Karındaki yağlarla, kalça şekillendirme

Düz bir karın ve düzgün yuvarlak popoya sahip olmak isteyenlerin yeni tercihi yağ transferi uygulaması: Kalça şekillendirme

Karın ve kalçaların ideal bir şekilde biçimlenmesi için diyet ve egzersiz yapan çok fazla insan var. Fakat uygulanan bu program çoğu zaman istikrarlı bir şekilde devam ettirilemediği için ve özellikle bu bölgelerdeki yağların oldukça inatçı bir yapıda olması, çoğu insanın estetik cerrahiden yardım almasıyla sonuçlanıyor.

Yağ transferi ile bu ideal görüntüyü verebildiklerini söyleyen Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur: “ Burada yapılan işlem, hem düz bir karına, hem de ince bir belle orantılandırılmış yuvarlak kalçalara sahip olmanızı sağlıyor. Çoğu zaman egzersiz ve uygulanan diyet programından bıkanlar ve hatta ne kadar spor yaparsa yapsın, vücut anatomisinden ötürü istediği beden formuna kavuşamayanlar, estetik cerrahiden faydalanabilirler” dedi.

Sadece yağların yeri değişiyor ve şekilleniyor

Beden şekillendirme uygulamasının içinde 2 farklı operasyonu bir arada yapıyoruz. Öncelikle liposcupture tekniği ile bel ve karın bölgesinden fazlalık yağları alıyoruz. Fakat bu yağ alımını kendi geliştirdiğim Cihantimur Yağ Transfer sistemi ile yapılıyor. Amaç yağları hava almadan, daha fazla, yaşayan ve sağlıklı kök hücre ile transferini sağlamak. Çünkü transfer edeceğimiz yağın içindeki kök hücreleri canlı bir şekilde transfer edersek, bunlar nakledildikleri yerde yaşamaya devam edereler. Ardından bu toparlanan yağ, popo bölgesine transfer edilir. Popo şekillendirilir ve operasyon tamamlanır” ifadesinde bulunan Cihantimur, kök hücrenin ayrıca transfer edildiği bölgenin cilt dokusunu da pürüzsüz hale getirdiğini ve zaman içinde erimeden hayatına devam ettiğini de açıkladı.

karinpopo

Karın bölgesinde çok fazla yağ varsa

“ Eğer hastanın karın bölgesinde çok fazla yağ varsa, yapacağımız liposcupture operasyonu sonrasında deride gevşeme yaşanabilir. Bu tarz durumlarda izlediğimiz yol ise, aldığımız yağ ile popo büyütme yaptıktan sonra, en son olarak içi boşalan deri fazlalığını uzaklaştırmak olacaktır. Bunun için hastaya karın germe de yapıyoruz. Tüm bu uygulamalar sonrasında hastanın yıllarca spor ve diyetle başaramadığı, muazzam gergin bir karın, orantılı, ince bir bel bölgesi ve kıvrımlı kalçalara sahip olması sağlanıyor” diyen Cihantimur, tüm bu uygulamaların tek seans altında yapılabildiğini de belirtti.

En iyi 4 ameliyatsız gençleştirme yöntemi

Gelişen teknoloji ve yeni buluşlar, genç kalmanın formülünü yeniden yazıyor. Ameliyatsız gençleştirme yöntemi. Geçen yıllara inat, gençleşen ve ışıltısını kaybetmeyen bir cilt artık hayal değil. İşte o gençleştiren 4 yöntemi Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur açıklıyor:

Örümcek Ağı Estetiği en Favori Uygulama

orumcekagi

Son yılların en fazla talep edilen uygulamaları arasında yer alan Örümcek Ağı Estetiği, 2011 yılında geliştirdiğim ve o zamandan beri kliniklerimde uyguladığım bir teknik. Çok sevildi ve favori teknikler arasında çünkü insanlara ameliyatsız, neştersiz gençleşme imkanını sundu. Cilt yıpranma derecesine göre belirlenen adette ipi, cilt altına ince uçlu iğneler vasıtasıyla yerleştiriyoruz. Bu medikal ve zararsız ipler 6 ay içerisinde erirken, vücut kendi biyolojik ağını bu iplerin etrafına örmüş oluyor. Azalan kolajen tekrar aktive oluyor, lifting mekanizması devreye giriyor. Bu sayede ciltte günden güne canlanma, gerginlik oluşuyor ve haliyle kırışıklıklar da yok oluyor.

Ameliyatsız Güzellik Ultherapyuthera_tratamento_01

Ultherapy de yine Örümcek Ağı Estetiği gibi ameliyatsız cilt yenileme ve sıkıştırma yöntemlerinden bir tanesi. Aynı şekilde kolajen üretimini tetikleyen ve lifting mekanizmasını devreye sokan bir etkiye sahip. Cildin derin katmanlarına kadar uzanabilen ultrason dalgalarıyla bütün yüze uygulanabiliyor. Boyun, gıdı gölgesi gibi gevşeme problemlerinin en fazla hissedildiği alanlarda son derece etkili sonuçlar veriyor.

Hücreleri Temizleyen Ozon Terapi

ozon_terapi

Yaşın ilerlemesiyle birlikte oksijen gereksinimi artan insan bedeni bir de dış faktörlerin olumsuz etkileri yüklenince ciddi miktarlarda vücuduna atık madde depolamaya başlar. Bu atık maddeler hücre zarını etkiler ve dolayısıyla yaşlanma belirtileri çok daha fazla hissedilmeye başlanır. Ozon Terapi ise, oluşan tüm bu olumsuzlukları pozitif hale çevirebilecek ve bedeni gerçek anlamda temizleyecek bir yapıya sahip. Ozon Terapi ile temizlenmiş, oksidatif stresden arınmış bir bedenle, yaşlanma belirtilerinden tutunda, selülit ve farklı kronik rahatsızlıklara kadar kliniklerimizde çözüm sağlayabiliyoruz.

Yeni Nesil Anti Aging, Secret Uygulaması

anti-agingAmeliyattan korkanların ya da yaşlanma belirtilerine bir önlem almak isteyenlere önerebileceğim bir başka uygulama da Secret. Radyo frekanslı fraksiyonel iğne tedavisi Secret, yüzün her sahasını tarayan gelişmiş bir gençleştirme teknolojisidir. Cihazın üzerinde 20’den fazla mikro iğne bulunur ve bunlar ısı vererek cildi kolajen üretimine teşvik eder. İnce kırışıklıklar dahil yüzdeki tüm form kaybına son derece faydalı bir etkiye sahiptir.

En iyi 4 ameliyatsız gençleştirme yöntemi anlattık.

Dövme Sildirmek

Tüm dünyada olduğu gibi ,ülkemizde de dövme yaptıranların sayısında bir hayli artış gözlenmektedir. Dövme yaptırma kararı, genellikle çok fazla düşünülmeden, anlık bir heves ile alındığından, bir süre sonra pişmanlık duyulmakta ve dövmeyi sildirmenin yolları aranmaktadır. Araştırmalara göre, Dövme yaptıranların yaklaşık %50 si daha sonra dövmelerini sildirmek istemektedir.

Dövme Sildirmek için Hangi Yöntem Kullanılıyor?

Dövmeleri silmek için bugüne kadar değişik metotlar denenmişse de genel olarak çok başarılı olmadığı gözlemlenmektedir. Ancak, son zamanlarda gelişen lazer teknolojisi ile dövmeler eskiye göre daha başarılı olarak silinebilmektedir.

Yüksek yoğunlukta ve özel dalga boyundaki lazer ışını , dövme için kullanılmış olan boya moleküllerini parçalayarak etkili olmaktadır. Parçalanan boya molekülleri daha sonra vücut tarafından emilerek yok edilir.

Tek Seansta Dövme Sildirmek Mümkün mü?

Dövmenin ne kadar uygulama sonrasında silineceği, silme işleminin ne kadar başarılı olacağını belirleyen birçok faktör vardır. Dövme iki seansta silinebileceği gibi on seans sonrasında tamamen kaybolmayabilir. Hiçbir Dövme Silme işlemi %100 garantili değildir. Bazı Dövmeler tamamen silinirken, bazı Dövmeler belirsiz bir iz bırakabilirler.

Başarıyı belirleyen en önemli faktörlerden biri, Dövmelerde kullanılan renklerdir. En iyi netice siyah ve gri renkli Dövmelerde alınmaktadır. Yeşil ve mavi ise en zor netice alınan renklerdir.

Dövme sildirmek isteyenler, işlemin çok kısa sürede gerçekleşmesini talep ederler. Fakat çok sık aralıklar ile yapılan uygulamalar komplikasyon riskini artırmaktadır. Uygulamalar arasında dört-altı hafta olması ideal olup, bazı durumlarda sekiz hafta aralıklar tercih edilebilir.

Vücudun Hangi Bölgesindeki Dövmeler Kolay Silinir?

dovmeKol ve bacakların uç kısımlarındaki Dövmeler genel olarak daha dirençli olmaktadır, Dövme kalbe ne kadar yakın ise silme işlemi o kadar başarılı olmaktadır. Bu kan dolaşımının daha iyi olması ile izah edilebilir.

Dövmenin profesyonel biri tarafından yapılmış olması silme işleminin başarısını artırır. Çünkü, profesyonel işlemlerde boya maddesi cildin daha derinlerine ve aşağı yukarı aynı seviyelere yerleşmektedir. Bazı durumlarda ise boya çok yoğun olabilmekte ve silme işlemini zorlaştırmaktadır.

Dövme Silme İşlemi Sonrası Cildimizde Ne Gibi Değişiklikler Olur?

Lazer ile dövme silme işlemi sonrası dövme sahasının cilt renginde koyulaşma veya açılmalar görülebilir. Dövme işleminde kullanılan boyanın titanyum içermesi durumunda, işlem sonrası oluşan cilt kararması takip eden uygulamalarda kaybolmaktadır. Cilt rengi koyu olanlarda işlem sonrası cilt rengi solabilmektedir. Bu yüzden bu kişilerde önce ufak bir sahada uygulama yapıp neticeyi görmek akıllıca olmaktadır. Ciltte oluşan renk değişiklikleri altı-oniki ay içerisinde kaybolur, ancak, her zaman, renk değişikliğinin kalıcı olma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.

Dövme silme işlemi neticesi oluşabilecek problemlerden biri de yanıklar ve keloid denilen kabarık cilt lezyonlarıdır.

Dövme sildirmek isteyenlerin iyi bir araştırma yapıp bu konuda tecrübeli bir doktor bulmasını tavsiye ederim. Dövme silme işlemine bağlı komplikasyonların görülme ihtimalini azaltmak için doktorun tavsiyelerine uymakta fayda bulunmaktadır.

DÜĞÜN HAZIRLIKLARI VE CİLT BAKIMI

http://www.drberkantoman.com

https://www.facebook.com/BOman.Aesthetics

DÜĞÜN HAZIRLIKLARI VE CİLT BAKIMI

gelinDermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman ile herkesin hayatında ki en önemli günlerden biri olan Evliliği ve bu en özel günde hanımların ciltlerinin BÜYÜK GÜN’ e nasıl hazırlanacağını konuştuk.

‘’Düğünlerin kişilerin hayatlarında ki en özel günlerden birisi olduğunu, çiftlerin BÜYÜK GÜN öncesinde en iyi halleri ile görünmek istediklerini ve sıklıkla en doğal hali ile onları en iyi gösterecek tedavilerin neler olduğunu sorduklarını, fotoğraflarda nesiller boyunca devam edecek olan görünümleri hakkında bizlere güven duymak istediklerini ifade etiklerini’’ belirten dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman ‘’bizlerde gün geçtikçe daha da yoğun ilgi alan  girişimsel olmayan tedavilerle kişilerin görünümlerini olabildiğince doğal tutarak harika sonuçlar elde ettiğimizi gururla hastalarımızla paylaşırız’’ dedi.

Bazı çok popüler tedavilerde sonuca ulaşmanın birkaç ay gibi bir zaman alabildiğine değinen dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman kişiye uygun doğru tedavi planı çıkarabilmek açısından düğünden önce olabildiğince erken gelinmesi ve tedavilerin zamana yayılmasının önemine dikkat çekti.

Eğer düğün tarihiniz  -BÜYÜK GÜN – belli ise gelin günümüzün en yeni trendleri olan ameliyatsız estetik işlemler başlığı altında toplanan dolgu, botoks, iplerle yüz germe, ultrasonik yüz germe (fokus ultrason) , lazer, peeling, karbon peeling, cilt yenileme, cilt bakımları, altın maske, oksijen terapileri, leke tedavileri, soğuk lipoliz, lazer lipoliz, bölgesel incelme, antiaging gibi günümüzün en popüler cilt tedavilerine ve uygulama zamanlarına birlikte göz atalım.

Büyük Gün’den 6-12 ay önce

Cilt sarkmaları, çene-gıdı-gerdan toplanmaları (buldog görüntüsü – jaw line – marionette line)

Bir çok hastanın cildinde sarkmalar olduğundan ve alt çene bölgesinin her iki tarafında bu sarkmaların toplandığını belirtmesinin ortak bir endişe olduğunu belirten dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman, eğer gelecekte yüz germe operasyonu istemiyorsanız fokus ultrasonla yüz germenin oldukça iyi, non-invaziv (girişimsel olmayan) bir uygulama seçeneği olduğuna değindi ve ultrason teknolojisi kullanarak yapılan bu  tedavinin, yüz-cilt sıkılaştırma ve germe için en yeni tedaviler arasında olduğunu, sonrasında günlük yaşamı etkileyen herhangi bir olumsuz yön olmadığını ancak sonuçları görmek için 6-12 ay beklemek gerektiğini belirtti. Diğer taraftan ameliyatsız yüz germe seçenekleri arasında olan konili ipler ’’Silhouette soft’’ ile lokal anestezi altında cilt germe işlemlerinin 30-45 dakika gibi kısa sürelerde tamamlanabileceğini söyledi. İplerin girdiği alanda 3-4 gün sürebilen hafif cilt katlanmaları ve çok çok nadiren oluşan küçük morluklar dışında günlük yaşamı etkileyecek herhangi bir olumsuz etki bulunmadığını söyleyen dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman, iplerle yüz germede (ameliyatsız yüz germe) lifting etkisinin anında başladığını ve 3. aya kadar bu etkinin giderek arttığını, BÜYÜK GÜN’ den 6 ay öncesine planlanmasının ideal olduğunu belirtti.

Büyük Gün’den 4-5 ay önce:

Vücut Şekillendirme:

Soğuk lipoliz ; diyet ve egzersiz yoluyla düzeltmenin mümkün olmadığı ayva göbeği, yan simitler, basen, kol altı sarkmaları veya diğer bölgesel fazlalıklardan kurtulmak için harika bir yol olduğunu, yine ultrason teknolojilerindeki gibi günlük yaşamı etkileyen herhangi bir olumsuz yönünün olmadığını, vücut konturlarını düzeltmede kullanılan soğuk lipolizle dondurulan yağ hücrelerinin vücut tarafından yavaş yavaş 2-3 aylık süre içinde atıldığını, sorunlu bölgeye 15 gün ara ile 2 seans şeklinde uygulandığını ve tam sonuç almak için 3 aylık süre gerektiğini söyleyen dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman, eğer bölgesel yağlanma şikayetiniz varsa mutlaka Büyük Gün’den 5 ay öncesinde bu tedavinin planlanması gerektiğini sözlerine ekledi. Diğer yandan vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan kişilerde soğuk lipolizin istenen sonuçları vermeyeceğini, bu yüzden mutlaka 12 ay öncesinden hekim kontrolünde diyet programlarına başlanması gerektiğini ve 5-6 ay öncesinde soğuk lipoliz yerine lazer lipoliz gibi biraz daha invaziv (girişimsel) yöntemlerin düşünülebileceğini söyleyen dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman, lazer lipoliz’ in avantajlarını  ise direkt olarak yağlı dokunun içerisine lokal anestezi altında girilip lazer enerjisi ile yağların ısıtılıp yok edilmesi, çok daha etkin olması, yanıtlarının daha çabuk ortaya çıkması ve daha kalıcı olması olarak sıraladı.Yine tam sonuç alabilmek için 2-3 aylık zaman ihtiyacın olduğunu ve 10 gün korse takılacağı düşünüldüğünde bu tedavi programının da BÜYÜK GÜN’ den en az 5-6 ay öncesine planlanması gerektiğini vurguladı. Lazer lipoliz yalnızca vücut kitle indeksi yüksek olanlarda değil, yukarıda bahsettiğimiz gibi soğuk lipoliz uygulatacak kişiler içinde alternatif  bir seçenek olduğunu hatta kişilerin tercihine göre buna karar verdiğini belirtti.

Büyük Gün’den 2-3 ay önce:

Güneş hasarları:

Sinir bozucu kahverengi lekeler ve doku hasarları lazer tedavileri ya da dermamelan- kosmelan gibi peeling yöntemleri ile düzeltilebileceğini söyleyen dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman, bu tedavilerin kahverengi pigmentasyonların yanında , ince çizgileri, geniş gözenekleri de hedeflediğini ve cildi pürüzsüz bir hale geri getirmeye yardımcı olduğuna da değindi. Eğer bu  tedavileri planlıyorsanız, 4-14 gün sürecek kızarıklık ve soyulma olacağını bilmelisiniz. Doktorumuz tam sonuçları görmek için bir ay kadar süre gerektiğini  ve bazı hastalarda lazerler için birkaç seans gerekebileceğini, peeling (cosmelan-dermamelan) yöntemlerinin 1 kez yapıldığını ve sonrasında evde düzenli olarak kullanacağınız ürünler olduğunu, yine bu tedavilerden herhangi biri için en az 3 aylık zaman ayırmanız gerektiğini vurguladı.

Büyük Gün’den 1-2 ay önce:

Kaş çatma çizgileri, burun kökündeki çizgilenmeler, kaz ayakları, alın çizgileri:

‘’İki kaş ortasında kızma-kızgınlık-öfke çizgileri ‘’glabella çizgileri’’, burun köküne doğru her iki yanda ‘’Bunny lines’’- ‘’tavşan gülüşü’’ olarak isimlendirilen çizgilenmeler, göz kenarlarındaki ‘’kaz ayağı’’ olarak isimlendirilen çizgilenmeler ve alında yatay çizgilenmeler birçok hasta tarafından yaşlı, üzgün, sert, yorgun  görünüm verdiği için istenmezler’’ diyen  dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman, aslında ortaya çıkan bu çizgilenmelerin aktif kas hareketlerine bağlı olarak, deride yıllar içinde meydana gelen katlanma izleri olduğunu ifade ederek günümüzde bu kırışıklıkların tedavisinde  botox’un ® kozmetik anlamda çok hızlı bir düzeltme imkanı sunduğunu ve botoks’ un doğru uygulandığında ifade değişikliğine yol açmayacağını söyledi. Dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman’a  sonrasında iyileşme sürecini ve etki süresini sorduğumuzda, iyileşme süreci gerektirmeden hızlı bir şekilde kırışıklığa sebep olan kasları gevşeterek soruna çözüm bulan botoks uygulamasının etkisinin 2-4 günde ortaya çıktığını, tam olarak oturması için 2 haftalık zamana ihtiyaç olduğunu ve doğal görünüm için BÜYÜK GÜN’ den ortalama 1  ay önce planlanması gerektiğini söyleyerek, etkinliğinin ise 3-6 ay süreceği için daha erken yaptırıldığında ilave tedavi gerekebileceğine vurgu yaptı.

Burun kökünde kırışıklığı olan hastalarda ise yine botox yapılabileceği gibi yanağında volüm kaybı olan bazı hastalarda burun kökü yerine yanağa uygulanan dolgu enjeksiyonları sonrasında burun kökü çizgilerinde de düzelmeler görülebildiğini böylelikle hem yüzün kaybettiği volümün yerine konulduğunu, orta yüz-elmacık toparlanmasına ek olarak burum kökü ‘’gummy smile’’ kırışıklıkları ve burundan ağız köşesine uzanan nazolabial çizgilenmelerinde bu enjeksiyonla toparlanabildiğini belirten dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman, elmacık kemiği dolgularının ortalama ömrünün 1-2 yıl olduğunu, bu işlemlerin iğne ile yapıldıkları için morarma meydana getirebileceği bu yüzden BÜYÜK GÜN’ den 1-2 ay öncesine planlamak gerektiğini belirtti.

Doktorumuz  15 gün ara ile 2-3 seansta tüm yüze uygulanan gençlik aşılarının da cildi aydınlatmakta, ince kırışıklıkları toparlamakta ve cildin nem ihtiyacını tamamen karşılamakta oldukça etkili olduğunu ve  yine  iğne ile yapıldığından  BÜYÜK GÜN’ den 2 ay öncesine planlanmasının uygun olacağını sözlerine ekledi.

Büyük Gün’den 1-2 hafta önce :

Cilt Gençleştirme:

BÜYÜK GÜN öncesinde, cildi tamamen ışıldatmak amacı ile karbon peeling, altın maske ve diğer cilt bakım maskeleri ile yeni nesil oksijen terapilerinden 1-2 seans uygulayarak  hazırlıkları tamamladıklarını belirten dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman, bu tedavilerden sonra 1 kaç saat süren kızarıklık dışında  herhangi bir iyileşme süreci olmaksızın günlük yaşama geri dönülebileceğini, ışıl ışıl, genç ve dinamik bir görünümle artık BÜYÜK GÜN için çiftlere ömür boyu mutluluklar dileyerek uğurladıklarını söyledi.

Herhangi bir tedavi ile beklenmedik yan etkiler ortaya çıkabileceği için son dakikaya kadar beklemeyi önermeyen dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman, kişilerin  ihtiyaçlarınıza göre bir tedavi planı oluşturduklarını, birlikte doğru bir planı belirlemek adına çiftleri mümkün olduğunca erken dönemde görmek istediklerini, yukarıda bahsettiğimiz tedavilerin genel anlamda en çok uyguladıkları tedaviler olduğunu ancak kişilerin ihtiyacına göre farklı programlar da oluşturabildiklerini belirtti.

Günümüzün en çok rağbet gören ameliyatsız estetik işlemleri adı altında toplanan botoks, iplerle yüz germe, ultrasonik yüz germe (fokus ultrason) , lazer, peeling, karbon peeling, cilt yenileme, cilt bakımları, altın maske, oksijen terapileri, leke tedavileri, soğuk lipoliz, lazer lipoliz, bölgesel incelme, antiaging, cilt bakımları gibi aslında her biri uzun uzun anlatılacak olan konuları ve daha değinemediğimiz bir çok konuyu dermatoloji uzmanı Dr. Berkant Oman ile düğün hazırlığı açısından konuştuk. Daha detaylı bilgiler ve programlar açısından tabi ki yüz yüze görüşmenin önemli olduğunu düşünmekteyiz.

Çiftlerimize biz de ömür boyu mutluluklar dileriz.

Ultherapy Plus protokolü

Ultrason teknolojisinden faydalanarak uygulanan “ Ultherapy Plus protokolü ” ile cildin en alt tabakasına inilip kollajen arttırımı ve gençlik hücrelerinin çoğaltılması sağlanıyor. Böylece cildin en alt tabakasından en üste doğru hızla gençleşme elde ediliyor. Bu sayede yüzde oluşan çizgiler ve sarkmalar kendiliğinden yok oluyor.

Yarım asırdan fazla bir süredir tıpta kullanılan, klinik araştırmalarda güvenilirliği kanıtlanmış, en önemlisi de ses dalgaları ile çalıştığı için radyasyon riski taşımayan bir teknoloji olan ultrason teknolojisinden ilham alınırak geliştirilen “ Ultherapy Plus protokolü ” daha genç görünmek isteyen kişiler için ameliyatsız ideal bir tedavi olarak sunuluyor.

Ultrason teknolojisinden faydalanılarak geliştirilmiş olan yeni yöntem “ Ultherapy Plus Protokolü ”, cerrahi müdahaleye gerek olmayan bir yüz germe uygulamasıdır. Türkiye’de bu yöntemi ilk uygulayanlar arasında yer alan Medikal Estetik Hekimi Doktor Emre Çiçek, alınan sonuçların 2 seneye kadar muhafaza edildiğini belirtiyor.

Cildin En Alt Tabakasında Oluşan İyileşme Hızla Cilt Yüzeyine Yansıyor

foto3Cilt yüzeyini tahrip etmeden, cilt altı dokusunu iyileştirerek tedavi eden bu yöntemle cildin alt dokularının da görüntülenmesi sağlanıyor. Gerekli alanlarda sıcak noktalar oluşturuluyor ve kolojen üretiminin arttırılmasıyla cildi gençleştiren hücrelerin oluşumu sağlanarak cilt, doğal olarak kendi kendini yeniliyor. Vektörel olarak uygulandığı için yüzde lifting ortaya çıkıyor. Cildin en alt tabakasında oluşan iyileşme yüzeye yansıyor ve böylelikle uygulayanlar yanak ve gıdıdaki kırışıklık ve sarkmalardan kurtulup daha sıkı ve daha genç bir cilde sahip oluyor.

Yüz Gençleştirme Yönteminin En Geliştirilmiş Hali

Yüz Gençleştirmede en gelişmiş yöntem olan“ Ultherapy plus protokolü ” ile ilgili eğitimlerini Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki Prof. Dr. Matthew White ve Prof. Dr. Diane Duncan’dan alan Medikal Estetik Doktoru Emre Çiçek, ameliyatsız bir yöntemle yüz gölgesindeki göz kapağı, yanak ve gıdı bölgesindeki sarkmalardan kurtulmak isteyen kadınlara bu yöntemi öneriyor.

“ Ulterapy Plus protokolü ”nün yanak kırışıklık ve sarkmaları gıdı yağlanma ve sarkmaları göz çevresindeki gevşemede ve göz kapağındaki düşüklük ve kırışıklıklarda ciddi azalma ve gençleştirme etkisi yarattığını belirten Doktor Emre Çiçek, ayrıca bu yöntem ile boyun-gıdı bölgesindeki yağlanmada azalma, sıkılaşma ve toparlanma; yanak düşüklüklerinde sıkılaşma ve toparlanma sağlandığını; çene kontürünün kaybolduğu durumlarda ise çene kontürünün düzeltilebildiğini; boyun ve dekolte kırışıklıklarının giderildiğini dile getirdi.

40 Dakikada Yılları Geri Sarıp Gençleşin

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi tarafından da onaylanmış olan, güvenli ve etkili bir ameliyatsız yüz germe yöntemi olan       “ Ultherapy Plus protokolü ” ile ilgili olarak Dr. Çiçek, 40 dakikada gibi bir sürede yılları geriye sarıp gençleşmenin mümkün olduğunu söyledi.

Aynı Gün İçinde Günlük Hayatınıza Dönmeniz Mümkün

Radyasyon saçan X ışınlarıyla değil, insan kulağının işitemeyeceği kadar düşük frekanstaki ses dalgaları ile çalışan ultrason teknolojisinin, neredeyse yarım asırdır güvenle kullanıldığını belirten Dr. Emre Çiçek, “Son derece gelişmiş ve güvenli bir teknolojiye sahip olan “  Ultherapy plus protokolü ”, 30 yaş ile 65 yaş arasındaki kişiler için daha uygun ve sık tercih edilmeye başlanan bir cilt yenileme ve gençleştirme işlemidir. Ultherapy plus protokolü ile ameliyatsız yüz germe uygulamasında hastaya herhangi bir anestezi verilmesine gerek yoktur. Günlük hayatı aksatmaz, kanama, morarma veya şişme oluşmaz uygulanan kişiler hemen günlük aktivitelerine dönebilirler” dedi.

Vajinal RF Tüplü Fraksiyonel CO2 Lazer yöntemi

Vajina estetiği son yıllara kadar tabu olarak görülürken geliştirilen yeni ağrısız, izsiz uygulamalar sayesinde yaygınlaşmaya başladı. Gebelik ve doğumun yol açtığı veya menopoz sonucu ortaya çıkan vajina deformasyonları günümüzde, kısa sürede, ağrısız ve iz kalmadan kolayca tedavi edilebiliyor. KadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi Kaliteli Yaşam Polikliniği Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş, Vajinal RF Tüplü Fraksiyonel CO2 Lazer yönteminin kullanım alanları hakkındaki en önemli soruları yanıtlıyor!

Genital bölgeye yapılan estetik uygulamalara niçin gereksinim duyurulur?

 Çağımızda hoşa gitmeyen ve psikolojik rahatsızlık yaratan durumlar için kadın, erkek, genç, yaşlı ayrımı yapılmaksızın herkesin sorunlarına estetik çözümler araması doğal karşılanmaktadır. Estetikte, diğer bölgelerde alınan başarılı sonuçlar hekim ve hastaların dikkatini yıllardır ertelenen vajinal problemlere odaklamıştır. Kadınların genç ve sağlıklı görünümü vajinal bölgeleri içinde istemeleri, artık tabu olmaktan çıkmıştır. Üstelik vücudun diğer organların oluşturduğu sorunlar kişiye özel iken vajinal sorunlar cinsel partneri de etkilediğinden her iki cinside ilgilendirir. Estetik operasyon ve uygulamalar genelde kişide oluşan psikolojik rahatsızlığın giderilmesine yönelik olarak yapılırken genital bölgeye yapılan estetik uygulamalar hem psikolojik hem de fizyolojik sorunlara yöneliktir. Hamilelik, normal doğum, kilo alımı, hormonal bozukluklar, menopoz ve yaş gibi nedenler kadın cinsel organlarında vajinal relaxasyon sendromu olarak bilinen vajinal kaslarda gevşeklik, vajina kanalında genişleme, şekil bozuklukları, idrar kaçırma gibi bir seri dinamik ve fonksiyonel kayıplara neden olur.

vajinalÖzellikle yaşlanma ve doğum travmasının doğal süreciyle orantılı olarak ortaya çıkan vajinal gevşeme ve sarkmaların oluşturduğu fizyolojik değişimler, sürtünme hissinin azalması neticesinde cinsel doyumda azalma, eşler arasında soğukluk gibi psikolojik sorunlara da neden olmaktadır. Vajina estetiği; son yıllarda teknolojik ve estetik cerrahideki gelişmeler, sosyoekonomik ve kültürel yönden elde edilen kazanımlar ve medyanın artan ilgisiyle popülerlik kazandı.

 Beladona Vajinal RF Tüplü Fraksiyonel CO2 Lazer nedir?

Doğum sonrasında veya yaş ilerledikçe, vulva deri ve vajinanın esnekliğini kaybetmesi ile kadınlarda idrar tutamama ve tatminkar olmayan cinsel aktivite sorunları ortaya çıkar. Beladona, kadınların yaşamlarının en güzel dönemlerine geri dönmelerine yardımcı olan inanılmaz bir lazer cihazıdır.

Vajinal RF Tüplü Fraksiyonel CO2 Lazer yöntemi hangi durumlarda uygulanır? 

  • Vajinal sıkılaştırma, esnekliği arttırma
  • Vajinal dokuda kolajenleri yapılandırma
  • Yetersiz vajinal akıntı tedavisi
  • İdrar tutamama da azalma
  • Vajinada iltihap önleme, bağışıklık sistemi güçlendirme
  • Vajinal kuruluğun azaltılması
  • Disparoni azalması

 Fraksiyonel CO2 Lazer işleminin özelliği nedir?

Fraksiyonel CO2 Lazer vajinal mukoza dokusuna etki ederek kollojen üretimini stimüle ederek kan akışını hızlandırır, tedavi edilen alanın işlevselliğini ve vajinal lubrikasyonu arttırır. Fraksiyonel CO2 lazerlerle hastanın ihtiyacına göre ciltte 10 – 250 mikrometre derinliğinde ablasyon sağlanabildiğinden kas tonusuda artar. CO2

Lazer uygulaması sonrası cilt altı kollajen liflerinde ani olarak %30 oranında kısalma ve ciltte gerilme meydana gelir. Sonuçta uygulama bölgesinde hem mevcut kollajen dokusu hızla yenilenir hem yeni kollajen lifleri oluşur. Fraksiyonel karbondioksit lazerler ablasyon ve kollajen uygulamalarında altın standart olarak kabul edilmektedir.

Fraksiyonel karboksi Lazer bölgesel kaslarda hasar veya vajinal prolapsusun gözlenmediği durumlarda mukozal tonus kaybına bağlı vajina gevşeklik ve zayıflıklarında etkindir. Uygulama sonrası vajenin iç ve dış çapı azalacak, genital bölgenin dış görünümü yeniden normal anatomik şeklini alacaktır.

 

Karbondiyoksit Lazer ile vajinoplasti nasıl bir yöntemdir?

Karbondioksit lazer ile vajinoplastisi ağrısız, anestezisiz, ameliyatsız, dikişsiz ve günübirlik (outpatient) olarak uygulanan noninvaziv bir yöntemdir. Bu yöntem ile vajinanın iç ve dış çapı azalır. Cinsel ilişki esnasında sürtünme temas hissi artar. Çok kısa sürede uygulandığından ve yan etkileri minimum olduğundan uygulama sonrası istirahat gerekmez, işinizden ve günlük yaşamın ritminden kopmazsınız.

 Vajinal Atrofi nasıl oluşur?

Kadınlarda gerek fizyolojik menopoz gerekse kanser veya değişik nedenlerle yapılan cerrahi menopoz sonrası gelişen östrojen eksikliği nedeniyle genital bölgedeki kan dolaşımı azalması ve vajinal mukozadaki dökülme ve

incelme sonucu vajinal atrofi oluşur.

Vajinal Atrofinin yol açtığı rahatsızlıklar nelerdir?

Menopoz sonrası kadınların yaklaşık % 50’sinde görülen vajinal atrofinin derecesiyle ilintili olarak genital irritasyon, kaşınma, kayganlıkta azalma, anormal akıntı, kuruluk, enfeksiyonlara eğilim hatta ilişki esnasında ağrı (Disparoni) hissedilebilir. Ayrıca dış genital bölgedeki yağ dokusu azalmasına bağlı renk değişiklikleri ve vajenin görünümünde deformasyon gözlenir. Vajinal gevşeme ve atrofi sonucu öksürme, hapşırma, gülme, egzersiz gibi fiziksel aktiviteler esnasında stres inkontinans olarak bilinen istemsiz olarak idrar tutamama, kaçırma şikayetleri de başlar. Vajinal atrofi eşlerin cinsel yaşamını ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler.

Özellikle kadınlarda yaşanan tüm bu olumsuz etkiler cinsel yaşamdan soğuma, kaçınma, eşler arasında cinsel tatminsizlik, depresyon, güven kaybı hatta evliliğin tehlikeye girmesi gibi ciddi sorunlara yol açabilir.

Lazer ile vajinal daraltma işlemi kaç seans uygulanmaktadır? 

Lazer ile vajinal daraltma işleminin süresi yaklaşık olarak 20 – 30 dakika sürmektedir. İşlem uygulanacak rahatsızlığın tipi derecesi ve kişinin genel özelliklerine göre değişmekle birlikte tek seans yapılması, sonrasında idame tedavisi olarak iki yılda bir kez tekrarlanması önerilmektedir. Uygulamanın etkileri bir gün içinde görülüyor ve kanal daraltılmış oluyor. İşlemin oluşturduğu doku reaksiyonlarının normalleşmesi 1 – 2 hafta olup işleme bağlı etkilerin tamamen fark edilmesi ise ortalama 1 – 2 aydır. İşlem sırasında hasta acı hissetmediği için anestezi uygulamasına gerek yoktur. Lazer vulvovajinaplasti işlemi ek cerrahi girişim gerektirmeksizin uygulandığında normal yaşamından ritminden koparmadan kısa sürede hasta işine dönebilir.

Yan etkileri var mıdır?

Hastanın normal cinsel hayatına dönmesi ortalama olarak 2 haftanın sonunda gerçekleşebilir. Uygulamanın riski nadiren görülen hafif kızarıklık, şişlik gibi etkiler genellikle herhangi bir ilaç kullanmaya gerek kalmadan kendiliğinden 1 – 2 gün içerisinde kaybolmaktadır. Uygulama yapılan kişiler ağrı kesicilerle hiç veya çok az ağrı duyduklarını söylemektedirler. İşleme bağlı gelişen kızarıklık ve ödem 1 günlük istirahatle normalleşir. Lazer ile vajinal daraltma işlem izsiz bir işlemdir. İşlem isteyen her bayana yapılabilir.

Karbon Peeling (Yeni nesil cilt gençleştirme)

Dermatoloji Uzmanı Dr. Berkant OMAN, ile Karbon peeling hakkında konuştuk;

Günümüzde lazer uygulamaları cilt sağlığı ve güzelliği için sıkça uygulanmaya başlanmıştır. Karbon peeling uygulaması da bu son yeniliklerden bir tanesidir.

Karbon peeling uygulaması son dönemlerin en popüler lazerle cilt yenileme işlemlerinden birisi olup yöntem birçok avantajı da beraberinde getirmekte ve dolayısıyla tedaviye olan rağbet de gün geçtikçe artmaktadır.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Berkant OMAN, Denizli Dolphinmed Sağlık Polikliniği’nde uyguladığı Karbon Pleeling hakkında bilgi veriyor.

Karbon peeling nedir ?

Karbon peeling Q-switched Nd-YAG lazer kullanılarak yapılır. Karbon peeling uygulaması sonucu ciltteki lekeler, büyümüş gözenekler, yağlanma düzensizliği, sarkmalar tedavi edilebilir.

Karbon peeling, bir çeşit lazerle yüz yenileme ve gençleştirme işlemidir. Lazerle cilt soyma ve fraksiyonel lazer yöntemlerinden en büyük farkı ise deri üzerinde yara ve kabuklanma bırakmadan kişileri günlük yaşamlarından koparmadan cilt gençleştirme işlemi yapabilmesidir. Karbon peeling ile aynı seansta bir çok cilt sorununa çözüm yaratılabilmektedir.

Tedavi nasıl uygulanır ?

Karbon peeling uygulaması öncesi yüz bölgesi temizlenir 5-10 dk’lık buhar uygulaması ile gözenekler yumuşatılır ve açılır sonrasında karbon solüsyonu cilde uygulanarak yine 10 dk bekletilir. Solüsyon uygulaması sonrasında lazer uygulaması başlar.

Öncelikle lazer uygulamasının ısıtma fonksiyonu ile (spectra) karbon solüsyonunun cilt altına, yağ bezlerine ve gözeneklerin içine girmesi sağlanır.

İkinci aşamada Q-Switched Nd-YAG (1064 nm) mod ile tüm karbon yapılar patlatılarak ve buharlaştırılarak temizlenir. Lazer enerjisi yağ bezlerine ulaşmış karbon partikülleri tarafından emilir ve patlatılır. Bu lokal ısı artışı kollajen sentezini uyarır, oluşan ses dalgarı da gözeneklerin refleks olarak kapanmasına yol açar. Yine özellikle deriye renk veren madde olan melanin tarafından emilim de cilt lekelerinin tedavisinde iyi sonuçlar doğurnaktadır. Bu işlem Non-ablatif adını verdiğimiz bir cilt gençleştirme işlemidir.

Uygulama esnasında ağrı-acı hissedilmez. Uygulama alanlarında yaklaşık 2-3 saat süren bir kızarıklık oluşur ve bu kızarıklık sonrasında kendiliğinden kaybolur.

Karbon Peeling hangi amaçlarla kullanılır?

Karbon peeling yüz bölgesini ilgilendiren birçok şikayetin tedavisinde kullanılsa da tedavi edici etkileri şu şekildedir;
• Aktif akne (sivilce) tedavisi
• Orta yaş kırışıklıklarının tedavisi (antiaging)
• Yüz bölgesindeki lekelerin tedavisi (güneş lekeleri, doğum lekeleri, melasma, herhangibir işlem örn: ağda uygulamaı sonrasında gelişen lekeler, çiller gibi)
• Eski sivilce izlerinin tedavisi
• Gözenek sıkılaştırma

Karbon Peeling Tedavisinde Kullanılan Lazer hangi lazer sistemidir?

Bu lazerler Q switchedNd:Yag lazerlerdir. Bu lazlerin en önemli özelliği saniyein milyarda biri (nanosaniye) büyüklüğünde atış yapabilme ve cilt üzerinde hasar bırakmadan derin dokuları tedavi edebilme yetisidir.

Kaç Seans Tedavi Gerekir ?

Karbon peeling uygulamaları genellikle hastaların ihtiyacına göre 7-14 gün arayla 5-10 seans uygulanabilir. İlk tedaviler 7-14 günde bir, diğer tedaviler ise ayda bir olacak şekilde devam edilir. Dolayısıyla uygulama sayısı kişinin ve tedavi edilecek yüzeyin özelliklerine göre değişir.

Karbon Peeling ve Cilt Bakımı

Son yıllarda cilt bakımı amacıyla uygulanan tedaviler terkedilirken yerlerini yeni yöntemler almaya başlamıştır. Bu yöntemlerin en yenileri karbon peeling ve diğer non-invaziv (non-ablativ) cilt yenileme sistemleridir. Dolayısıyla karbon peeling’le aynı anda cilt bakımı uygulaması da yapabilmektedir ve klasik bir cilt bakımında onlarca seans uygulaması sonrasında görülen etkilerin belki de çok daha fazlası 1-2 seansta alınabilmektedir.

Sonuçlar Ne Zaman Ortaya Çıkmaktadır?

Karbon peeling uygulamalarının ilk sonuçları 2-3 hafta sonrasında ortaya çıkmaya başlar. Lazerle yapılan bu işlem aslında cilt altı dokuları tedavi etmektedir ve bu dokuların tedavi sonuçları cilt üzerinde yeniden yapılanma süresi olan 28 günden sonra ortaya çıkmaktadır. Ancak hemen seans sonrasında bile gözle görülür bir aydınlanma ve parlaklık görülebilmektedir. Tekrar eden uygulamalarda etkisi giderek artmaktadır. Birkaç uygulama sonrasında cildin daha parlak ve ferah bir görünüm kazandığı görülebilmektedir.
Uygulama sonrasında lekeleri giderilmiş, gözenekleri küçülmüş, gerginliği artmış, kırışıklığı azalmış bir cilt ortaya çıkar.

Sonrasında Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Tüm antiaging işlemler gibi bu uygulama sonrasında da mutlaka en az 1 ay süre ile sabah uyandıktan sonra gece yatana kadar bina içerisinde bile 2-3 saatte bir, bir parmak boğumu kadarlık yüksek koruma faktörlü güneş koruyucular kuallanılmalıdır

Karbon Peeling Avantajları Nelerdir?

• Her mevsim uygulanabildiğinden yaz aylarında kullanılamayan diğer lazer işlemlerinin dezavantajı yoktur.
• Uygulamalarda ağrı-acı hissi yoktur.
• Uygulama sonrasında kabuklanma ve yara oluşmadığı için kişiyi sosyal hayattan alıkoymaz.
• Karbon peeling esmer cilt yapısındaki kişiler için de uygundur.
• Tedavisi zor cilt lekelerini birkaç seansta (4-10) tedavi edebilmektedir.

Sonuçlar Kalıcı mıdır?

4-10 seanslık kürden sonra 1-1,5 yıl boyunca yeni bir küre ihtiyaç duyulmamaktadır.

Başka uygulamalar ile birlikte uygulanabilir mi?

Hemen hemen birçok uygulama ile kombine edilebilmektedir.

Diyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Berkant OMAN, bu uygulamalar hakkında daha detaylı bilgi almak isteyen hastalara sosyal medyadaki adreslerinden soru sorabileceklerini belirtmektedir.

Ameliyatsız Estetik İşlemler

Dermatoloji Uzmanı Dr. Berkant OMAN, yeni trend ameliyatsız estetik işlemleri konuştuk.

Dolphinmed Sağlık Polikliniği/Denizlitiği)

Günümüzün hızla değişen sosyo-kültürel değerleri her yaş gurubunda kadın ile erkeklerde genç ve dinamik görünüme sahip olma isteğini ve buna bağlı olarak estetik işlem isteklerini arttırmıştır. Bununla birlikte estetik uygulamalarından beklentiler de hızla değişmektedir. Doktor ve hasta olarak; uygulamaların hızlı yapılabilir olması, etkilerin uzun sürmesi, güvenilir ve modern olmaları, uygulama sonrasında iş ile günlük yaşama çabuk dönülebilecek kadar yan etkilerinin az olması istenmektedir.

Bu amaçla ameliyatsız estetik işlemler olarak tanımlanan yeni yöntemler geliştirilmektedir.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Berkant OMAN, Denizli Dolphinmed Sağlık Polikliniği’nde yaptığı ameliyatsız estetik uygulamaları hakkında bilgi veriyor.

bomanSon yıllarda ameliyatsız estetik işlemlerin uygulanabilirliği, etkinliği ve çeşitlilikleri artmaktadır. Genel anestezi, ameliyathane koşulları, hastahane yatışı gerektirmeksizin hızlı iyileşme ve çabuk sonuçların gözlenmesi bu yöntemleri daha popüler, daha ulaşılabilir ve  güncel yapmaktadır.

Yaşlanma ile birlikte deri destek dokusunun (cilt altı yağ dokusu, kaslar ve kemik dokuları)  azalması ve yer çekiminin etkisi ile yüz, boyun, kollar ve basende estetik alanların yer değiştirmesine-sarkmasına neden olmaktadır. Kaşların düşmesi, göz altında torbalanmaların olması, yanakların dolgunluğunun azalarak sarkması, çene hattının silinmesi ve çene altında ikinici bir çene olarak tanımlanan (jaw line-buldog çenesi) doku birikiminin oluşması, göğüslerin, kalçanın  ve boyun derisinin sarkması en sık karşılaşılan sorunların başında gelmektedir.

Özel cerrahi sütürlerle (cerrahi ipliklerle) yüz yada vücut dokularının normal anatomik alanlarına yani yukarıya doğru çekilmesi amaçlanarak yapılan “İplikle cilt gençleştirme / İpliklerle ameliyatsız germe yada asma” olarak tanımlanan bu yöntemler “Ameliyatsız Estetik İşlemler” gurubunda olup kısa sürede  lokal anestezilerle uygulanabilmektedir.

Arkeolojik çalışmalarda çok eski tarihlerde Mısır’da Kleopatranın yüzünde altın tellerin bu amaçla kullanıldığını bilinmektedir. Estetik ve kozmetik amaçlı yapılan cerrahi uygulamalara bakıldığında dokuların yukarı doğru asılmasında ipliklerin çok uzun yıllardır kullanıldığı bir gerçektir. İplikle yüz germe-asma yönteminde kullanılan özel iplikler aslında cerrahi operasyonlarda kullanılan ipliklerle aynıdır. Örneğin genel anestezi altında ameliyathane koşullarında yapılan klasik yüz germe operasyonlarında kulak ön ve arkasında veya saçlı deride deri cerrahi olarak kesilerek altındaki dokulardan kaldırılmaktadır. Daha sonra destek dokular olması gereken anatomik bölgere dikilerek askıya alınmakta ve fazla olan deri kesilerek tekrar bu dokunun üzerine dikilmektedir. İpliklerle yüz germe-asma uygulamalarında ise ameliyathane ve hastahane yatış koşulları gerektirmeksizin (mutlaka sterilizasyon koşullarında), lokal anestezi altında deri kesilmeden ve dikilmeden yapılıyor olması son derece anlamlıdır. Hastanın bilincinin açık olması ile uygulama ve sonuçlarını bir ayna ile görebilmesi, hastanın doktorla uygulamanın her aşamasında değerlendirmeye katılması daha özel bir durum sağlamaktadır. İpliklerin sadece deri altından özel iğnelerle yerleştirilmesi iğne giriş ve çıkış noktalarına lokal anestezi yapılaması uygulamayı basitleştirmektedir.

Bu yöntemde işlem sonrası hastaların uygulama alanında minimal ağrı, ödem ve morlukların olması seçilmiş uygun hastalarda kullanıldığında estetik uygulamalarda mükemmel bir tercih gibi görülmektedir. Bu yöntemin uygulanması sırasında gerekiyor ise lazer, liposuction, botox ve dolgu gibi diğer uygulamalar aynı seansta yada sonrasında uygulanabilmektedir.

İplikle yüz asma yöntemi genellikle 30-60 yaşlarında çok yoğun doku sarkması ve derin yüz çizgilerine sahip olmayan kişiler için idealdir. Aslında uygulama için yaş kriter değildir, cildin ve yumuşak dokuların sarkma derecesi ve asmaya uygunluğu önemlidir. Hafif yüz sarkıklığı olan, yorgun ifadeli yüzlerde, daha genç ve dinamik görünmek isteyenlerde kısa sürede çok iyi sonuçlar alınmaktadır. Klasik yüz germe ameliyatları sonrasında ”gerilmiş, gergin” bir yüz ifadesi yaratmadığı için hasta ve sosyal çevresi tarafından daha kabul edilebilirdir. İpliklerle yüz germe-asma yöntemi basit ve kolay uygulanabilir gibi görünmekle birlikte yüz germe orpasyonlarının alternatifi değildir. Özellikle estetik amaliyatla yüz germe gibi ciddi bir operasyona ihtiyaç duyan hastalarda bu yöntem sonucunda elde edilecek estetik sonuçlar çok azdır. Yüzünde belirgin doku kayıpları ile çökmeleri ve deri sarkması olan hastalarda klasik yüz germe operasyonları halen (gold standart) en ideal seçimdir.

Uygulama süresi tüm yüz için bile 30 dakikadır bu nedenle öğle tatili yada hafta sonu gibi sürelerde bile uygulanabilmektedir.

Bu incecik iplikler sayseinde ameliyatsız kaş kaldırma, ameliyatsız burun estetiği, ameliyatsız yüz germe , v-lift, face lift işlemleri çok kısa sürelerde uygulanabilmektedir.

İplikle yüz asma-germe yöntemine ait yan etkiler;

Erken dönem yan etkilerErken dönemde yan etkiler tüm cerrahi yöntemlerde gördüğümüz uygulama alanında ödem, morluk, ağrı vb. Bunlar diğer yöntemlere göre yok denecek kadar daha azdır. Hastaların uygulama öncesi bu yönde ön değerlendirilmesi yapılmaktadır.(kan sulandırıcı aspirin gibi ilaçların uygulama öncesi kesilmesi gibi). Uygulama sonrası sosyal ve günlük aktivitelerinde kısıtlamlar yapılmamaktadır. Sadece hafta sonu dinlenme süresi yeterli olmaktadır.

Enfeksiyon gelişimi: Uygulamanın steril koşullarda yapılması ve uygulama öncesi ve sonrası koruyucu antibiyotik kullanımı ile enfeksiyon riski minimalize edilmektedir.  

Kullanılan iplikler karşı reaksiyonlar; Sıklıkla reaksiyon göstermeyen vücut tarafından kolay kabul edilebilen ve bir süre sonra kendiliğinden kaybolan ipliklerin kullanımı bu reaksiyonları azaltmaktadır.

Sütürlerin dışarıdan hissedilmesi: Kullanılan iplikler deride gözle ve elle hissedilemeyecek kadar derine yerleştirilmektedir. Uygulamada ipliklerin hatalı olarak çok yüzeysel yerleştirilmesine bağlı bu yan etki gelişebilir. Bu durumda ipliğin kendiliğinden kaybolma süresi beklenmekte yada iplikler çıkarılmaktadır.

Sütürlerin deri yüzeyinde küçük çukurlara neden olması: Uygulama derinliğinin tam ayarlanamaması ile gelişmektedir. Eğer deride dermis altına (cilt altı yağlı doku)  yerleştirimiş ise bunlar gelişmemektedir.

Damar ve Sinir hasarlarının gelişmemesi için; İpliklerin yerleştirilmesi sırasında uygulama alanındaki deri altı damar-sinir alanları anatomik olarak çok iyi bilinmelidir. (Bu konuda yetkin olmayan ellerde, yani tıp eğitimi almayan kişilerce uygulanması durumunda sık karşılaşılabilmektedir. Bu yüzden 3 aylık sertifikasyonla estetisyen olan kişilerce uygulanmaması konusunda dikkatli olunmalı, doktor olmayan kişilere uygulatma yaptırılmamalıdır)

Asimetri gelişimi; Uygulama hatasından kaynaklanmaktadır. İpliklerin gerilimi eşit verilemediğide asimetrilere neden olmaktadır.

Klinik cevabın zamanla kaybolması: Germe yapılan dokuların tekrar eski hallerine dönmesidir. Özellikle alın ve boyun gibi dinamik hareketlerin fazla olduğu bölgelerde kullanılan ipliklere göre estetik problemler tekrar eski haline dönebilmektedir. Bu nedenle iplikler bu alanlarda botulinum toksini veya diğer yöntemlerle kombine kullanılmaktadır.

Sonrasında dikkat edilmesi gerekenler:

Uygulama sonrasında günlük aktivitelere hemen dönülebilmektedir. İlk 10 gün ağzın çok geniş açılması veya abartılmış mimiklerin yapılmasından kaçınılmalıdır. İşlemden 3 hafta sonrasına kadar yüzün ovuşturulmasından ve yüz üstü yatmaktan kaçınılmasını istenmektedir. Yüze fazla baskı yapılmaması gerekmektedir. Bu 3 haftanın da sonunda işlem gören bölgeleri normal olarak hareket ettirmeye başlanabilir.  İşlemin ardından ilk birkaç gün içerisinde bazı şişlik, kızarıklık veya morluklar olması doğal olarak karşılanmakta ve bunları azaltmak için buz kompresi uygulaması önerilmektedir. Hastanın yüzünde hissedeceği rahatsızlık hissi diğer cerrahi operasyonlara göre minimum düzeydedir ancak her deri altı işleminde rastlanabileceği gibi işlem sonrası ilk birkaç gün içerisinde hafif bir kaşıntı hissi görülebilir. Herhangi bir ağrı hissedildiği takdirde ağrı kesiciler kullanılabilir. İşlemin sonrasındaki ilk günde başın özellikle uyurken bir kaç yastık desteği ile yüksekte tutulması şişlikleri azaltmaya yardım etmektedir. Sonuçlar ise işlemin hemen ardından kısmen fark edilse de tamamlanmış gerçek sonucu birkaç hafta sonrasında görülebilmektedir. Cilt dokusundaki doğal kolajen formasyonun iplerin etrafında giderek artarak güçlenmeleri ilk altı ay boyunca etkisi kalıcı olarak devam edecek bir lifting oluşturmaya yardım etmektedir.

Yüz ve vücutta germe, topralama ve askı amaçlı kullanılan iplikler çok çeşitlidir. Bu farklılığı yaratan bunların dokuya uygulandığında vücutta kalıcılıkları yada fiziksel yapılarına göre değişmektedir.

Değişik firmalara ait çok fazla sayıda iplik çeşidi bulunmaktadır ve hergün yenileri eklenmektedir.

Kullanılan iplikleri dokuya uygulandığında dokuda kalış süresine göre;

  1. Kalıcı iplikler; bunlar dokuda reaksiyon oluşturmadan ömür boyu kalabilmektedir. Eskiden beri ameliyatlarda kullanılan ve halk arasında iç dikiş olarak tarif edilen iplikler kalıcı ipliklerdir. Örneğin kalp ameliyatlarında kullanılan prolen iplikler gibi. Askı amaçlı kullanılanlardan APTOS iplikler de bu gruptadır.
  2. Geçici iplikler; bunlar ise dokuda bir süre sonra parçalanarak kaybolma özelliğine sahiptir. Süreleri 6 aydan 1 yıla kadar değişebilmektedir. Thread lift, Elastic suture, Silhouette soft iplikler bu gruptadır.

İpliklerin yapısına göre;

  • Düz iplikler; bunlar klasik ameliyat  iplikleri gibi yüzeyleri düzdür. Cerrahi yüz germe operasyonlarında dokuların deri altında askılanması için halen kullanılmaktadır.
  • Çentikli-Kancalı-Kılçıklı iplikler; bunların yüzeyinde iplik yapısında düğüm şeklinde kabartılar yada kancalar bulunmaktadır. Kabartılar olanlara non-agresif çentikli,  kancaları olanlar agresif çentikli iplikler olarakta tanımlanmaktadır.Kancalı iplikler kancaların iplik üzerindeki yönlerine göre tek yönlü olanlar ve çift yönlü olanlar diye 2 ye ayrılmaktadır.

Thread lift yada V lift uygulaması (ameliyatsız estetik)

“Thread lift”, “Meso threads”, “Lead Fine Lift” olarakta tanımlanmaktadır. Uygulama sonrasında çeneden başlayan V şeklinde yüzde estetik ve genç bir görünüm ifadesi verdiği için V lift olarakta tanımlanmaktadır.

Kullanılan iplikler PDO-Polydioxanone maddesi içermektedir. İplikler dokuya uygulandıktan 2-3 ay sonra gerginlik etkilerini % 50 kaybetmekte PDO tamamen su ve karbonik asite dönüşmektedir. 6-8 ay sonra ise tamamen dokudan kaybolmaktadır. Dokuda biyolojik etkisi ile oluşan yeni destek dokusu ise 18-24 ay kalmaktadır.İpliklerin tekli-düz (Monoflament), çift yada çok sayıda sarmallı (Tornado), vida şeklinde (Screw) ve  aptos ipliklerde olduğu gibi dışında kancaları olanları (Cog)  bulunmaktadır. Bu iplikler özel çok ince iğneler içerisine yerleştirilmiştir. İplikler istenilen dokuya bu iğneler ile yerleştirilmektedir.  İpliklerin ve iğnelerin farklı uzunlukta formları bulunmaktadır.

Bu yöntemde yüz yada vücutta sarkmış alanların gerginleştirilmesi ve yukarı kaldırılması ile yeniden konturların verilmesi hedeflenmektedir. Kullanılan ipliklerin zamanla tamamen erimesi ve vücuttan tamamen atılması en önemli özellikleridir ve bunlar bu özelikleri nedeni ile biyolojik uyumlu eriyebilen iplikler olarak tanımlanmaktadır. 2 yıl kadar kalıcı sonuçlar verdikleri bilinmektedir.

Derinin dermis sonrası kemik üstü fasyaya kadar tüm alt katlarına uygulanabilmektedir.

vlift

Deri altına özel ince iğneler ile bu ipliklerin uygulanması sonrası iplikler çevresinde yeni destek dokusu (kollajen) oluşmaktadır. Bu da iplikler kaybolsa bile etkinin daha uzun sürmesine neden olmaktadır.

Deride kaldıkları sure içerisinde dermiste fibroblastik aktivite atışı ile ile yeni kollajen yapımını sağlamaktadır böylece deri tonusu ve direncinde artma, yeni doku oluşumu ile gözeneklerde küçülme , deride yeni damar yapılarının gelişimini uyarmaktadır.

Yüz yada vücut uygulamalarında kas içerisine uygulandığında kasın kan dolaşımını etkilemediği gözlenmiştir. Uygulama kas eksenleri boyunca yapılmış ise botulinum toksin benzeri etki göstermekte bu kası yumuşatarak rahatlatmaktadır. Eğer kası güçlendirmek ve üzerindeki dokuları kaldırmak istiyorsak kas eksenine zıt olacak şekilde uygulama yapılmaktadır.

Yağ dokusu içerisine uygulandığında lipoliz (yağlı dokuda erime) yaptığı yönünde çalışmalar bulunmaktadır.

İplikler özel uzunluklarda ve çok ince iğneler ile cilt altına kolay ve hızlıca uygulanmaktadır. Uygulamada sırasında ağrı oldukça azdır.

Uygulama alanında ilk olarak uygulama planı işaretlenmektedir.

Thred lift mikroiğneleme, PRP, lazer, botox ve dolgular ile kombine edilebilmektedir.

Uygulamadan 1 gün önce hastaya antibiyotik ve antihistaminik (alerji ilacı) verilmektedir. Hastanın uygulama yapılacak alanının fotoğrafları alınmaktadır. Mono yani düz ipliklerde uygulama alanına lokal anestezik kremler uygulanabilir. Ancak eğer kancalı olanlar kullanılacak ise uygulama alanı anestezik iğneler ile bölgesel olarak uyuşturulmaktadır.  Uygulama planı deri üzerinde çizildikten sonra hangi thread (ipliğin) kullanılacağına karar verilmektedir. Kullanılacak threadlerin uzunlukları seçilmektedir. Uygulama alanı aseptik solüsyonlar ile steril edilmektedir. Uygulama derinliği düşünülmektedir. Threadler dermise, dermis altına ve kas içerisine uygulanbilmektedir.

İğnelerin ve ipliklerin uzunlukları  24mm ile 90 mm arasında değişmektedir. Uygulama alanına göre bu uzunluklar seçilmektedir. Örneğin göz altına kısa ancak boyuna daha uzun iplikler tercih edilmektedir.Kancalı iplikler 3/0 kalınlığındadır ve 50 mm 60 mm uzunluklarda kullanılmaktadır.

İplikler deriye nasolabil fold (burun kenarı çizgileri) gibi alanlarda zig-zaglar şeklinde, bir ağ oluşturacak şekilde yada çevreden ortaya bir yildız şeklinde yerleştirilebilmektedir.

Burunda da (burun estetiği)  kullanlabilmektedir.

Otoimmün hastalıklarda, sistemik hastalıklarda, hemofili gibi kanma yatkınlığı olan hastalıklarda, kanserlerde, uygulama alanında deri enfeksiyon yada inflamasyonu olanlarda, keloid ve sikatris riski olanlarda, ateşli hastalıklarda, gebelik ve emzirmede kullanılamamamktadır.

Uygulama sonrası ipliklerin yerleştirldiği iğne delik alanlarına enfeksiyon ve morlukları önelemek veya en aza indirmek için bactroban pomad, arnica gel ve Vit K kullanılmaktadır. Yüzün yıkanması 1 gün sona istenmektedir. Ertesi gün yüz yıkanabilir ancak 2 hafta yıkama sorasında basınç yapılması istenmez.

Bu uygulama sonrası günlük ve sosyal hayatı fazla kısıtlayan öneriler bulunmamaktadır. Uygulama sonrası hastadan 1 hafta aşırı mimik yapmaması, 5 gün ağır egzersizlerden uzak durması, ani sıcaklık artışı ortamlarından (sıcak buhar banyosu, sauna ve solarium vb) uzak kalması, uygulamadan sonra ilk 12 saat kozmetik kullanmaması istenmektedir.  Ayrıca uygulama alanlarına 3 hafta masaj, peeling ve lazer epilasyon istenmemektedir. 3-4 hafta ağızın fazla açılmaması istenir. Özellikle diş muayene ve tedavileri bu sürede ertelenmelidir. Uygulama alanında 3-5 gün hafif batma ve yanma normaldir. Ağrı kesici alınabilir. 7 gün aşırı spor aktivitesi kesilmelidir. Kan sulandırıcı Vit C ve E alımı bir süreliğine ertelenmelidir. Güneş ve solaryum 2 hafta yasaklanır. 10 gün sonra kontrol yapılarak  3 ay sonrada touch up (rötuş) yapılmaktadır.

Silhouette Soft iplikleri (ameliyatsız estetik)

Son yıllarda geliştirilen Silhoutte Soft askı sistemleri bunların içinde özellikleri ile en mükemmel olanıdır. Silhouette Soft ile gençleşmiş yeni bir yüze genel anestezi, hastanede yatma ve iyileşme süreci gerektirmeden sahip olunabilmektedir.Kullanilan iplikler 2 temel yapıdan oluşmaktadır. Ana temel yapı şekilde görüldüğü gibi poli L laktik asitten (PLLA) yapılmış bir ipliktir. İkinci temal yapı bunun üzerinde poli L laktik asit ve Glikolik aasit adlı maddelerden yapılmış transparan ve yine vücutta tamamen eriyebilen konilerden oluşmaktadır. Silhouette Soft ipliklerde koniler 2 yönlüdür. Bu maddelerden yapılan iplikler uzun yıllardan beri ameliyatlarda dikiş iplikleri olarak kullanılmaktadır. Deriye uygulandığında allerjik reaksiyon geliştirmez, yabancı cisim reaksiyonu yapmaz ve zamanla tamamen eriyerek kaybolmaktadırlar.

Yine kancalı iplerde olduğu gibi giriş ve çıkış deliklerine iğne ile lokal anestezi yapılmakta ağrısız olarak 30-40 dk da işlem sona ermektedir.

Öncesinde ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenler, kimlere uyglanamayacağı, yan etkiler gibi tüm özellikler yukarıda anlatılanlar ile aynıdır.

siluet

Denizli, dermatoloji, dermatolog, antiaging, iple yüz germe, ameliyatsız yüz germe, kafes tedavisi, örümcek ağı tedavisi, antiaging, estetik, kozmetik, güzellik, dermokozmetik, drberkantoman, dolphinmed sağlık polikliniği, dematologist, turkey, dr, medical doctor, Ameliyatsız estetik

Doğum Sonrası Estetik Cerrahi (Mommy Makeover)

Doğum sonrası estetiği ile eski formunuza kavuşun!

images (89)Hamilelik sonrasında kadınların vücudunun eski haline dönmemesi, özellikle karın ve memelerde oluşan deformasyon sık görülen bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Annelerin oldukça şikâyetçi olduğu bu görünüm, estetik cerrahinin uzmanlığında minimum izle eskisinden de iyi hale getirilebiliyor. Konuyla ilgili Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hakan Gündoğan, vücudun çeşitli bölgelerindeki deformitelerin düzeltilmesi ile ilgili merak edilen soruları cevapladı.

Amerika da popüler olan adıyla “Mommy Makeover” ya da “Hamilelik Sonrası Estetik Cerrahi” konsepti, genel olarak hamileliğin kadın vücudu üzerinde yarattığı geri dönüşümsüz etkileri hamilelik öncesi haline ve belki de daha iyi hale getirmek için hamilelik ve doğum sürecinden en çok etkilenen bölgeler olan karın ve memelere yönelik birtakım cerrahi yöntemleri içermektedir.

Bir kadın hamile kaldığı andan itibaren vücudu, tüm önceliği içinde gelişmekte olan bebeğe verir. Hormonal ve mekanik değişiklikler vücudun hemen her organında etkili olmakla birlikte en bariz etkilerini, karın bölgesi ve memeler üzerinde gösterirler. Normalde bir portakal büyüklüğünde olan rahim,  bebeğin büyümesi ile birlikte karın duvarını ileri doğru itmeye başlar ve belki de en geri dönülmez etkilerini karın kasları ve onları birbirine bağlayan bağlar üzerinde göstererek bu yapıların neredeyse geri dönüşümsüz biçimde esnemelerine neden olur. Özellikle ince yapılı kadınlarda görülen ve deri fazlalığı minimal olmasına rağmen bombe ve hatta bazen hamileliğin başındaymış görüntüsü veren karın çıkıntısının asıl nedeni işte bu gerginliğini kaybetmiş karın kaslarının karın içi organları yeterince destekleyememesi ve bu organların adeta dışarı doğru fıtıklaşmasıdır. Hamilelik ilerleyip bebek büyüdükçe sadece karın kasları ve bağlar değil aynı zamanda üzerindeki deri altı yağ dokusu ve derinin kendisinde de değişiklikler olmaktadır. Deri altı yağ dokusu, yeterli örtü ve korumayı sağlamak amacı ile kalınlaşırken deri ise, içeriğindeki elastik lifler sayesinde genişleyen karın hacmine uyum sağlamak amacıyla gerilip esnemektedir. Bu gerginlik, derinin elastik liflerinde ayrılmaya neden olacak kadar çok ya da genetik olarak lifler zayıf ise, özellikle göbeğin alt kısmında olmak üzere “çatlaklar” gelişebilir. Deri ve deri altı düzeyinde tüm bu değişiklikler memelerde de ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda göbek deliği de gerginliğe bağlı olarak şekil değiştirip daha çıkıntılı ve daha büyük bir hal alacaktır. Doğal olarak tüm bu değişiklikler özellikle ikiz gebeliklerde ve hamilelik sırasında aşırı kilo alma (özellikle 15-20 kg’dan daha fazla) halinde çok daha belirgin hale gelmektedir.

indir (28)Liposuction ile bölgesel yağlanmalara elveda!

Hamilelik sırasında, yine vücudun koruyucu mekanizmalarından biri olarak yağ birikimleri ortaya çıkabilir. Yağ birikimleri, nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte özellikle bel, basen ve kalça bölgeleriyle birlikte vücudun başka bir bölgesinde de görülebilirler. Genellikle hastaların doğum sonrası bellerinde kalınlaşma şikâyetlerinin ana nedeni işte bu yağ toplanmalarıdır.

Hamilelik sonrasında sırt, bel, basen, diz içi ve boyun bölgelerin de yağlanma şikâyeti olduğunda Liposuction son derece uygun seçenek olup işlem sonrası genellikle yüz güldürücü neticeler alınma olasılığı yüksektir. Bu bölgelerin yağ yoğunluğu kolajenden daha zengin olup üzerlerindeki deri de sıkı ve gerilmeye daha uygundur. Öte yandan özellikle hamilelik sonrası karın bölgesine Liposuction işlemi yapılmadan önce hastaların çok dikkatli değerlendirilmesi gerekir.

Karın operasyonlarında doğru teşhis çok önemli!

Göbek deliğinin hemen altında hafif bir bombelik olması atletik kadınlar için bile doğal bir anatomik özelliktir. Özellikle doğum sonrası ideal kilosuna inmiş kadınlarda bu bombeliğin artması, yanlışlıkla yağ artımı olarak değerlendirilip Liposuction ile düzletilmeye çalışıldığında başarısızlık garantidir. Bu durumun nedeni ise; hamilelik sırasında gevşemiş olan karın kaslarıdır ve spor ile sıkılaştırılamadığı durumda yapılacak işlem Liposuction değil (eğer sezaryen ile doğum gerçekleştirilmiş ise var olan sezaryen izi kullanılarak) bir mini karın germe ameliyatı ile birlikte ya da değil, bu kasların cerrahi olarak sıkılaştırılmasıdır. Yine doğum sonrası karın bölgesinde kalan yağ fazlalığına ilaveten deri sarkıklığı olduğu durumlarda yapılacak Liposuction işlemi karının daha çok sarkmasına sebep olacaktır!

Hamilelik sonrası karında minimal deri sarkıklığı olan durumlarda gerilebilecek deri sadece göbeğin alt kısmında mevcut olduğundan “miniabdominoplasty” ya da “mini karın germe” olarak isimlendirilen yöntem yeterli olacaktır. İşlem karnın alt bölgesinde sezaryen izinin belki birazcık daha uzatılması şeklinde yapılacak bir kesi yardımıyla fazlalık derinin çıkartılıp alt göbek bölgesinin gerilmesi şeklindedir. Karın kaslarındaki esnemenin tamiri de yine bu sırada mümkün olmaktadır.

Karın bölgesinde aşırı yağlanma ve beraberinde ileri derecede deri sarkıklığı olan hastalarda en iyi sonuçlar “full abdominoplasty ya da tam karın germe” operasyonu ile alınabilir. Bu operasyon daha büyük bir ameliyat süreci gerektirmesine rağmen hastanın sağlığı riske atılmadığı sürece (hasta doğum yapmış olsun ya da olmasın) estetik cerrahinin en yüz güldürücü sonuçlarının alındığı işlemlerden biridir.

Emzirmek, deformiteye yol açmaz!

indir (29)Hamilelik sürecinden en ciddi etkilenen bölgelerden biri de memeler olmaktadır. Hamilelik sırasında hormonların etkisi ile memelerin hem süt bezlerinde hem de etrafını çevreleyen yağ dokularında artış olması dolayısıyla hemen her zaman memeler büyümektedirler. Aynı zamanda meme dokusunu yerinde tutan lifler uzayıp gerilmekte ve üzerindeki deri de bu genişlemeye cevap vermektedir. Bu değişiklikler sadece hamilelik sırasında değil aynı zamanda tüm emzirme süreci boyunca devam etmektedir. Özellikle hamilelik öncesi memelerin büyüklüğüne bağlı olarak her kadında bu değişiklikler farklılık göstermektedir. Genellikle karşılaşılan durum, memelerin eski hacimlerini kaybetmeleri ve sarkmalarıdır. Tipik olarak hastalar “memelerin içlerinin boşalması” durumundan şikâyet etmektedir. Eğer memeler, hamilelik öncesinde zaten yeterince büyüklerse sonuç genellikle yeterli hacme sahip olmalarına rağmen sarkmalarıdır. Bugün için genel kabul gören görüş, doğum sonrası memelerde olan deformitelerin emzirmeden değil, hamilelik sürecinde vücudun gösterdiği değişiklikler neticesinde ortaya çıktığıdır.

Hamilelik sonrası memelere yönelik yapılan estetik girişimler tamamen oluşan değişikliklere ve hastanın isteğine yönelik planlanırlar. Bazı hastalar zaten hayatları boyunca büyük memelerden şikâyetçi olmuşlardır ve bir “meme küçültme” operasyonu istemelerine rağmen bu isteklerini doğum ve emzirmenin sonrasına ertelemişlerdir. Başka bir bebek daha düşünen hastalarda ileride emzirme problemi yaşamamaları için memelerin küçültülürken meme başını ve yeterli meme dokusunu koruyan tekniklerin kullanılması gereklidir. Benzer şekilde kimi hastalarda hep memelerinin küçüklüğünden şikâyet edip emzirmenin sonlanmasını takiben “meme büyütme” operasyonu ile istedikleri memelere sahip olma şansına erişeceklerdir. Memelerde sarkma olduğu durumlarda ise bir “meme dikleştirme” ameliyatı hastalara önerilmektedir. Sarkmaya ilaveten memelerde ciddi hacim kaybı yaşandığı durumlarda ise meme dikleştirme ameliyatı sırasında dolgunluk sağlamak amacıyla bir meme implantı konulması gerekecektir.

Hamilelik sonrası en “özel” estetik

Hamilelik sonrası dönemde daha az sözü edilen estetik cerrahi uygulamaları ise dış genital organları içeren operasyonlardır. Özellikle hamilelik sırasında bu organlarda görülen değişikliklere bir de normal doğum travması ve bazen epizyotomi (bebek çıkış yolunun genişletilmesi amacıyla vajina duvarında kesik açılması) eklendiğinde kadınları hem estetik hem de fonksiyonel anlamda rahatsız eden durumlar ortaya çıkabilmektedir. Özellikle vajinanın iç dudaklarının sarkıklığı ve aşırı büyüklüğü hem hamilelik hem de sonrası dönemde kadınları rahatsız etmekle birlikte son derece basit bir operasyonla çözüm bulunabilmektedir.

Doğumdan ne kadar sonra estetik yaptırılmalı? images (91)

Doğum sonrası bir kadının vücudunda herhangi bir estetik cerrahi girişime başlamak için en azından 6 ay geçmesi şarttır. Memelere yapılacak herhangi bir müdahale içinse gereken zaman emzirmenin bitimini takiben en erken 3 ay, ideal olanı ise 6 ay sonrasıdır. Vücut bu süre zarfında hamileliğin getirdiği değişiklikleri minimuma indirmeye çalışacaktır. Aynı zamanda hastaların mutlaka kilo yönetimleri profesyonel olarak ele alınmalı ve uygun bir diyet ve spor eşliğinde sağlıklı bir şekilde kilo vermeleri sağlanmalıdır. Hamilelik sonrası estetik girişimler için en uygun adaylar, aradan yeterli zaman geçmiş, emzirmeyi bırakmış, ideal kilolarına inmiş, sağlık problemi olmayan ve mantıklı beklentilere sahip annelerdir.

Sonuç olarak hamilelik sonrası vücut da gelişen deformitelerin birçoğunu geri döndürmek, hatta hamilelik öncesinden bile iyi vücut konturları elde etmek mümkündür. Ancak estetik cerrahinin herkes için uygun olmadığını hatırlatmakta da fayda vardır. Kendinizi fiziksel ve ruhsal olarak hazır hissettiğinizde ve operasyon sonrası alacağınız sonucun kendinizi daha iyi ve kendine güvenli hissetmenize yardımcı olacağınıza inandığınız zaman plastik cerrahınızın kapısını çalmanızda fayda olacaktır.

2014’ün Yeni Estetik Trendleri

esteworld medikal estetik

Esteworld’un uzman hekimleri, yeni yıla girerken 2014’ün yeni estetik trendlerini açıkladı. Saç tedavisinde Growth Faktör ve PRP yöntemi öne çıkarken, dermatolojide de ultrason ışınlarıyla yeni nesil cilt gençleştirme revaçta olacak. Cilt tedavisinde özellikle kırışıklıklarla mücadelede fraksiyonel lazer tercih edilecek. Yeni yılın popüler diyeti ise hem kilo verdiren hem de bedeni temizleyen Fitox Diyeti olacak…

Esteworld Plastik Cerrahi Hastaneleri’nin uzman hekimleri, hastanenin Altunizade Şubesi’nde, estetik cerrahi uygulamalardan saç tedavisi ve cilt gençleştirmeden diyet programlarına kadar birçok konuda 2014’te uygulanacak yenilikleri paylaştı.

“Yeni Yılda Yeni Estetik Trendler” başlıklı söyleşide Medikal Estetik Hekimi Dr. Funda Demir İm, Dermatolog Uzm. Dr. Eylem Acar, Dr. Mehmet Faruk Yavuz, Medikal Estetik Hekimi Dr. Fatma Gülşen Özle, Uzm. Dyt. Bengi Çetiner ve Uzm. Dyt. Hayriye Arıkan yer aldı.

Ultrason ışınlarıyla cilt gençleştirme

Söyleşinin açılış konulmasını yapan Dermatolog Uzm. Dr. Eylem Acar, ultrason ışınlarıyla cilt gençleştirme tedavisi uyguladıklarını belirtti. Uzm. Dr. Acar, yöntem hakkında şunları paylaştı: “Cilt elastikiyetinin kaybına bağlı olarak kaş, alın, yanak, ağız kenarı, yüz konturu, çene hattı ve gıdı bölgesi ile göz çevresinde kırışıklıklara cerrahi bir işlem olmadan düzelme ve gençleşme sağlanıyor. Bu tedavi, ısı enerjisi oluşturan ses dalgaları ile istenen doku derinliğine odaklanarak ve cildin üst tabakasına zarar vermeden deri altındaki bağ dokusunda kollajen üretimi artırarak yapılıyor.” Yöntemin herhangi bir yan etkisi olmadığını belirten Uzm. Dr. Acar ağrısız ve acısız olarak uygulanabilen tedavinin ardından hastaların günlük hayatlarına hemen dönebildiklerini söyledi.

Kırışıklıklarda fraksiyonel lazer mucizesiguzel-300x134

Medikal Estetik Hekimi Dr. Funda Demir İm, fraksiyonel lazer teknolojisinin kozmetik dermatolojide kullanılan son teknoloji olduğunu söyledi. Fraksiyonel lazer ile yüzdeki ince çizgiler ve kırışıklıklardan, güneş lekelerinden, doğum ve kilo nedeniyle oluşan çatlaklardan yüzde 80-100 oranında kurtulmanın mümkün olduğunu belirten Dr. Funda Demir İm, fraksiyonel lazerin yanında PRP (Trombositten zengin plazma) tedavisi de uyguladıklarını hatırlattı. Dr. Funda Demir İm, PRP’nin hastanın kendi kanından elde edildiğini belirterek, lazerin ardından hastada plazma maske olarak uyguladığını söyledi.

Yapılan lazer ve PRP uygulamasıyla cildin yapılandığını kaydeden Dr. Funda Demir İm, “Kırışıklar ve lekeler geriler. Bölge temizlenir ve arınır. Cildin saflığı ve parlaklığı eskisinden daha iyi olacak şekilde geri kazanılır. Özellikle cilt gençleştirme tedavisi için PRP ve fraksiyonel lazer kombine uygulandığında sinerjik etki nedeniyle başarı artar” dedi.

Dr. Funda Demir İm, fraksiyonel lazer uygulamasının ayrıca, siğil, ben, et beni, fibroma, ksantelazma gibi iyi huylu cilt tümörleri, tırnak mantarı, kadınların genital bölgesindeki estetik uygulamalarda ve idrar kaçırma gibi problemlerde başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.

Kendi kanınızla saçlarınız tedavi ediliyor

Toplantıda saç konusuna değinen Dr. Mehmet Faruk Yavuz, dünyadaki tüm toplumlarda saçın sosyal ve kültürel açıdan önemli olduğunu söyledi. Saç dökülmesiyle karşılaşan birinin kendisini fiziksel ve ruhsal olarak zayıf görmeye başladığını anlatan Dr. Yavuz, bu kişilerin hekimlere başvurması gerektiğini dile getirdi. Dr. Mehmet Faruk Yavuz, saç köklerinde zayıflık ve saç tellerinde incelme şikâyeti bulunanlara son tedavi yöntemlerinden biri olan PRP (Platelet Rich Plazma) saç terapisini önerdi.

saca prpKişinin kendi kanından özel bir işlemle ayrıştırılan trombositlerden zengin plazmanın hasarlı saç köklerinin onarımında önemli rol oynadığını belirten Dr. Yavuz, şunları söyledi: “PRP tedavisinde elde edilen bu trombositler saçlı deriye uygulanarak hasarlı saç köklerinin onarılması, yenilenmesi ve çoğalmasını tetikler. Böylece PRP zayıflamış ve hatta tüy haline gelmeye başlamış saç telleriyle, ölmeye yüz tutmuş saç köklerini canlandırıp saçların eski sağlığına kavuşmasına yardımcı olur.”

Kent yaşamında “Growth Faktör” uygulaması

Medikal Estetik Hekimi Dr. Fatma Gülşen Özle de saç tedavisindeki son yöntemlerden birinin de Growth Faktör uygulaması olduğunu açıkladı. Saçın sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için Growth Faktör uygulamasının saç kalitesini artırarak dökülmeyi önlediği ayrıca belli oranda yeni saç kazanımı sağladığı, pratik ve etkili bir çözüm olduğunu belirtti.

Dr. Fatma Gülşen Özle, Growth Faktör’ü şöyle anlattı: “Konusunda uzman hekimlerimiz Skin Stamp adı verilen bir cihazla saç deride mikrokanallar açıyor. İçerisinde büyüme faktörlerinin bulunduğu Growth Faktör açılan bu kanallardan saçlı deriye transfer ediliyor. İşlem sırasında herhangi bir ağrı ya da acı hissedilmediği gibi seans sonunda günlük yaşam konforunuzdan ödün vermeden sosyal ve iş yaşamınıza devam edebiliyorsunuz.”

Uykusuzluk ve yorgunluğu ‘Fitox Diyeti’ ile giderin

Toplantıda konuşan diyetisyen Hayriye Arıkan ise diyet ile zayıflamanın tek başına yeterli olmadığını, bunun yanında vücudun sağlıklı ve bir takım rahatsızlıklardan arındırılmış olması gerektiğini anlattı. Beslenme koçu eşliğinde yapılan fitox diyetinin kişiye özel bitkisel karışımlarla uygulandığını kaydeden diyetisyen Arıkan,Fitox diyeti ile vücuttaki toksinler atılıyor. Bunun yanında vücutta, ödem, sindirim sorunu, uykusuzluk, yorgunluk gibi problemler çözüme kavuşabiliyor” dedi.

Diyetisyen Bengi Çetiner de fitox diyetinin kilo vermenin yanı sıra vücut direncini artırdığını belirterek, diyetin vücutta anti-aging etkisi gösterdiğini belirtti.

Fitox diyetinin doğal bir antioksidan etkisiyle bedeni temizlediğini ifade eden diyetisyen Çetiner, şöyle konuştu: “Bitki çayları her ne kadar sağlığımız için yararlı olsa da bilinçsizce tüketilmesi istenmeyen etkilere sebep olabilir. Çünkü bu karışımlar kişinin ihtiyacına göre özel olarak belirlenir. Bu nedenle mutlaka uzman kontrolünde beslenme listenize eklenerek kullanılmalıdır.” Diyetisyen Bengi Çetiner, Fitox diyetinde beslenmenin bitkisel çay, sebze ve meyve ağırlıklı olduğunu söyleyerek, sofrada hayvansal gıdalara daha az miktarda yer verildiğini ifade etti.