şahinoğlu ayrıca, “Özellikle kandaki oksijen konsantrasyonunun düşük seyrettiği doğumsal kalp hastalığına sahip annelerin bebeklerinde gelişme geriliği, hatta düşükler görülebiliyor. Anne kalbinin sol tarafının etkilendiği aort kapak darlığı, aort koarktasyonu gibi hastalıklarda ya da aort genişlemesinin eşlik ettiği marfan sendromu olan annelerin bebeklerinde, pulmoner hipertansiyonu olan ve ciddi kalp yetersizliği olan annelerin bebeklerinde de büyüme ve gelişme geriliği görülebiliyor. Annesi kalp hastası olan bebeklerde kalp hastalığı görülme oranı normalde yüzde 4 ile 6 oranında yüksek oluyor” diyor.

Hamilelik Döneminde Uzun Yol Seyahat

Hamilelik döneminde, sağlıklı ve problemsiz bir seyahat geçirmek için bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Gebelikte önceden tespit edilmiş bir problem yoksa seyahat engeli de bulunmuyor ancak Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, ülkemizde her yıl yaklaşık 75 bin kişiyi etkileyen “Ekonomi Sınıfı Sendromu”nun gelişmemesi için uzun seyahatlerde, yolculuk sırasında 1.5-2 saatte bir mola verilmesi ve molalarda 10-15 dakika yürüyüş yapılmasını öneriyor. Devamını Oku →

Kısırlık ve Tüp Bebek

Bir yıldır düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen çocuğunuz olmuyorsa, ciddi bir sorun vardır ve gerekli tetkikler için uzman bir hekime başvurmanın vakti çoktan gelmiş demektir…

hamilelik

Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, “Kadınların yaklaşık yüzde 30’u yaşamlarının bir döneminde de olsa kısırlık sorunu ile mücadele etmek durumunda kalabilir. Düzenli bir beraberliğe rağmen çocuk sahibi olamayan çiftlere tüp bebek tedavisi önerilir” diyor.

Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, kısırlığa yol açan etkenleri ve tedavi yollarını anlattı:

Kısırlık nedir?

Kısırlık; çiftlerin, doğum kontrol yöntemi uygulamadan bir yıl süreyle düzenli bir cinsellik yaşamasına rağmen kadının gebe kalamamasıdır. Kısırlığın sebepleri arasında dağılım genellikle şöyledir: Kısırlık problemi olan çiftlerde; erkeğe bağlı sebepler yaklaşık olarak yüzde 40, kadına bağlı sorunlar yüzde 30, her iki eşe de bağlı olarak gelişen problemler yüzde 20, açıklanamayan kısırlık ise yüzde 10 oranında görülmektedir. Çiftlerin yapılan ilk ön tetkiklerinde gebeliğe engel teşkil edecek herhangi bir sorun tespit edilmezse; bu grup, açıklanamayan kısırlık olarak tanımlanır.

Tüp bebek tedavisi nedir?hamile

Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şeklidir. Tüp bebek tedavisi, yumurtlatma ilaçlarıyla geliştirilen yumurtaların yumurtalıklardan alınması ve erkek eşten alınan spermler ile vücut dışında döllenmesi ve elde edilen embriyoların anne adayının rahmine transfer edilmesidir. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahme transferi ilkesine dayanır. Embriyo, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile sağlanır. Bu işleme de ‘Mikroenjeksiyon yöntemi tüp bebek uygulaması’ denir.

Tüp bebek tedavisi kimlere uygulanır?

Tüp bebek tedavisi yöntemi ilk dönemlerde tüplerinde (yumurtalık kanallarında) tıkanıklık nedeni ile çocuk sahibi olamayan kadınlara uygulanmıştır. Günümüzde endometriozis, polikistik over, antisperm antikorlarına bağlı immunolojik kısırlık, kadında ileri yaş, erkeğe bağlı kısırlık ve nedeni bilinmeyen kısırlık vakalarında da tüp bebek tedavisi uygulanır.

Kısırlık tedavisi zor bir süreç mi?

Kısırlık tedavisi, günümüzde çok kolaylaşmıştır. Eskiden yumurta toplama işlemi laparoskopik yapılmaktaydı. Hasta bu teknikten çok ağrı duymaktaydı. Ancak bugün, geliştirilmiş ultrasonlarla genel anestezi altında veya çok yüzeysel bir anestezi verilerek yapılmakta ve böylece hasta yumurta toplama işlemini takiben iki saat sonra evine gönderilmektedir. Gelişen ilaç teknolojisi, ilaçların kullanım kolaylığı, enjeksiyon yerindeki ağrının ve reaksiyonların az olması bu tedaviyi kolaylaştırır.

TÜP BEBEK TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, tedavi yöntemlerini ve tedavinin aşamalarını anlattı…

Aşılama

Aşılama tedavisi sperm sayısı, yapısı ve hareketliliği normalin altında olan hastalara uygulanır. Düzenli adet gören, tüpleri açık, endometriozis hastalığı olmayan ve 35 yaşın altındakilerde kullanılır.

Tüp bebek yöntemi

Her yumurtanın yanına yaklaşık 50 bin tane sperm konulur. Bir spermin yumurtanın içine kendi başına girerek döllenme işleminin gerçekleşmesi beklenir. Döllenmiş yumurta hücreleri bölünerek embriyoyu geliştirir. Embriyolar her gün kontrol edilerek iki-üç gün laboratuvar şartlarında büyümeleri sağlanır.

Mikroenjeksiyon tipi tüp bebek

Mikroenjeksiyon işleminde seçilen tek bir sperm hücresi bir yumurtanın içine enjekte edilir. Bu işlemden önce çeşitli kimyasallar kullanılarak yumurtanın etrafındaki hücreler temizlenir.

IMSI

Bu teknikte spermler yaklaşık 6000-8000 kat büyütülüp mikroskoplar altında seçilerek mikroenjeksiyon tekniğinde kullanılır. Bu teknik sağlıklı spermlerin seçilmesine olanak verir.

TEDAVİ DÖRT AŞAMADAN OLUŞUR

Tüp bebek tedavisinin basamakları nelerdir?

Tüp bebek tedavisi dört basamaktan oluşur;

[su_dropcap]1[/su_dropcap] Yumurtaların geliştirilmesi: Yumurtalıkların uyarılması için hormon ilaçları kullanılır ve fazla sayıda yumurtanın olgunlaşması sağlanır.

[su_dropcap]2[/su_dropcap] Yumurtaların toplanması: Lokal anestezi ile ultrasonografi eşliğinde yumurtalar toplanır.

[su_dropcap]3[/su_dropcap] Yumurtaların laboratuvarda döllenmesi: Elde edilen yumurtalar ile erkek eşten elde edilen sperm, laboratuvar koşullarında özel besiyerleri içinde bir araya getirilir.

[su_dropcap]4[/su_dropcap] Embriyoların anne adayının rahmine transfer edilmesi: Oluşan embriyolar ince bir kateter aracılığı ile anne adayının rahmine transfer edilir.