Erkekte Geç Boşalma ve Tedavisi Nedir ?

Cinsellikle ilgili eski kaynaklara baktığımızda, erkeğin geç boşalma sorunu diye bir konuya pek rastlayamıyoruz.

Son yıllarda bazı Batı ülkelerinde erkekte geç boşalmanın bir sorun olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Bana göre, buradaki esas sorun erkeklerin, erkeğin orgazmı ile boşalmanın aynı şey olduğunu zannetmeleri. Geç boşalma sorunu olan erkek, cinsel uyarımlara, kamışın sertleşmesi ile ve cinsel isteğin artması ile normal diyebileceğimiz bir tepki gösterir.

Bu kişilerin anlattığına göre, orgazm rahatlamasını ne kadar istese de, kendisine yapılan uyarımlar ne kadar bu refleksi harekete geçirecek güçte olsalar da boşalma yaşayamazlar. Geç boşalmanın hafif şeklini yaşayan erkeğin normalden daha fazla uyarılmaya gereksinimi vardır. Çok ender olarak bazı erkeklerin hiç orgazm yaşamadıklarını görebiliyoruz.

Bazı görüşlere göre boşalma güçlüğü, doğrudan doğruya cinsellikte yaşanan endişelerle bağlantılıdır. Daha ciddi ender durumlarda erkek cinsel birleşme sırasında orgazma ulaşmak için her türlü çabayı gösterdiği halde, bunu bir türlü başaramamaktadır.

Erkekte geç boşalmanın daha çok iyi yürümeyen evlilik ilişkilerinde görüldüğü saptanmaktadır.

Uzakdoğu kültürlerinde ise geç boşalma, cinsel hazzı uzatmak için büyük beceri isteyen ve bazı Tantra gibi aydınlanma öğretilerinde önemsenen ve özenilen bir hedef olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan konuyu Tantra bölümünde daha etraflı olarak irdeleyeceğim.

Geç boşalmanın tıbbi nedenlerine de göz atmakta fayda var.

Diğer önemli bir konu bazı prostat ameliyatlarının yol açtığı sorunlardır.

Bazen erkek prostatının alındığı bir ameliyat geçirdikten sonra boşalmanın gerçekleşmemesinden dolayı kaygıya kapılabilir. Çünkü prostat olmayınca meni, normal şekilde kamıştan dışarı boşalmak yerine geriye, idrar torbasının içine akabilir.

Geriye doğru boşalma olarak bilinen bu durum gerçekleştiğinde idrar bulanık görünür. Bundan korkmamak gerekir. Aynca meninin geriye, idrar torbası içine akması zararlı değildir. Burada en önemli nokta, orgazma ulaşma yeteneği bu durumdan etkilenmez.

Şişmanlık Tedavisi Nedir Nasıl Yapılır ?

Hangi hastalık olursa olsun,teşhis konulmadan hiçbir tedavi yapılmaz. Bu olmazsa olmaz sınıfından bir kuraldır. Aksi hiçbir davranışın tıpta yeri yoktur.

Önce teşhis konulur daha sonra tedaviye geçilir. Şişmanlıkların büyük bölümünün aşırı beslenme sonunda ortaya çıktığını çok iyi biliyoruz. Bu aşırı enerji alimini etkili bir şekilde durdurarak, kişinin dengeli beslenmesini sağlarsak sorunun en önemli kısmını çözmüş oluruz. Bunları söylemek çok kolay olmasına karşın uygulamak son derece zordur. İnsanların alışkanlıklarından vazgeçmeleri hiç kolay değildir. Hatta gıda alışkanlığını değiştirmenin din değiştirmekten zor olduğunu biliyoruz.

Gerçekten de obez kişilerin büyük bir bölümünde alışkanlıklardan kurtulmanın ne kadar zor olduğunu çok açık olarak görüyoruz. Hiç kimse kolay varken zor olan herhangi bir eylemi tercih etmiyor.Kolaycılıktan kurtulduğumuz an sorunlarımızın büyük bir bölümünü aşmış oluruz.

Şişmanlık tüm dünyada çığ gibi büyüyor.Ekonomik alanda ulaşılan başarıların ardından,refahın artmasıyla birlikte insanların da gittikçe kilolarının arttığını görüyoruz. Bunun dışında bazı toplumlarda geleneksel beslenme şeklinin terk edilmesiyle birlikte kilolarda hızlı bir artma meydana geliyor.

Hazır gıdalardaki doymuş yağ asitlerinin fazla olması,buna ilave olarak kullanılan sos ve mayonezlerin yoğun karbonhidrat ve yağ içermeleri, hızlı kilo almadaki en büyük etkenler olarak gösterilebilir. Genellikle şişman olmayan hatta çoğunluğu zayıf olan Çinde, belli kesimlerdeki insanlarda yanlış beslenme davranışlarına bağlı olarak ortaya çıkan hızlı şişmanlama,hepimize ders olması gereken bir deneyim.

Kırsal kesimden kentlere göç sonunda hem kültürel anlamda ortaya çıkan değişiklikler, hem de kent yaşamında hareketliliğin azalmasına bağlı olarak, özellikle kadın nüfusta şişmanlık yaygın bir şekilde görülmeye başlıyor.

1960’lı yılların başında ortaya çıkan gecekondulaşma olgusunun getirdiği köylerden kente doğru oluşan hızlı göç sonucunda ve daha önce hiçbir hazırlık yapılmadığından dolayı, hem sosyal hem de ruhsal bakımdan uyumsuzluklar yaşandı.

Kent yaşamında spor yapma olanakları,geniş bir kesim için neredeyse yok gibi.

Maddi olanakların ve zamanın azlığına bağlı olarak,hareketsiz bir yaşam sürmeye başlayan insanlarda uygun olmayan beslenme sonucunda hızla kilo artışları görülmeye başlıyor. Spor ile de pahalı ve gösterişli spor salonlarında yapılmak zorunda değil. Her gün sabah ve akşam evde ayrılacak, bir on dakikalık zaman diliminde yapılacak bilinçli egzersizlerle bile formunuzu ve sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Bazı kilolu kişiler ‘su içsem bile kilo yapıyor’ şeklinde yakınırlar. Veya ‘arkadaşım benim yediğimin iki katı kadar yediği halde hiç kilo almıyor, ben bazı günler aç oturduğum halde hızla kilo alıyorum’ gibi içinde sitem dolu ifadeler kullanırlar.

”Olayı sadece şans faktörüyle izah ederek gerçeklerden kaçmayı doğru bulmuyorum. Her insanın yapabileceği ve sağlığını bozulmadan koruyabileceği yollan bulması çok da zor değildir. Önemli olann karar vermek ve alınan kararı sonuna kadar bozmadan sürdürebilmektir.”

Daha önce de söylemeye çalıştığım gibi şişman insanların, şişman olmayanlara göre hareketliliklerinde büyük farklıklar görülüyor.

Önemli olan zor olanı yapmak ve bir ömür boyu düzenli olarak devam ettirebilmektir. Birçok insan büyük bir arzuyla zayıflama tedavilerine başlıyor. Buna mukabil tedaviye sonuna kadar devam eden hasta sayısı son derece az oluyor.

Benim akupunktur yöntemiyle tedavi etmeye çalıştığım hastaların yarısına yakını daha ilk üç seans içinde tedaviyi kesiyorlar. Sadece % 20 hasta tedaviyi tamamlıyor.

Ülkemizdeki en önemli sorunların başında kime hangi şartlarda ve nasıl tedavi olunacağı geliyor.

Doktor olmayan hiçbir kimseye en küçük bir sağlık sorunu olsa bile müracaat edilmemesi gerekiyor. Ne yazık ki yurdumuzda sayısız şarlatan ve kendine doktor süsü veren insanlar var. Yabancılar çalışma izinleri olmadan insan sağlığı ile çok kolay bir şekilde oynayabiliyorlar.

Hastalara düşen en büyük görev, mutlaka tıp doktoru olan kişilere kendilerini emanet etmeleridir. Daha sonra duyulan pişmanlıkların hiçbir yararı olmadığını mutlaka bilmeliyiz. Şişmanlığın birçok yöntemle tedavi edildiğini biliyoruz.

Akupunktur Şişmanlığı Nasıl Tedavi Ediyor ?

Hemen herkes akupunkturun nasıl tedavi ettiğini merak ediyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi, geleneksel çin tıbbı anlayışına göre akupunkturun etki mekanizması ‘taocu felsefeyle’ açıklanıyordu.

İnsan vücudundaki dengenin bozulmasıyla bir çok hastalığın ortaya çıktığı, aynı şekilde şişmanlığın da vücuttaki bazı mekanizmaların çalışmalarındaki aksaklıklarda dolayı oluştuğu vurgulanıyordu.

Hepimizin bildiği gibi ruhsal bakımdan zayıf olduğumuz anlarda, anlamsızca fazla yemek yeme eğiliminde olduğumuzu görürüz. Tabii bunun tersine, çok az kişi de olsa da, aynı durumda yeme isteğinde azalmalar olur. Genelde çoğunluğun yeme düzeninde bozulmalar ortaya çıkar ve gereğinden çok fazla gıda tüketilmeye başlanır.

Hamilelik esnasında, emzirme döneminde veya stresli olduğumuz dönemlerde bir şekilde yemek yeme düzenimizde çeşitli sorunlarla karşılaşılır. Bütün bunlar vücudumuzun genel dengesinin bozulduğu dönemlerde ortaya çıkan durumlardır.

Motivasyonumuzu arttıran durumlarda ise deyim yerindeyse taşı sıksak suyunu çıkarabiliriz. Bir örnek vermek gerekirse, hayatımıza yeni bir düzen vermek istediğimizde, ne kadar zor olursa olsun elimizden geldiğinden fazlasını da yaparız. İyi ve doğru kanalize edilirse insanın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Akupunktur içimizdeki gücün ortaya çıkması ve doğru idare edilmesinde yardımcı olur. Bir anlamda tıbbi bir destek görevi yapar.Tedavinin ana amaçlarından birisi ve belki de başlıcası,yaşam tarzında yapacağımız değişiklikte bize gerekli olan irade gücünün ortaya çıkmasındaki en büyük yardımdır.

Şişmanlık problemi ile müracaat eden hastalara akupunktur yaptığımızda ne gibi mekanizmalarla yardım ediyoruz, diyet zayıflama kategorisine devam edebilirsiniz.

”Prof. Dr. Baha Çelik ‘in Akupuntur ve Şişmanlık Tedavileri

Kilolu Kişilerde Şeker Hastalığı Teşhis ve Tedavisi ?

Hastalık tesadüfen yapılan bir kan tetkiki sonucunda bulunabileceği gibi, bazı belirtilerin ortaya çıkmasından sonra yapılan kan tetkiklerinden sonra da bulunabilir.

Teşhisin konulması için kandaki şekerin normalden yüksek  bulunması gerekir. Hastayı takip eden doktor sadece kan şekerine bakmaz. Bunun yanında böbrekler, karaciğer ve tiroit bezleri de kontrol edilir.

Şeker hastalığının tedavisi, hastalığın tipine (Tip 1 veya tip II) ve yol açtığı bozukluklara göre değişiklikler gösterir. Tip I şeker hastalığının tedavisinde insülin iğneleri kullanılır. Tip I şeker hastalığında vücut insülin üretmediği için, vücudun gereksinim duyduğu kadar insülin hastaya verilir. Ne kadar insülin verileceğine hastayı tedavi eden doktor karar verir. Daha önce de söylemeye çalıştığım gibi, tip 1 diyabette şekerin parçalanmasını sağlayan insülin olmadığı için, insülin iğne tedavisi yapılması gerekir.

Tip II şeker hastalığının tedavisinde, öncelikle hastanın zayıflaması için gerekli tedbirler alınır. Sadece kilo fazlalığından kurtulmak suretiyle bir çok hastanın şekeri normale döner. Daha önce de belirttiğim gibi hastaların çoğu şişman kişilerden oluşur.

Fazla kilo sonucu şeker hastalığına tutulmaktansa,zamanında tedbir alarak normal kilolarda kalarak sağlığımızı korumak çok daha önemlidir. Bir hastalığı tedavi etmenin maliyeti, ondan korunmaktan çok daha fazladır. Ayrıca şeker hastalığının vücutta yol açtığı kalıcı zararlar göz önüne alındığında, hastalıktan korunmak için kilo almamanın önemi çok daha fazla öne çıkar.

Muayene sırasında sorguladığım hastaların önemli bir bölümü, anne veya babalarının kırk yaşlarından sonra şeker hastalığına tutulduğunu söylüyorlar. Bu hastaların neredeyse tamamına yakın kısmının uzun yıllar normalden fazla kiloya sahip olduklarını söylediğimde,fazla kilo ile tip II şeker hastalığı arasındaki yakın ilişkiyi çok daha kolay anlayabiliriz.

2004 yılında İstanbul’da yapılan III. Ulusal Akupunktur kongresinde yaptığım bildiride, obez hastaların ailelerindeki şeker hastalığı oranının % 33 civarında olduğunu tebliğ ettim. Bu sonuç, dünyada yapılan diğer araştırmaların sonuçlarıyla da benzerlik gösteriyor.

Yapılan diyet sonucu, hastaların zayıflamalarına rağmen şeker hastalığı kontrol altına alınamıyorsa, ilaç tedavisine başlamak gerekir. İlaç tedavisindeki amaç, vücuttan daha fazla insülin salgılatmaktır. Bu sayede kandaki şeker seviyesi kontrol altına alınır.Tüm ilaç tedavilerine rağmen şeker seviyesi normal düzeylere getirilemiyorsa, insülin iğneleriyle tedaviye devam etmek şarttır.

Bütün bu söylemeye çalıştığım tedaviler, sadece bu konuda uzman olan hekimler tarafından yapılmalıdır.Bıkmadan tekrar vurgulamak ve söylemek istiyorum, kesinlikle hekim olmayan kişilerin tavsiyeleriyle ilaç kullanma gibi bir yanlışlık içine girmemeliyiz. Testi kırılıncaya kadar yol gösteren çok olur. Önemli olan bilimsel yoldan sapmamak ve konunun uzmanları dışında kimseye tedavi olmamaktır.

Akupuntur İğne Sayıları ve İçindeki Maddeler ?

Kaç tane iğne batırılacağına tedaviyi yapan doktor karar verir. İğne sayısı hastanın ve hastalığın durumuna göre değişir. Çok az iğneyle de başarıyla tedavi yapılır. Genel olarak 6 ile 20 arasında iğne batırılır.

Akupunktur iğneleri herhangi bir ilaç veya kimyevi madde içermez. Sadece homoeopunktur ‘de iğneler belirli sıvılara batırıldıktan sonra hastaya uygulanır. Homeopati tedavi dediğimiz bu yöntem yaygın olarak kullanılmıyor. Bu yöntem özellikle ağrısız doğumda ve iskelet adale sistemi hastalıklarında başarıyla kullanılıyor.

Genellikle vücuda batınlan iğnelere elektrik akımı verilir. Hangi iğnelere akım verileceğine hastanın ve hastalığın durumuna göre tedaviyi yapan doktor karar verir.

Bu yöntem elektroakupunktur olarak adlandırılır ve tüm dünyada yaygın olarak kullanılır. Ben de hastalarımın % 95’inde bu yöntemi kullanıyorum. Burada amaç noktanın uyarılarak tedavinin daha başarılı olmasıdır. Elektrik akımına duyarlı bazı kimselerde ve küçük çocuklarda kullanmak bazen problem yaratabiliyor. Bu durumda iğnelerin doktor tarafindan belirli yönlerde çevrilmesi gerekebilir. Bu işlemden amaç elektrik akımında olduğu gibi bazı noktaların uyarılması içindir.

Bunun dışında lazer ışığı kullanılır. Ağrılı olabileceği bilinen bazı noktaların uyarımında ve iğneden korkan çocukların tedavisinde lazer önemli bir seçenektir. Son yıllarda geliştirilen cihazlar sayesinde akupunktur korkusunun da ortadan kalktığına inanıyorum.

Bazı merkezlerde sadece lazer kullanılarak tedaviler yapılıyor.Bunların dışında manyetik alan tedavileri,ultrason ve kısa dalga ile akupunktur noktalarının uyarılmaları ile tedaviler yapılıyor.

Özellikle ağrılı durumlarda tedaviden hemen sonra ağrı geçer.

Bazen bir iki seans sonra iyilik hali ortaya çıkar. Kronik durumlarda, iyilik hali daha uzun süre sonra görülebilir. Akupunktur tedavisinin belirli bir süreyi alacağı konusunda hastaları bilgilendirmek şarttır. Aksi halde hasta ümitsizliğe kapılarak tedaviyi bırakmak isteyebilir.

Tedaviyi takiben hastaların önemli bir kısmında gevşeme ve rahatlama meydana gelir. Bazı hastalar baş dönmesi ve sersemlik hissettiklerini söylerler. Bu belirtilerin görülmesi tedavinin olumlu sonuç vereceğini gösterir.

Bunun yanında bazı hastalar tedavi sonunda kendilerini çok yorgun hissedebilir. Bu duygu bazen ertesi gün de devam edebilir. Bu da iyiye işarettir. Hastanın tedaviye olumlu cevap vereceğini gösterir.

Bu durum 1 -2 seans devam edebilir. Korkmamak gerekir. Daha sonra hızla iyilik hali başlar. Hastanın mutlaka tedaviye devam etmesi kendi iyiliği için şarttır.

Bu belirtiler aslında iyilik sürecinin bir parçasıdır. Doğal olarak,tedavi sırasmda başka bir hastalığın ortaya çıkıp çıkmadığına karar verecek olan kişi tedaviyi yapan doktordur. Özellikle başka şikayetlerin ortaya çıkmasının tedaviyle ilgisi yoktur. Ancak emin olabilmek için, hastanın hemen doktoruna giderek tetkik olması, en doğru olan düşüncedir. Hastalığı ile ilgili yakınmalar bir iki gün içinde geçer.

Bu tip belirtiler genellikle sinir sistemi hassas olan kişilerde ortaya çıkar.

Akupunktur hakkında merak edilen çok genel soruların ardından, akupunkturla ilgili temel bilgilerin neler olduğuna bir göz atmak için diyet zayıflama kategorimizi takip edin.

Akupunkturun İştah Merkezi Üzerine Etkisi ?

”Prof. Dr. Baha Çelik ‘in Şişmanlık ve Akupuntur Tedavileri

Kulak akupunkturunda cilt içine yerleştirilen (İntradermal) iğneler, manyetik bilyeler veya tohumlar beyinde iştah merkezine etki ederek, hastanın aşırı yeme isteğine engel olur.

İştahı düzenleyen merkez, beyinde yerleşik halde bulunan hipotalamustadır. Hipotalamusun bir bölgesi yeme arzusunu aktive ederken, bir diğer bölgesi yeme arzusunu frenler.Kulağı, iğneleri batırmadan önce, dedektörler vasıtasıyla muayene ederiz. Bu muayene esnasında bozuk olan organ veya salgı bezlerini tespit ederiz. Bunun için bilgi ve tecrübe gereklidir. Bu bulgulara göre hastayı tedavi ettiğimizde başarı yüzdesi çok yüksektir.

Bazı hastaların tiroid bezlerindeki problemi, bir diğer hastanın diabetini, midesindeki yüksek asiditeyi veya hastalığı iyi bir kulak muayenesi ile bulabiliriz. Gerçek sorunu bulup tedavi ettiğimizde istediğimiz olumlu sonuca daha kolay ulaşabiliriz.Farklı bir çok sebebe bağlı olarak, iştahlarını kontrol etmede zorlananlar, akupunktur sayesinde kolayca aşırı yeme duyusunu engelleme şansını bulurlar.

Kilolu insanların en çok yakındıkları sorun aç olmadıkları halde yemek yemeye devam etmeleridir. Gerçekten de bir çok kişi aç olmadıkları halde anlamsız bir şekilde yemek yemeye devam ettiklerini söylerler. Böyle durumda olanların içinde bulundukları sıkıntılı durumun aşılmasında, akupunktur tedavisinin fevkalade yüksek bir yardımı vardır.

Obezite tedavisi gören her hasta, alışkanlıklarından ayrılmak zorunda kaldığından dolayı ruhsal bakımdan gerilim yaşar. Bu sıkıntı genellikle hastanın tedaviyi bırakması ile son bulur. İnsanlara diyet yap, sağlıklı beslen gibi öğütlerde bulunmak son derece kolay olmasına rağmen, bu söylenilen veya önerilen şeyleri yapmak bir o kadar zordur. Bu durumda mutlaka hastanın ruhsal bakımdan rahatlatılması zorunludur.

Kulağı muayene ederken ruhsal durumla ilgili olarak bazı bulgularla karşılaşırız. Hastaya hiç sormadan sadece kulağının usulüne uygun iyi bir muayenesi ile sıkıntılarının neye bağlı olduğunu bulmamız mümkündür.

Aşırı iştah veya oburluğun temelinde yatan gerçek sebebi bulduğumuzda, sorunun çok büyük bir bölümünü de aşmış oluruz. Ezbere tedavi yapıldığında sadece plasebo (yalancı etki psikolojik etki) etki ortaya çıkar ve bu da yaklaşık yüzde 10 civannda bir yararlanma sağlar. Her tedavinin mutlaka bir miktar ruhsal anlamda etkileme faktörü vardır. Asıl tedavi gerçek noktaların bulunması ve iğnelenmesi ile olur.

İğnelerin yanında, tohumlar, madeni bilyeler ve lazer ışığı da kullanılır. Önemli olan tedavi edilecek noktaların doğru tespitidir.

Noktaların, yukarıda sayılan çeşitli vasıtalarla uyarılmasıyla, beyin ve vücuttan bazı maddeler salgılanır. Salgılanan bu maddelerin ruhsal sıkıntıları rahatlattığını, klinik deneylerimiz sayesinde biliyoruz. Akupunktur tedavisi esnasında hemen tüm hastalarımız ruhsal bakımdan rahatladıklarını söylerler.

Bu rahatlama ile, alışılmış yemek düzeninin değişmesiyle ortaya çıkan en zor dönemler kolayca aşılır. Alışkanlık haline gelen yeni beslenme sisteminin devam ettirilmesi ile başarmanın getirdiği moral motivasyon, tedavinin olumlu bir şekilde devamını sağlar.

Daha önce de söylediğim gibi, hastalann yarıya yakın kısmı ilk bir iki seans sonunda tedaviyi bırakıyorlar. Tedaviyi bırakma sebeplerinin başında ise, kısa sürede vermeyi düşündükleri kilolarına inememeleri oluyor. Fazla kilosu olan kişilerin karmaşık sorunlarının olduğunu da düşündüğümüzde, ruhsal bakımdan dengeli bir yapıya sahip olmalarının önemi bir kat daha artıyor.

Akupunktur tedavisi, mide hareketlerini ve asit salgılanmasını normal düzeylere getirir. Diyet yapan insanlarda çok sık olarak midede kazıntı hissi ortaya çıkar. Bilinçli bir beslenme programı ve disiplini yoksa, en yakınında bulduğu gıdayı bu hissini gidermek için tüketir.

Bunun yanında hem midede hem de yemek borusunda ortaya çıkan yanma hissi sağlıklı beslenme programının hasta tarafından bırakılmasına sebep olan en önemli faktörler olarak gösterilebilir.

Akupunktur tedavisi sırasında bu tip yakınmalar olmaz. Tedavi gören hastanın rahat ve şikayetsiz olması, tedavinin kesintisiz olarak devam edilmesine yardımcı olur. Hastaların büyük çoğunluğu, akupunktur tedavileri sırasında çok rahat ettiklerini söylüyorlar.

ÖNEMLİ UYARI

Sayın okurlar, bu makalelere bakarak katiyetle kendi kendinize tedavi uygulamaya kalkışmayınız. Her türlü tıbbi sorunlarınızda vakit geçirmeden doktorunuza gidiniz.

”Prof. Dr. Baha Çelik ‘in Şişmanlık ve Akupuntur Tedavileri yazı disinden..”

Kulak Akupunkturu Yöntemiyle Şişmanlığın Tedavisi ?

Akupuntur Kulaktaki özel noktalara iğnelerin batırılması,tohum veya manyetik bilyelerin yapıştırılmaları ile yapılan bir tedavi şeklidir.

Kulakta kullanılan iğneler, 1.55 mm uzunluk 0.22 mm kalınlığa sahip daire şeklinde üzeri cilde yapışacak şekilde bantla kaplıdır.Bunun dışında kullanılacak bölgeye göre daha farklı boyutlarda olan iğneler de vardır.Kulak kepçesinin iç ve dış yüzeyi kullanılarak tedavi yapılır. Çin akupunktur anlayışı ile batıda geliştirilen kulak akupunkturu arasında bazı küçük düşünce farklılıkları bulunur.

Bu bakımdan kısaca iki tedavi metodunu açıklamaya çalışalım.Batıda kulak akupunkturu ‘Fransız Nogier’ tarafından geliştirilmiştir.

Kulaktaki bazı noktalann değişik özellikler gösterdiğini saptayarak yaptığı araştırma sonunda,iç organlarda meydana gelen bozuklukların belirli bölgelere yansıma şeklinde etki ederek hem fiziksel olarak hem de elektriksel olarak değişiklikler meydana getirdiğini bulmuştur. Bu düşünceye göre bazı özel cihazlarla ( nokta bulucu – dedektör ) kulakta meydana gelen değişiklikleri saptayabiliyoruz.

Bu cihazlar hem sesle hem de ışılda uyarım yaparak noktaları bulmamıza yardımcı olurlar. Kulak noktalarının bulunması ileri derecede uzmanlık gerektiren bir iştir. Noktalar birbirlerine çok yakın olduklarından doğru noktayı kullanmak, tedaviden iyi sonuç almak için mutlaka gereklidir. Yanlış noktayı kullandığınızda almak istediğinizin çok dışında bir sonuç alınır.

Kulak kepçesini herhangi bir elektronik alet kullanmadan da muayene edebiliriz. Küçük bir örnek vermek gerekirse, sert bir cisimle kulak kepçesine hafif bastırarak yapacağımız bir muayenede,daha önce ağrılı olmayan bazı bölgelerde ağrı hissedebiliriz. Bazen küçük kabarcıklar veya renk değişiklikleri de görmek mümkün olabilir.

Bu bakımdan hem elle hem de gözle çok dikkatli bir şekilde muayenemizi yaparız. Bu belirtiler her hangi bir organımızda meydana gelen bozukluğun ( hastalık ) belirtisi olarak kabul edilir ve buna göre hastanın tedavi programı yapılır.

Buna karşın çin akupunktur uygulamalarında, kulak üzerinde değişmeyen ve iç organlar ve diğer organlarımızı temsil eden belirli noktalar vardır.

Bu noktalar numaralandırılmak suretiyle sınıflandırılır.Bu düşünceye göre, kulak kepçesinde baş aşağı pozisyonda duran bir cenin olduğu kabul edilir. Aynen ana rahminde olduğu gibi başı kulak memesinde olmak üzere bir yerleşim gösterir. Eller ve ayaklar kulak kepçesinin üst bölümünde bulunur. İç organlar ise kulağın çukur olan bölgesine yerleşmiştir.

İğne dışında yine üzeri yapışkan bantla kaplı hardal tohumları ve manyetik bantlar da kullanılır.

Akupunktur tedavisindeki ana düşünce yapısı, her hastanın özelliklerine göre tedavi yapmaktır. Bundan dolayı hastalan çok ince aynntılanna kadar değerlendiririz. Gerekli tetkikleri ve gerekirse dahili konsültasyonları yaptırınz.

Ayrıca aşağıda kısaca özetlediğim geleneksel muayene metotlarından yararlanırız.

Bunların dışında hastanın yakınmalarına ve bizim hastayı değerlendirmelerimize göre hastaları aşağıda özetlenen bazı ana guruplara ayırarak tedavi ederiz. Tedavideki başarı bu değerlendirmeleri doğru yapmaktan geçer.

Stunkard’ın Zayıflama diyet ve egzersiz Önerileri

Daha önce de belirttiğim gibi mutlaka hareketi arttırmak ve aktif olarak tedaviyi sürdürmek önemli amaçlarımız arasındadır. Şişmanlık tedavisine başlayan kişiye uygun spor tarzını tespit edip disiplinli bir şekilde devam ettirmesini sağlamalıyız. Ağır egzersizler kalp ve diğer sistemler açısından ciddi tehlikeler yaratabilir. Yürüyüş,yüzme,bisiklete binme ve bahçe işleri gibi aktiviteler önerilebilir.

Şişman kişilerde spor faaliyetlerini yarım bırakmaya büyük bir eğilim vardır. Unutmamalıyız tempolu olarak yapılan 5 kilometrelik bir yürüyüşte ortalama 300 kalori yakılır. Sadece yürüyerek ve aldığımız gıda miktarını sabit tutarak, yılda toplam 4.5-13 kilo arasında fazla kilolarımızdan kurtulmamız mümkündür.

Aşağıda Stunkard’ın pratik önerilerini bulacaksınız. Bunlara uyarak önemli kazanımlar elde edebilirsiniz.

Bir örnek olması açısından aldığımız farklı bazı gıdaların,yapılan spor faaliyetleri ile nasıl yakıldığını görelim.

Bu makalelerin yazılma amacı, şişmanlığın akupunktur yöntemi ile tedavi edilmesinin açıklanmasına yardımcı olmaktır. Son yıllarda hemen her köşe başında Akupunktur tedavisinin yapıldığını görüyorsunuz. Medyanın yoğun ilgisi ve yardımlarıyla konu her zaman tazeliğini koruyor.

Elbette yaptığımız tedavinin geniş halk kitlelerine ulaşması çok güzel. Aslında bizim amacımız da akupunktur yönteminin gerçek değerini bulması yönündedir.

Akupunktur Yöntemi ile Kilo Verme ?

Şişmanlığın tedavisinde akupunktur yönteminin kullanılması, ülkemizde 80’li yılların başından itibaren yaygınlaşmaya başladı. Bu yıllar Türkiye’nin dünya ile olan bağlantısının arttığı zamana rastlar.

Gerçekten de haberleşmenin yaygınlaştığı dünyamızda her şey çok çabuk yayılıyor. Aslında tıbbi konularda moda benzeri eğilimler ‘bilimsel açıdan bir tabanları yoksa’ yarar yerine zarar da verebilir. Akupunktur uzak doğuda çok uzun yıllardan beri kullanılan bir tedavi metodu.

Batıda yaygın olarak yaklaşık 70-80 seneden beri kullanılıyor. Hastaların umulandan daha hızlı bir şekilde iyileşmeleri ve bilen kişiler tarafından yapıldığı takdirde ciddi hiçbir yan etkisinin olmaması akupunkturun hızla yayılmasını sağladı.

Medyanın şişmanlığa olan ilgisi ve toplumun beğenilerinde meydana gelen değişimler de fazla kiloların önemsenmesine yol açtı. İletişimin yaygın olmadığı yıllarda bir sorunun veya ilginç bir olayın uzak ülkelerde yankı bulması bu günkü kadar kolay olmuyordu.

Yeme içme ile ilgili bölgesel alışkanlıkların başka yerlere yayılması veya yeni çıkan bir gıdanın tüketime yönelik, yeni müşteri kitlesi bulması günümüzde çok kolay oluşabiliyor. Gazetelerin magazin sayfalarında yayınlanan diyet reçetelerinin inanılmaz bir hızla uygulandığını görüyoruz.

Küçük çocuklar ve buluğ çağındaki gençlerin, fast food reklamlarından etkilenerek beslenme tarzlarını bu yönde değiştirdiklerini, yapılan araştırmalarda görüyoruz. Bunun yanında hem televizyon seyredip hem de yemek yemelerine izin verilen küçük çocukiann ileride beslenme bozukluklanyla karşılaşacaklannı bilmeliyiz. Çocuklarımıza mutlaka spor yapmalarını önermeli ve kendimiz de örnek olmalıyız.

Haftada 5 gün düzenli olarak orta derecede egzersiz yapılmasıyla hem sağlığımızı korumuş hem de kilolarımızın artmasına mani olmuş oluruz. Özellikle yetişkinlerin spor yapmadan önce mutlaka doktoruna muayene olarak spor yapmalannı öneriyoruz. Kulaktan dolma bilgilerle veya arkadaş tavsiyeleriyle yapılacak her türlü aktivitenin istemediğimiz bazı sonuçlara yol açacağını hatta hayatımın tehdit edebileceğini göz ardı etmemeliyiz.

Şişmanlıkla mücadelede, bireylerin bilgi sahibi olmaları tedavinin başarısını arttırıyor. Bilerek yapılan her türlü eylem sonunda, tatminkar sonuçlar alacağımızı bilmemiz kendimize olan güvenimiz de arttırıyor. Hekim ve hasta arasındaki ilişkilerin başında, hastanın bilgi edinme hakkı geliyor. Ne yazık ki ülkemizde gerçek anlamda bunun böyle olmadığını biliyoruz.

Yanlış uygulamalardan ve alışılmış davranış kusurlarımızdan kurtulabilmek için çok fazla bilgiye sahip olmalıyız. Bilgi edinmenin en kolay ve kalıcı olanı yazılı eserleri okumaktan geçiyor. Genellikle söylenilen şeylerin çoğunu kısa sürede unutuyoruz. Unutmayın konuşmak ‘buz üstüne yazı yazmaya’ benzer.

Bu bakımdan fazla kilo sorunlarının tedavisinde kullanılan akupunktur yönteminin nasıl bir şey olduğunu, anlaşılır bir biçimde aktarmaya çalışacağız,lütfen akupunktur yöntemi ile zayıflama maddelerini tam öğrenebilmek için sitemizin diyet – zayıflama bölümüne geçiş yapınız.

Akupunkturun Yan Etkisi Var’mıdır ?

Akupunkturun ciddi yan etkisi yoktur. Oturarak tedavi yapılan durumlarda, hassas bazı kimselerde fenalık hissi ortaya çıkabilir.

Bu hastalarda iğne korkusuna bağlı olarak tansiyonda geçici düşmeler görülür. Özellikle oturarak tedavi yapıldığında bu durum ortaya çıkar. Sırt üstü yatınca çok kısa süre içinde geçer. Bu yüzden ve daha güvenli olması bakımından, yatar vaziyette tedavi yapmak daha uygundur.Diyet ve zayıflamak için akupunktur iğnelerinin sistemli biri şekilde entegre edilmesi gereklidir.

Hastanın vücudunun hem ön hem arka yüzünde tedavi yapmayı gerektiren durumlarda oturtarak tedavi yapıyoruz. Hastaların % 99.9’unda hiçbir problem ortaya çıkmıyor. Devamlı hastayı gözlemek ve oluşabilecek olumsuz bir durumda süratle müdahale temek gerekir. Tedaviyi kesmeyi gerektiren bir durum değildir. Hastalar 1 -2 seans içinde tedaviye uyum gösterirler.

İğne batan yerlerde çok nadir olarak şişme ve daha sonra morarma olabilir. Bunun sebebi, iğnelerin küçük damarlara tesadüf etmesinden ortaya çıkabilir. Kanama ve pıhtılaşma bozukluklarında bu tür sonuçlar ortaya çıkabilir. Tedaviden önce mutlaka hastalara bu tür sorunların olup olmadığı sorulmalıdır.

Bunları hastalara tedaviden önce mutlaka soruyoruz. Bu tip sorunların dışında ortaya çıkan şişme ve morarma durumları önemli bir durum değildir ve tedaviyi kesmeye gerek yoktur. Ehil olmayan kişiler yaptığında nadiren iğne kırılabilir. Yine uygun olmayan iğnelerle yapılması durumunda komşu dokularda istenmeyen hasarlar meydana gelebilir.

Yukarıda sayılanların hiç biri önemli değildir. Çok nadiren metal alerjisine bağlı sadece iğnelerin battığı bölgelerde lokalize küçük yaralar olur. Bu durumda tedaviyi lazerle yapmak daha uygundur.

Akupunktur uzman eller tarafından yapıldığında çok güvenli bir tedavi metodudur.