Zatüreden Korunma

Zatürre, tedavi yöntemlerindeki gelişmeler, aşılar sayesinde daha kolay tedavi edilse de, hala önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Acıbadem İnternational Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, önlenebilir bir sorun olduğuna dikkat çekerek, anne babaların çocuklarını zatürreden korumak için nelere dikkat etmeleri gerektiği hakkında bilgi verdi.

Pnömoni, yani yaygın bilinen adıyla zatürre, virüs ya da bakteriler nedeniyle akciğerlerde meydana gelen bir enfeksiyon. Özellikle geçmişte bu enfeksiyonlar son derece tehlikeli boyutlarda olmasına rağmen, günümüzde gerek geliştirilen aşılar, gerekse tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde artık çok daha kolay tedavi edilebiliyor. Ancak, zatürre hala ebeveynleri tedirgin eden hastalıkların da başında da geliyor… Çünkü önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen, hala özellikle gelişmekte olan ülkelerde 0-4 yaş arasındaki çocuklardaki ölümlerin ikinci nedeni olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 10-20 milyon arasında çocuk zatürre nedeniyle hastaneye yatırılıyor ve bunların da yaklaşık 2 milyonu da ne yazık ki yaşamını kaybediyor. Ülkemizde ise; ilk yaşta hastaneye yatışların yüzde 30-50’sinin nedenini zatürre oluşturuyor. Tüm çocuk hastaların zatürreye yakalanma oranı da yaklaşık yüzde 40 olarak gösteriliyor.

Aslında istatistikler ebeveynlerdeki bu korkunun haklılıklarını ortaya koysa da çocuklarda zatürre tedavisinde gelinen nokta unutulmadan gerekli önlemlerin alınması da önem taşıyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, özellikli son 25 yıldır zatürreye neden olan bakterilere karşı geliştirilen aşılarla birlikte Türkiye’de ölüm oranlanın önemli oranda düşürülebildiğini anlatıyor.

0-1 yaş en riskli grup

Zatürre kişiden kişiye yayılan viral ya da bakteri kaynaklı enfeksiyonlarla bağlantılı olduğundan, çocukların yakın temas halinde oldukları sonbahar ve kış aylarında yaygınlığı artıyor. Solunum yoluyla alınan bakteri veya virüs üst solunum yolunda tutulmuyorsa direkt akciğere inerek enfeksiyon yaratıyor. İyi beslenmeyen, hastalıklar nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflamış olan, alerjik bir yapısı bulunan çocukların zatürre geçirme riski daha yüksek oluyor. Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, “Özellikle 0-1 yaş arası çocuklarda öksürük refleksleri çok zayıftır ve göğüs kafesini iyi kullanamadıkları için mikropları dışarı atamaz. Bu nedenle zatürre açısından en riskli grubu oluşturuyor” diyor. Bağışıklık sistemi gelişimi tam olarak tamamlanmamış olan 1-5 yaş arasındaki çocuklar ise ikinci en riski grupta yer alıyor.

Zatürrenin en önemli nedenleri

Ancak, hastaneye gitmekte geç kalınması, aşılanmaların doğru yapılamaması, göçler zatürre nedeniyle yaşam kayıplarının devem etmesindeki en önemli unsurları oluşturuyor. Sorunun bu boyutta devam etmesinin bir diğer nedeni ise birçok virüse bağlı zatürreye karşı hala bir aşının bulunmaması (Grip mikrobu ve influenza hariç. Bir virüs olan influenza aşısının risk gruplarında yapılması viral pnömonilerin büyük bir kısmını engelleyebiliyor.) Aşılarla bakteriyel zatürrenin kontrol altına alınabildiğini söyleyen Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, “Sanayileşme ve endüstriye bağlı hava kirliliğinin artması gibi nedenlerle mikroplar havada daha uzun süre kalıyor ve dolayısıyla daha fazla enfekte olunuyor. Bunun yanında çocukların daha küçük yaşlardan itibaren kreşlere gitmesi, alerjilerin artması, dünyanın her yerine seyahatler kolaylaştığı için mikropların artık çok daha rahat yer değiştirebilmesi gibi nedenlerden dolayı bir çok enfeksiyon hastalığı gibi zatürre sorunu da devam ediyor” diyor.

En önemli korunma aşılama

Zatürre açısından en önemli nokta korunabilmek. Bunun için de aşılanma, sağlıklı beslenme, düzenli uyku gibi bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi son derece önem taşıyor. Zatürrenin yaracağı problemler ve ölümlerin önüne geçilmesi için uygulanacak en önemli stratejinin aşılanma olduğunu söyleyen Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi sözlerine şöyle devam ediyor:

“Türkiye’de de yaklaşık 25 yıllık kullanılan karma aşısının içinde zatürre nedenlerden biri olan hemofilüs influenzaya karşı da aşılama yapılıyor. Çocukların rutin aşı takviminde de yer alan ve içinde bir tip zatürre mikrobuna karşı aşının da olduğu karma aşının 2,4,6. aylarda ve 18. ay mutlaka uygulanması gerekiyor. Bir de zatürre aşısı adı altında 2-4-6 ay ve 1 yaşında da yapılan aşının uygulanması gerekiyor. Ayrıca, viral zatürrelerden korunmak için de özellikle 6 ay 3 yaş arası çocuklara mutlaka grip aşısı yapılması öneriliyor. Bununla birlikte, farklı hastalıkları bağlı olarak, bağışıklık sistemi düşmüş ya da dalağı alınan, özel kan hastalıkları olması gibi sağlık sorunları bulunan durumlarda özel bir zatürre aşısı yapılması ve duruma göre tekrarlanması önem taşıyor. Bu aşı da kalıcı hastalığı olan kişide 5 yılda bir tekrarlanırken, geçici hastalığı olan kişide o hastalık döneminde yapılıyor.”

3 gün boyunca ateş düşmüyorsa dikkat!

Ateş pek çok enfeksiyonda olduğu gibi zatürrede de ilk belirti olarak ortaya çıkıyor. Özellikle 0-5 yaş arası çocuklarda belirgin bir hastalık hali olmasa da 3 gün boyunca tedaviye rağmen düşmeyen ateşin uyarıcı olması ve zaman kaybedilmeden hekime başvurulması gerekiyor. Bununla birlikte öksürük, burun akıntısı, beslenme zorluğu, huzursuzluk hali de hastalığın diğer belirtileri arasında yer alıyor.

Ancak her çocukta aynı şikayetler gözlenmeyebiliyor. Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, akciğer alt loblarında ortaya çıkan enfeksiyonlarda öksürük hiç görülmeyebilirken ateşle birlikte karın ağrısıyla kendini gösterebildiğini anlatıyor. Bu nedenle, çocukta ateşin nedeni tam olarak bulunmadığında bazen akciğer filmleri bile yeterli olamayabiliyor. Bu durumda daha ayrıntılı görüntülemeye ihtiyaç duyulabiliyor. Yılda iki ve üzeri zatürre geçiren çocuklarda başta kistik fibroz olmak üzere, yabancı cisim aspirasyonu, reflü, bağışıklık sistemi bozukluğu gibi altta yatan farklı sorunları araştırmak gerekiyor. Zatürre sadece bir akciğer problemi değil. Kalbi de yorduğu için kalp yetmezlikleri oluşturabiliyor. Dr. Şeyma Ceyda Cüneydi, bu nedenle özellikle çok fazla akciğer enfeksiyonu geçiren çocukların kalbinin de kontrolden geçirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Çocuklarda zatürre tedavisi de “kişiye özel” yapılıyor

Alınan mikrobun yapısı, çocukta altta yatan farklı hastalıkların olması, beslenme ve uyku düzeni, bağışıklık sisteminin gücü, yaşam şartları gibi birçok etken aynı virüs ya da aynı bakteri kaynaklı zatürrenin bile farklı bir seyir izlemesine neden olabiliyor. Bu nedenle her çocuğun zatürreyi farklı şekilde yaşadığını anlatan Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, tedavi yaklaşımıyla ilgili şu bilgileri veriyor: “Muayene bulguları ve çocuğun genel durumuna göre kan sayımı ve enfeksiyon değerlerine göre antibiyotik tedavisi planlanıyor. Akciğer filmini çocuklarda çok endikasyon yoksa ve tekrarlama durumu söz konusu değilse çekmeyi tercih etmiyoruz. Genelde ağır zatürre ise damardan antibiyotik, daha hafif tipiyse ağızdan antibiyotikle tedavi uygulanıyor. Atipik pnömoniler gibi bazı hastalarda kombini antibiyotik tedavisi de gerekebiliyor.”

Tedavi genelde 10 gün içinde tamamlansa da bu süre çocuğun genel durumuna göre değişiyor. Çocukta solunum sıkıntısı yaşanıyorsa, oksijen düzeyi düşükse, beslenme güçlüğü yaşanıyorsa, kontrol altına alınamayan ateş, kusma ya da sürekli sıvı kaybı söz konusuysa tedavinin hastanede gözlem altında sürdürülmesi tercih ediliyor.

Çocuklarda zatürre ile ilgili hatırlanması gerekenler:

Zamanında tanı alıp tedavi edilen zatürrede oldukça hızlı iyileşme sağlanabiliyor.
Tedavi süresinde çocukların mutlaka dinlenmesini sağlayın.
Korunmak için aşıların aksatmayın.
Özellikle kış aylarında çocukları kapalı alanlarda ve hasta çocukların olduğu alanlara götürmeyin.
Tedavi sırasında ve gündelik yaşam içinde çocukların bulunduğu alanların sık sık havalandırın.
Çocukların beslenmesinde tüm besin öğelerinden mutlaka tüketmesine özen gösterin.
Çocukların yanında kesinlikle sigara içilmemesi ve içilen bir ortamda bulundurulmasına dikkat edin.

Çocuklarda Kızıl Hastalığı ve Belirtileri ?

Bakterilerin neden olduğu döküntülü bir hastalıktır. Kuluç­ka dönemi 1-7 gündür. Kızıl döküntüsü, yüzden başlayarak vücuda yayılan küçük kırmızı noktalar halindedir. Deriye pürtüklü bir görünüm verir. Ağız çevresinde döküntü görülmez.

Ani başlayan ateş, baş ve boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve halsizlik belirtilerinden 24-28 saat sonra döküntü görülür.Ateş 5-6. günde normale döner. Döküntüler 2-3. haftada de­rinin soyulmasıyla kendiliğinden kaybolur.Bademcikler büyük ve kırmızı olup, çoğu zaman üzerlerin­de beyaz iltihabı bir tabaka vardır.

Hastalığın 1-2. gününde dilin üstü pasla kaplıdır, ucu ve kenarları kırmızıdır. Dilin görünümü beyaz ahududuyu andırır.Kızıl hastalığı, erken tedavi edilmezse, orta kulak iltihabı, sinüzit ve zatürreye; geç dönemde İse, romatizmal ateş ve glomerülonefrite yol açabilir.

Doktor  tavsiyesiyle 10 gün sürecek antibiyotik  ( penisilin ) tedavisi verilir. Ateşli dönemlerde ateş düşürücüler kullanı­labilir. Hasta bol sıvı almalıdır.

Çocukta Kalp ve Damar Hastalıkları ?

Kalbin içerisinde 2 Karıncık ve 2 Kulakçık olmak üzere 4 adet boşluk vardır. 2 karıncığı birbirinden ayıran duvarda de­lik olmasına VSD adı verilir.

Genellikle 3 aylıktan itibaren bebekte üfürüm duyulur. Ka­rıncıklar arasındaki deliğin büyüklüğü ve soldan sağa geçen kan miktarına göre hastalığın belirtileri değişir. Delik çok bü­yükse, çocukta kalp yetersizliği belirtileri, akciğer hastalığı ve akciğerde büyüme görülür.

Belirtiler başlar başlamaz EKG, Ekokardiografi ve gerekir­se göğüs röntgeni yapılır. Delik küçük veya orta büyüklükte ise kendi kendine kapanabilir ya da küçülebilir. Büyük deliklerin kapanması İçin ameliyat gerekebilir. Çocuğun belli ara­lıklara kontrol altında tutulması gerekir.

Kalbin içerisindeki kulakçıklar arasında delik olmasıdır. Çocukta üfürüm duyulur. Nadiren aşırı harekette yorulma, çarpıntı ve sıklıkla akciğer infeksiyonları görülmesine rağ­men, hiçbir şikayette yapmayabilir.Doktor kontrolünde yapılan değerlendirmelerden sonra de­lik, kalpte yetersizliğe sebep oluyorsa ameliyat edilmelidir.

Pulmoner arter akciğerlerden temiz kanı alarak kalbe geti­ren damardır. Bu damarda daralma oluşması durumudur.

Darlık hafifse genellikle şikayet yapmayabilir.Darlık ne ka­dar fazlaysa, hareket ile nefes darlığı, parmak uçları ve du­daklarda morarma ortaya çıkar.

Ekokardiyografi veya sağ kalp katederizasyonu ile kesin tanı konduktan sonra, darlığın ağır olduğu durumlarda ameliyat gerekir. Darlık hafifse ilaç tedavisi ile şikayetler azaltıla­bilir ve belirli bir yerden sonra yine ameliyat gerekebilir.

Kalp hastalığı olanlarda uygulanacak herhangi bir cer­rahi girişimde (diş çekilmesi, sünnet v.s.) kalbin mikrop kapmasını önleyici, doktor kontrolünde antibiyotik kullanımı unutulmamalıdır.

Aort kalpteki temiz kanı vücuda atan damardır. Bu damar­daki darlık, hemen kalp çıkışında ya da daha ilerde olabilir ki bu durumda aort istmus stenozu diye adlandırılır.Aortun çıktığa yerde daralma varsa, çocukta kalp yetersiz­liği belirtileri görülür. Bazen çocuk büyüyene kadar anlaşıl­maz,

Bayılma, hareketle çıkan nefes darlığı ve erişkinlerdeki gö­ğüs ağrılarına benzer durum söz konusu olabilir.

Aort istmus stenozunda çocuğun kasık nabızları hiç alın­maz ya da zayıf alınır. Kollar ve bacakların her birinde ayrı ayrı tansiyon ölçüldüğünde kollardaki nabzın belirgin dere­cede yüksek olduğu görülür ki bu da darlığı teşhis etmenin en kolay yoludur, Ve ancak ameliyatla açılabilir.

Çocuklarda Kistik Fibroz Hastalığı Belirtileri (Mukovisidoz)

Kistik fibroz farklı hastalık tablolarıyla ortaya çıkan ve ömür boyu sü­ren kalıtsal bir hastalıktır.

Hastalıktaki ana olay vücutdaki salgıların yoğunlaşması­dır. Buna bağlı olarak, değişik organlarda, değişik dereceler de bozukluklar ortaya çıkar. Hiçbir hastalık belirtisi göster­meyen anne babanın çocuğunda bu hastalığa rastlanabilir.

Hastalığın tanısı en basit olarak terde (Klor) miktarının ar­tışı ile konur {Ter testi}. Kesin tanı kanda bozuk olan genetik yapı taşının gösterilmesiyle olur. Ayrıca dışkı testi ile pank­reas yetersizliğinin gösterilmesi tanıyı destekler.

Kistik fibroz hastalığını komple ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi şimdilik yoktur. Tedavi yaklaşımı ortaya çıkan sorunlarla mücadele etmek şeklinde olmaktadır. Kistik fibroz tedavisi önemlidir.

Akciğer iltihabı durumunda an­tibiyotik, balgam yumuşatıcı, solunum yollarını açıcı ilaçlar verilmelidir, akciğerde yapışıklık olması durumunda akciğer fizyoterapisi (akciğere jimnastik yaptırılması); pankreas yeter­sizliğindede eksik olan pankreas enzimlerinin ilaçla takviye edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca Kistik Fibroz hastasına, kalori açısından zengin diyet uygulanmalıdır.

Kan Grupları Nelerdir ve Özellikleri ?

Halen üzerinde çalışılmakla birlikte şu ana kadar bilinen 21 adet kırmızı kan hücrelerini ilgilendiren kan grubu vardır.

En çok kuHantian ABO ve Rh ( rhesus ) özelliklerine gö­re yapılan sınıflamadır.Ayrıca beyaz kan hücrelerini ilgilendiren ve pıhtılaşmaya yardım eden hücreleri ilgilendiren kan grupları da vardır ki bunlara burada değinmeyeceğiz.

Her insanın kanı, kırmızı kan hücrelerinin içerdikleri bazı maddelere göre A Grubu, B Grubu, AB Grubu ve O grubu ol­mak üzere 4 ana gruba ayrılır.

Örneğin A grubu kanı olan bir kimsenin kanında A maddesi bulunurken, B grubu kanda B maddesi, AB grubu kanda hem A hem B maddesi ve O gru­bu kanda ise ne A ne de B maddesi bulunur.

Yani A grubu bir kişinin kanında B maddesi bulunmadığından bu kişinin kanı B grubu bir kanla karşılaştığında antikor yani B grubuna karşı yıkıcı hücreler ortaya çıkar.

Aynı kural Rh sınıflaması için de geçerli idir, Rh pozitif kan grubunda Rh maddesi mevcuttur, buna karşılık Rh negatif kanda Rh maddesi yoktur. Kan grubu tarif edilirken hem ABO, hem de Rh’a göre sınıflandırılır. Örneğin A grubu Rh negatif gibi.

ABO kan gruplarının dağılımı şöyledir ;  A grubu % 43, O grubu: % 33, B grubu %16 ve AB grubu % 7’dir.

Rh sisteminde tüm beyaz ırktan olan insanların % 85‘i pozitif, %15‘i ise negatiftir.

Çocukta Crohn Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi ?

Ağızdan makata kadar tüm sindirim yollarını tutabilen süreğen bir iltihabı hastalıktır.

Hastalık belirtileri başlangıçta çok belli olmaz. Hastalığın görüldüğü sindirim sistemi organına göre belirtiler değişiktir. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal (bazen kanlı), kilo kay­bı, ateş, eklem ağrıları, büyümede yavaşlama, kansızlık, vita­min eksikliği, makat çevresinde abse oluşması belirtiler ara­sındadır. Tuvalete çıkma hissi olmasına rağmen çocuk bü­yük tuvaletini yapamaz.

İltihap yaygın olarak barsaklarda ise, ishal (bazen kanlı), kilo kaybı, karın şişliği olur. Ayrıca bazen de barsak dışı eklem ağrısı ve şişliği, göz bozukluğu, ciltde sertlikler gibi be­lirtiler gözlenebilir.

Ağızdan veya makattan sokulan hortum (gastroskopi, kolioskopi) yardımıyla tanınan hastalığın tedavisinde bağışıklık sistemini baskılayıcı ya da iltihabi durumu giderici ilaçlar uzun süreli olarak kullanılır. Crohn Hastalığı , iyileşme ve alevlenme­lerle seyrettiğinden belli aralıklarla doktor kontrolü gerek­mektedir.

Çocuklarda Hepatit A Sarılık Hastalığı Belirti ve Tedavisi

Sarılığa neden olan bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Hastalık, tuvaletlerden, sudan ve yiyecek maddelerinden ağız yoluyla virü­sün alınması sonucu bulaşır. Kuluçka döne­mi 3-7 hafta arasıdır.

Sarılık belirtileri olarak bulantı, kusma, koyu renkli idrar (çay renginde}, açık renkli dışkı, ishal, karın ağrısı, halsizlik, iştahsızlıkla kendini gösterir. Karaciğer büyün Et­ken virüs dışkıda belirtilerden 3 hafta evvel bulunur ve sarılık çıktıktan 2-3 hafta sonra kaybolur.

Hastalığa özgü bir tedavi yoktur, kendiliğinden sonlanır. Belirtilerin şiddetli olduğu dönemde yatak istirahati uygula­nır. Kusma fazlaysa, damardan sıvı verilmesi gerekebilir.

Hastalık çoğu zaman tamamen iyileşir, ancak %1 vakada ağır seyreder ve müzmin hale geçer ve bir daha Hepatit A‘ya ya­kalanılmaz.

Çocukta Demir Eksikliği Anemisi ( Kansızlıklar )

Çocukta Kan Hastalıkları Demir Eksiklikleri Tedavisi.

Vücuttaki kan miktarının normal olmasına karşın, kandaki kırmızı kan hücrelerinin azalması kansızlık olarak adlandırılır. Kansızlıkların nedenleri ve tipleri çok çeşitli olmasına rağ­men, hepsi hemen hemen aynı belirtilere neden olurlar.

Kansızlık Sonucu;

Çocukluk yaşlarında en sık karşılaşılan kansızlık çeşidi de­mir eksikliğine bağlı olanıdır. Demir eksikliği çocuklarda tehlikeli ve müdahele gerektirir.

Erken doğan bebeklerde ve 6 ay- 2 yaş arası çocuklarda en sık görülür.

Genellikle besinlerle demirin yeterince alınamamasına bağlıdır. Çok süt içen çocuklar et ve sebze içeren besinleri az yediklerinden bunlarda sık görülür. Ayrıca sütün yemekler esnasında alınması, besinlerin içindeki demirin vü­cut tarafından alınmasını engelleyeceğinden olumsuz yönde etkiler.

Demir eksikliğinin tanısı; kanda kırmızı kan hücrelerinin ve demirin, depolanma düzeyinin düşük bulunmasıyla konulur.Demir içeren ilaçlar en az 3 ay kullanılmalı ve yapılan kan sonuçlarına göre tedavi uzatılabilmelidir.

İlk 3 ay içinde süt çocuklarında kansızlık ortaya çıkabilir, normal bir durumdur. Bebeğin kendi kendine kan yapabilme yeteneğine yavaş ya­vaş erişmesine bağlıdır. 3.ayda kendiliğinden sona erer. Herhangi bir te­davi gerekmez.

Kemik iliği kanımızdaki 3 tür hücre yapımından sorumlu ana organdır. Bunlar;

Aplastik anemi nadiren doğumla beraber ortaya çıkabile­ceği gibi, bazı ilaçlar, kimyasal maddeler (boya, cila vs’de bulunan benzin ve çözücüler), viral hastalıklar da aplastik anemiye sebep olabilirler.

Hastalarda alyuvarların eksikliğine bağlı olarak yukarıda sayılan kansızlık bulguları, akyuvarların eksikliğine bağlı ola­rak sık hastalanma ve hastalıkların kolay geçmemesi ve trombositlerin eksikliğine bağlı olarak da cilt altında kanama ve kanamanın durmaması gibi durumlar görülür.

Aplastik anemi; çok ciddi bir durumdur ve hastanede teda­vi edilmelidir. Kan veya trombosit verilmesi gerekebilir. Trombositler çok düşerse en ufak bir kanama, vücutta tehlikeli kanamalara (beyin kanaması) yol açabilir.

Çocukta Pankreas İltihabı Belirtileri ve Tedavisi ?

Çocuklarda Görülen Pankreas Hastalığı Tedavisi ve Belirtileri

Çocuklarda ortaya çıkabilecek pankreas hastalıkları; pank­reasın akut ve kronik iltihaplan ile pankreasın yetersiz çalış­ması durumlarıdır.

Doğumla gelen yapısal bozukluklar, zehirlenmeler, pank­reasa rastlayan yaralanmalar, vücudun başka bir yerinden kan yoluyla gelen iltihaplar, pankreasda iltihablanmaya ne­den olan durumlardır. Kalıtsal da olabilir.

Hastaların 4’de 1’inde iltihaba sebep olan olay ortaya çı­karılamaz.

Çocukta sırta yayılan karın ağrısı, kusma ve bulantı görülür. Hastalık ilerlerse, solunum zorluğu, karında aşırı hassasiyet, ateş ve karında sıvı oluşumu gözlenir.

Kanda, pankreasın yaptığı enzimlerin yüksekliği saptanır­sa, pankreasda iltihap tanısı konur. Tedavi edilmezse, pank­reas yetersizliği ile ölüme götürür. Hasta hemen hastaneye götürülerek, yatarak tedavi edilmelidir.

Pankreas iltihabı 6 aydan uzun da sürebilir. Bu dönemde karın ağrısı olabileceği gibi, hiç bir bulgu olmadan sadece enzim yüksekliği de söz konusu olabilir.

Enzimlerin yüksekliğine göre hastaya verilecek diyette yağ alımı azaltılır.

Ve Çocuklar için Yaz Tatili Başladı: Çocuklar ne yapabilir?

Uzun yaz tatilinin çocukların kaliteli zaman geçirmeyi öğrenmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten uzmanlar, “Zamanı iyi yönetebilmek verimli-üretken sonuç almamızı sağlar. Çocukla beraber günlük planlar yapılmalı, okuma ve ders tekrarı için zaman ayırılmalı ve çocuğa günlük sorumluluklar verilmelidir” önerisinde bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Polikliniği Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, yoğun bir eğitim-öğretim döneminin ardından çocukların uzun bir yaz tatile girdiklerini söyledi.

Çocuklar için tatil döneminin, özlediklerini yapmayı planladıkları zaman dilimi olması yanında çocuklara boş zamanın nasıl daha etkin geçirilmesi gerektiğinin de öğretilebileceği bir dönem olduğunu belirten Aynur Sayım, “Önümüzde uzun bir yaz tatili var. Bu tatil iyi değerlendirilmeli. Tatilde hepimiz rutin çalışmalarımıza ara verip kendimizi dinlendirip, eğlenmeyi düşünürüz fakat tabii bunun da bir sınırı, çerçevesi vardır” dedi.

 

Kaliteli zaman geçirme öğretilmeli

Yaz tatilinin kaliteli zaman geçirmeyi öğrenmek için önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Aynur Sayım, “Çocuk, zamanını iyi yönetmeyi öğrenmiş ise bu tutumu, tatildeki etkinlik ve aktivitelerine, arkadaşları ile nasıl zaman geçirdiğine, zamanının ne kadarını arkadaşlarıyla, ne kadarını kendisine ayırdığına yansıyacaktır. Bizim çocuğumuza kazandırdığımız iç disiplinle ilgili olarak öncelikle çocuğa boş zamanını iyi değerlendirmeyi öğretmeliyiz” dedi.

Doyurucu geçirilen zaman dinlendirir, mutlu eder

Anne ve babanın bu konuda çocuğuna rehber olması gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, “Zamanımızı iyi yönetebilmek, zamanı akıllıca kullanıp verimli-üretken sonuç almamızı sağlar. Doyurucu geçirdiğimiz zaman, bizi mutlu edecek, değerli hissettirecek ve dinlendirecektir. Tabii çocuk için tatil, bir dönem boyunca planlı, kurallı bir ortamdan, özgür olduğu, dinlenebildiği daha esnek bir zaman dilimini ifade eder, anne-babaların rehberliği, çocuğun tatili nasıl geçireceği ile ilgili devreye girmelidir.

Yaz tatili için 4 tavsiye

Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, yaz tatili için yapılması gerekenler konusunda şu tavsiyelerde bulundu:

Günlük iş planı yapın: Çocuklar için, aileleri ile birlikte ya da kendi inisiyatiflerinde yapabilecekleri bir iş listesi planlanabilir. Günlük aktiviteleri bir gün önceden planlamak, hedef koymayı ve hedefe yönelik davranmayı da öğretir. Bu da aslında öğretme ve öğrenme sürecidir. Arkadaş seçimleri ve iletişim tekniklerini öğrenmeleri de aynı niteliktedir.

Aktivite planını kendi yapsın: Ailelerin fazla müdahale içermeden, çocuktan beklentiyi yüksek tutmadan, dinlenme ve eğlenmeye fırsat tanıyarak aktivite planı yapmasına yardımcı olmaları önemlidir. Tatilde seçtikleri arkadaşlar, bulundukları ortamlar, aileler tarafından denetlenmeli elbette ama bunu yaparken de fazla baskı kurmadan özenli davranmak önemlidir.

Kısa ders tekrarları yapılmalı: Uzun tatil döneminde çocukların yıl içinde öğrendikleri bilgileri unutmamak ve yeni eğitim dönemine hazırlanmak için günlük planlamalar içinde kısa ders tekrarları ve kitap okuma saatlerinin eklenmesi yararlı olacaktır.

Günlük sorumluluk verin: Çocuklara odasını toplamak, dişlerini fırçalamak gibi günlük sorumlulukların da verilmesi ayrıca spor, satranç, drama gibi sevdiği etkinliklere yöneltilmesinin fiziksel ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunacağının altını çizmek yararlı olacaktır.”