Reflü Testleri

Reflü testleri
Mideden yemek borsuna besinlerin kaçmasını gösteren testlerdir. Reflü astım belirtileri ile sıklıkla karışmaktadır. Astımlı hastalarda aynı zamanda reflü de bulunabilmektedir. Bu nedenle gerekli durumlarda reflü testleri yapılmalıdır.

Baryumlu grafiler: Yemek borusu ve mide geçişi hakkında bilgi verdiği için pH metre yapılmadan önce yapılmalıdır. Bu test ayrıca astım belirtileri gösteren kalpla ilgili sorunları ve doğumsal bazı yemek borusuyla ilgili sorunları aydınlatabilir.

Sintigrafi: Reflü konusunda kaba bir sonuç vermektedir. Negatif çıkması reflü olmadığını göstermez.

pH metre: Bu testte sonda 24 ssat boyunca kalır ve reflü konusunda en kesin sonuç verir.

 

Troponin Testi Ne İşe Yarar?

Troponin Testi Kalp Krizi İhtimalini Daha Hızlı Eleyerek Hastanede kalış süresini azalttı

Amerikanın en köklü medikal yayınları arasında yer alan Lancet, göğüs ağrısı olan hastalarda ağrının kalp krizinden veya kalp hasarı yaratan bir başka durumdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını öğrenmek amacıyla yapılan yüksek duyarlı Troponin testi üzerine yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Devamını Oku →

İdrarda yapılan gebelik testleri

Hamile olduğundan şüphelenen ve adet gecikmesi yaşayan pekçok kadın eczaneden kolayca temin ettiği gebelik testi ile hamile olup olmadığını öğrenmeye çalışır. Bu hem son derece ucuz, hem kolay hem de özel bir yöntemdir. Özeldir çünkü testi uygulayan kadından başka kimse sonucu bilemez. Pekçok kadın için bu önemli bir özelliktir. Kadın hamile olup olmadığını herkesten önce öğrenmek ve bu özel anı doyasıya yaşamak ister. Tam tersi şekilde istenmeyen bir gebelikten korkan kadın da hamile olup olmadığını başkalarının bilmesini istemeyebilir.

karin-mkleHer yıl tüm dünyada milyonlarca gebelik testi satılmaktadır. Evde yapılan gebelik testi anlamında “home pregnancy test” (HPT) olarak adlandırılan bu yararlı kitler her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Hatalı pozitif ya da hatalı negatif sonuçlar kişide hem psikolojik hem de fiziksel travmaya neden olabilir. Bu nedenle gebelik testi kitlerini kullanırken çok dikkatli olmak gerekir.

Öte yandan e-posta ile gelen pekçok sorudan HPT’lerin ne zaman ve nasıl kullanılması gerektiği ile ilgili yeterli bilgiye sahip olunmadığı sonucu çıkmaktadır.

HPT gebeliği nasıl saptar?

Bir gebelik oluştuğunda herhangi bir testin bu gebeliği saptayabilmesi için hCG adı verilen hormonun varlığı temel şarttır. hCG yalnızca gebelikte salgılanan bir hormondur ve salgılanabilmesi için döllenmiş yumurtanın blastokist aşamasına ulaşıp rahim içine yerleşmesi gerekir. Bu genelde yumurtlamayı takiben 6-10 gün içinde meydana gelen bir olaydır. Teorik olarak hCG döllenmeyi takip eden 9. gün civarında salgılanmaya başlar. Hormonun kanda yeterli düzeye ulaşıp idrarla da atılması için ek zamana gerek vardır. Çok erken dönemlerde hormon kanda yükselmeye başlamasına rağmen idrarl atılması gecikebilir. Normalde gebe olmayan bir kadında kandaki hCG düzeyi mililitrede 10 milienternasyonel üniteden (mIU) daha düşüktür

HPT’nin hassasiyeti ne demektir?
HPT’nin hassasiyeti idrarda saptayabildiği en düşük miktardaki hCG değeri anlamına gelir. Bugün piyasada satılan pekçok gebelik testinin hassasiyeti 20-50 mIU/mL arasındadır. Yani hCG değeri 20-50 mIU/mL’nin altındaysa test sonuç vermez. Oysa kan testi hCG değerini tam olarak yansıtır.Bu nedenle kan testi daha adet gecikmesi ortaya çıkmadan sonuç verebilir.

Testin duyarlılığı yani hassasiyeti ne kadar yüksekse yani ölçebildiği hCG düzeyi ne kadar düşükse gebeliği erken dönemde gösterme olasılığı da o kadar yüksektir.

HPT nasıl yapılır?
Her gebelik testinin kendine ait özellikleri olabilir. Bu nedenle eczaneden test aldığınızda kullanma talimatını mutlaka okuyunuz.

Test için en uygun örnek orta akım idrarıdır. Yani idrar yapmaya başlayıp biraz idrarı boşa akıttıktan sonra idrar örneği almanız daha uygundur. Testin özelliğine göre idrarınızı bir kaba alıp damlalık ile damlatmanız, idrar kabına batırmanız ya da direkt olarak idrarınızı yaparken testi akan idrara tutmanız uygulanabilecek yöntemlerdir.

HPT en erken ne zaman sonuç verir?
Arkadaşımla ilişkide bulundum daha sonra hemen gidip gebelik testi aldım sonuç negatif çıktı. Kesinlikle hamile olmadığımdan emin olabilirmiyim?” şeklinde sorular e-posta ya da telefon ile bana yöneltilen sorular arasında sıkça yer almaktadır. Bu kadar erken dönemde gebelik olup olmadığını ancak Tanrı bilebilir.

Daha öncede belirttiğim gibi gebelik testinde gebeliğin saptanabilmesi için embryonun rahim içine yerleşmiş olması gerekir. Bu nedenle test en erken yumurtlamadan sonraki 8-9. günde saptanabilir. Ancak yumurtlamanın geç olması, embryonun beklenenden daha geç yerleşmesi gibi nedenler ile bu dönemde yapılan idrar testi genelde negatif çıkar. Bu dönemde yapılan gebelik testinin negatif çıkması hatalı negatif anlamına gelmez ve hamile olmadığınızı göstermez. En akılcı ve ekonomik yaklaşım adet kanamasını beklemek eğer gecikme olursa test yapmaktır.

2001 Ekim ayında JAMA dergisinde yayınlanan geniş kapsamlı bir araştırmada adet gecikmesinin olduğu günde yapılan idrarda gebelik testinin duyarlılığının %90 olduğu saptanmıştır (JAMA. 2001;286-1759-1761). Geriye kalan %10 olguda daha henüz embryo rahime bile yerleşmemiştir. Yine aynı çalışmaya göre bu testlerin duyarlılığı en fazla adet gecikmesinden 1 hafta sonra olmakta ve %97′ye kadar çıkmaktadır.

Bu nedenle adet gecikmesinin takip eden 1-2 günde yapılan test negatif çıktığında mutlaka 1 hafta sonra test yeniden yapılmalıdır.

Testi yapmadan önce idrar ne süre ile tutulmalıdır?
Testi yaptığınız gün ne kadar geçse idrar tutmanız gereken süre o kadar azdır. Örneğin beklediğiniz adet kanaması 1 hafta geçmiş ise idrar tutmadan herhangi bir zamanda testi yapabilirsiniz. Öte yandan adet kanamasını beklediğiniz gündeyseniz ya da adet kanamanız 1-2 gün geciktiyse bu durumda 4 saat idrar yapmayıp daha sonra testi yapmalısınız.

Test nasıl yorumlanır?
Piyasada satılan değişik markalardaki idrar testleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle kullndığınız testin kullanma talimatını mutlaka dikatlice okuyunuz.

Genelde idrar testlerinde 3 tane pencere bulunur. Bunlardan birine idrar örneği damlatılırken yan yana bulunan iki pencereye bakılarak test yorumlanır. Bu pencerelerden birisi testin doğru şekilde yapılıp yapılmadığınız gösterir (kontrol penceresi). Diğer pencere ise pozitif ya da negatif sonucu verir. Pozitif sonuç varlığında bu penceresinde ya bir çizgi ya da artı işareti çıkar. Sonuç penceresindeki çizginin renginin açık ya da koyu olması anlamını değiştirmez. Bu her durumda pozitif sonuç demektir. Bazı testlerde ise sonuç peceresinde artı ya da eksi işareti belirir. Artı pozitif sonucu yani gebeliği, eksi ise gebelik olmadığını gösterir.

 pregtest_son

​Gebelik testinin sonucu okunurken testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman süresince beklenmelidir. Bazı durumlarda test negatif olmasına rağmen bir süre daha beklendiğinde hafif bir çizgi ortaya çıkabilir. Bu şüpheli sonucu belirtir. Ya hamile olmanıza rağmen hCG değeri testin saptayabileceği düzeylere ulaşmamıştır ya da hamiel değilsinizdir ancak test reaksiyon vermektedir. Her iki durumda da testin 1-2 gün sonra tekrar edilmesi ya da kanda gebelik testi yapılması uygundur. İdeal olan testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman sonrasında sonucu yorumlamaktır.

Test neden hatalı sonuç verir?
Testin hatalı negatif sonuç vermesinin temel nedeni duyarlılığının kandaki düşük düzeydeki hCG değerlerini saptamaya yetmemesidir. Testin erken yapılması bunda en önemli faktördür. Testin bozuk ya da son kullanım tarihinin geçmiş olması da bir diğer etkendir.

Hatalı pozitif sonuçlar ise daha nadir görülür. Bu gibi durumlarda bazen idrardaki başka bir hormona (örneğin LH) çapraz reaksiyon gelişebilir. Bir başka neden de kimyasal gebeliklerdir. Çok erken dönemde test pozitif çıkmasına rağmen daha sonra klinik olarak gebelik fark edilemeden embryo canlılığını yitirir ve kan hCG değerleri düşmeye başlar.

İnfertilite tedavilerinde yumurta çatlatmak amacıyla yapılan hCG enjeksiyonları sonrasında da hatalı pozitif sonuçlar görülebilir. Bu nedenle test son hCG enjeksiyonundan 10-14 gün sonra yapılmalıdır.

Testin hatalı pozitif sonuç vermesi oldukça nadirdir.Bu nedenle pozitif sonuç varlığında ek incelemeye gerek duyulmazken negatif olması mutlaka gebe olunmadığı anlamına gelmez

Kullanılan ilaçlar ya da enfeksiyonlar hatalı sonuçlara neden olabilir mi?
İçinde hCG içermeyen ilaçlar hatalı sonuca neden olmaz. Kısırlık tedavisinde kullanılan yumurtlama uyarıcı ilaçlar da dahil olmak üzere hiç bir antibiyotik, ağrıkesici, doğum kontrol hapı testin hatalı sonuç vermesine neden olmaz ya da gebelik varlığında testin pozitifleşme sürecini geciktirmez. Benzer şekilde tütün ürünleri ve alkol de HPT’lerin doğru sonuç vermesini engellemez.

Uyarılar
Her türlü adet gecikmesi mutlaka değerlendirilmesi gereken önemli bir sağlık sorunudur. Testin negatif çıkması durumunda eğer adet kanamanız hala daha başlamadıysa mutlaka jinekoloğunuzla görüşmelisiniz.

Testin pozitif olması normal bir gebelik olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle gebeliğin varlığını teyit etmek ve dış gebelik başta olmak üzere bazı erken gebelik komplikasyonlarına yenik düşmemek için kontrol şarttır. Öte yandan adet gecikmesi olan bir kadında testin negatif sonuç vermesi gebeliğin ilerlemesine neden olacaktır. Bu sırada gebelikte kullanılmaması gereken maddeleri kullanmanız ya da gebelik için uygun olmayan davranışlarda bulunmanız bebeğinize zarar verebilir. Bunun istenmeyen bir gebelik olması durumunda ise sonlandırılması için yasal sınır aşılabilir.

Her adet gecikmesi durumunda test pozitif ya da negatif olsun mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz.

ÖNEMLİ NOT: İdrarda yapılan gebelik testleri ilişkiden hemen sonra sonuç vermez. Testin doğru sonuç vermesi için çoğu zaman adet gecikmesi olması gereklidir. Yani hamilelik süphesi olan ilişkiden sonra yaklaşık 14 gün geçmesi gerekir.

Çocuklarda İşitmenin Değerlendirilmesi

isitme testi odyometri

Anne karnından itibaren her yaşta işitme duyusu, bizlerin yaşamla en temel ve en anlamlı bağlantı kanallarından biridir. Özellikle bebek ve çocuklarda konuşma, anlama, öğrenme, okuma ve duygusal ihtiyaçların karşılanmasında işitme büyük önem taşır. İşitmeye dair sorunlarla sıklıkla karşılaşılır ve özellikle gelişimin en hızlı olduğu çocukluk döneminde, işitmeye dair bir sorunun varlığı, gelişim alanlarını ve özellikle okul başarısını önemli ölçüde etkiler. 

isitme testi odyometriÇocuklarda İşitmenin Değerlendirilmesi

Çocukların işitmesini değerlendirme amacı ile uzman tarafından belirlenen farklı test yöntemleri kullanılır ve bu testler yardımı ile çocuğun hangi sesleri ne düzeyde işittiği tespit edilir. Yapılan testler yardımı ile uzman, çocuğun hangi sesleri ne düzeyde duyduğunu, olası bir işitme kaybının nedeni ve çözümü için ne yapılması gerektiği konularında yardımcı olma fırsatı bulur.

İşitmenin değerlendirilmesi aşamasında ilk değerlendirme Kulak Burun Boğaz Uzmanı tarafından yapılır. Yapılan değerlendirme sonucu odyoloji birimine yönlendirilen çocuk farklı odyolojik test bataryaları ile değerlendirilir.

Çocuğun işitme kaybı ne kadar erken tespit edilirse, çözüm üretilmesi de o kadar hızlı olur. İşitmenin değerlendirilmesi günümüzde yeni doğan işitme taramaları ile doğumdan sonra başlar ve periyodik işitme değerlendirmeleri ile özellikle okul öncesi dönemde erken tanılama imkanı sağlanır. Hastanelerimiz bünyesinde tüm yeni doğan bebeklere yeni doğan işitme testi yapılır, işitme kaybı şüphesi olmasa bile okul öncesi dönemde periyodik işitme testleri yapılarak olası bir problemin gözden kaçma ihtimali önlenmeye çalışılır. Özellikle okul öncesi dönemde rutin işitme değerlendirmesi yapılması hedeflenir.

Çocuğunuzun işitme düzeyini yaşamlarının ilk yıllarında yılda 2-3 kez ve okul çağlarında yılda bir kez test ettirmenizi öneririz.

Bu amaçla yapılan odyolojik değerlendirmeler:

• Yeni doğan işitme tarama testi (TOAE): Tüm yeni doğan bebeklere yaşamının ilk bir ayı içerisinde yapılır.
• Klinik Otoakustik Emisyon: Doğum dan itibaren tüm yaş gruplarında uygulanır.
• Odyometri: Farklı yaş gruplarında farklı teknikler kullanılarak uygulanır. Özellikle çocuklarda görsel destek odyometrisi ve koşullu oyun odyometrisi ile işitme değerlendirilir.
• ABR (BERA): Tanısal İşitsel Beyin Sapı Yanıtı testi ile işitmeye dair detaylı değerlendirme yapılır ve işitme siniri hakkında da detaylı bilgi edinilir.
• Timpanometri: Bebekler ve yetişkinler için farklı özellikelere sahip değerlendirme yapılarak orta kulak yapıları değerlendirilir.

Çocuğun işitmesinin değerlendirilmesi için hangi testlerin yapılması gerektiği KBB uzmanı ve Odyoloji uzmanı tarafından belirlenir ve akabinde bu testler yorumlanarak işitme kaybının olup olmadığı, var ise kulağın hangi bölgesinde, ne tip bir sorun olduğu tespit edilir ve uygun çözümler sağlanır.

Çocuğunuzun İşitmesini Korumak için neler yapmalısınız?

• Çocuğunuzun işitmesini düzenli aralıklarla bir uzmana başvurarak test ettirin.
• Kulak çubuğu vb. nesnelerle kulaklarını temizlemeyin.
• Yüksek gürültüye maruz kalmalarını engelleyin.
• Orta kulak iltihabı olmaları durumunda hassas davranın ve bu süreçte de işitmelerinin mutlaka değerlendirilmesine önem verin. Özellikle okul öncesi dönemde sıklıkla karşılaşılan orta kulak iltihapları geçici de olsa işitme kaybına neden olabilmekte ve bu durum özellikle dil ve konuşma becerilerini olumsuz etkileyebilmektedir.

İşitme kaybı gözle görülemeyen bir sorun olduğu için çocuğunuzun işitmesine dair detayları gözden kaçırma olasılığınızın varlığını unutmayın. Bu amaçla yaşamının ilk yıllarında işitmesinin düzenli değerlendirilmesine önem verin.

EMG

EMG / ENMG (Elektronöromiyografi) Nedir?
emg4EMG; sinirler ve kaslardan alınan elektriksel sinyallerin yazdırılması anlamını taşır.
EMG; sinirleri etkileyen hastalıklarda tanı koymak, tanıyı doğrulamak, işlev bozukluklarını ya da yapısal hasarların şiddetini belirlemek, hastalık sürecini izlemek ve uygulanan tedavinin etkisini değerlendirmek için başvurulan bir inceleme yöntemidir.
EMG incelemesinde hastaya farklı testler uygulanabilir. En çok uygulanan testler “sinir ileti çalışmaları” ve “iğne EMG’si” testleridir.
Sinir İleti Çalışmaları 
EMG incelemesi sırasında; cilt üzerine yapıştırılan uyarıcı elektrodlarla sinirlerin belirli noktalarına verilen elektrik uyarıları ile bu sinirlerdeki sinyaller ortaya çıkarılır. Bu sinyal deri üzerine yerleştirilen kayıt elektrodları ile kaydedilir.
İğne EMG’si 
Bu işlem; iğne elektrot adı verilen özel bir kayıt elektrotlarının kas dokusu içine batırılması ve kas lifleri üzerinde elektriksel sinyallerin kayıt altına alınması amacıyla yapılmaktadır.
Kas liflerinin hafif ve güçlü kasılmaları sırasındaki ürettikleri sinyaller değerlendirilir. Böylece saptanan hastalığın vücudun neresinde olduğuna ya da yaygın bir hastalık durumunda hastalığın yaygınlık derecesine ilişkin bilgiler elde edilir.
EMG Hangi Durumlarda Yapılır?
  • Diyabet, B12 vitamini, folik asit eksikliği gibi metabolik şikâyetlerde,
  • Organ yetmezlikleri (Böbrek, Karaciğer),
  • Romatizmaya bağlı hastalıklar,
  • Kanser,
  • Kronik alkol kullanımı,
  • Toksik maddelerle ilgili işlerde çalışılması,
  • Bağışıklık sistemi hastalıkları,
  • Kalıtsal nedenler,
  • Çocuk felci,
  • ALS,
  • Kas hastalıkları,
  • Sinir hastalıkları.

EEG

EEG (Elektroensefalografi) Nedir?

EEGBeynin elektriksel etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılan bir işlemdir.
Beyin dokusunda yer alan sinir hücrelerine ilişkin elektriksel sinyaller kafatası üzerindeki saçlı deriye iletilirler. Bu sinyaller kafa derisinin belirli bölgelerine yerleştirilen elektrotlarla bilgisayara aktarılır. İletilen sinyaller bu konuda eğitim almış Nöroloji uzmanı hekimi tarafından değerlendirilir.

EEG Hangi Nedenlerle Yapılır?

  • Sara (Epilepsi) hastalığı,
  • Bilinç ve algı bozuklukları,
  • Unutkanlık, dikkat bozukluğu ve ya bunama,
  • Bazı psikiyatrik hastalıklar,
  • Uyku bozuklukları,
  • Koma, beyin ölümü,
  • Santral sinir sistemi iltihabı.

EEG Nasıl Yapılır?

 Amaca yönelik olarak; incelemenin biçimi rutin EEG, kısa süreli uykuda  EEG ya da tüm gece uykuda EEG, Video-EEG görüntülemesi olarak planlanabilir.
Yapılacak işlemde vücudunuza ve saç derinize elektrotlar bağlanacağı için derinizin elektriksel iletkenliği önemlidir. Bu nedenle; saçlarınızın temiz ve yıkanmış olması önemlidir. Saçlarınızı yıkadıktan sonra; saç kremi, saç spreyi, jöle uygulamayın. Saçlı deriye yapıştırılan elektrotlarla yapılan EEG incelemesi tümüyle zararsız bir inceleme yöntemidir.

Hemoglobin Elektroforezi

Kişinin hemoglobin yapısını belirlemek amacıyla yapılan teste HEMOGLOBİN ELEKTROFOREZİ ismi verilir.

hemoglobinKalıtımsal nedenlerle anormal yapıda hemoglobin proteininin oluştuğu hastalıklarda bu test ile normalden farklı hemoglobin proteininin mevcut olup olmadığı araştırılır, saptanırsa teşhis konmuş olur. Hemoglobin elektroforezi testi en fazla Akdeniz kansızlığı hastalığı taşıyısı olan kişileri saptamak amacıyla kullanılır, sağlıklı görünen Akdeniz kansızlığı hastalığı taşıyıcılarından kan alındığında özellikle alyuvarların çaplarının küçük olduğu görülür, hemogram testinde alyuvarların çapını saptayan MCV değeri normalden düşüktür.

Hemogram (tam kan testi) yapıldığında MCV değeri düşük olan kişilere hemoglobin elektroforezi testi istenmesi gerekir, eğer kişi gerçekten taşıyıcı ise hemoglobin A2 ismi verilen hemoglobin türü, normalden yüksek değerde bulunacak ve Akdeniz kansızlığı hastalığı taşıyıcılığı teşhis edilecektir.

elektroforez referans degerleri

Erişkin kanında bulunan normal hemoglobinler HbA1, HbA2 ve HbF´i kapsar. Anormal hemoglobinlerin (hemoglobinopatiler)en iyi bilinenleri arasında HbS (orak hücreli anemiden sorumludur) ve HbC (hafif hemolitik anemiyle sonuçlanır) yer almaktadır. 

Hemoglobin elektroforezinde en sık rastlanan anomali, HbA2´deki yükselmelerdir ve bunlar talasemiler için özellikle de beta talasemi taşıyıcılığı için diagnostiktir.[check_list]

Test özellikle Beta-Talassemi ve hemoglobinopatilerin tanısında kullanılır. 

  • HbF yüksekliğinde homozigot beta talassemi, heterozigot beta talassemi, herediter HbF hastalığı homozigot veya heterozigot formu, orak hücreli anemi
  • HbA2 yüksekliğinde beta talassemi ve megaloblastik anemi
  • HbH yüksekliğinde HbH hastalığı, alfa talassemi taşıyıcılığı, unstabil Hb hastalıkları akla gelir.[/check_list]

 

Trombositopeni

Normalde kanımızda trombosit sayısı mm3’de 150.000–450.000 arasındadır (eskiden normalin üst sınırı 400,000 olarak kabul edilirdi). Trombositlerin 150.000 ‘in altına inmesine “TROMBOSİTOPENİ” denir. Genelde, trombosit sayısı 30,000-40,000 in altına inmediği sürece hastalarda kanama belirtileri görülmez. Örneğin trombositleri 100,000 dolaylarında, hatta 50,000 olan bir hastanın hiçbir kanama yakınması yoktur.

Normal Değer:

0-3 yaş 130-400 bin/mm3
4-5 yaş 180-510 bin/mm3
6-12 yaş 160-510 bin/mm3
13-15 yaş 170-405 bin/mm3
15 yaş 130-400 bin/mm3

Kullanımı: Koagülasyon sistemi ve hemostaz bozukluklarının değerlendirilmesinde kullanılır. Maligniteler, myeloproliferatif hastalıklar, splenektomi sonrası, romatoid artrit, demir eksikliği anemisi ve akut enfeksiyonlarda trombosit sayısı artarken, ITP, lösemiler, aplastik ve pernisyöz anemi, hipersplenizm, trombotik trombositopenik purpura, masif kan transfüzyonları, bazı enfeksiyonlar ve kemik iliğinin baskılanması ile trombositr sayısı düşer.

Trombositleri azaltan mekanizmaları şu şekilde özetleyebiliriz:

  1. Trombositopeni ya kemik iliğinde yapımın yetersiz kalmasına ya da,
  2. Trombosit yıkımının artmasına, bir diğer deyişle trombosit yaşam süresinin kısalmasına bağlıdır. Burada sorumlu mekanizma ya bağışıklık sisteminin kendi (öz) trombositlerine karşı antikorlar yapması (immün trombositopeniler, örn. İTP) ya da trombositlerin anormal pıhtılaşma olaylarında aşırı tüketimidir.
  3.  Bir diğer trombositopeni mekanizması, herhangi bir nedenle – özellikle karaciğer hastalıklarında – ileri derecede büyümüş dalağın trombositleri hapsederek dolaşım dışında tutmasıdır.

Tam Kan Tetkikleri Referans Değerleri

Lökosit (WBC) 3.8 – 10.0 x10³/µL
Nötrofil oranı (NEUT%) 45.0 – 78.0 %
Lenfosit oranı (LYMPH%) 10.0 – 48.0 %
Monosit oranı (MONO%) 3.0 – 12.0 %
Eozinofil oranı (EO%) 0 – 7 %
Bazofil oranı (BASO%) 0.0 – 1.0 %
Eritrosit (RBC) 4.0 – 6.2 x10^6/µL
Hemoglobin (HGB) 13.0 – 17.5 g/dl
Hematokrit (HCT) 40.0 – 52.0 %
Ortalama eritrosit hacmi (MCV) 80.0 – 95.0 fL
Ortalama eritrosit hemoglobini (MCH) 25.0 – 34.0 pg
Ortalama eritrosit hemoglobin konsantrasyonu (MCHC) 31.0 – 37.0 g/dl
Eritrosit dağılım genişliği (RDW-SD) 35.0 – 44.0 fL
Eritrosit dağılım genişliği (RDW-CV) 11.2 – 15.0 %
Trombosit (PLT) 150 – 400 K/mL
Ortalama trombosit hacmi (MPV) 7.8 – 13.0 fL
Trombosit dağılım genişliği (PDW) 9.0 – 20.0 fL
Trombosit / büyük hücre oranı (P-LCR) 14.0 – 50.4 %
Plateletkrit (PCT) 0.15 – 0.40 %
Eritrosit Sedimentasyon Hızı (ESR) < 15 mm/sa

AMH Testi

Anti – Müllerian Hormon (MIS) , doğrudan yumurtalıktan salgılanan bir glikoproteindir . 6 mm ye kadar olan yumurta hücrelerinden salgılanır (granülosa hücreleri). AMH salgısı kız çocuklarında 36. gebelik haftasında başlar , menopoza kadar devam eder . Kadında mevcut yumurta miktarını göstermek amacıyla AMH ölçümü giderek yaygınlaşmakta ve yumurta sayısı ile güçlü bir ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Yumurta sayısı azaldıkça kan düzeyleri düşüş gösterir. AMH salgısının yine önemli bir belirteç olan Folikül Stimülan Hormon (FSH) ile bağlantısı yoktur. AMH ölçümlerinin FSH’ya oranla bazı avantajları da vardır .[starlist]

  • Ay içinde herhangi bir zamanda yapılabilir oysa FSH düzeyleri değişkenlik gösterir.
  • Kan östrojen düzeylerinden etkilenmez, FSH ise yüksek östrojenle baskılandığı için, düşük çıkan değerler yanıltıcı olabilir
  • Aydan aya çok büyük değişiklikler göstermez, tek ölçüm yeterli olur. Yaşla beraber azalır.
  • Tedavide alınacak yumurtalık cevabı için ön bilgi verebilir, kötü cevap ya da aşırı uyarılma konusunda yardımcı olabilir.[/starlist]

Ancak unutulmamalıdır ki AMH düzeyleri gebelik konusunda kesin bir sonuç vermez , menopoz yaşı hakkında da belirleyici değildir, çok düşük AMH düzeylerinde de gebelikler elde edilmiştir.

38 yaşın altındaki normal yumurta sayısına sahip sağlıklı bir kadında kanamanın 3. Gününde yapılan kan AMH değerleri 2.0-6.8 ng/ml’dir, ancak polikistik yumurtalığı olan hastalarda yüksek seviyede bulunmuştur.

AMH ölçümleri kadının doğurganlık potansiyelini ve tedaviye vereceği yanıtı belirlemede kullanılabilir.Serum AMH düzeyleri yumurtalıktaki yumurta sayısıyla bağlantılıdır , düşük AMH seviyeleri olan bir kadın büyük ihtimalle tedaviye kötü yanıt verecektir. Ayrıca düşük AMH düzeyleri azalmış yumurtalık reservi hakkında da uyarı verecektir.

Polikistik yumurtalığı olan kadınlarda artmış yumurta hücreleri (granülosa) ile AMH arasında ilişki vardır.

PCO li kadınlarda AMH değerleri 6.8 ng/ml bulunmuştur , bu değer polikistik yumurtalık tanısı konmasında ve tedavi sırasında gelişebilecek aşırı uyarılma (OHSS) tehlikesini önceden haber verme konusunda yardımcı olmaktadır.