Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete bozuklukları psikiyatri alanında görülen bir grup hastalıktır. Bu bozuklukların genel özellikleri birbirine benzese de belirtilerin şiddetine, sürekliliğine ve birtakım davranışsal karakteristiklere göre yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, fobik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, sosyal fobi, travma sonrası stres bozukluğu, akut stres reaksiyonu, ayrılık anksiyete bozukluğu şeklinde sınıflanabilir. Ayrılık anksiyete bozukluğunu çocukluk dönemi anksiyete bozukluğu olarak nitelemekte yarar vardır. Çünkü bu tanıyı alan vakaların neredeyse tamamı çocuktur. Yaygın anksiyete bozukluğu ve panik bozukluk  anksiyete bozuklukları içerisinde en sık rastlanan bozukluklardır. Yazının devamında yaygın anksiyete bozukluğundan bahsedeceğiz.

Yaygın anksiyete bozukluğu, gerçek sorunlarla orantısız bir biçimde ortaya çıkan aşırı endişe ve kaygılanmayla seyreden bir psikiyatrik bozukluktur. Aslında anksiyete duygusu bir tehlikenin ya da tehdidin sonucunda hepimizde ortaya çıkabilen bir olaydır. Ancak anksiyetenin süresinin uzaması, şiddetinin artması ve günlük hayatımızı etkileyip işlevselliğimizi bozması durumunda tedaviye yönelmek doğru olacaktır.

Bugün için yaygın anksiyete bozukluğunun nedeni ne yazık ki kesin olarak bilinememektedir. Ancak kalıtsal faktörlerin birçok hastalıkta olduğu gibi yaygın anksiyete bozukluğunda da etkisi olduğu kabul edilmektedir. Bunu kabul etmemizi sağlayan ise tek yumurta ikizlerinin her ikisinde birden yaygın anksiyete bozukluğunun olma oranının yüksek olmasıdır. Yine yapılan çalışmalar biyolojik ve çevresel faktörlerin bu bozukluğun nedenleri arasında olduklarını göstermektedir ama başta da söylediğimiz gibi kesin olarak bir suçlu henüz bulunamamıştır.

Belirtileri

Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda iki grup belirtiler görülmektedir: ruhsal belirtiler ve bedensel belirtiler. Ruhsal belirtileri; aşırı endişe, kaygı, tasa, konsantrasyonda azalma, aşırı sinirlilik ve huzursuzluk, kötü bir haber alacağı beklentisi, uykusuzluk , tahammülsüzlük, çabuk irkilme, kolay yorulma, kontrolünü yitirme hissi, çıldırma hissi ve ölüm korkusu olarak sayabiliriz. Bunların yanında tıpta derealizasyon olarak geçen kişinin kendinin dış dünyaya yabancı hissetmesi ve depersonalizasyon olarak geçen kişinin kendi bedenine veya bedeninin bir parçasına yabancılık hissetmesi de bu hastalar da görülebilir. Bedensel belirtilere gelecek olursak; bunların ortaya çıkmasında vücudumuzda bizim kontrolümüz dışında çalışan bir sinir sistemi vardır. Buna tıpta otonom sinir sistemi denmektedir ve soluk alıp vermemizi, kalbimizin hiç durmadan çalışmasını sağlamak bu sistemin görevlerinden sadece 2 tanesidir. İşte bu sistemin aşırı çalışması sonucunda da yaygın anksiyete bozukluğu hastalarında bedensel belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bunlar; kalp çarpıntısı, terleme, ellerde titreme, ağız kuruluğu, nefes almada güçlük, tıkanma veya boğulma hissi, göğüste ağrı veya rahatsızlık hissi, baş ağrısı, baş dönmesi, kaslarda gerginlik ve buna bağlı olarak kas ağrıları sayılabilir.

Tanısı

Bu hastalar bedensel belirtileri nedeniyle genellikle öncelikle bir dâhiliye uzmanına yönlendirilirler. Bu sebepledir ki tanı almaları biraz zaman almaktadır. Yapılan testler sonucunda herhangi bir hastalığın çıkmaması ve hekimin hastayı bir psikiyatri uzmanına yönlendirmesi sonucunda hastalar tanı alırlar. Psikiyatrik bozukluklarda tanı koymak için Amerikan Psikiyatri Derneği’nin yayınlamış olduğu bir kılavuz kullanılmaktadır. Yaygın anksiyete bozukluğu tanısı koymak için de doktorlar bu kılavuzda yazan durumların var olup olmadığına bakarak karar verirler. Kılavuzu özetlersek;
A. En az 6 ay süreyle hemen her gün ortaya çıkan, birçok olay ya da etkinlik hakkında aşırı anksiyete ve kaygı duyulur.
B. Kişi, kaygısını kontrol etmekte zorlanır.
C. Anksiyete, aşağıdaki altı belirtilerden en az üçüne eşlik eder.  Not: Çocuklarda sadece bir maddenin bulunması yeterlidir.
sinirlilik, huzursuzluk
dikkatini bir konuda toplamada zorlanma
aşırı heyecanlanma ya da endişe duyma
uyku problemleri (uykuya dalmakta güçlük çekme, kesintisiz uyuyamama ya da huzursuz ve dinlendirmeyen uyku)
kas gerginliği
çabuk ve kolay yorulma
D. Yaygın anksiyete bozukluğunu yazımızın başında geçen diğer anksiyete bozukluklarından ayırmak gerekir.
E. Anksiyete, kaygı ya da bedensel yakınmalar klinik açıdan belirgin bir strese ya da hastanın günlük işlevlerini yapmasına engel olacak düzeyde olmalıdır.
F. Bu bozukluk bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç, tedavi için kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun (örn. hipertiroidizm) doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir ve sadece bir duygu durum bozukluğu, psikotik bir bozukluk ya da yaygın bir gelişimsel bozukluk sırasında ortaya çıkmamaktadır.

Tedavisi

Tedavide hem ilaç hem de psikoterapi olabilmektedir. Orta şiddetteki yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda sadece psikoterapiler bile yeterli olmaktadır. Psikoterapi olarak da bilişsel davranışçı psikoterapiler kullanılmaktadır. Daha şiddetli hastalarda ise psikoterapilerle ilaç tedavileri birlikte verilerek tam düzelme sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu hastalar çoğunlukla psikiyatri dışındaki bölümlere ilk başvurularını yaptıkları için tanı almaları gecikir. Bu hastaların tedavilerinde asıl problem tanı almalarının gecikmesi ve ilaç tedavilerinin uygunsuz kullanımıdır. Önemli olan bu hastaların psikiyatriye başvurmaları ve tedavilerini (psikoterapi ve ilaç) düzenli olarak uygulamalarıdır.

Aşağıdaki videoda Uzm. Dr. Yıldız Bir Başar, “Panik Bozukluk” hakkında bilgiler veriyor.

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?

İstemsiz olarak akla  gelen, tekrarlayıcı, mantıksız gelmesine rağmen engellenemeyen düşünceler bu hastalığın  ana belirtisidir.

Bu sabit sıkıntı verici düşüncelere obsesyon (takıntı) denir.  Halk arasında buna takıntı hastalığı da denir.

Bu takıntıların yarattığı sıkıntıdan kurtulabilmek için hastalar bazı ritüelleri (kompulsiyonlar) kullanırlar, bunlar  tekrarlayıcı hareketlerdir. Bu düşüncelerin oluşturduğu sıkıntıdan kurtulmak için yapılan davranışlar günün önemli bir bölümünün boşa harcanmasına neden olur. Bu ritüellere örnek  vermek  gerekirse ; “Elim  kirlendi düşüncesiyle sürekli elleri yıkamak, kilitledim mi, açık unuttum mu,  acaba numarayı  doğru  kaydettim  mi  gibi şüpheler nedeniyle devamlı kontrol etmek”

Sağlıklı insanlar da, evden çıkmadan  önce fırının/ocağın açık olup olmadığını birkaç kez kontrol edebilirler. Ancak normal insanlarla OKB’ lilerin farkı OKB ‘liler bu davranışlar, günlük hayatlarını etkilediği halde ve bunları sıkıcı bulmalarına rağmen yapmaya devam  ederler.  Karamsarlık, kendine güvensizlik, isteksizlik, yaşamdan keyif alamama gibi belirtiler de sıklıkla hastalığa eşlik eder.

Toplumda normal gibi yaşıyor görünen kişilerin % 2-3’ünde Obsesif Kompulsif Bozukluk bulunmaktadır. Hastaların  tedaviye  geç  başlamalarının en  önemli  sebebi hastanın toplumdan  utanması , bir kısmının da bu belirtileri normal kabul etmesidir.

Burada sayılan belirtilerin her  hastada tamamen aynı olması beklenmemelidir. Obsesif Kompulsif Bozukluk birçok başka psikiyatrik hastalıkla birlikte bulunabilir. Bu  durum Obsesif Kompulsif Bozukluk belirtilerini  daha farklı olmasına yol açabilir.

Bu rahatsızlık  bir  zayıflık değildir, bu utanılacak bir şey de değildir, bu  nedenle tedavide  başarının  ilk  anahtarı  hastalığın  kabullenilmesidir. Tedavi önerilerine uyduğunuzda tedaviden yararlanma olasılığınız artacaktır.

Tüm diğer hastalıklar gibi, psikiyatrik bozuklukların zemininde de bazı biyolojik etmenler yer almaktadır. Bu  nedenle hastalığı düzelmesinde biyolojik süreçleri  etkileyen tedavilerin, yani ilaçların rolü büyüktür. Bu  amaçla  en  çok  kullanılan  ilaç  gurubu kısaca  SSRI dediğimiz   serotonin  geri  alımına  engel  olan  ilaçlardır. Kullanacağınız ilaçların bazı özelliklerinin bilinmesinin, psikiyatrik tedaviler hakkındaki endişe ve ön  yargıları hafifleteceğini umuyorum.

Her  şeyden önce bu  amaçla verilen ilaçların bağımlılık yapma riski neredeyse hiç  yoktur. Eğer az da olsa bağımlılık yapma riski taşıyan bir ilaç verilecekse, doktorunuz bu konuda sizi mutlaka bilgilendirecektir. İlacınız uyuşturucu niteliğinde değildir. Temel hedefimiz günlük hayatınızı hiç bozmadan tedavi etmektir. Ancak her ilacın bir takım yan etkilerinin olabileceği de akıldan  çıkarılmamalıdır. Ancak  çoğu  zaman bu  yan  etkiler  kabul  edilebilir sınırlarda ve geçicidir.

Aşağıdaki videoda Prof. Dr. Nurper Erberk Özen, “Psikiyatrik Tedaviler” hakkında bilgiler veriyor.

Toplumda psikiyatrik hastalıklarla ilgili olumlu ya da olumsuz birçok yanlış düşünce ve  ön yargılar vardır. Nasıl ki siz bir insan olarak, sadece kendinize has bir takım özelliklere sahipseniz, hastalığınızın da sadece size özgü bir takım özellikleri vardır. Dolayısıyla, başkaları için yanlış olanın sizin için de yanlış olması  gerekmez,  bunun  tersi de  geçerlidir.

Hastalığınız ya da tedavinizle ilgili tüm sorularınızı doktorunuzla paylaşmadan gereksiz endişelere kapılmak size ve  iyileşme  sürecinize  zarar  verebileceğini  unutmayın. Kendi başınıza tedaviniz hakkında ciddi kararlar almanız sıklıkla yanlış sonuçlara neden olabilir.