Göz Damlası Oruç Bozar mı

Diyanet İşleri Başkanlığı, kendisine yoğun olarak yöneltilen soruları cevaplandırdığı Din İşleri Yüksek Kurulu web sitesinde yayınladığı fetvada göz damlasının orucu bozmayacağını açıkladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daha önceki Ramazan aylarında da bu doğrultuda açıklamalarda bulunduğuna dikkat çeken Dünyagöz Etiler’den Op. Dr. İrfan Kayurtar, hastaları göz damlalarını aksatmadan kullanmaları konusunda uyardı.

Ramazan ayının gelmesi ile birlikte nelerin orucu bozup, nelerin bozmayacağı konusunda her sene yapılan tartışmalar da gündemdeki yerini aldı. Tartışmaya açılan ürünlerin arasında bulunan göz damlalarıyla ilgili cevaplandırmayı ise Din İşleri Yüksek Kurulu verdiği fetva ile yaptı. Göze damlatılan ilaç miktarının çok az olduğunu ve bunun bir kısmının da gözün kırpılmasıyla dışarıya atıldığının vurgulandığı fetvada “Damlanın yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali bulunmaktadır. Bu bilgiler, değerlendirildiğinde, göz damlası orucu bozmaz” denildi.

Göz hastalıklarında tedavinin aksatılmaması gerektiğini belirten Dünyagöz Etiler’den gozdamlasiOp. Dr. İrfan Kayurtar, “Oruç tutacak hastalarımızın Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı açıklama ile birlikte göz damlalarını gönül rahatlığıyla kullanmalarını ve kesinlikle ihmal etmemelerini tavsiye ediyoruz. Çünkü her hastalığın tedavisinde olduğu gibi göz rahatsızlıkları tedavisinde de süreklilik çok önemlidir” dedi. Gözün, insan vücudunda kendisini yenilemeyen tek organ olduğunun altını çizen Op. Dr. Kayurtar, “Bu nedenle hem erken teşhis hem de teşhis sonrası doğru ve sürekli tedavi kritik önem taşıyor. Bu yüzden göz kesinlikle ihmale gelmez ve tedavisi devamlılık gerektirir. Periyodik göz muayenesi olması gereken ve göz damlası kullanan hastalarımız muayenelerini ve ilaç tedavilerini Ramazan ayı nedeni ile asla ertelememelidir” dedi.

Hamileler oruç tutabilir mi?

Şu sıralar bebek bekleyen pek çok anne adayı, Ramazan dolayısıyla “Acaba oruç tutabilir miyim?” “Oruç tutarsam bebeğim etkilenir mi?” diye soruyor.

Gebeliğin her evresinin hem anne hem bebek için aynı derecede önem taşıdığını belirten uzmanlar, bu dönemde uygun beslenmenin sağlıklı bir gebelik sürecinin olmazsa olmazlarından olduğunu söylüyor.

“İslamiyet’te gebe kadınlar için oruç zorunlu değil” diyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, gebelikte oruç tutan ve tutmayan kadınlarla ilgili yapılan araştırmalar hakkında önemli bilgiler verdi.

DÜŞÜK DOĞUM AĞIRLIĞI VE ERKEN DOĞUM

“Gebeliklerinin ilk üç ayı içinde oruç tutanlarda düşük doğum ağırlığı sıklığı %10 oranında daha fazla. Erken doğum olasılığı da oruç tutmayanlara göre daha yüksek.

Yine bazı araştırmacılar düşük doğum tartısı ve erken doğum yanında, bu çocuklarda öğrenme güçlüğünün sıkça gözükmesinden dolayı, okul başarısının da olumsuz etkilenebileceğini belirtiyor.

TANSİYON, ÇARPINTI, HALSİZLİK, KAN ŞEKERİNDE ANİ YÜKSELME

Bebekle ilgili potansiyel risklerin yanında, özellikle bu uzun ve sıcak yaz günlerinde sıvı alımındaki yetersizliğe bağlı tansiyon düşmesi, çarpıntı ve halsizlik, uzun açlık sürecinden sonra iftarla beraber kan şekerindeki ani yükselme de orucun gebelerde üzerindeki olumsuz etkilerinden bazıları.hamilelik

DOKTORUNUZA DANIŞMADAN ORUÇ TUTMAYIN

Gebeliğin ilk 3 ayını bitirdiyseniz ve olası problemlere rağmen oruç tutma konusunda kararlıysanız mutlaka doktorunuza danışın. Kadın doğum muayenesi yanında genel sağlık durumunuzla ilgili bir kontrolden geçmeden oruç konusunda kesin karar vermeyin.”

Kolesterol Nedir?

 

Kolesterol karaciğerimiz tarafından üretilen ve vücudumuzda hücre zarları ve bazı hormonların yapımında kullanılan bir maddedir. İnsan vücudu ancak ihtiyacı olduğu kadar kolesterol üretir. Fazlası dışarıdan gıdalar yolu ile alınır. Kolesterol damarlarımızda ihtiyaç duyulan bölgelere lipoprotein adı verilen bir protein aracılığıyla taşınır.

İyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki çeşittir:

İki çeşit lipoprotein mevcuttur.

Düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL-ya da kötü huylu kolesterol) fazlalığı damar sertliğine ve damar duvarına oturan kolesterol plakları nedeniyle damarlarımızda daralmaya yol açar. Damar sertliği hipertansiyona neden olurken damarlarımızdaki daralma kanın akışını bozarak pıhtı oluşmasına ve sonucunda da kalp krizi ve felçlere yol açar.

Yüksek yoğunluklu kolesterol ise (HDL-ya da iyi huylu kolesterol) damarlarımıza yerleşen kötü huylu kolesterolü, metabolize edilerek vücuttan atılması için karaciğere taşıyarak dolaşımdan uzaklaştırır.

totol-kolesterol-degerleri

Yüksek kolesterolün sebepleri nelerdir?

Yüksek kolesterolün başlıca 3 nedeni vardır.

  1. Kalıtım: Ailede kolesterolü yüksek kişilerin bulunması
  2. Beslenme: Doymuş ve trans yağlardan zengin beslenme alışkanlığı
  3. Obezite: Yaş normallerinin üzerinde bir kiloya sahip olmak

Kolesterolü düşürmek için neler yapılmalı?

  • Meyve, sebze ve tam tahıllardan zengin beslenilmeli.
  • Protein için yağsız et, derisi alınmış kanatlı hayvan etleri, balık, baklagiller tüketilmeli.
  • Yağsız veya az yağlı süt ürünleri tüketilmeli.
  • Margarin kullanılmamalı, zeytinyağı kullanılmalı.
  • Şeker ilaveli yiyecek ve içecekten kaçınılmalı.
  • Yürüyüş, koşu, bisiklete binmek, yüzmek başta olmak üzere çocuklar günde en az 1 saat fiziksel aktivite yapılmalı. Egzersiz HDL düzeyleri arttırılmalıdır.

 

Aort damarı neden yırtılır?

Aort damarı kalpten çıkan ana damar olup tüm vücuda kan taşıyan en büyük damardır. Aort damarı oldukça sağlam bir yapıya sahip olmasına karşılık nadiren yırtılabilir ve ölümcül olabilir. Emsey Hospital’dan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Güler, konuyla ilgili bilgilendiriyor.

Sebepleri nelerdir?

Aort damarının ileri yaşlarda (60-70 li yaşlarda) elastikiyetinin kaybolması, iç duvarında kolesterol ve plak birikimi sonucu kireçlenmelerin artması, hipertansiyon ve bazı genetik olarak aort duvarının zayıf olduğu hastalıklar sebep olarak gösterilebilir. Trafik kazaları, düşmeler ve çok ağır kaldırmalar da aortta yırtığa neden olabilir.

Nasıl gelişir?

Aort damarının iç tabakasında meydana gelen küçük bir yırtılma noktası kanın o bölgedeki basıncı ile yukarı ve aşağıya doğru ilerleyerek tüm damar boyunca devam edebilir. Yırtılmanın olduğu bölgeden çıkan hayati damarlar da bundan etkilenip anında ölümcül komplikasyonlar gelişebilir. (Beyin ve Böbrekler gibi) Bazen damarın iç kısmından başlayan yırtılma tüm damar tabakalarını etkileyip damarın dışarı doğru yırtılmasıyla da sonuçlanabilir.

anevrizma

Bariatrik cerrahi nedir?

Bariatrik cerrahi terimi, fazla kiloların verilmesini sağlamak üzere geliştirilen tüm cerrahi prosedürleri kapsar.  Obezite cerrahisinin en geniş kabul gören endikasyonu, Vücut Kitle Endeksi 40 ve üzerinde olan hastalarla, 35 olup bir yandaş hastalığı olan hastaların, multidisipliner bir obezite uzmanı tarafından değerlendirilmesiyle konur. Ameliyat türünün seçimi hastanın sağlıkla ilgili detaylarına, hastanın ve cerrahın tercihlerine göre belirlenir.

Woman measuring waist of overweight  man with tape measure, middle section

Bariatrik ameliyatların hızlı kilo kaybı, yandaş hastalıklarda düzelme ve yaşam beklentisinde uzama üzerinde belirgin olumlu etkileri gösterilmiştir. Bariatrik cerrahi geçirmiş hastaların uzun dönemli takiplerinde kalp hastalığı, diyabet ve kanserden ölüm oranlarında anlamlı azalmalar sağlandığı kanıtlanmıştır. Ölüm oranlarında bu azalma, aynı zamanda uzun dönem sağlık harcamalarında % 40 azalma da sağlamaktadır. Bu ameliyatların belirti vermeyen obez hastalardaki kardiyovasküler riskleri azalttığı gibi, kalp problemleri bilinen hastalarda da mortalite ve morbidite (ölüm ve sakatlık) oranlarını azalttığı gösterilmiştir. Günümüzde bu ameliyatların büyük çoğunluğu, neredeyse tamamı laparoskopik olarak yapılabilmektedir.

Bariatrik cerrahinin metabolik sendrom üzerindeki belki de en anlamlı etkisi insülin direncinin düzelmesi ve diyabetin ortadan kaldırılması üzerindedir. Bu ameliyatlar insülin duyarlılığını ameliyattan sonraki ilk günlerde, yani anlamlı kilo kaybı olmadan bile 2-3 kat arttırmaktadır. Cerrahi geçiren hastalarda diyabetin tamamen ortadan kalkması % 76 gibi bir oranda olmaktadır.

Bu nedenle, bariatrik cerrahiye uygunluk kriterleri genişletilmiş, Tip 2 diyabetten muzdarip bireylerde klasik 40 VücutKitle Endeksi sınırının aranmaması gerektiği, 30 ve üzerinde cerrahinin bir tedavi seçeneği olarak sunulması konusunda fikir birliğine varılmıştır.

Yangısal süreçlerden korunmada da Bariatrik Cerrahi önemli

Metabolik sendromun damar sertliği gelişimi yoluyla kardiyovasküler riski arttırdığı bilinmektedir. Buna yol açan moleküler mekanizmalar aterom, yani plak oluşumu ve ardından gelişen yangısal süreçler, oksidatif stress ve endotel hasarı gibi kardiyovasküler olaylardır.

Obezite cerrahisi plak oluşumuna yol açan bu moleküler suçluları düzelterek faydalı etkisini göstermektedir. Cerrahi, oksidatif stressi azalttığı gibi, sistemik yangısal kimyasalların seviyelerini de düşürmektedir. Endotel, yani damar duvarı düzeyinde yapışmayı arttıran zararlı faktörlerde de azalma sağlamaktadır. Tıbbi tedaviyle kıyaslandığında bariatrik operasyonlar daha fazla kilo kaybı sağladığı gibi, endotel bağımlı damar gevşemesinde de çok daha anlamlı düzelmeye yol açmaktadır.

Yaşlılarda Bypass Ameliyatı Riskli Mi?

sssYaşlı hastalarda bypass ameliyatı sırasında ve sonrasında komplikasyon görülme oranının daha yüksek olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. İbrahim Bayar Çınar “Felç, böbrek ve solunum yetmezliği gibi komplikasyonların yanı sıra yaraların geç iyileştiği durumlarla da karşılaşılabiliyoruz.” dedi.

YAŞLILARDA KALP SAĞLIĞI ÖNEMLİ

Yaşlı hastalarda kalp sağlığını korumanın tek bir yolu olmadığına, erken teşhisin ise hayati önem taşıdığına dikkat çeken Prof.Dr. İbrahim Bayar Çınar şu önerilerde bulundu: “Özellikle 80 yaş ve üstü kişilerin sağlıklı beslenme programı uygulaması, şeker kontrolü yaptırması ve düzenli fiziksel aktivite yapmaya özen göstermesi gerek. Ve tabi ki düzenli checkup yaptırılması da şart! Özellikle karın, bel, sırt ve göğüs ağrısı şikayetinde mutlaka vakit kaybetmeden uzman bir doktora başvurulmalı”

1 yaşına gelmeden ayakkabı giydirmek doğru mudur?

Bebeğiniz yürümeyi öğrenirken mümkün olduğunca ayağını çıplak tutmakta fayda vardır. Böylelikle denge ve koordinasyonunu daha iyi kazanır.

sssEğer bebeğinizin ayakları sıkı ayakkabı ve çoraplar ile sarılırsa düzgün gelişme gösteremez. Bebeğiniz evin dışında yürümeye başlayana kadar veya soğuk ve bozuk zeminlerde yürümüyorsa ayakkabı almanıza gerek olmaz. Ayakkabı aldığınızda esnek olmasına dikkat edin, esnek ayakkabı kolaylıkla ikiye katlanabilir ayakkabı demektir. Çocuğunuz yürümeye başladığında evin içinde bebeğe zarar vermeyecek güvenli bir ortam yaratılmalı, zeminde takılabileceği şeyler olmamalı ve yerler temiz olmalıdır. Bebek düşme ve kaldırma ihtiyacı ihtimaline karşı asla yalnız bırakılmamalıdır.

Emeklemeden yürümeye geçiş nasıl olur?

sssÇocuklar kendi etraflarında yuvarlandıkça, oturdukça ve emekledikçe kuvvetlenir ve yürümeye hazır hale gelir. Eğer zıplama için oyuncak aldıysanız günde 3 kere 15dakida’dan fazla yapmasına izin vermeyin. 8-10 ay civarında çocuk kendini mobilyalara doğru çekerek ayağa kalkmaya ve ayakta durmaya çalışır. Ayakta kalmayı başardığı zaman oda içinde tutunarak dolaşmaya başlar. Bir süre sonra kendine güvenir ve desteksiz yürümeye başlar. Siz ellerini tutarken birkaç adım dahi atabilir. 9-10 ay civarında ayakta durur pozisyondan oturur pozisyona geçmeyi öğrenir. Eğer ayakta durmayı öğrenmiş ve oturur pozisyona geçmeyi başaramazlar ise hemen kucağınıza almayın veya oturtmayın, dizinin üstüne çömelerek oturmayı gösterin ve denemesine yardımcı olun.

Kısırlık nedir?

sssKısırlık; çiftlerin, doğum kontrol yöntemi uygulamadan bir yıl süreyle düzenli bir cinsellik yaşamasına rağmen kadının hamile kalamamasıdır. Kısırlığın sebepleri arasında dağılım genellikle şöyledir: Kısırlık problemi olan çiftlerde; erkeğe bağlı sebepler yaklaşık olarak yüzde 40, kadına bağlı sorunlar yüzde 30, her iki eşe de bağlı olarak gelişen problemler yüzde 20, açıklanamayan kısırlık ise yüzde 10 oranında görülmektedir. Çiftlerin yapılan ilk ön tetkiklerinde gebeliğe engel teşkil edecek herhangi bir sorun tespit edilmezse; bu grup, açıklanamayan kısırlık olarak tanımlanır.

Kısırlık Nedir?

Tüp Bebek Tedavisi Nedir? Kimlere Uygulanır? Zor Bir Süreç Mi?

Tüp Bebek Tedavisinin Basamakları?

Tüp Bebek Tedavi Yöntemleri

Çocuklar İçin Antibiyotik Hazırlamak

tozantibiyotikKış aylarının yaklaşmasıyla beraber çocuklarda görülen ateşli hastalıklarda artış yaşanmaktadır. Ateş viral veya bakteriyal enfeksiyon kaynaklı olabilmektedir.

Viral olan Ateş Hastalıklar için ANTiBiYOTiK kullanmaya GEREK YOK!

Ancak bakteriyal kökenli hastalıklar için mutlaka ANTiBiYOTiK başlanmalıdır. Antibiyotik başlanması gerektiğine ve hangi antibiyotiğin kullanılması gerektiğine ancak DOKTORUNUZ KARAR VEREBİLİR.

Çocuğunuz ateşlendiğinde ÖNCELİKLE YAPMANIZ GEREKENLERi bu sayfamızda okuyunuz. Hala düşüremediğiniz ateşli çocuğu mutlaka doktor muayenesine götürünüz. Doktorunuz gerekli görürse antibiyotik başlayacaktır.

Bu yazı piyasada toz halinde satılan antibiyotik ilaçların nasıl hazırlanması gerektiği hakkında bilgi vermektedir.

Kutudan çıkardığınız toz halindeki antibiyotiği toz iyice harmanlansın diye çalkalıyoruz. Tozların dağıldığını gördükten sonra daha önceden kaynatıp soğuttuğumuz (böylece temiz su haline gelmiş oluyor) suyu şişe üzerinde işaretlenmiş çizginin 2/3 (TAMAMI DEĞİL: sadece üçte ikisi) kadarını doldurup çalkalıyoruz.

5 dakika dinlenmeye bırakıyoruz ki bu arada toz iyice çözünsün ve ilaç kendini suya bıraksın.

5 dakika bekledikten sonra işaretli yere kadar daha fazla su koyup çalkalıyor ve ilacı içmeye hazır hale getirmiş oluyoruz.

İlaç (özellikle antibiyotikler) mutlaka doktorunuzun tavsiye ettiği miktar ve sıklıkta kullanılmalıdır.

[su_note note_color=”#edebeb”]Genelde;

  • Augmentin, Amoklavin, Bioment, Klamoks, Serozil, Aksef, Sefaks, Setrizin, Sefoksil isimli ilaçlar 12 saatte bir (günde 2 kez)
  • Zitromaks, Azitro isimli ilaçlar günde bir kez kullanılır.[/su_note]

Tüm ilaçlar günün aynı saatinde alınmalıdır. Çocuk iyileşmiş bile olsa antibiyoikli ilaçlar bırakılmamalı ve doktorunuzun söylediği gün kadar (en az 7 gün) kullanılmalıdır. (Zitromaks, Azitro 3 veya 5 gün kullanılır.)

İlaç hazırlandıktan sonra buzdolabı kapağında AĞZI TAM KAPALI şekilde saklanmalıdır. Bir sonraki kullanımda dolaptan çıkardığınız ilacı direk çocuğa VERMEMELİSİNİZ. Oda sıcaklığında beklettikten sonra ılıdığını tespit edip bu şekilde vermeniz uygun olur.

İlaç hazırlandıktan sonra en fazla 15 gün dayanır. Sonra kaldırıp atılmalıdır.

antibiyotik-nasil-etki-eder

İlaçları çocuğunuzun erişemeyeceği bir yere koymalısınız. Olması gerekenden daha fazla (iki üç ölçek fazla) verdiyseniz veya ilacı normal dozunda vermiş olsanız bile çocukta beklenmeyen KAŞINTI, KIZARIKLIK, KUSMA, ÖKSÜRÜK gibi belirtiler tespit ederseniz, ACİL OLARAK BİR SAĞLIK KURULUŞUNA MÜRACAAT ETMELİSİNİZ.

Doktorunuz Antibiyotik Önerdiyse Kullanın!