Evlilikte Sevişme Ne Sıklıkta Olmalıdır ?

Evlilik, mutlu bir şekilde sürebilmesi için gerçekten her iki eşin de çok özen göstermesi gereken bir kurumdur. Evliliğin yürüyebilmesi için cinselliğin her iki taraf için de kabul edilebilir bir düzeyde olması kaçınılmazdır. Evliliğin diğer yanları gibi, cinsel uyum da evrim gerektiren bir süreçtir.

Cinsel yaşam her ilişki gibi çiftler arasında gereksinme, yetenek gibi olgularla karşılıklı birbirine bir şeyler verebilme temposuna göre gelişmelidir. Bazı kimseler bazılarına oranla daha sık ve daha yoğun bir cinsel yaşama ihtiyaçları vardır. Eşlerden birinin cinsel isteklerinin yanıtsız kalması ister istemez, Leyla ile Mecnun gibi âşık dahi olsalar, huzursuzluğa yol açacaktır. Dünya Sağlık Teşkilatı’na (WHO) göre insanın sağlıklı olabilmesi için sadece bedensel değil, ruhsal sağlığının yerinde olması gerekir. Bence bu da yeterli değildir.

Gerçek sağlıklı birinin cinsel yaşamı da gereksinimine göre dengeli olmalıdır. Dünya istatistik verilerine baktığımızda genelde çiftlerin haftada iki kere cinsel birleşmeye girdiklerini görüyoruz. Eşlerden birinin cinsel birleşmeyi sırf bir evlilik görevi için yapıyor olması, cinsel birleşmeyi mekanik bir eyleme dönüştürecektir. Zaman içerisinde bu durum her iki eşe de zevk vermemeye başlayacaktır. Bunun daha ileri aşamalarında, eşlerden birinin cinsel birleşmeden kaçınması ilişkiyi daha da sarsacaktır.

Çiftler birbirinin gereksinimine anlayışla yaklaşmalı ve eşini tatmin etmeye çalışmalıdır. Birinin fazla veya ötekine göre az istekli olması esasen biyolojik yapıya bağlıdır ve kişinin elinde değildir. Birçok evlilikte zaman ayarlaması da önemli rol oynamaktadır. Kadınların pek çoğu, erkeklerin cinsel uyarıya çok çabuk tepki gösterdiklerinden habersizdirler. Erkeklerse kadının yeterince çabuk cinsel yanıt vermediğini düşünürler.

Erkekler, eşinin cinsel uyarılara daha geç yanıt vermesinin nedeninin, kendisinin eşinin düş gücünü yeterince uyarmamasından olduğunu aklına bile getirmez.

Tantra Öğretisinin Faydaları ve Orgazm !

Özellikle orgazm olamayan kadınlar ve erken boşalma sorunu yaşayan erkekler bu felsefe ve teknikler öğrenildiğinde orgazm olamama ve erken boşalma sorunları kesinlikle çözülmektedir.

Ben kadınlardaki orgazm olamama, vajinizm, cinsel istem azlığı gibi işlevsel cinsel bozuklukları 1960’lardan beri başarı ile uygulanan Masters ve Johnson tedavi yöntemleri ile yapıyorum. Ancak son yıllarda Avrupa ve Amerika’daki pek çok seksologun önerdiği gibi, Tantra’nın bu cinsel sorunların çözümünde de önemli bir yöntem olabileceği kanısındayım.

Bu konuda öğrenebileceğimiz pratik bilgileri kavrayıp değerlendirebilmemiz için bu öğretinin felsefesinin derinliklerine dalmak ve Tantracının kendi doğallığı içinde dünyaya ve cinselliğe bakışının temelleri üzerinde durup onu anlamağa çalışmalıyız. Bu kendine öz bilgi ve kavramlara ulaşmadan bu öğretiyi anlayabilmek pek kolay değildir.

Bilgi çağı dediğimiz çağımızda bile insan “bilgi”yi kendi gelişmişlik düzeyine göre algılar.

Tarihin derinliklerinden aktarılan bilgilerde, bu öğretinin bakış açısında kadın ve erkek birbirini tanrıça ve tanrı gibi görerek birbirlerine adeta huşu içinde yaklaşırlar. Bunların görüşüne göre tanrı Şiva’nın erkeksi ve Tanrıça Şakti’nin kozmik enerjilerinin bir araya gelmesi bütünleşmeyi sağlıyordu. Buna göre cinsel birleşme bu iki yarım kozmik gücün bütünleşmesi ve bu şekilde yaratıcı olabilmelerine imkan veren kutsal bir edimdi.

Cinsel birleşme adeta bir tapınma olarak görülüyordu. Bu öğretiye göre cinsel sevişme ve birleşme evrensel birliğe, varoluşa insanın gösterebileceği saygıydı. Bu eylem insanı bölünmüşlükten bütünlüğe, mutluluğa ulaştıracaktı.

Cinsel birleşmede ikilik birliğe, yokluk varlığa dönüşüyordu. Bu şekilde zıtların, yani kadın ve erkeğin uyumlu bir biçimde bütünleşmesiyle bölünmüşlük bitiyordu. Yetkinleşmenin yolu Nirvana‘yı gerçekleştirmenin yolu, istekleri doyurmaktan geçiyordu ve en önemlisi cinsel doyumdu. Bu, basit, kaba anlamda bir hazcılık değildir. Burada önemli olan, duyguların dorukta yaşanmasıdır.

Tantra’nın kolay bir öğreti olduğunu sanmak yanlış olur. İnsanın önce kendini bütün saplantılardan, cinsel tabulardan, yanılgılardan kurtarması gerekir. Bu ancak çok istekli, sabırlı ve ısrarlı çalışmayla sağlanabilir. İnsanın kendini algılamaya açması, iç potansiyelini sonuna kadar açığa çıkarıp kullanması gerekir.

Bu öğretiyi, sadece birtakım teknikleri öğrenip bazı hazır formülleri uygulayarak, doruk noktalara ulaşılacağını sanmak da yanlış olur. Hem bedensel hem ruhsal cinsel yeteneklerin geliştirilmesi, ve açığa çıkarılması bilgeliği, cinsel aydınlanmayı gerektirir.

Tantra’da önerileri anlamasanız da uygulamalısınız, bunların nedenini zihniniz anlamadan bedeniniz anlayacaktır.

İnsan kadın olsun erkek olsun, doğayla, en önemlisi kendi doğasıyla uyum içinde olması için iççelişkilerden kurtulmalıdır. Bu noktaya ulaşmada, cinsel doyumsuzluk giderilmedikçe, tam bir cinsel doygunluk gerçekleşmedikçe, beklenen düzeye gelinemiyor. Tantracı, bütün olumsuz düşüncelerin, kızgınlıkların, hırçınlıkların, kıskançlıkların, nefretin, insanın kendine veya başkalarına zarar veren davranışların ardında gizlenen nedenin cinsel açlık olduğunun bilincindedir.

Cinsel açlığın gerçek anlamda giderilebilmesi ancak cinselliğin doruklarda yaşanabildiği zaman olabiliyor. Bu öğretiyi uygulayanlar yaşamı, cinselliği hem ruhuyla hem de bedeniyle doruklarda yaşamayı hedefler.Bu aydınlanma öğretisini uygulayanlar haz almayı ve haz vermeyi karşılıksız olarak bir şey beklemeden yaşamaya çalışır.

uuzun süre cinsel hazdan yoksun kalan kimsenin, fırsat oluştuğunda haz alamaz duruma düşeceğini, sonunda köreleceğini bilir. Aynı beynimiz gibi, kullanmadıkça kapasitesinin düşmesi söz konusudur. Bu yetkinliği yakalayabilmek için 5000 yıldır yapılan birtakım törenler, ritüeller, adeta ayin türü gurunun yönettiği oturumlar, değişik bedensel dokunma ve masaj teknikleri kullanılır.

Bu oturumlarda kişinin doğallığı doğrultusunda cinsel dürtüleri çizgisinde her şeyi yapmasını tabular ve geleneksel toplumsal yasaklar engellemez. O bunları cinselliğinin üstündeki baskılardan, kendi tutsaklığından, çevrenin kendini tutsak eden bağlarından kurtulmak için, Nirvana’ya ulaşmak için yapar. Bunun o zamanki Hindistan’daki kast sistemini aşmayı hedeflediğini de tarihsel açıdan göz ardı edemeyiz.

Sevişmek, bu öğretinin yolundan gidenler için kutsal ve farklı bir bilinç durumuna geçmenin yoludur. Burada çok önemli olan bir nokta, Tantracı için cinselliği, bedensel doyumu yaşamanın çok daha önünde ve belki de üstünde ruhsal ve dinsel bir boyutu olarak tutan bir aşkınlık, adeta ermişliktir.

Tantra mutluluğa geçişi sağlayan bir köprüdür. Yaşamın gizemi cinselliğin içindedir.

Tantra insanın maddesel dış dünya ile bağlantısını koparması ve onun ruhsal iç güçlerine geri döndürülmesi temeline dayanır. Bu öğretide cinsel birleşmeyi de içeren, birçok değişik deneylerle ruhun aydınlanmasını sağlayan ve kişiyi ruhsal bir mutluluğa götüren yoldur. Bu pratikle aynı zamanda kendinden geçmeyi, yani ekstasiyi sağlayan adeta bir tapınma biçimidir.

21. yüzyılın ifade biçimi ve özelliği evrenselliği algılamaktır, hukukta, teknikte, insan haklarında, cinsellikte de bu olgu, yani evrensel değerler daha fazla ortaya çıkmakta, aynı moda ve sinemada olduğu gibi.

Bu aydınlanma öğretisi yaşamı doğrular. Yaşamı tüm derinliği ve doğallığı ile yaşamayı öngörür.Dr. Akif Poroy’un çok özel yazılarından Tantra ! 

Canlı Tantra eğitimi izleyin.

Gerdek Gecesi ve Kızlık Zarı Problemi !

Evliliğin ilk gecesine, yeni evlilerin ilk cinsel ilişki gecesine gerdek denir.

Türkiye’de gerdek gecesinin en önemli olayı, gelinin kızlık zarının bozulması ve pek çok yörede kanlanan çarşafın kızın bekaretinin kanıtı olarak aile büyüklerine ve akrabalara gösterilmesidir. Bazı yabancı toplumlarda da buna benzer gelenekler vardır.

Bu olayın bazen yanlış bilgiler nedeniyle fazla büyütülmesi veya bu konuda bilgi sahibi olmama, erkeği ve genç kızı heyecanlandırmakta, mutluluğu tatmak yerine çevresinin beklentilerinin ağırlığı altında ezilmektedir. Erkek erkekliğini, kız da bakireliğini kanıtlamak durumundadır. Erkekte, eğer daha önce cinsel deneyimi yoksa başaramama korkusu, kızda da cinsel ilişkiden aşırı acı duyacağı korkusu yaygındır.

Kırsal kesimde cinsel bilgi edinemeyen genç çifte düğün törenleri sırasında ayrı ayrı cinsel bilgiler verilir.

Toplumun çekirdeğini oluşturan aile yapısının korunması gereklidir. Ülkemizde boşanmalar son 10 yılda iki misli artmıştır. Boşanma nedeni olarak ileri sürülen şiddetli geçimsizlik gerçekte cinsel uyuşmazlıklara, sorunlara dayanmaktadır.

Yapılan araştırmalar ülkemizde cinsel sorunlann bilgi yetersizliğinden kaynaklanmakta olduğunu vurgular niteliktedir. Tabii ki gençlere verilecek cinsel eğitimin hangi konulan kapsaması gerektiği, ne amaçla, nasıl ve kimler tarafından verileceği bir devlet politikası olmalıdır.

Kırsal kesimde evlenen gençler, cinsellik ile ilgili en sağlıklı bilgiyi sağdıç ve yengeden almaktadır. Düğün gününe kadar ailesinden cinsellikle ilgili herhangi bir bilgi alamayan gence adeta düğün töreninin bir parçası olarak kısa ve öz bir cinsel eğitim verilir. Evlilikte cinselliğin normal olduğu vurgulanır. Yöresel geleneklere göre büyüklerin evlilik ile ilgili deneyim ve bilgileri gençlere anlatılır. Bu bilgileri damada sağdıç, geline yenge verir.

Düğün töreni başlayınca sağdıç, damat veya babası veya damadın yakın kan akrabası olan evli bir erkek tarafından seçilir. Sağdıcın mutlu bir aile kurmuş ve ailesine bağlı olmasına özen gösterilir. Yenge ise, gelin veya annesi veya gelinin kan akrabası olan evli bir kadın tarafından seçilir.

Yengenin de mutlu bir evlilik yapmış ve hoşgörülü olmasına özen gösterilir. Sağdıç, düğün boyunca damada, yenge de geline zaman zaman evlilik, gerdek gecesi ve cinsellikle ilgili bilgiler verirler.

Ülkemizdeki geleneğe göre ister şehirde ister köyde olsun gerdek gecesi en büyük rolü erkek üstlenir. Bekâretin bozulması fazla güç gerektirmez. Bu ilk birleşme şiddetli ve zoraki bir davranış olmamalı, her iki eşe doyum sağlamalıdır.

Cinsel deneyimsiz gençler için gerdek gecesi bazen çevresi tarafından stres haline getirilmektedir. Oysa gençler düğün hazırlıklarının son günleri zaten yorgun haldedirler, uykusuzdurlar, bilgi eksikliği nedeniyle birtakım kuruntuları, endişe ve korkulan olabilir.

Odanın dışında ana, baba, akraba ve yakınlann kızlık zarının bozulması haberini beklemesinin baskısı onlan daha da zor durumlara sokabilir. İlk geceye böyle stresle giren çifte bu ilk cinsel ilişkiden çok fazla şey beklenmemesinin uygun olacağı söylenmelidir.

Heyecan ve aşırı yorgunluk gibi haller cinsel yaşamı etkiler. Bu nedenle ilk gece, genç kızın veya erkeğin ilişkiden kaçmaması oldukça sık görülen bir durumdur, işler karşılıklı olarak birbirlerine anlayış göstermelidir. Bazı hallerde genç kız sıkılganlık ve heyecanla cinsel ilişkiden kaçabilir, eşi anlayışlı davranmalı ve zorla cinsel birleşmeye yönlendirmemelidir.

Aynı şekilde bazen gereksiz, fazla alkol nedeniyle veya aşırı heyecandan erkeğin de bir girişimde bulunamaması olağandır. Bu gibi durumlarda genç kadın akılcı olmalı ve eşinin erkekliği ile ilgili gurur kırıcı davranış ve sözlerden kaçınmalıdır.

Türkiye’de gerdek gecesinde diğer önemli bir konu da, cinsel birleşmeye rağmen kızdan kan gelmemesidir. Geçtiğimiz konularda vücut yapısını anlatırken kızlık zarı ile ilgili bu konudaki detaylı bilgiyi vermiştim. Fakat burada tekrar belirtmekte fayda olabileceği kanısındayım. Bazı kızlık zarları fazla dar değildir veya elastikidir.

Ve erkek organının rahatça girip çıkmasına rağmen yırtılma olmayabilir.

Ülkemizde bazı yörelerde genelde bu konu fazla abartılmakta, yanlış değerlendirmeler yapılarak mahkemede sonuçlanan adli olaylar meydana gelmektedir. Kızlık zan ile ilgili bir tereddüt olduğunda kadm hastalıkları ve doğum uzmanına giderek kızlık zarı muayenesi yapmak uygun olur. Bu şekilde gerçek ortaya çıkar ve genç kız masumsa yaşam boyu çekeceği suçlamalardan kurtulmuş olur.

G – NOKTASI NEDİR ?

Son yıllarda insan cinselliğinin fizyolojisi ile ilgili pek çok araştırmanın yapılmasından sonra, kadının orgazmı üzerine dikkatler çekilmiş, yapılan çeşitli yayınlardan sonra, özellikle amerika’da geniş kitlelerde kadınlar orgazma ulaşabilmek için adeta bir çeşit baskı altında kalmışlardır.

Bu yıllarda G-Spot veya G-noktası yeniden ortaya atılmıştır. G-noktası döl yolunun giriş kısmından 2-3 cm. içeride, üst duvarında, idrar yolunun altında, aşağı yukarı 2 cm çapında, cinsel yönden kadın için duyarlı bir bölgedir. Bü bölgeye masaj yapıldığında kadınlarda büyük bir uyarılma olmaktadır.

1) Makat.

2) Dölyolu (vajina)

3) İdrar yolu dış ağzı.

4) G. spot (uyarım noktası)

5) İdrar kesesi.

6) Leğen kemiği ön bölümü.

7) Dölyatağı (Rahim)

G-noktası çok hassas bir bölge olmasından dolayı cinsel yönden bu bölgeyi başarılı bir biiçimde kullanmak için gerekli özeni ve partnerin tepkilerini doğru analiz etmelisiniz. G noktası açısından ülkemiz malesef hala çok eğitimsiz ve birçok kadın bu hassas bölgeden habersiz tamamen ilkel yöntemler ile cinsel birleşme sağlamaktadır. Yat aç gir ve kapadan ibaret.

Cinsel hayat evliliğin ve ilişkilerin neredeyse temelini oluşturduğu için yatak odanıza gerekli özeni mutlaka göstermeli eşinizi mutlu etmelisiniz. G noktası ile gelen orgazm ve haz sonsuzdur. Unutmayınızki eşiniz yada partnerinizle ilişkiye girdiğinizde mutlaka orgazm evresini yaşatmadan yatağı terk etmeyiniz.

Bu çok hassas ve önemli bir konudur. Orgazm olmayan kadın aç kalır huzursuz olur ve buna ilişkiye ciddi boyutta hem psikolojik hemde manevi olarak zarar verir.

Evlilikte Yaş Farkı Olabilir mi ?

Evlilik her çift için bir sürü kuralları olan bir kurumdur. Gerçekçi olmak gerekirse evliliğin temelini cinsel yaşam oluşturur diyebiliriz.

Gazete haberlerinde bazen 75 yaşında bir erkek 17 yaşında bir kızla veya 73 yaşındaki bir kadın 24 yaşındaki bir delikanlı ile evlendi, şeklinde haberler okuyoruz. Aralarında çok yaş farkı olan ve mutlu çiftleri basından izliyoruz.

Her ikisi de cinsel açıdan ve diğer açılardan acaba ne gibi sorunlarla karşılaşacaktır? Bazen yaşam deneyimi olmayan bir genç kız cinsel yaşamdan veya belki de çocuk doğurmaktan korkuyorsa, yaşlı bir erkekle evlenmenin kendisini bu korkulardan kurtaracağını düşünebilir. Ancak Viagra türü ilaçlar erkeğin iktidarsızlık sorununa çare olmuş ve yaşlılıkta cinselliğini yaşamasına olanak sağlamıştır.

Yaşlı erkekle evlenen genç kızların bu kararının nedeni gerontofili denen yaşlı kişiye yönelik cinsel uyarı ve cinsel durum düzeyinde olan bir ; cinsel sapmadır.

Bilindiği gibi erkekler yaşları ilerledikçe genç kadınları, kendi yaşlarındaki kadınlardan çok daha çekici bulurlar. Çünkü daha zor uyarıldıkları için daha genç ve çekici kadınlara yönelmelerini fizyolojik bir gereksinim olarak değerlendirebiliriz.

Yaş farkı büyüdükçe yetişme tarzlarına da bağlı olarak, olaylar karşısında eşlerin tutum ve kararlarında daha fazla farklılık görülecektir. Eğer erkek eşinden çok genç ise, kadının âdetten kesilme döneminde evlilik düzenini zedelemeden yürütmek oldukça beceri isteyecektir.

Çok yaş farkı olan eşler birbirlerine karşı daha dikkatli ve akıllı olmak zorundadır. Karşılaşacakları sorunları soğukkanlı bir şekilde çözmeye çalışmak zorundadırlar.

Kromozomlara Bağlı Hormon Bozuklukları Nedir ?

Kromozomlara bağlı bozukluklara geçmeden önce kromozomlarla ilgili bazı temel bilgileri verelim. Hormon bozukluklarından önce kromozonları bilmeniz gerek.

İleri bitki ve hayvanların beden hücrelerinde her kromozom çeşidinden iki adet bulunur. Ancak, üreme hücreleri, yani insandaki sperm ve yumurta hücreleri, her çeşit kromozomdan bir tane içerirler. Bunlardaki kromozom sayısı beden hücrelerinin kromozom sayısının yansına eşittir.

Yumurta sperm tarafından döllenince ilk kromozom takımı birbirine eklenerek çift sayı sağlanmış olur. Böylece ana ve babadan gelen özellikler karşılaşır, baskın olan taraf kendini göstererek yavruda belirir.

Bilindiği gibi canlıların özelliklerinin dölden döle geçmesini sağlayan ve gen adı verilen yapılar kromozomların üzerinde bulunurlar. Yapılan araştırma sonunda genlerin kromozomlar üzerinde bir doğru şeklinde sıra ile dizildikleri ve DNA molekülünde yapılmış oldukları anlaşılmıştır.

DNA’nın, yani deoksiribonükleik asitin kalıtımda çok önemli bir rol oynadığını düşünülmesi şu nedenlere dayanır ;

Bu madde bütün hücrelerin çekirdeğinde bulunur; kromozomların yapısının büyük bir kısmını oluşturur, bütün beden hücrelerinde eşit miktarda ve üreme hücrelerinde ise bunun yansı miktarında bulunur.

Bu sorunlar bu kişilerde, beraberinde cinsel sorunlar ve en önemlisi doğurganlık veya kısırlık sorununu getirir. Bu insanlar kesinlikle cinsel sapık değildir. Bu kişilerdeki yapı normalin dışında oldukça karmaşıktır. Teşhis ancak genetik laboratuvarların olduğu büyük merkezlerde konabilir.

Bu karmaşık bulgular ve yoğun çalışmalar cinselliğin ayıp bir şey değil, fakat çoğu insanın aklının pek ermediği bir ilim olduğunun bir göstergesidir.

Tabii bu insanların toplumda pek de rahat ettikleri söylenemez. Ancak bunların birçoğu hekim olmayan, bu konularla ilgili olmayan kişiler tarafından kolay tanınmaz. Kadınlarla ilgili en önemli kromozom bozukluğu “Turner Sendromu“dur.

Hermafrodizmde hem kromozom bozukluklar hem de hormonsal etkenler rol oynar. Bu nedenle bazı otoriteler hermafrodizmi kromozomlara bağlı bozukluklarda, bazıları ise hormonlara bağlı bozukluklarda inceler.

İngiltere’deki Oxford Üniversitesi öğretim görevlilerinden genetik uzmanı Profesör Bryan Sykes, gelecekte erkeklerin neslinin tükeneceğini savunuyor. Başka deyişle yarın değil ancak günümüzden on binlerce yıl sonra insanlığın  cinsiyeti “dişi” olacak.

2003 yılında Sunday Times gazetesinde yayınlanan yazıya göre dünyayı kadınlardan oluşturacak neden, erkeklerde olan, kadınlarda bulunmayan “Y” kromozomundan kaynaklanıyor. Çünkü erkeklerin maçoluğunun, kadınlara oranla daha çok şiddet yanlısı olmalarının nedeni olarak gösterilen Y-kromozomu mutasyona, yani değişime uğruyor.

X-kromozomlarının birbirleriyle eşleştiklerine, gen değişimi yaptıklarına ve bu yollarla değişimi en az seviyeye indirgeyebildiklerine dikkat çeken Sykes, insan bünyesinde tek adet bulunan Y-kromozomunun böyle bir şansı olmadığına dikkat çekiyor.

Sykes’ın hesaplarına göre bu, yarın ya da önümüzdeki üç yıl içinde olmayacak. Günümüzden 5 bin kuşak, başka deyişle 125 bin yıl sonra olacak. Tabii, erkeklerin yok olması 200 bin yıl sonra kadınların da yok olmasına neden olabilir.

Gençlik ve Cinsellik İlişkisi Analizi !

Gençlik ve cinsellik deyince şüphesiz cinsel sorunların, kadın – erkek ilişkilerinin, cinsel dürtü ve toplumumuzun değer yargılarının kişiyi en fazla zorladığı bir yaşam bölümü aklımıza geliyor.

Genç, bir taraftan kendi cinselliğini, cinsel kişiliğini tanımaya, bulmaya çalışırken, bir taraftan da karşı cinsle olan ilişkilerinde kendine bir yol bulmaya çalışacaktır. Her ne kadar cinsel dürtüler kişilere göre farklıysa da karşı cinsle olan arkadaşlık ve ilişkilerde, belki de beklentiler fazla olduğu için hayal kırıklıkları, acılar, cevapsız aşklar gençlik döneminin deneyleri olacaktır.

Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre erkekler cinsel yaşamı genellikle 18 yaşından sonra öğrenmişlerdir.2270 erkekte yapılan araştırmaya göre, bu öğrenişin yolları da şöyle olmuş;

Değişen dünya ve Türkiye’nin toplum yapısı içinde gençlerin daha fazla, daha genç yaşta arkadaşlık kurmaya gittikleri, tümüyle cinsel ilişkiye geçmeseler bile, çeşitli denemelerle cinsel dürtülerini giderecek eylemlere giriştiklerini görmekteyiz.

Gençlik Cinsel İlişkiler ve Fuhuş Gerçeği ?

Geçtiğimiz günlerde 2005 yazında, sivri dilleri ve sahnede yaptıkları cinsellik içeren söylemler ile tanınan iki şarkıcı, bir gazeteden anne-babalara seslenerek, türkiye’nin güney sahillerindeki tatil beldelerinde eğlenen gençlerin bir kısmının zıvanadan çıktığını, ebeveynlerin bu gençlere dikkat etmek, sahiplenmek zorunda olduğunu adeta haykırıyorlardı.

Bu şarkıcılardan biri müteveffa cumhurbaşkanlarından birinin eşi tarafından hava limanında VİP salonundan geçirildiğinde halk tarafından büyük bir tepki almıştı. 13-14 yaşlarındaki kızlar ve 18’in altındaki erkek çocuklar gecenin körüne, hatta sabaha kadar gece kulüplerinde.

Erkekte Hormonlar ve Özellikleri ?

Özel bir yapı gösteren iç salgı bezlerinde veya bir hücre grubunda oluşarak kan yoluyla organizmanın her tarafına yayılan ve organların çalışmasında, metabolizma olaylarında etkili olan maddelere hormon diyoruz.

Hormonlar birbirlerinin etkilerini destekleyerek veya önleyerek vücutta oluşan hadiselerin normal sınırlar içinde devamını sağlarlar. Bu fonksiyonların işlemesinde sinir sisteminin ve vitaminlerin önemli rolü olduğunun unutulmaması gerekir.

Cinsellik, adet kanamasının düzenlenmesi ve üremeyle ilgili en önemli hormon bezleri hipofiz ön lobu ile yumurtalıklardadır. Hipofiz bezi beyinin hemen altında “sella turcica” (Türk eğeri) denen özel bir bölüm içinde yer alır ve yumurtalık hormonlarının salgılanmasını düzenler. Hipofiz ön lobundan salgılanan hormonlar ise beyindeki hipotalamus denen bölümdeki cinsel merkezin kumandası altında çalışır.

Cinsellikle ilgili hormonların en önemli görevleri kadın ve erkeğin cinsel yönde gelişmesini ve üreme olayını sağlamaktır.

Ayrıca östrojen hormonu, kadının vejetatif sinir sistemi ve ruhsal durumu üzerinde de etkilidir.Progestron hormonunun ise genel anlamda en önemli görevi dölyatağına gebelik mahsulünün yerleşmesini, gelişme ve korunmasını sağlamaktadır.

Ergenlik çağından sonraki yaşlarda erkeğin özellikle cinsel yaşamını düzenleyen hormonlar grubuna androjen adı verilir.

Erkeklik özelliklerinin oluşmasında en önemli hormon testosterondur.

Çocukluktan gençliğe geçilen ergenlik yıllarında cinsiyet hormonları üreten bezler yetersiz kalacak, kıllanmada, ses tonunda bazı değişiklikler olabilecektir. Bu nedenle bu yaşlardaki çocuklarınızı izlemenizi, en azından vücut kıllanmasında bir anormallik gözünüze çarparsa belli bir süre izledikten sonra fazla vakit kaybetmeden endokrinoloji bölümü bulunan bir hastaneye başvurmanızı öneririm.

Bugünkü bilgilerimize göre her iki cins yetişkinlerde cinsel istek ve cinsel uyarılma vücuttaki hormonların seviyesine pek fazla bağlı değildir. Normal bir cinsel yaşam için yetişkinlerde hormon seviyesinin biraz azalıp çoğalmasının hiçbir tesiri yoktur.

Örneğin, adetten kesilmesinden sonra kadınların yumurtalıklarında bazı kadına özgü hormonlar salgılanmaz, fakat cinsel istek ve aktivitesinde genelde bir azalma olmaz.

Seksoloji otoritelerinin bugünkü görüşlerine göre cinsel isteğin azlığı gibi durumlarda hormon tedavisinin geçerli bir yöntem olmadığı ortaya çıkıyor.

Orgazm Nedir Nasıl Orgazm Olunur ?

Cinsel zevkin doruğundaki duyguya orgazm denir.

Orgazm, cinselliğin güncelleşmesinden beri belki de üzerinde en çok konuşulan ve yazılan konulardan biridir. Orgazmın fizyolojisi aşağı yukarı son kırk yılda yapılan araştırmalarla artık bugün oldukça iyi bilinen bir gerçektir.

İnsan ne yaparsa, ne kadar doyumlu bir orgazma ulaşacağım hiçbir zaman önceden kestiremez. İyi bir orgazm için çiftin arasında yakınlık olması ve cinselliklerini yaşamaya önem vermeleri gerekir.Orgazmla ilgili en önemli bilgi orgazmın öğrenilebilir olduğudur.

Orgazm bir reflekstir ve özellikle kadınlar da bu refleksi yaşamayı öğrenebilirler. Daha doğru bir deyimle bu istemli bir reflekstir, aynı idrar yapma ve dışkılama gibi öğrenilebilen bir reflekstir.

Daha önce değindiğim gibi orgazmın verdiği heyecan ve zevkin tanımını yapmak olanaksızdır. Orgazmı anlayabilmek için bu konudaki son gelişmelere göz atmamız faydalı olacaktır.

Daha sonraları Hite tarafından yapılan anketler bu konuda istatistiki bilgiler vermiştir. Cinselliği, orgazmı elektrik düğmesinin açılıp kapanması gibi sadece fiziksel bir olay olarak anlamamak gerekir.Cinsel organlar sinir uçları ile uyarılma noktaları açısından çok zengindirler.

Özellikle kadınlarda klitoris, sinir yapısı bakımından çok zengindir.

Fakat her kadın her cinsel birleşmede orgazma ulaşamayabilir. Burada çift arasında genelde veya o birleşme sırasındaki dengenin ve iletişimin önemi büyüktür. Yoksa sadece cinsel organların bir şeyler yapması, bir yerlere dokunması yetmemektedir.

Eşler bütün bedensel ve cinsel benliklerini sonuna kadar karşılıklı verip alabilmelidirler.